görseller
kardeşkardeş
  
belki ilginizi çeker
  1. · mülksüzler
  2. · eski sevgilinin nikah şahidi olmak
  3. · kimden ötürü
  4. · kilo alamamak
  5. · öğrenci evi
  6. · hiç seksi olmayan erkek modeli
  7. · kuran kursları
  8. · mahsun film çekmesin kampanyası
  9. · dişi counter strike oyuncusu
  10. · fotomaç
  11. · madde 98: hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap (reklam)
gündem
  1. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  2. · aşk ı memnu
  3. · marjinal isim meraklısı aile
  4. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  5. · 250 milyarlık cip kullanan türbanlı
  6. · ateist yazarların itü sözlük ten defolup gitmeleri
  7. · günün tek kelimelik özeti
  8. · prestupleniye i nakazaniye
  9. · hitit

kardeş  

 sayfa  / 4
  1. aynı ana-baba çiftinin imalatı olan insanların birbirine olan yakınlık derecesi.
    (makteo, 23.03.2004 23:14)
  2. öztürkçesi karındaştır.
    (where is my mind, 31.05.2004 13:20)
  3. pratikte olmaz genelde ama biyolojik olarak dünyadaki en yakının.. genelde en yakın arkadaşlara anlatılan en mahrem şeyler kardeşlere anlatılmaz, onunkileri de duymak istemezsin..
    (bınar, 19.12.2004 23:00)
  4. (bkz: karındaş)
    (bkz: kardaş)
    (selenge, 20.12.2004 19:05)
  5. saç saça baş başa kavga edip iki dakika sonra hiç bir şey olmamış gibi öpüşüp koklaştığın seni en cok anlayan herzaman yanında olan gerçek anlamda kullanıldığında aynı kanı paylaştığın insan.
    (papu, 13.03.2005 22:45)
  6. küçükkken kıskandığın,ergenlikte kızdığın,ilerleyen yaşlarda hiç bir şeye değişmeyeceğin insan. seni anlayan,olduğun gibi kabul eden,şartsız seven insan. uzaktaysa çok özlediğin insan...
    (si, 26.04.2005 15:22)
  7. uzun süre görmediğinde özlediğin,1-2 saat beraber olduktan sonrada didişmeye başladığın,olmazsa olmazın.yoksa kimi kızdırırsın.
    (idiot, 26.04.2005 20:38)
  8. aynı merkezli çemberlerin en içte olanı belki de merkezin kendisi*. bir gün en dıştan başlayarak sırasıyla insanları kaybetmiş de olsam, teker teker herkes beni sevmekten vaz da geçse, beni bıraksalar ve artık yeter de deseler bana daima tahammül edecek, sevmekten vazgeçmeyecek biri var, bu halkanın kırılacağına dair asla ve hiçbir zaman şüphe etmediğim, en ufak bir pürüzün olmadığı bir şey bu kardeşlik bağı.yalnız kalmayacağının garantisi. evet belki kardeş bağı gibi güçlü dostluklar var ama yine de çoğu zaman hatta nerdeyse her zaman 'abla bunu diyeceğini biliyordum' ya da 'abla bu bakışı biliyorum' diyen birisinin olması biraz garip aslında.iki saniye içinde saç saça başbaşa girip ardından bu kadar kolay sarılabilmek mucizevi bir şey. kardeşten başka kim 'gel boğuşalım' der ki her saniye başı (gören de bizi yağlı güreşlere hazırlanıyoruz sanır). uzun süren hasretten sonra gece gündüz haftalar boyu bir saniye bile ayrılmamacasına özlem gidermek istediğin birisinin varlığı, hiç sıkılmadan sanki yeni kavuşmuşsun gibi büyük bir heyecanla konuşabileceğin biri. lan ne güzel bir şey bu kıskandırmak gibi oldu ama!
    (viola, 27.04.2005 02:55)
  9. yaş farkı fazla olduğunda insanların genelde sizi ebeveyni zannettikleri küçük tatlı şey. ha birde size abla/abi demek yerine ya isminizle hitap ediyor yada anne/baba diyorsa iyice karmaşıklaşır durum. annesi/babası olmadığınızı anlatmaya çalışmak bi süre sonra cansıkıcı olmaya başlar, durumu kabullenir vazgeçersiniz..
    (earthshine, 11.09.2005 23:23)
  10. karındaştan türemiş gelmiş.
    kardeş çok yalın kalıyor, ne bileyim sevimsiz, soğuk geliyor bana. ama karındaş! hem sırdaş, hem can, hem manyak, hem sinir, hem dost, hem öyle, hem böyle derken, insanın canının bir parçası; karındaş.
    ohooo ne zaman geçti seneler dememe neden olan insandır kendisi. ilk doğduğu günü hatırlıyorum ben bu pasaklının. anneannem ve babamla annemi hastaneden aldığımız gün hayal meyal aklımda. annem beni değil de kucağında başka bir çocuğu sımsıkı tutuyordu. babam bana değil de bu küçük şeye gülümseyerek bakıyordu. kıskandım mı? hayır. herkesin "papucun dama atıldı" demesine karşın herkesten çok sevdim onu. odamı paylaştım, en sevdiğim oyuncaklarımı kırmasına sesim çıkmadı. ama yeri geldiğinde o'na suç atmadım değil! annemin yeni yaptığı kekin dolabın üzerinden düşüp paramparça olması, evdeki çikolataların bitmesi, vazonun kırılması, televizyon kumandasının bozulması, halıdaki leke; hepsi o'nun suçuydu. garibim, gıkı çıkmazdı, mecburen kabullenirdi! sonra büyüdü tabi, diklenmeye başladı, sustum, susmak zorunda kaldım.
    annemin çikolata sosunu yaptığı tencerenin dibindekileri beraber kaşıkladığım, geceleri korkunca yanıma gelip yatan sıpa bakıyorum ki büyümüş. kız mız davalarına girer olmuş. o'nu üzen tüm kızları düşman bellemişim. bana gelip dert anlatır olmuş. aşktan tövbe ettim derken bir hafta sonra telefonda gene pürüzlü sesini duyar olmuşum. seni özledim demesiyle canım acır olmuş. biliyorum, yan yana olsak şimdi illaki bir gıcıklık yapıp sesimin soprano olarak çıkmasını sağlayacaktır ama olsundur, onunlayken o bile güzeldir.
    yok benim yerime o'nu seveceklermiş, yok papucum dama atılacakmış, yok kıskanacakmışım. laf bunlar laaaffff.ne kıskanması canım??? neyim varsa o'nun olsun, o kadar candır işte kendisi.
    (gülümsün, 16.05.2006 17:13 ~ 17:57)
  11. vazgeçilmezim, dünyamdaki tek dayanağım, aynı karnı paylaştığım, yıllar sonra aynı hayatı paylaştığım, nefesim, başım dara düşünce ilk koştuğum, herşeyine ortak çıktığım, öl dese göz kırpmadan öleceğim, annemle babamın en güzel hediyesi
    (sorunsal, 02.07.2006 22:04 ~ 03.07.2006 21:31)
  12. ilk doğduğu zamanı tam olarak hatırlayamıyorum, artık yaşlandığımızdan mıdır yoksa doğduğunda şahsımın da küçük olmasından mıdır bilemem. resimler var kucağıma almışım ama birileri de yardım ediyor, alttan desteliyor düşürmeyeyim diye. seviniyordur herhalde insan ilk başlarda dedim ya hatırlayamıyorum. sonra sizde küçük olduğunuzdan daha ilginin yavaş yavaş onun üstüne kayması rahatsız etmeye başlıyor içten içe. çevredekiler sen ablasın demeye başlıyor, kıskanmak olmaz diyor. babanız gelip 'sen bizim ilk göz ağrımızsın, hem bak abla oldun ne güzel' demeye başlıyor. öğreniyorsunuz zamanla bu kskançlıkla yaşamayı.

    sonra ilkokul dönemine geliyorsunuz. hele ki aranızdaki yaş farkı 3-4 ise siz çantanızı alıp okul yollarına mutlu mesut koşarken o arkanızdan el sallıyor. siz arkadaşlarınızı eve getirdiğinizde yanınızda olmak istiyor. sizse kapıyı kapatıveriyorsunuz yüzüne. sanki düşmanmışcasına, belki de senelerdir gizliden gizliye beslediğiniz kin su yüzüne çıkmaya başlıyor. sonra orta okul geliyor, artık o da okula gitmeye başlamış oluyor. belki aynı okula gidiyorsunuz,anneniz tembihliyor 'tenefüslerde git bak, servise binerken inerken elinden tut, sınıfına kadar götür' diye. külfet gibi geliyor size, kardeşinizin elinden tutup onu sınıfına bırakmak sanki çok büyük ayıpmış gibi düşünüyorsunuz o küçücük aklınzla.

    sonra liseye başlıyorsunuz. şantajlar havada uçuşmaya başlıyor. paranız bittiğinde kardeşinizden almaya çalışıyorsunuz o daha mantıklı harcadığı için parayı ama tefecilikte ne kadar becerikli olduğunu sergiliyor kardeşiniz. arkadaşlarınızla konuşmalarınızı dinliyor, 'anneme söylerim bak' diye tehtitler savuruyor belki de. kızgınlık hala devam ediyor kardeşinize.

    üniversiteye başladığınızda herşey birdenbire değişiveriyor. sanki hayatta tek arkadaşınız kardeşinizmiş gibi hissetmeye başlıyorsunuz. her sesini duymak istiyorsunuz. annenizden babanızdan daha çok özlüyorsunuz kardeşinizi. o zaman anlamaya başlıyorsunu ki gerçekten o canınızın yarısıymış. ne istersin diye sormaya başlıyorsunuz her eve gelişinizden önce. kısıtlı bütçenizle onu mutlu etmeye çalışıyorsunuz. kendinize alamadıklarınızı, paraya kıyamadıklarınızı onun için düşünmeden alıyorsunuz. hasta olduğunu öğrendiğinizde kurt döküyorsunuz olduğu yerde. acısını paylaşıyorsunuz o bilmese de. dualar ediyorsunuz ona birşey olmasın, birşey olacaksa bana olsun diye.

    ama büyüdüğünü farkedemiyorsunuz hiç. yaşattığı onlarca gururun arkasına üniversite sınavına girerken yanında ablasının olmasını istediğinde okulunuzda kalan işlerin bitmesi için çırpınıp koşuveriyorsunuz yanına. bütün sıkıntısı stresi benim üstümde olsun, o rahat olsun istiyorsunuz. yaşattığı bütün güzel şeylerde gözleriniz yaşarıveriyor, insanlara başarılarını anlatmak daha da yüceltiyor gururunuzu. sizden uzun olması, sizden güzel olması, sizden yetenekli olması, sizden akıllı olması, aynı ortamda sizden daha çok insan tanıması, sizden daha cana yakın olması, sizden daha yetenekli olması, sizden daha mantıklı cümleler kurması hiç kanınıza dokunmaz oluveriyor. eve geldiğinizde hep orda olmasına alıştığınızdan üniversiteye başlaması üzüyor belki de sizi. evde olmadığı zamanlar sıkıcı gelmeye başlıyor, sessiz oluyor sanki o yokken heryer. iyi ki tek çocuk değilmişim diyorsunuz. başka bir şehirde yaşamaya başlayıp 'ben arkadaşlarımla geziyorum 'dediğinde, annenizin niye zamanında sizin için telaşlanıp meraka düştüğünü anlamaya başlıyorsunuz.

    çok sonralardan dank ediveriyor insanın kafasına. keşke küçükken hep onu koruysaydım demeye başlıyorsunuz. keşke o ben uyuyup da çikolata yiyemedim diye benim payımı yastığımın yanına koyarken ben onun gözüne portakal kabuğu sokmaya çalışmasaydım diyorsunuz. keşkelerle dolu bir dünya cümle kurmaya başlıyorsunuz. iyi ki varmışsın, iyi ki doğmuşsun, iyi ki bu kadar sevimli aynı zamanda bu kadar cadısın. galiba sen olmasaydın mutsuz, şımarık bir bebe olur çıkardım...
    (troke, 24.07.2006 15:07 ~ 04.12.2007 18:06)
  13. ona sesleniyorum buradan;

    eğer birgün itü sözlük yollarına düşersen abinin bu yazısını iyi oku...

    aslında ben seni incitmek istemiyorum,sen bana saçma sapan hareketlerinle eziyet çektiriyorsun birden patlayıveriyorum sana,üzülüyorsun kaçıyorsun...elimde olan birşey değil belki senin yüzünden de değil.agresif yapımın getirdiği bir kötülük daha belki.belki sen benim kadar şanslı olamadın,sana alınanlar bana alınanlar kadar çok değildi belki,sen hep benim eskilerimi kullanıyorsun.senin yerinde olmak nasıl birşey hiç bilmiyorum,senin işin de zor olmalı.her zaman başında dırdır eden bir abin yok belki,ya da hep sana kızan.hatırlıyorum hiç unutmam 4-5 sene önce mahalledeki çocuklar seni dövdüğünde ağlaya ağlaya bana gelip ''aaa-abi çocuklar dövdü beni'' demiştin.o anki hırs ve nefret ile tek başıma 6-7 çocuğun arasına dalmıştım.iyi sopa yemiştim belki ama,seni korumak bile yetmişti bana,tatmin etmiştim kendimi.

    sonra geldin biraz büyüdün küfretmeye başladın,çizgifilmler ilgilini çekmemeye başladı.ama ben hiç değişmemiştim.yine olduğu kadar sert yine olduğu kadar ters bir abiydim.değişemiyorum elimde değil.beni seveceksen böyle sevmelisin aslan kardeşim benim.

    son olarak sesleniyorum sana buradan,sana yaptığım bütün sertlikler cıs ediyor kalbimde,seni öpüp senden özür dilemek istiyorum ama o zaman da sen ben tersliyorsun,anlıyorum ben ne kadar kötü birşey yapmışım.

    imza:seni seven abin


    p.s: yarın gel de counter oynayalım biraz ehehe
    (asakura yoh, 02.09.2006 04:34)
  14. her ne kadar bazen iyi anlaşsak da, bir an geliyor ki insan çileden çıkıyor. mesela 11 yaşındaki kardeşim bugün 12 eylül 1980 darbesi'ni google'da araştırır ve itü sözlük sayfasını bulur. bir bakar ki en altta yazı yazabileceği bir yer var. sonra "ben bunu google'da araştırdım ve burada buldum. fevkaladenin fevkinde olmuş" gibisinden birşeyler zırvalar. neyse ki giri sözlük formatına aykırı olduğu gerekçesiyle silinir. çöp'te böyle bişey görünce dumurlara gark olduğumu belirtmeye gerek yok.
    (chikusho, 23.09.2006 13:10 ~ 22.10.2006 12:08)
  15. çocukken kıskandığın, ergenlikte nefret ettiğin, büyüdüğündeyse keşke o günlere geri dönüp doya doya yaşayabilsem seni dedirten, bi anda en sevdiğin, vazgeçilmezin olan insan. bu seferde o yüz vermez sana o da ayrı bi mesele.
    hayatımdaki bir numaralı erkek. hiçbir aşk, hiçbir sevgi boy ölçüşemez ona duyduğum sevgiyle. yoluna düşünmeden canımı koyacağım tek insan.
    (poivy, 15.05.2007 12:53)
  16. (bkz: gambaz)
    (corvo, 15.05.2007 13:39)
  17. her ne kadar her gün her dakika birbirinizi yeseniz de, bazen kafanızı gözünüzü yaracak kadar ileri gitseniz de,
    bu dünyada annenizin babanızın bilmemesi gereken bir durum karşısında sırtınızı dayayıp, size destek olacağını bildiğiniz tek kişidir kardeş...

    bir anda kafasına vurup "kabak" dediğiniz kardeşinizin nasıl olgun biri olduğunu görürsünüz..

    evet belki haksızsınızdır.. ama sonradan tribini atsa dahi o anda yanınızda dimdik ayaktadır.. güçle...

    burdan kendi kardeşime sesleniyorum...

    canımsın, o kadar güçlü o kadar mantıklısın ki, bu gece benim yanımda olup muhteşem eğlenceni mahvettin.. hayatımda senin değerini anlayabileceğim bir an daha olmadı bu zamana kadar.. çok aptalmışım.. lütfen beni daha öncesi için affet... seni seviyorum "eddie"...
    (kitiara uth matar, 26.05.2007 03:15)
  18. - benim hiç dostum yok.
    + bu kadar mı aşılmaz duvarların?

    hani gittiğiniz cafede, bindiğiniz otobüste "oraya ben oturacağım" kavgası yaparsınız, tüm milletin bakışları sizin üzerinizdeyken ve siz o bakışlara zerre kadar aldırış etmiyorken. birbirinizi iter, kakarsınız. yazlıktaki ilk aşkınız olan tek erkeği bölüşemeyip kavgalar yaparsınız. birbirinizin ödevini yırtarsınız. birlikte oyun oynar, dediklerini takmıyormuş gibi görünürken can kulağıyla dinlersiniz. anne- baba rolünü bürünürsünüz, birbirinizi kollamak istersiniz hep. bu duyguları yaşatan kardeştir, işte.

    an gelir; birbirinizin dudağındaki tebessümü soldurursunuz. bin bir heyecan ve mutlulukla bugün yaşadıklarını anlatırken size yanınızdan kovarsınız. sizin için en güzel cümleleri seçtiğine inanıp bir şeyler karalamışken ağza alınmayacak küfürler savurursunuz. diğer insanlar buna kırılır.

    ve fakat ama lakin; kardeş de kırılır. kardeşler de kırılır. onun da yüzündeki tebessüm donar. kardeş de kırılır. bazen lafları tartıp öyle etrafa savurmak lazım.

    evet, kardeş de kırılır. ama yarın "kırıldın mı sahi?" diye sorduğunda "yok" der. sana kırıklarını gösterse bile elinle o kırıkları toplamanı istemez. bilir ki o kırıklar elcağızını kesip canını acıtabilir. canının acımasına izin vermez.

    + peki ya ben?
    - sen benim kardeşimsin.
    + hüznün kardeşliği bizimki.

    hakikaten öyle miydi? öyle mi?

    ben her kardeş gibi kırıklarımı toplamana izin vermeyeceğim elbette. sadece kırıklarımı göstermekle yetineceğim.

    seni sinirlendiren cümlelerim için özür dilerim.
    (madalyonun güzel yüzü, 03.06.2007 04:00)
  19. bir evin birden fazla olan çocukları...
    mutlu mesut şen şakrak, sarılırlar uyurlar, yuvarlana yuvarlana büyürler... "canım o" benim derler, can elde vermeye hazır beklerler.
    sonra yıllar geçer, insanlar büyür, bi bok olurlar, kavga ederler, "kardeşim olduğun için seni sevmek zorunda değilim" derler, "defol git hayatımdan o zaman" derler "sen zaten yoktun ki benim için" de derler...
    en acı sözleri gözü kapalı birbirlerinin yüzüne çarpıçarpıverirler.
    yeni bi hayata bi başına başlamaya geldiği şehirde kimsesiz kimsesiz yaşarken duyar ki küçük kardeş, abi de gelmiş yerleşmiş buralara. gurbet halihazırda adam etmeye başlamıştır bünyeyi; "bi göreyim" der, arar "özledim" der "eşeklik ettim" der, "meşgulüm" der abi.
    bir daha arar, hep arar, abi hep meşguldür.
    eyvallah denir sessizce, hayat devam ediyordur, etmek zorundadır çünkü...
    çok kızılır, küfürler edilir arkasından, dağlara taşlara "ondan nefret ediyorum" yazılır. "aman bana ne be" denir. "zaten yok benim abim" denir.
    senden 660km uzakta, davet edilmediğin bir düğünün damadıdır o aynı zamanda.
    eyvallah denir sessizce, hayat devam ediyordur, etmek zorundadır çünkü.
    (püfü, 03.06.2007 04:16)
  20. "canım" sözcüğünün ağızlarda sakız gibi dolaştığı günümüzde o , canımdır.

    seninle ilk tanıştığımızda küçüktüm, altı yaşındaydım. o sabah evde kimse yoktu. bi halam bi ben. kahvaltımı yaparken "kardeşin doğmuş, mor kulak" dedi halam. aldırmadım, heyecanlanmadım; çok iyi hatırlıyorum. seni en çok ben istemişken neden bu kadar umursamazdım bilmiyorum. babam geldi sonra, hastaneye gittik. sonra seni gösterdiler bana. "işte bu kardeşin" dediler. kardeş diye beklediğim bu muydu? kırış kırış, çirkin, ekşi kokulu, gözleri bile olmayan, bana bakmayan bi'şey. nasıl oynayacaktık ki onunla? "aman" dediler, "dikkat et. onun kafası henüz su, düşürme." beşiğine koydum seni. beyazdı beşik. her şey beyazdı o gün. kundağın, beşiğin, hastane odası, annem... neyse, beşik tekerlekli, odanın içinde dolaştırdım seni. ama n'oldu biliyo musun? kafan "küüt!" dedi, beşiğin demirine çarptı. korktum çok, suydu kafan. gördüler mi diye baktım, kimse görmemişti. ondan sonra çok dikkat ettim sana. kırmamaya çalıştım seni.

    büyüdün, sen büyüdükçe ben de büyüdüm. çok kıskandım seni. kıskançlığımdan kavgalar çıkardım, canını yaktım. üzdüm seni. " nefret ediyorum senden!" dedim. "keşke hiç olmasaydın" dedim. "neden istedim ki seni, lanet olsun sana!" dedim. kırdım seni, kalbini acıttım. bunu gözlerinde görebildim. kavga ederken gürleyen sesin bu lafları duyunca kesilirdi. susar otururdun. ağlardın belki de ama ben görmezdim. meğer ki her şeyinmişim ben senin. gittiğim akşamı hatırlarsın mutlaka. "gitmee, çabuk gel!" diye bağırışın balkondan, araya karışan hıçkırığında anladım bunu. çok ağlattım seni, özür dilerim.

    çok şey paylaştık seninle. seni korumaya çalışırken bi baktım ki sen beni korur olmuşsun. "biri var" dediğimde, "bana bak, gelmiyim oraya, skerim sülalesini" dermişsin, gülümsetir, duygulandırımışsın beni. ben sana ablalık yaparken bir baktım ki sen bana abilik yaparmışsın. koridordaki boy çizelgemizdeki fark senin lehine benim aleyhime işler olmuş. yanında küçük kardeşin gibi kalmışım, bana yukardan el sallarmışsın.

    yanındayken çok kavga ederim seninle, biliyorum. uzaktayken de özlüyorum seni işte. ne atılası ne satılasısın, bi türlü vazgeçemiyorum senden. bunu sana desem "sigigit lan" diyceksin, onu da biliyorum. onun için buraya yazıyorum.

    sana dair çok şey yazdım burda. bizi anlattım hep. yazarlar selamlarını gönderdiler sana. madem ki dedim öyle, 500. girim de sana ithaf olsun. sözlük diyarına yolun düşerse bu da sana armağan olsun.
    (mor kulaklı mavi kurbağa, 05.06.2007 15:23 ~ 13.04.2009 21:11)
  21. evlat yarısıdır.
    ben yemeyim onlar yesindir, ben eğlenmeyim onlar eğlensindir, ben kazanmayım onlar kazansındır. sahip olduğum herşey onların olsundur.

    biraz arabeskleştim galiba
    (drummy, 17.06.2007 13:23)
  22. bilindiğinin aksine "karındaş" sözcüğünden değil "karında eş" öbeğinin kalıplaşmasından oluşmuştur bu sözcük. türkçenin tarihi gelişim mantığı gereği, zaten büyük ünlü uyumuna uygun olan "karındaş" sözcüğünün gelişiminin son aşamasında büyük ünlü uyumuna aykırı bir hale yani "kardeş" haline gelmesi akla pek uygun değildir. bu yüzden sözcüğü "karındaş" sözcüğünden getirmek türkçenin temayüllerine aykırı, zorlama bir akıl yürütme olur.
    (olası bir ayar için, "anne" sözcüğü "ana" sözcüğünden gelmez aksine "ana" sözcüğünün çocuk ağzında bozulmuş şeklidir.)
    (aytok, 17.06.2007 21:29)
  23. başağrısıdır, sızlanmadır, gereksiz yere sözlenmedir, dırlanmadır, çakını kaptırmak, kitabını kaybetmek, hazineni paylaşmak, onun yüzünden zılgıt yemek, üstüste boşyere yıkanmak, en taze bir şekilde hep sevmektir
    (gunyeri, 17.06.2007 21:51)
  24. potansiyel ortak. parana, pc'ne, odana, hemcinsin ise kıyafetlerine ortak.
    (viktorrap, 17.06.2007 21:59)
  25. (bkz: orti) *
    (dirtypain, 27.06.2007 19:34)
 sayfa  / 4

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil