görseller
karanlıktakilerkaranlıktakiler
  
belki ilginizi çeker
  1. · meral çetinkaya
  2. · çağan ırmak
  3. · looser
  4. · sözlük yazarlarının en son izlediği filmler
  5. · ölüm
  6. · erdem akakçe
  7. · meral çetinkaya
  8. · karanlıktakiler
  9. · gülden avşaroğlu
gündem
  1. · geniş aile
  2. · kemal kılıçdaroğlu
  3. · darbeci baro taksim e hoş geldin
  4. · sözlük yazarlarının genel özellikleri
  5. · itü sözlük e bir daha gelinse alınacak nickler
  6. · ismail yk
  7. · peygamberle dalga geçerken ölen sırp spiker
  8. · bülent demirlek
  9. · yalnız şarkı

karanlıktakiler  

 sayfa  / 2
  1. çağan ırmak 'ın bu sefer alışılagelmiş kadronun dışına çıktığı, gerilim ve gizemin ön planda olduğu yeni filmi . yeni filmi diyorum ama ne zaman vizyona gireceği belli değil, çağan ırmak severler şu an sadece cast la ve filmin afişiyle yetinebilirler, buyrunuz cast: erdem akakçe, meral çetinkaya, derya alabora, şebnem dilligil, rıza akın, durul bazan ve güner özkul ..ah bu arada unutmadan, konusu da sarsıcı bir anne-oğul ilişkisiymiş. evet bitti.
    (una furtiva lacrima, 21.06.2009 16:51 ~ 17:01)
  2. bu da fragmanı
    http://www.youtube.com/watch?v=29GwyYtbClQ
    (leave me alone, 21.06.2009 17:07)
  3. 2 ekim 2009 tarihinde vizyona girecek olan film.
    (robi ve cuma, 25.06.2009 08:27)
  4. meral çetinkaya'nın harika oyunculuğunu izleyebileceğimiz bir film. merakla beklemeketeyiz.
    (mervem, 03.08.2009 08:07)
  5. ıssız adam filminde beynimize kazınan bir cümle vardı "sen dizime yattın ben bir hikaye anlattım ve sen büyüdün." sanırım bu filmde de yeni bir cümle bizi sarsıcak derinden"ölmek kolaydı ama sen vardın."

    ayrıca bu yıl 27 ağustos-7 eylül tarihleri arasında kanada'da düzenlenecek montreal film festivali'nden davet almış çağan ırmak bu filmiyle.
    (daphne, 26.08.2009 12:12)
  6. türk sinemasının dahi çocuğu çağan ırmak'ın son bombası.

    'türk sineması ne ki dahisi ne olsun?' diye soracağım, kızmayın hemen, açıklayacağım ne demek istediğimi. türk sineması dediğimiz sinema, gerçek bir ekol, bir kültür mü sizce? 'italyan sineması', 'fransız sineması', 'ispanyol sineması', 'polonya sineması', 'iran sineması' ve hatta 'amerikan sineması' denince akılda canlanan renkler, konular, türler gibi anımsatmaları var mı sizce 'türk sineması' kavramının? malesef hayır. türk sineması, tarihi boyunca devlet tarafından uygulanan katı sansürler, yine devlet tarafından konulan film ithalati yasakları gibi nedenlerle yabancı filmleri tanıyamamış, kendini yasak korkusuyla doğru düzgün ifade edememiş sinemacıların yaratmaya çalıştığı bir alan, hepsi bu. ayrıca yapımcıların 'köy tüccarından bozma' olmaları yüzünden gelişemeyen 'yapımcılık' anlayışı da bu sektöre darbe vurunca, türk sineması doğamayan bir çocuk haline gelmiş, öyle de kalmış. gelmiş geçmiş en büyük sinemacımız metin erksan'ın başyapıtı 'sevmek zamanı'nı çektikten sonra 30 yıl kadar hiçkimseye satamaması canınızı acıtmıyor mu yoksa? gelelim cümledeki 'dahi' tanımına. türkiye'de yaşıyoruz, aklın 'işini bilme' ve 'bal tutup parmağını yalama' kavramlarıyla ölçüldüğü bir ülkede. böylesi bir ülkenin sinema dahisi de sentimentalist, sömürgen bir tüccar olacaktı elbette, tarkovsky mi bekliyordunuz?

    neyse efendim, filme dönelim. daha doğrusu henüz izleyemedik ama film hakkında bildiklerimizden bir yorum çıkartalım. filmin yapım şirketinin * sitesindeki özeti okuyunca şöyle bir paragraf dikkat çekiyor:

    "karanlıktakiler orta sınıf ahlakının yargısıyla hayatı biçimlenmiş bir anne ve cehenneminde annesiyle beraber yaşamak zorunda kalan genç bir adamın, bilerek ya da bilmeden ötekileştirdiklerimizin, zaman zaman ürküten, zaman zaman gerilimli ve biraz da komik hikâyesi."

    awww, thanx babe!

    kendimi öyle kutsanmış hissettim ki bu cümleyi okuyunca, o kadar olur! meğer çağanım ırmak bizi o kadar sevip sayarken 'ötekileştirmek'ten de geri durmazmış!

    ofis boy lan anlattığın karakter! mafya tetikçisi, orospu, torbacı olsa anlayacağım ama bildiğin ofis boy! hangimiz ajans sahibiyiz, hangimiz patronuz, hangimiz über bir hayat yaşıyoruz da ofis boyları ötekileştiriyoruz?

    bu ne burnu büyüklük çağancım, ve neden? kimsin yahu sen? kimsin? bu ne 'kendini üstün görme'dir, bu ne komplekstir, bu ne tapılma isteğidir? ofis boya merhamet ettiğini söylediğin için daha çok sevilmek istiyorsun şu an değil mi? 'aman tanrım, ne duyarlı' desinler senin için, 'abi yea çağan süper adam' diye arkandan övsünler istiyorsun.

    iyi de, bu 'kötü' bir tavır be çağanım! çok kötü hem de! sen kimsin ki 'ötekileştiriyorsun' gayet normal insanları? sen kimsin ki onların dünyasına 'cehennem' deme hakkını kendinde görüyorsun?

    bu filmle de anlaşılmazsa bu über dehanın kendini beğenmişliği, ve bir kez daha 'dahi' sıfatı yakıştırılırsa kendine - ki öyle olacak - bir kez daha keseceğim ümidimi türk gençliğinden.

    ayrıca çağancığım, hazır sana yönelik yazıyorken bir yaramı daha söyleyeyim içimde kalmasın. isim konusunda bariz arakçısın lan! 'good morning vietnam'ı 'günaydın istanbul kardeş' yaptın, 'all about eve' ve 'todo sobre mi madre' (annem hakkında her şey)'i 'mustafa hakkında her şey' yaptın, 'babalar ve oğulları'nı 'babam ve oğlum' yaptın, bin yıllık ekşi sözlük geyiği 'ıssız adam'ı arakladın, şimdi de can dündar'ın 'gölgedekiler'ini 'karanlıktakiler' yapmışsın. güzel kardeşim, yapamıyorsan kasma bu kadar! peşinden koşan binlerce yalaka zaten hayatta tutunacak bir dal arıyorlar, onların övgüleriyle mi tatmin ediyorsun sen o pek gelişmiş egonu?

    ha, ayrıca çağanım, annenle ne sorunun varsa git kadıncağızla hallet. yaşıyorsa git elini öp, öldüyse mezarına çiçek bırak. bıktık ulan senin 'annesiyle problem yaşayan zengin ve statü atlamış entelektüel erkek'lerinin iç bunalımlarını izlemekten! yeter egonu sinemaya sürttürdüğün, git biraz da gerçek hayatta yüzleş kendinle. cesaretin var mı?

    haddimi aştığım için çok özür dilerim efendim. malum, türkiye'nin en büyük dahisine laf ettim. ama tutamıyorum artık kendimi. bir 'karanlıktaki' olarak alınganlık yapmış da olabilirim, ama bir zamanlar 'tutunamayanlar' gibi eserlerde kendini bulan bir milletin sadece geriye gittikleri bir sürecin sonunda 'karanlıktakiler' gibi bir filme heyecanlanıp hiçbir farkı olmadığı kişilere 'ovv, onlar da insan yea' demeye hazırlandığını görmek midemi bulandırdı hafiften.

