bu kavram hayatımıza girdiğinden beri pek çok erkeğin en büyük sığınağı olmuştur. güzel, çirkin fark etmez, bütün türk erkekleri kendilerini karizmatik bulurlar ve bu karizmadan ötürü, etrafındaki insanların gizliden gizliye kendilerine hayran olduklarına, etraflarına bir garip enerji saçtıklarına inanırlar. param yok ama karizmatiğim, yakışıklı değilim ama karizmatiğim, haftada bir banyo yaparım, saçlarım yağlı gezerim ama karizmatiğim, günde altı kere otuzbir çekerim ama karizmatiğim, bütün kadınlar benden hoşlanır ama belli etmezler, çünkü çekinirler, çünkü karizmatiğim.
karizma böyle bir şey değildir halbüse; bak mesela halbuki yerine halbüse diyorsan karizma filan kalmaz, ayakkabıların toprak sahada altı saat top oynamış gibi tozluysa karizma kuş olur, uçar. karizma; fizik, para, eğitim, diksiyon ve hatta ses tonu gibi pek çok bileşenden oluşur. diyelim ki çok manalı bakan bir çift gözün var, paran var, araban canti, kılık kıyafet on numara ve fakat konuşmaya başlayınca nezleli boza satıcısı gibi bir ses çıkarıyorsun, her şey bitti işte. diyeceğim odur ki, pek çok bileşenin aynı ademde bir araya gelmesi uzak ihtimal olduğundan, gerçekten karizmatik olan insan sayısı çok azdır. ben mesela, karizmanın kıyısından bile geçemeyeceğimi yıllar önce anladım; kendimi kandırmayıp mızmız bir hayat yaşadığım için mutlu sayılırım.
hala var mı bilmiyorum; eskiden, insanlar gazetelerde kendilerine eş ararlar, rumuzlarla yazışırlardı. her gün mutlaka tamamını okurdum. karizma sözcüğü popüler olduktan sonra, gazete köşelerinde kendilerine eş arayan erkeklerin yarısına yakının rumuzunda mutlaka "karizma" geçerdi. bir tanesini unutmam mümkün değil: karizma34. istanbul'dan yazıyordu ve 34 yaşındaydı. istanbul'un plaka numarası, yaşı ve karizması aynı rumuz içinde, yani mükemmel bir buluş. şuna benzer bir şeyler yazmıştı: "iyi bir işi, kendine ait evi, doğan slx arabası olan orta boylu, esmer, karizmatik beyim. ciddi ve varlıklı bir bayanla anlaşarak evlenmek istiyorum. fizik önemli değil, önemli olan ruh güzelliğidir benim için". ulan sen gazeteyle eş arayan bir adamsın; orta boylu dediğine göre boyun en fazla 1.65, bu ülkede normal esmerler kendilerine "kumral" dediğine göre sen kaşlarından böğürtlen toplanabilecek kadar karasın, varlıklı bir kadın arıyorsun, güzel çirkin fark etmez diyorsun, işin mişin de yok. ne karizması ulan, ne karizması?!
kısaca karizma, genelde "bende var" diyende olmayan, enteresan, hoş bir olgudur.
*