ahmet altan kitabı. 34 adet denemeden oluşuyor. kitaba ismini veren bölümde "katillerin de öldüğünü" ve "milyonlarca kez doğmasına rağmen sabahın hiç eskimediğini" söylüyor. düşündürücü.
ahmet altan ın ilk ve en iyi deneme kitabıdır. denemeler açıkça toplum karşıtıdır. orospuları, ahlak serbestisi olanları, suçluları, kısacası toplumla uyuşamamış herkesi ve her düşünceyi yücelten denemeler içerir. ilk hatırladığım ve ilk deneme - sanırım - uğruna ölecek kadar değer verdiğiniz bir şeyiniz var mı sorusuyla açılırdı. altan ın kendi sorduğu bu soruya vediği cevap "yazmak"tı. sahi sizin uğruna ölebilecek kadar değer verdiğiniz bir şeyiniz var mı?
ne zamandır ahmet altan denemeleri okumuyorum malum bu ara memleket sevdasında bizimki.
memleketi bir kadın memesine satarım diyen sessiz sesi ile daha özgür bir ülke için generaller kışlalarına diye çığlık atan bir sesin tenakuzlarına hapsetti bizi.
aslanım benim.
sanırım bu ilk deneme kitabı, çok beğendiğimi söyleyemem hatta ilk iki üç denemede "bizden geçmiş artık ahmet altan" deyip bir kenara koyacaktım ama devam ettim işte.
diğer deneme kitaplarında olduğu gibi (mesela kristal denizaltı, içimizde bir yer, ve kırar göğsüne bastırırken de olduğu gibi) yine küçük anektodalar, geçmişten bir sözcük, bir bakış, bir film, bir roman, bir küçük hayat nasibi ile kurguluyor hikayelerini ya da denemelerini.
biraz ticari de buldum bazılarını allah var ama yine iki üç tanesinin de içimde yer ettiğini de söylerim yine allah var.
mesela okuyacaklar için "çok mu içtensiniz?, iki sesimiz olmalı, yine klasik bir ahmet altan yazısı olarak beş kilometreden tanınabilecekarzunun karanlık nesnesi" özellikle okunabilir.
adet de yerini bulsun:
"niye doğallığı bu kadar övüyorsunuz öyleyse?
çok doğalsınız, çok içtensiniz, çok dürüstsünüz ve doğal olmayanlara, içten olmayanalara, dürüst olmayanlara kızıyorsunuz.
biliyor musunuz, sahtekar olduğunuzu düşünüyorum."
"iki sesimiz olmalı
biri sevdiğine "evet" diye fısıldamalı, biri despotlara "hayır" diye naralanmalı.
zor günler bunlar.
korkakların sesini kaybettiği günler.
bizim iki sesimiz olmalı
biri aşka açılmalı öbürü dövüşe"