    üstünüze alınmayın, reflü var bende. sorun sizde değil, bende.

    ha bu arada çağanım, gözünü seveyim senaryolarında artık espri yapma.
    yalvarıyorum.

    bitti

    - bu giri okuyucusuna adanmıştır -

    (son cümleyle artı oyları koyduk cebe galiba. hadi bakalım, kısmet.)
    (raven plath, 12.09.2009 14:58)
  7. montreal film festivalinde büyük beğeni toplayan çağan ırmak filmi.

    ayrıca film hakkında festival sonrası yapılmış birkaç yorumda şöyledir

    ünlü sinema eleştirmeni martin morin, “canoe” adlı internet sitesinde yer alan yazısında, "sağlıksız bir anne-oğul ilişkisinin, acının ve kendini unutmanın dokunaklı hikâyesini anlatan bu drama hem senaryo kalitesi hem de oyuncuların başarılı performansları açısından görülmeye değer." yorumunu yaparken, bir başka ünlü sinema eleştirmeni manon dumais de “voir” adlı internet sitesinde, "acı-tatlı tonda bir dramatik komedi olan 'karanlıktakiler', ilk başlarda güldürse de karakterlerin kendilerini daha fazla ortaya koymasıyla duyguların ağır bastığı bir film" sözleriyle değerlendirdi.

    natalia wysocka, “24 heures” gazetesinde yer alan "annem dışında her şey" başlıklı yazısında, "karanlıktakiler, iki başarılı performansın yürüttüğü çok özgün bir film. aynı zamanda reklam ajansının modern çizgisi ve ışığı ile annenin kendisini kapadığı karanlık ve eski apartman dairesini karşı karşıya getiren sinematografik ve artistik yönetimin başarısının da altını çizmek gerekir. eğlenceli ve şaşırtıcı" yorumunu yaptı. “la presse” gazetesi yazadı anabelle nicoud da, "yönetmen çağan ırmak görünüşte mizahi bir tonda, iliklerine kadar nevrotik bir anne-oğlu sahneliyor" dedi.


    -- spoiler --

    ölmek kolaydı ama sen vardın.

    -- spoiler --
    (asymmetry, 20.09.2009 23:44)
  8. "uğur vardan (radikal): çağan ırmak sanki, eskizini ‘kâbuslar evi’ serisinde yaptığı bir filmle karşımıza gelmiş. ırmak artık yetkin bir yönetmen, ne çekerse çeksin izleniyor. keza genellikle beğeniliyor da. bu kez de ilgiye değer bir yapıt ortaya çıkarmış. film, karakterlerinin psikolojisini derinlemesine veriyor, özellikle egemen karakterini ve onu canlandıran erdem akakçe’yi çok beğendim. finaldeki freudyen açıklamaya gerek var mıydı, bence burası tartışılabilir. son kertede benim için çağan ırmak’ın başyapıtı, hâlâ ‘babam ve oğlum’dur. "

    denmiş hakkında.

    http://www.radikal.com.tr/...
    (aglaures, 29.09.2009 10:14)
  9. http://www.karanliktakiler.com/...
    (asymmetry, 30.09.2009 03:21 ~ 03:27)
  10. çağan ırmak'ın ne yardan geçerim ne serden mantığıyla çektiği bir film gibi duruyor. seyrederseniz göreceksiniz ki oyunculuklar olmasa yüzüne bakılmaz gibi duruyor, ama konunun farklılığı ise cezbediyor. yani aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık hesabı oldu biraz. "güzel miydi?" diye soruyorsun film çıkışı kendine, kesin bir yanıtı yok. cevapsız bırakıyor adamı. birde şöyle özetleyebilirim kendi adıma bu filmi; yüzleşmek veya korkularla yüzleşmek.
    (asymmetry, 04.10.2009 01:28 ~ 01:29)
  11. çağan ırmak ın hala çizgisini belirleyemediğini bana gösteren film. "bende her yol var aga, her filmi değişik tazrda çekerim ben, tarzım bu" dersen eyvallah ama sanmıyorum tabii.yönetmen dediğin insanın bir tarzı olur.. misal çektiğin filmlerin yarısında müzik en ön plandayken yarısında hiç kullanılmamış olmamalı. müziğin çok az kullanılması taraftarıyımdır sinemada ama tarzın buysa da sonuna kadar saygımı da duyarım.

    bu fimde çok farklı iki yarı var. ilk yarısı bence gayet güzel gidiyordu, ama çok absürd bir son geldi filme. hayır gelebilir, öyle sonlu bir film de güzel olabilir. herkes iyi kötü sever örneğin kusturica fimlerini. ama filminin içinde iniş çıkış çoksa öyle bir son kullanabilirsin. böyle giden bir filmde öyle bir son olmaz, ha olmuş bu filmde, ama olmamış film.. bir babam ve oğlum daha yapamayacak sanırım bu adam..
    (bacanga, 07.10.2009 19:56 ~ 19:57)
  12. iyi oyunculukları, orjinal bir senaryosu olan bir film.
    kendi looser olarak adlandıranların görmesi gereken tam bir looser filmi.
    (ceyus, 11.10.2009 23:38)
  13. bilhassa meral çetinkaya ve erdem akakçe'nin çok başarılı bir oyunculuk sergilediği, sağlıksız bir anne-oğul ilişkisini trajikomik bir anlatım içinde işleyerek seyirciyle buluşturan; izleyeni sıkmayan, şaşırtan, düşündürten, son zamanlarda yapılan en kaliteli türk filmlerinden biri.
    (balefulwhisper, 12.10.2009 00:04 ~ 00:06)
  14. sırf meral çetinkayanın oyunculuğunu görmek için gidilebilecek, içeriği bana requiem for a dreami anımsatan, psikolojik film. evet bu sefer olmuş dedirtiyor.
    (saman sarısı, 12.10.2009 00:08)
  15. şimdiye kadar izlediğim çağan ırmak filmlerinin biraz dışında.öyle atlamalı koşmalı ağlamalı atraksiyon dolu değil.aksine sakin, durağan, hatta ilk yarısı zaman zaman sıkıcı.ama ikinci yarısında olay örgüsü yerine oturuyor.oyuncular harika oynamış.müzikleri de güzel.bu film ıssız adam gibi sonradan patlama yapan filmlerden olmaz ama.belli bi kitleye hitap ediyor.
    (moonlight, 12.10.2009 00:11)
  16. etkileyici, abartısız, komplekssiz bir çağan ırmak filmi. sadece meral çetinkaya için bile seyredilebilir...
    (tikulti ninurta, 14.10.2009 19:09)
  17. çağan ırmak deyince aklıma gelen tek şey; gerçeklere ince ince parmak bastığıdır. onun haricinde, bu filminden de anlaşıldığı gibi tutarlılık ve belirli bir çizgi yok. popüler olmak istiyor desek? bu filmle olmaz. çizgisinin ne olduğunu bir türlü anlayamasam da beğendiğim bir film olmuştur.
    ozellikle oyuncuların ciddi emekler verdiği aşikar. adına vurulup gittiğim bu filmden boş donmediğim de ortada.
    yalnızlığı bol bol sorgulatıyor, yanına kimin kalacağını gozumüze sokuyor ve umutsuzluğun dibindeyken tuhaf bir gülümseme oluşturuyor.
    çıldırmak? mümkündür. kimileri için zor, kimileri için kolay. ama oyle ince bir çizgide ki; bir dakika bile hayatlarımızı değiştirebiliyor.
    (modern bir alışkanlıktır ölmek, 16.10.2009 02:23)
  18. gözümde çağan ırmak'ın geçiş filmidir.
    bilindiği gibi ırmak her filminde yeni bir türle karşımıza dikilir. çalışkanlığı ve azmiyle her türü denemek ister.

    karanlıktakiler, türkiye'de yapılmış en iyi psikolojik gerilim filmidir diyebiliriz.
    öyle ince flashbackleri forwardları vardır ki, filmin sessizliğine dalarsanız bu ayrıntıları kaçırabilirsiniz bile.
    sadece başrol oyuncuları değil, yardımcı oyuncular da hünerlerini göstermiştir çokça.
    sonunu izleyicilere bırakması da filmin, bizim o anki psikolojimizle tamamlamamızı istiyor gibi.
    sanat filmi tadı da verir ki, psikolojik olması nedeniyle sessiz sinemada gibi hissettirir. lakin, kurgusu ve özellikle sonuç bölümü filmi tekrar en baştan izleme hissi uyandırabilir.

