belki ilginizi çeker
  1. · öğrenciye yapılan en ağır hakaret
  2. · paralel evrende olup bitenler
  3. · film kopması
  4. · sıla gençoğlu
  5. · postmodern şiir denemeleri
  6. · fahişe
  7. · bak
  8. · marian
  9. · cem akaş
  10. · ran
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · zongul ducks
  2. · itü sözlük hiçbirimiz komiklik yapmıyoruz günü
  3. · boylumlama
  4. · darwin i bitiren balık
  5. · dtp genel başkanının izmirlileri tehdit etmesi
  6. · tadı harika olan yiyecek kombinasyonları
  7. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  8. · yaran fıkralar
  9. · ilhami ortekin

karanlık  

 sayfa  / 2
  1. kötülüklere gebe olduğu söylenen ancak bir o kadar da gizemli ve huzurlu olan olgu.
    (delilah, 12.02.2005 21:13)
  2. anatomik olarak göz bebeğimizin büyümesine neden olacak durumdur..şeytani..
    (zeus, 11.03.2006 18:18 ~ 18:19)
  3. bilinmezlik, gizem, yalnızlık, tehlike, erotizm, deha, delilik şeklinde uzayıp giden bir çağrışımlar dizisini bünyesinde barındıran sözcüktür. bu dizinin ortak paydası olan korku ve merak, karanlık sözcüğünün sömürülürcesine kullanılmasına yol açar: karanlık geçmiş, ruhumdaki karanlık, ayın karanlık yüzü, gücün karanlık tarafı...

    böylece, üç hecede koca bir atmosfer yaratma kolaylığı, her küçük ruhun kendine karanlık bir yön vehmetmesine neden olur:"ah! o içimdeki boşluk. o sonsuz karanlık." ve saire.

    ve gerçekten de her insanın ruhunda karanlık bir bölge bulunabilir. ancak, maalesef, nasıl ki her insan bir dostoyevski, bir baudelaire değilse, her karanlık ruh da ilginç veya gizemli değildir. ve bazen, çoğu zaman, karanlığın sebebi yalnızca ışığın yetersizliğidir.
    (tembel, 29.04.2006 23:26)
  4. hayatıma birden giren harika bir hikayedir bu:

    "bu başladıgım sey yeni mi yoksa coktan bitirdim mi
    becerebilecegim kac sey eklendi hayatıma 8 yasından beri?
    sanirim oldukca az ki buyumus gibi bile degilim
    benim onlarsiz yasamayacagım bir dolu insan varken etrafimda
    onlarin yok.ya da belki var.ama ben degilim.
    8 yasindan beri.
    8 yasinda geceleri karanlıktan korkardım çok.içinde gizlenen canavarin
    beni yemesinden yada parçalamasından,aslında o kadar da kötü bir şey yapıyor sayılmaz;
    açlık sonuçta.kaplan,kartal gibi, kendi evi ,ailesi olan başkalarını yemek zorunda kendi ailesi için,kendi evine götürmek için.
    ama o zaman canavarın beni yemesi bana öyle korkunç gelirdiki, bunu ailesinin ve dolayısıyla kendi hayatı uğruna yaptığını düşünmemişim.
    asıl şimdi bu düşündüğüm şey komik belki, sadece komik bir şey olsa bile, aklımda hep kalan canavardan kaçabildiğimdir.karanlık odaya ışıksız girdiğimde öyle
    hızlı hareket ederim ki beni daha hiç yakalayamadı.bazen karanlığın içinde işte şimdi çıkıcak bir yerden diyorum, ama değil, kimse bu canavar çok yavaş sadece.
    8 yaşında çok korkardım karanlıktan.hala korkarım galiba, ama karanlık için korkudan daha başka uğursuz birşeyler eklendi aklıma.karanlıkta insanların ama tümünün en iyilerinin, en masumlarının bile içinde birden hiç onlara ait olmayan uğursuz birşeyler görünüyor,gündüz asla düşünmedikleri kadar iğrençleşiyorlar,tiksindikleri her şey yapılası oluyor, en masumları bile canavarlaşıyor.
    meğer çocukken sadece büyümemizi beklemiş canavar,bizi yemek istediği falan da yokmuş,aslında çok kalabalık bir ailesi varmış,ama kimseyi yiyemezmiş,çünkü karanlıkta onun ailesi bizmişiz."
    (akaydo, 19.11.2006 00:21)
  5. (eleanor, 19.11.2006 01:12)
  6. koskocaman bir nefes alıp tutuyorum görünmez olana dek. etrafımdan gelip geçenler beni farketmediğinde mavi bir boşluğa dönüşüyorum ve bekliyorum; sen geçtiğinde beni görebilecek misin diye. görmüyorsun ama seziyorsun, o kadar yoğunum ki içimde tuttuğum nefes göze çarpıyor ince havaya nazaran.
    bekliyorum. sana bakıyorum bakıyorum beni görebiliyorken bakamadığım kadar uzun ve dikkatle, gözlerim yaşarıyor, zannediyorsun ki yağmur yağmaya başladı; o yağmur benim oysaki.
    kafamın içinde düşünceler karıncalar gibi dolaşıyorlar kemiriyorlar kazıyorlar beynimi hızlı hızlı ve kararsız, karıncalardan tek farkları bu. bir uğultu var ki susturamıyorum nefesimi tutarken duyacaksın diye uğultumu ne yapacağımı şaşırıyorum. içimde bir dumana dönüşürken tuttuğum nefes zehir olup mavi boşluğumu karanlığa çeviriyor, sen bulutlar gökyüzünü kapattı zannediyorsun oysaki ben içimde ölüyorum.
    bir kocaman çığlık olmak istiyorum öyle ki duy sonunda sesimi, kulaklarından silinmesin! "en iyi kadın ölü kadındır" demiştin, yırtılıp içimdeki seni sana savurup ölmek istiyorum artık. yeniden doğuşsuz bir ölüm, tıpkı arzu ettiğin gibi, ölüm huzuru istiyorum ben de. çünkü yaşamak ben bana eşit değilken çok zor geliyor artık.
    ve nefesimi bırakıyorum ruhum bir balonun sönüşü gibi eriyip yok oluyor. artık en iyi kadın benim ve sen bunu bilmiyorsun.
    *
    (sirona, 04.06.2007 12:12)
  7. karanlık...

    aydınlığa öfkedir karanlık,
    kinin ve ölümün rengidir.
    kusar ve kutsar ölümü,
    yaşanılacak günlere karşı.
    halbuki ölüm, nasıl olsa gelecek,
    önemli olan, aydınlıkta insan gibi yaşamak...

    aşka düşmandır karanlık,
    bıçak gibi keser,
    gecenin aydınlığını.
    zemheri olur, dondurur sevgiyi,
    biter sıcak yataklarda aşk...

    korkuyla beslenir karanlık,
    korkar...korku salar...
    çarmıha gerer aydınlığı
    filistin askılarında,
    manyetonun kablosunda büyür korku,
    kadın ve erkek uzuvlarında;
    canhıraş acıların replikleriyle dolu,
    ışkence odalarında...

    karanlık kindir,
    sevdaya karşı;
    gündüzün aydınlığını yırtar,
    kanatır boydan boya sevgiyi,
    kirli, keskin ve uzun tırnaklarıyla...

    namussuzca kurulan tuzaklarda,
    kahpe faklarında gizlidir,
    karanlığın kirli ve onursuz eli.
    mertliğe, dostluğa, sevgiye düşman,
    yüzü kara, gözü kara, beyni kara...

    necat iltaş(1982)
    (zeytin2002, 04.06.2007 17:13 ~ 17:14)
  8. mum ile birlikte en güzel gecedir...
    (bakarsinbirigelirelimdekielmayiyer, 04.06.2007 17:30)
  9. gecenin olmadık bir vaktinde kanar tüm yaralar
    yüreğime yüklediği siyahlar ve yaşlar ayrılığın
    en çok gece vaktinde getiriyor seni bana
    tutunmaya çalışırken ben hayata
    yanlış yerlerde aradığımı bile bile çıkışı
    yada senden kurtulmak için çırpındıkça
    şimdi kimin rüyasında rol aldığını düşünüyorum
    yanlış yerlerde arıyor olsamda cevaplarımı
    ben en çok başka kadınlara aşık adamlarla sevişirken
    seni özlüyorum ..

    senin de, gecenin olmadık bir vaktinde
    yanlıştı tüm bunlar deyip
    o yanlış sokaklardan doğru adımlarla çıktığını hayal ediyorum
    o derin suçuluk duygunun boğazına yapışarak
    seni çığlık çığlık ağlatıp başını sokaktaki bir duvara dayayıp
    can çekişerek ağladığını düşünüyorum
    ve bir sonraki yanlış geceler için karanlıklara karıştığını..


    şimdi sen yada ben nerede kiminle
    önemi yok hala bu kadar acı çekerken
    ayrılmak için aşk bitmeli
    yanlışlar için doğruların yanması gerekli
    aşk hala doğru iken
    ayrılık var mı ki , aşk hala yaşıyorsa
    benden kurtulmak için kiminle sevişsen,
    yeni bir sabaha başladığında hala karanlık olacak sana gökyüzü
    ve ben senden kaçmak için kiminle sevişsem
    senin karanlığını daha çok özleyeceğim
    `
    ipek elibol `
    (te5ir, 05.06.2007 23:29)
  10. içine itildiğinizde hiç de birşeyleri saklamıyor, aksine apaçık görmenizi sağlıyor herşeyi. kim kimdir, ne nedir? görmek istemeseniz de görecek başka birşeyiniz olmadığı için görüyorsunuz gerçekleri. acı söyleyen dost gibi birşey.
    (yazar gibi, 17.09.2007 01:38)
  11. hayatın üstüne örtülen bir örtü.
    (nisan cadısı, 18.10.2007 18:47)
  12. gözlerimi yalıyor karanlık, ıslak ıslak oluyorum.
    kulaklarımdan öpüyor, içim gıcırdıyor..
    (karizmatik, 28.05.2008 17:31)
  13. renkleri yutan yine de bir türlü renklenemeyen varlık.
    (natalya casta, 28.05.2008 17:42)
  14. renklerin susmuş halidir karanlık. karanlıktan korktuklarından mıdır bilinmez ama olabildiğince suskundur renklerle boyanan tüm dünya.. oysaki suskunluğun arkasına saklanmıştır tüm gürültü içerikli sesler ama karanlık bastırır tüm sesleri bu yüzden olabildiğince sessizdir karanlıklar ve hep bu sessizliğine sarılarak uyur karanlık...
    (aller anfang ist schwer, 10.06.2008 22:09)
  15. küçüktük o zamanlar karanlıktan korktuğumuz yıllarda hiç unutmuyorum kuzenimle aramızda şöyle bir olay geçmişti
    -ben karanlıktan korkmuyorum can
    -ama biliyo musun karanlıkta öcüler yaşar onların evi karanlıkta
    -bilmiyodum niye söyledin
    -sende korkcaksın artık
    -ama ben hiç öcü görmedim
    -ben gördüm böyle siyah siyah
    -korkuyorum ben ya
    -ben tuvalete gidiyorum
    -ya gitme ya korkuyorum
    -sen kapıda beklersin
    -iyi peki
    ben o sırada tuvaletin kapısında nöbet tutarken bir yandanda ağlamamak için kendimi zor tutuyorum
    o sırada içerden hedehödö diye sesler geldi(bu öcülerin sesi olmalıydı!!)
    -can korkuyorum çık artık
    -hedehödö
    -can tık!tık!
    ben kapıya vurdukça içerdende aynı şiddette kapıya vuruluyordu
    ve sonunda kalbim yerinden çıkacak gibi oldum ve kapıyı yavaşca açtım
    içeri girdiğimde duş perdelerinin arasından birinin kollarını açtığını gördüm deli gibi korkmaya başlamıştım sanırım 6-7 yaşlarındaydık
    -can sen misin?
    -ben öcüyümmm
    dedi ve perdeleri açtı karşımda beyaz tülden yerden bitme bişey gördüm sonra üstüme atladı ve ağlamaya başladım ve işte yıkıcı cümle
    -korkmuyorum ya öcüler siyah olmaz mıydı
    ve tabiki içinden bizim saf kuzen çıktı.üstüne geçirdiği şey şu çamaşır makinesi örtülerinden..hala hatırlayıp gülüyoruzzz
    öcüler siyah olur ve karanlıkta evleri vardır!!!
    (acımadıki, 10.06.2008 22:26 ~ 22:27)
  16. diller arasında öyle çok fark var ki bazen kelime seçerken zorlanıyor insan. çoğu kelimenin tam olarak aynı anlamı verecek başka bir dilde karşılığını bulmak nerdeyse imkansız gibi. özellikle kültürleri çok farklı iki milletin dilinde çalışırken çoğu zaman bulduğunuz karşılığın ikinci anlamı hafif bir nüansla aradığınız anlamdan farklılaşıyor yada keskin hatlarla ayrılıyor. örneğin “aydınlık” kelimesinin türkçe ingilizce sözlükteki ilk karşılığı “bright”. halbuki “bright” kelimesinde parlaklık manası da var. bir şeyin bright olduğunu söylerken onun berrak, şeffaf, hatta ışıldayan, çevresine ışık veren bir nesne veya kavram olduğunu ima edersiniz. halbuki bu saydıklarımın “aydınlık” kelimesinin manalarında rastlayamıyorum. “bright mind”dediğinizde kişinin öncelikle dehasına vurgu yapmış olursunuz halbuki “aydınlık kafa” veya “aydınlık düşünce” derken vurgu yaptığınız aydın olma yani en kısa açıklamayla kültürlü, bilgili olmaktır.

    ikinci kelime ise “sunny” ki güneşli demektir. her ne kadar örnek sözcüğümüzün kıyısında geçiyorsa da tamamını karşılamaktan uzaktır. liste uzayıp gidiyor. etimolojiye girmek ise şu an için yararsız olacaktır zira amacımız geçmişte nasıl kullanıldıklarını, bu kullanışların arasındaki farkları göstermek değil- her ne kadar farklılıklar geçmişten geliyorsa da derdimiz şu andır.

    sözlük bilgisiyle araştırmaya devam edersek diğer dilde tam anlamını bulan sözcükler renklerdir. ancak unutulmamalıdır ki değişik kültürler renklere farklı anlamlar yüklemişler. kırmızı kimine göre aşkı, şehveti, heyecanla gelen mutluluğu, kimine göre cehennemi, günahı, kötülüğü, cezayı çağrıştırır. günümüzdeki kitlesel iletişim araçları ve internet bu farklı anlamları teklileştirme yolundaysa da henüz bu çeşitliliği öldürememiştir.

    dikkatinizi çekmek istediğim asıl nokta şu ki renkler dışında da nadir olsa da yan anlamları dahi birbirine eş olan kelimelerin varlığı. en çok dikkatimi çekense karanlık… türkçe sözlükte ışık almayan yer veya bu yerin hali diyor, almanca sözlükte ilk bulduğumuz anlam “dunkel” ki ilk anlamı aynı. yani ışıksız yer. türkçede mecazi anlamda şüpheli, bilinmeyen yönü olan olarak da kullanılıyor. “dunkel” için de aynı şey geçerli. ingilizceyle de kıyaslarsak ki sözlüğün bize verdiği ilk sözcük “dark” veya “darkness”, aynı sonuca varıyoruz. kürtçe de ise “tari” demek karanlık; yani koyu, yani ışıksız yer, yani bilinmezlik. elbet araştırma genişletilebilir, ancak zannedersem ki her dilde karanlık, karanlıktır. kasvetlidir, korkutucudur, kaçınılasıdır.bilinmezlik getirir, cahilliği, sıkıntıyı, asık suratlılığı getirir ve kötülüğün konakladığı taraftır her zaman ve her yerde.
    (tariktuna, 28.07.2008 12:24)
  17. gözlerini kapattığında içinde hayallerini gerçekleştirebileceğin mekan, bazen.
    (yazar gibi, 29.07.2008 00:11)
  18. 'ne kadar çoksa o kadar az görürsün' sorusunun cevabı..
    (bkz: la vita e bella)
    (epitaph, 05.10.2008 21:14)
  19. (bkz: bulanık)
    (heidi, 10.10.2008 23:44)
  20. ışıkların olmaması, elektriklerin gitmesi, gece değildir aslında.
    karanlık; ruhun elini eteğini çekmesidir vücuttan.
    gerisi mukadderat.
    (ninn worx, 13.11.2008 10:28)
  21. elektrikler kesilince
    ben daha uyumadan,
    usulca sokulurdu yanıma annem
    korkmayayım karanlıktan diye.
    şimdi her elektrik kesildiğinde
    ben daha uyumadan
    yalnızlık buz gibi sokuluyor
    ayak ucumdan.
    (diazepam, 13.11.2008 10:30)
  22. hayal gücünü geliştirir..
    (abıefsun, 13.11.2008 13:43)
  23. ahmet haşim'in 1 nisan 1923'te yeni mecmua'da yayımlanan şiiri:

    aşkın bu karanlık gecesinde
    bülbül yine vahşi müterennim,
    mecnununu terk etti mi leyla?
    vahşi sesi firkat sesi sandım
    (hürrem, 29.12.2008 11:37)
  24. binbir şekli, tonu olandır. denizin, yüzün, kuyunun, kelimenin, düşün, düşüncenin...
    (heidi, 08.01.2009 22:49)
  25. "vaktiyle köyün birinde cahilliğiyle dillere destan bir adam yaşıyordu. günlerden bir gün bu adamın kafasına bir soru takıldı ve yemeden içmeden kesildi. çünkü gözlerini açtığında dünyayı, kapadığında ise karanlığı görüyor ve bu durum da kafasını adamakıllı karıştırıyordu. günler geceler boyu cahil kafasıyla düşündü taşındı ve sonunda karanlığın da görülebilen bir şey olduğuna karar verdi. hele hele, ölülerin, karanlık, sessizlik ve hiçliği algıladıklarını söyleyen kadim bir bilgenin kitabına rastlayınca fikrinin doğruluğuna artık kesinlikle kanaat getirdi. buna göre, ölüler nasıl ki ışığı göremezlerse, yaşayanlar da karanlığı ölüler kadar iyi göremezlerdi. ne var ki uyku, ölümün kardeşi olduğu için uyuyan birisi karanlığı, sözgelimi gözlerini kapatmakla yetinen birinden belki daha mükemmel görebilirdi. cahil adam da böylece, dünyayı göremediği zaman görmekte olduğu şeyi araştırdı ve gözlerini yumduğu zaman gördüğü karanlığın içinde sayısız düş olduğunu bu sayede buldu." (sf: 199)

    puslu kıtalar atlası'na göre böyle bir şey ve bu masalın devamında bilge adam, cahil adama dünyanın bir hiçlikten yaratıldığını ve karanlığın da bu hiçlikten arta kalan boş bir levha olduğunu söyler. bu boş levha iki parçaya bölünmüştür;

    birinci parçası, bizim düşler yarattığımız parçadır.

    ikinci parçası ise, sabahın oğlu'na verilen parçadır. sabahın oğlu, bu parçadan düşler yaratmak yerine, bir para yapmış ve üzerine kendi suretini darbetmiştir.

    böylece yaratılmamış boşluğun ta kendisi olan bu paranın dünyada ne var ne yok hepsini satın almasını beklemeye başlamıştır. insanlar da bunu garipsememiş, kendi suretlerini darbettikleri paralarla farkında olmadan sabahın oğlu'nun suretini çoğaltmışlardır..

    unutmadan, bir de söz vardı; "sanatçılar gerçekleri anlatmak için yalanları kullanır."

    zaten masal da gerçeğin tasviri zannedilen bir çeşit yalandır.
    (çoğunlukla zararsız, 10.02.2009 12:26)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil