memlekette işverenlerin yoğunlaştığı bir kaç belli başlı insan kaynakları sitesinden bir tanesi. buraya kadar eyvallah, görüntülü cv, iş bulmuş insanların açıklamaları, üye olan firmaların logoları vb. ögelerle bambaşka bir dünya, iş dünyasının internette vücut bulması gibi görünüyor ilk bakışınızda.
ancak belli başlı firmaları çıkarırsak, gazetelerde sık sık gördüğümüz sıcak satış-pazarlama, prim usülü satış, evinizden çalışın
home office kurun vb., maaşsız, çoğunlukla sigortasız, önce kendin al sonra çevrene sat veya ürünü al kapı kapı gez, ilanları da bir kenara ayırırsak diğer firmaların insan kaynakları departmanlarının cv'leri ayrıntılarıyla incelediğinden bile şüpheliyim. incelemeyi geçtim şöyle bir göz gezdirmediklerine bile bahse girerim.
üstelik tanıdıkla, torpille işlerin yürüdüğü bir iş ahlakının olduğu memleketim de, bu sitelerden faydalanma payınızın iyice düşmesi de
cabası. başvurduğunuz ilana 1 yıl sonra cevap geldiği bile oluyor ki bunlar da robot cevaplar, klasik kopyala yapıştır mı diyeyim ne diyeyim, uygun bulamadık gibisinden. 1 yıl geçmiş üzerinden arkadaşım, koca bir yıl. uygun bulsan ne olacak dalgamı geçiyorsun benimle sen. buna bile şükrediyorsunuz geri dönüş olmamış onlarca başvurunuzu gördüğünüz de. bazen de ararlar aradan aylar geçmiştir. neye başvurduğunuzu unutmuşsunuzdur. aradıklarında da sanki başvuruyu dün yapmışsınız gibi, sanki telefonun başında aylarca yemeden içmeden, uyumadan o aramayı beklemişsiniz gibi, hayatınızın merkezi o geri arama olmuş gibi doğru dürüst bilgi vermeden, bir merhaba demeden, çok güncel ve önemli olan? konuya girerler,
"kardeşim sen kimsin ?"
"kimsin sen ?"
"bi anlat bana açıkla"
yarım ağızla söylediklerini, duymak için telefona yapışarak anlamaya çalışırsınız;
"bize iş başvurusu yapmışsınız beyfendi"
"mmhrtm nasn dasm şirketi"
"ne anlamıyorum hanfendi ne diyosun ?"
"başvurunuz hala geçerli mi beyfendi"
"hangi başvuru aloooo ?"
"*********** firmasına yaptığınız başvuru hangisi olacak beyfendi"
"e
yuh artık, gerçekten
yuh yani."
"ben 3 iş değiştirdim o ilana başvurduktan sonra, şaka mı bu ?
ayıp gerçekten ayıp.
"bu geri dönüşü yaşayamayanlar da var beyfendi sakin olun !"
"
siktir."
bunun yanında ülkem firmalarının tecrübeli sorumluluk sahibi, çalışkan insan kaynakları çalışanı yada çalışanları, atıyorum 10 aralıkta verdikleri bir ilanın başvurularını incelemeden, her 3-4 günde bir aynı ilanı tazelerler, yenisine başvurayım dersin, "daha önce 10 aralıkta bu ilana başvurdunuz" uyarısı ile apışır kalırsın. "cv'm kaç gere görüntülendi acaba en azından 1 yazsın orada" dersin bakarsın. hiç.
başvurduğun gibi duruyor database de o cv.
(bkz:
bu da böyle bir anımdır) kısmı;
bazen arayı fazla uzatıp özletmeden ararlar. mesela bir keresinde 1,5 ay kadar sonra geri arama oldu başvurumda. şu saatte şuraya geliniz mülakat için dediler. sigorta şirketi. yani şahsi yorumumla, zenginin parasına karşılık siz çenenizle saldıracaksınız. halt ederseniz para akıcak. sigortalı olucak. prim alıcaksınız. güzel takım elbiseler giyeceksiniz, bir de bond çantanız olur. şirketin prestijine, büyüklüğüne göre "notebook" falan da verebilirler. böyle bir iş. maaş + prim dir bunun olayı o kesin. ofis içerisinde ki işleyişte sabit bir rol almayacaksanız tabi. yani roldür, tv reklamlarında ki kravatlılar gibi olmaya kasıcaksınız. prezentabl ol, gülümse, dilini iyi kullan, dinamik ol bu. mülakat deyince aklıma karşılıklı görüşme gibi bir şey geldi. ama nerde.
biri süresiz, diğeri 20 dakika süreli iki yazılı sınav, bundan öncesinde yarım saatlik şirketin tanımı, geçmişi, misyonu üzerine bir slayt gösterisi, firma da etiket sahibi kişilerin biyografileri falan filan oy oy oy. bu ön mülakattan sonra sizi arayacağız cevabı geldi yine. eyvallah.
aradan 1 ay kadar geçti tekrar aradılar. test sonuçlarınız incelendi, yaptığımız elemeden sonra sizinle görüşmeye devam edeceğiz, yarın şu saatte burada olun. testlerde sorulan sorular zekayı, mantığı falan ölçmeye yönelik psikolojik şeylerdi kanaatimce. bu zamana kadar, yapacağınız işle ilgili tam olarak ayrıntılı bir tanım yok elinizde daha, sigorta şirketi işte sigortacı olursun geliyor aklınıza. arkadaşım sigorta nedir, biz ne iş yapıyoruz diye soran yok. sırf psikolojik takılımlar.
lobide çalışan insanları izliyorum. benim gibi görüşmeye gelmiş 1-2 insan daha var. ben hariç herkes pırıl pırıl, ışıl ışıl. en salaş benim, bu dokundu zaten ilk. kotlu tek adam benim lobide ki. herkes takım, herkes makyaj fıçısına düşmüş, herkes modayı yakından takip ediyor. ve herkes bir şeylerle uğraşıyor, dekor gibi hissetttim kendimi bi an. yanımdaki adayla konuşayım dedim. çocuğun beti benzi atmıştı, heyecandan eli ayağı dolanmış, üstünde başında bir kırışıklık toz zerresi falan varmı onu inceliyor. benim siyah deri ceketi kurcalamaya başladım bende, elimi gezdiriyorum orasında burasında boş durmayayım diye. hayır verdiğin saati neden geçiriyorsun, hadi arayıp ertesi gün sabahın köründe arada gün atlamadan çağırdın eyvallah, saat 8 dedikten sonra beni orda neden dekoratif bir biblo haline getiriyorsun, sinirlerimi mi deniyorsun, yoksa "ske ske bekleyeceksin, sistem böyle, iş bu iş, ekmek bu, beni kategorize etme" mi demek istiyorsun. naziksin o bakımdam söyledim. modern nazik hani.
biri bayan diğer erkek iki kravatlıyla bir odaya alıyorlar sizi. merhaba rene bey, merhabalar !?!?
cv'yi inceliyor. soruya bak şimdi. iyi bak yalnız;
benim ortalama 3 ayımı almışsın bekleme süresini de sayarsan, ilk mülakata kadar sokmuşsun üstelik, bir kelime konuşacak ortam oluşturmamışsın bana, denek gibi testlere tabi tutmuşsun sadece, kendi reklamını yapmışsın aklınca beni etkileyip vay anasını bedavaya çalışırım ben burda be kıvamına getiriyorsun, göze göz görüşüp şak diye çözmek varken;
-daha önce sigortacılık üzerine bir deneyiminiz yok okuduğum kadarıyla, böyle bir işte çalışmamışsınız yani.
+evet çalışmadım!
-peki neden başka sektörler değil de sigortacılık ?
+ne bileyim ben !?
-peki sigortacılık hakkında ne biliyorsunuz, daha önce hiç ilgilendiniz mi, veya şirketimiz hakkında bir bilginiz var mı.
+hayır yok.
-hmm. rene bey ?
+buyrun
-neden bizimle çalışmayı istiyorsunuz ?
ya lütfen arkadaşım lütfen ya. (bkz:
yapma canım yapma arkadaşım)
hayır deneyeyim dedim olmuyor. vücut dili diye bir şey var, açık veriyorum, yapamıyorum.
+eee..ööö.. şirketiniz alanında lider, bende sigorta sektörüne gireceksem kesinlikle sizinle çalışmalıyım dedim kendi kendime. en yüksekten başlamalıyım dedim.
-peki deneyiminlerinize güveniyormusunuz başlangıç için kendinizi uygun görüyormusunuz bu sektöre ve şirketimize.
+hayır.
-eee.öömm nasıl ??
+hayır görmüyorum.
-????
+ne yapacağımı bilmiyorum. ben tam olarak ne yapacağım burada ?
-biz burada ne yapıyoruz sizce ?
+insanların parasını....( burada uzun süre durakladım içimdekini dışarımı kustum bu vurguyla, bende anlamamıştım, insanların parasını alıyorsunuz diyecekmişim gibi çıktı ağzımdan ve sonrasını getiremedim resmen kitlendim)
-"değerlendiriyoruz" diyecektiniz sanırım değil mi ( diyerek gülümsedi toparladı kravatlı adam)
-onların geleceğini garanti altına alıyoruz.
+hı hı evet, tabi ki.
-peki rene bey, biz sizi arayacağız, eğer uygun bulunursanız, bölge müdür yardımcımızla karşılıklı bir görüşme yapacaksınız, onay gelirse, bölge temsilcimizle görüşeceksiniz ve umarım aramıza katılacaksınız.
( e artık yuh da faydasız burda hocam be.
*
bu görüşmenin ardından iki insana daha kendinizi sevdirmeniz lazım. bu cocuk olur onaylıyorum diyerek damgayı poponuza vurduktan sonra işe alınıyorsunuz. kaç para alacaksınız, mesai kaç saat, ofistemisiniz, gezicekmisiniz, ne yapacaksınız daha belli değil, ne yapıcam lan ben burda ha? ne ?
departmanım ne olacak kurumsaldamıyım, çaycımıyım, bireyseldemiyim, neyim ? nedir?
bana elle tutulur bir şey söyle, beni sorguluyorsun paso ya. neye kanalize olacağımı şaşırdım, savunmaya geçtim resmen.
zaten o berbat görüşmeden sonra arasalar dı, and içmiştim, en berbat halimle gidecektim, kirli sakalımı iyice uzatacak, gümüş aksesuarlarımı takacak, postallarımı da çamura bulayacaktım, lobide beklerken de genzime bir şey kaçmış gibi tiksinç sesler çıkaracaktım, kendime verdiğim söz dü bu. ciddiyim.
gerçekleştiremedim tabi.
yaşadığım bu ufacık deneyimden sonra, lobide izlediğim o bünyelerin neden robotlaştığını, otomatikleştiğini az çok anlamıştım. nezaketsizlik değildi bu, veya ciddiyetsizlik. bu içiboşluğun, makineleşmenin, gerçekleri yansıtmadan giydirilen yapmacık rollerin üzerlerinde eğreti durmasıydı, ve bunun bende yarattığı mide bulantısıydı.
o gece bir güzel içtim, kustum ve arındım.
*