    velhasıl kelam güzeldir, izlenesidir.
    (libitina, 16.10.2009 02:32 ~ 17.10.2009 15:54)
  19. çağan ırmak' ın senaristliğini ve yönetmenliğini yaptığı gerilim/aksiyon*, dram*, dram/fantastik* ve romantik* türlerindeki filmlerinden sonra gerilim/dram türünde de şansını denediği son sinema filmi.

    egemen (erdem akakçe) ve gülseren (meral çetinkaya) karakterlerinin film boyunca izleyicide yarattıkları husursuzluk hissiyle, psikolojik gerilimin hakkını gerçekten verdiklerini söyleyebiliriz. dış dünyayla bağlarını koparmış gülseren karakteri, uyuşturucuya değinilmesi ve bazı kamera hareketleri requiem for a dream' i fazlaca anımsatıyor. gülserenin korku nöbetlerine girdiğinde yüzüne, büyüyen gözlerine, evdeki eşyalara yakın çekim yapılması, genç gülserenin yüzünü göstermeden kameranın kesik hareketlerle etrafı gezerek ilerlemesi gerilim yaratan sahnelerdi ve requiem for a dream' de de çokça kullanılmıştı.

    ikna edici olamayan yanı özellikle filmin ilk yarısında temponun düşük olması. ıssız adam' da oyunculuk namına pek bir şey olmadığı için vurucu fon müziklerini çıkarınca filmden geriye çok az şey kalıyordu. bu filmde ise fon müzikleri biraz olsun vurgulansaydı daha etkileyici olabilirdi. yine de olmuş gibi. 10 üzerinden 6.9. ya da 6.3. karar veremedim.
    (bendeyazarolabilirim, 17.10.2009 15:52 ~ 06.11.2009 17:36)
  20. meral çetinkaya'nın resmen oyunculuk dersi verdiği film.
    gerisi için ise:

    (bkz: blah)
    (hypnotica girl, 18.10.2009 02:26)
  21. henüz izlemediğim, ama sadece adıyla beni benden alıp filme aşırı bi ön yargıyla yaklaşmamı ve çağan ırmak'tan daha da soğumamı sağlayan film...
    (ilhan perisi gelmedi, 18.10.2009 02:49)
  22. artık bu çağan ırmakın imzası gibi birşey oldu. bir filminde gişeye oynarken diğer filminde kendi için film çekiyor. e ıssız adamdan sonra da bireysel bir film çekeceğini beklemekteydim zaten ama bu kadar şahsi birşey olacağını pek düşünmemiştim. oynadığı karaktere karşı duyulan sempati, nefret, acıma ve iğrenme duygularını yaşattığı için de meral çetinkayaya şapka çıkarttığım bir film olmuş. gerisi gerçekten de çağan ırmakın özeli olmuş.
    (emo the unlucky polar bear, 18.10.2009 03:49)
  23. duyuyordum çok sağlam film gidip izlemek lazım diye ama hakikaten kendimden birşeyler bulabileceğimi hiç tahmin etmemiştim.
    fazlasıyla etkilendim. şaheser değildi izlediğim film evet ama beni paramparça ettimi etti..
    (thenoose, 18.10.2009 15:30)
  24. ---spoiler---

    filmin kilit karakteri kanımca ajansta akşam bekçilik yapan adamdı. büyük ihtimalle egemen'in annesine de tecavüz eden oydu. gizemli bir havası vardı. alkol ve esrarın dibine vuruyordu. kimsesi yoktu. olabilirdi.

    ---spoiler---
    (hypnotica girl, 20.10.2009 03:43)
  25. çağan ırmak'ın naparım da bu insanları ağlatırım temalı projelerinden birisi daha... tamam güzeldir bişey demiyorum. ıssız adam da güzeldi mesela.. ama insanları ağlatıcam etkiliycem diye bu kadar da kasılmaz ki...
    (elessar 5, 20.10.2009 04:03)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil