1918'de kuzey kafkasya'nın kabardey bölgesinde doğmuş büyük ozan. kardenghush pature'nin oğludur. çok zor bir çocukluk geçirmiştir. döneminin en büyük hastalıklarından olan sıtma yüzünden ailesinin büyük kısmını kaybetmiştir. sıtmadan sağ kurtulan annesini de 1929'da, henüz kendisi on bir yaşındayken kaybeder. annesi ölünce, evli olan abisinin yanına nalçik'e gider. bir süre burda eğitim alır. sonra tekrar köyüne götürülür ve eğitiminin kalan altı yılı burda tamamlatılır. sonra uçetçinkıu kolhozu'nda çalışmaya başlar. burdan sonrasını kendisi şöyle anlatır: "1935 yılında ülkemize, ünlü sanatçı efremov'un liderlik ettiği bir grup gelmişti iş vesilesiyle. görevleri, kabardey ve balkar köylerinden, tiyatro için yetiştirilmek üzere akıllı ve hevesli gençler seçmek ve onları moskova’ya götürmekti. onlar, şorten askerbiy ile beraber psıguensu’ya gelince, partkomu köyüne dönmüş olan ağabeyim murid beni elemelere götürüp, misafirlerin önüne dikiverdi. 'şarkı biliyorsan söyle bize bir tane' diyerek döndü bana şorten. işin içeriğini henüz bilmesem de, büyük bir keyifle söyledim onlara “nequelen” şarkısını. bu şarkıyı ağabeyimden birçok kez duymuştum ve iyi biliyordum. büyük bir neşe ve sevinçle şarkıyı söyleyip bitirdikten sonra, bana sanat eğitimi almak üzere moskova’ya gitmek isteyip istemeyeceğimi sordular. bunu çok istiyordum. böylece, bölge ensitütüsünde tiyatro okumaya başladım." burda gitis'e başlar ziramuk ve burasını da kırmızı diploma ile (üstün başarıyla) bitirir.
öğrencilik yıllarında “kanşowbi ile guaşeghagh” adında bir drama yazar ve 1940 yılında, gitis’i bitirerek vatanına döndükten sonra, kabardey tiyatrosu ilk perdesini bu tarihte bu dramayla açar. bu hem ziramuk için hem de kabardey tiyatrosu için bir başlangıç, bir dönüm noktasıdır.
burda ikinci dünya savaşı ve özelde kabardey için "vatan savaşı" patlak verir. ziramuk cepheye gitmek zorundadır. vatan savunması bunu gerektirmektedir zira. gider de. sonrasında hapishanelerle ve firarlarla, ağır yaralanmalarla devam eden bir serüven başlar.
"savaş sonrası evime döndüm, diyor ziramuk. beni orda eşim zuliha ile küçük oğlumuz nikolay bekliyordu. zuliha ve ben moskova’da beraber okumuştuk, o da sanatçı idi. bir süre işsiz kaldıktan sonra, tekrar tiyatroda çalışmaya başladık. fakat orada uzun süre kalmadım. eşim hastalandı, onu kaybettikten sonra, 1949 yılında tiyatrodan ayrılarak kabardey - balkar eğitim öğretim enstitüsüne gittim. adıge destanlarını derlemekle görevli çalışma grubunda görev aldım. toprağımızın her bir köyünü, her bir bölgesini gezdik ve toplum destanlarına dair birçok materyal toplayarak beraberimizde getirdik. böylece adige destanları ile derinlemesine ilgilenmeye başladım. sonrasında ise tüm hayatımı, onları derleyip toplamak ve okumakla geçirdim."
1952–1956 yıllarında kabardey pedinstütüsünde filoloji dalını okur ve bitirir. bu tarihlerde adige wuered söylemeye başlar. artık tanınan, bilinen bir ozandır kendisi.
üç oğlu olmuş, üçü de genç yaşlarında vefat etmişlerdir. eşini de 1949'da kaybetmiş olan ziramuk, geçen ocak ayında büyük katılımlı bir törenle 90. yaşını kutlamıştır. adıge şarkılarının, hikayelerinin, atasözlerinin çoğu bugünlere kadar geldi ise bu hiç şüphesiz öncelikle kardenghush ziramuk’un sayesindedir. “eski adıge şarkıları”, “adıge atasözleri (iki cilt)”, “adıge müziği”, “andemirkan” ve daha başka bir çok eseri olan, hayatı boyunca hep derlemeler yapmış, otantik kabardey müziğinin büyük kısmını yok olmaktan kurtarmış, toparlayıp bu güne taşımış bulunan bu değerli thamademize daha nice güzel seneler diliyorum.
emektardı. azimliydi. insanına ve müziğine adanmış bir hayatı vardı. yaşamı boyunca çok sıkıntı çekti ama asla müziği için türlü fedakarlıklarda bulunmaktan kaçınmadı. tüm sıkıntılara, yokluklara rağmen inadına çalıştı; hep çalıştı ve bize çok sayıda adige wuered hediye edip dimdik şekilde bize vedasını etmeye hazırlandı. şimdi, genç yaşta kaybettiği ve belli ki hep özlediği iki evladının yanına gidiyor doksan bir yaşına gireceği 2009' u göremeden. mekanı cennet olsun. tham wutşşimghaghupşşejk'e diy thamade lhap'e! tham jenet lhap'er quwiyt..
başlangıçtaki kabardeyce ve kiril alfabesiyle yazılmış satırlar: "kardenghush ziramuk 90 yaşında! tanrı daha nice uzun yıllar senin gölgen altında yaşamayı bize nasip etsin; bizim değerli thamade'miz, altın dedemiz."
fonda çalınan şarkı, kardenghush'ın kendisi tarafından derlenen bir adige wuered'dir. seslendiren de kendisidir.
arada elinde mikrofonla sahnedeki bir konuşmasından (ki 90. yaş günü için düzenlenen törenden alınmıştır o görüntü) alıntı yapılmış. şunları söylüyor thamade kardenghush: "eskiden 'adige atı' dedin mi akan sular dururdu; adigelik öyle anlı şanlı bir şeydi. ama sonradan kabardey olan adını duyurmaya başladı ve o zaman, biz 'kabardey' adını kullanmaya başladığımız zaman yani, 'kabardey genci/ kabardey kızı' , övgülerin en büyüğü haline geldi. bunu şunun için söylüyorum: kabardey adı değerli ve bu adın kendisinden alındığı prens kabarde'nin mezarı mexueghaps tepesinde. her bir yandan gelip geçenler yollarına devam ederlerken 'şu da ne?' dediklerinde biz neden 'kabardey adının kendisinden alındığı prens kabarde'nin, atamızın anıt mezarı o' diyerek gösterebileceğimiz bir mezar inşa edemiyoruz oraya? (neden namımızı yürütmüyoruz?). bu benim içimi acıtıyor."
rahmetli az biraz kabardey mikromilliyetçisi idi; kabul.
ve son bölümde söyledikleri: " 'bir yılın acılarını bir kağnı arabası taşıyamaz; olup bitecek her bir şeyi de tek bir adamın bilebilmesine imkan yoktur' der eski bir çerkes deyişi. her şeyi en güzel haliyle başarabilen kimse yoktur bu dünyada. benim de başaramadığım çok şey var (ardımda bıraktığım). ama düşünüyorum da, pişmanlık duyacağım hiç bir şey yapmadığımı farkediyorum (hiçbir şeyden pişmanlık duymuyorum) çocukluğumdan bugüne kadar. hayatım boyunca kimseyi kıskanmadım. kimsenin kötülüğünü istemedim. gıpta ettim sadece (ulaşamadıklarıma). eski bir çerkes bilgesi şunları söylüyor: 'dilini eğit. ruhunu yıpratma. kendini ihtiyarlığa teslim etme. oğlunu yüzüne karşı övme. arsızla didişme. yiğitlikle düşman tutma (yiğitliğine güvenip olur olmaz kişilerle düşmanlığa girme). düşmanın ölünce sevinme.' işte ben de bunları uygulamaya çalıştım ömrüm boyunca."
vasiyet gibi sözler. mekanın cennet olsun thamade kardenghush.