diller arasında öyle çok fark var ki bazen kelime seçerken zorlanıyor insan. çoğu kelimenin tam olarak aynı anlamı verecek başka bir dilde karşılığını bulmak nerdeyse imkansız gibi. özellikle kültürleri çok farklı iki milletin dilinde çalışırken çoğu zaman bulduğunuz karşılığın ikinci anlamı hafif bir nüansla aradığınız anlamdan farklılaşıyor yada keskin hatlarla ayrılıyor. örneğin “
aydınlık” kelimesinin türkçe ingilizce sözlükteki ilk karşılığı “
bright”. halbuki “
bright” kelimesinde parlaklık manası da var. bir şeyin bright olduğunu söylerken onun berrak, şeffaf, hatta ışıldayan, çevresine ışık veren bir nesne veya kavram olduğunu ima edersiniz. halbuki bu saydıklarımın “
aydınlık” kelimesinin manalarında rastlayamıyorum. “
bright mind”dediğinizde kişinin öncelikle dehasına vurgu yapmış olursunuz halbuki “
aydınlık kafa” veya “
aydınlık düşünce” derken vurgu yaptığınız aydın olma yani en kısa açıklamayla kültürlü, bilgili olmaktır.
ikinci kelime ise “
sunny” ki güneşli demektir. her ne kadar örnek sözcüğümüzün kıyısında geçiyorsa da tamamını karşılamaktan uzaktır. liste uzayıp gidiyor. etimolojiye girmek ise şu an için yararsız olacaktır zira amacımız geçmişte nasıl kullanıldıklarını, bu kullanışların arasındaki farkları göstermek değil- her ne kadar farklılıklar geçmişten geliyorsa da derdimiz şu andır.
sözlük bilgisiyle araştırmaya devam edersek diğer dilde tam anlamını bulan sözcükler renklerdir. ancak unutulmamalıdır ki değişik kültürler renklere farklı anlamlar yüklemişler. kırmızı kimine göre aşkı, şehveti, heyecanla gelen mutluluğu, kimine göre cehennemi, günahı, kötülüğü, cezayı çağrıştırır. günümüzdeki kitlesel iletişim araçları ve internet bu farklı anlamları teklileştirme yolundaysa da henüz bu çeşitliliği öldürememiştir.
dikkatinizi çekmek istediğim asıl nokta şu ki renkler dışında da nadir olsa da yan anlamları dahi birbirine eş olan kelimelerin varlığı. en çok dikkatimi çekense karanlık… türkçe sözlükte ışık almayan yer veya bu yerin hali diyor, almanca sözlükte ilk bulduğumuz anlam “
dunkel” ki ilk anlamı aynı. yani ışıksız yer. türkçede mecazi anlamda şüpheli, bilinmeyen yönü olan olarak da kullanılıyor. “
dunkel” için de aynı şey geçerli. ingilizceyle de kıyaslarsak ki sözlüğün bize verdiği ilk sözcük “
dark” veya “
darkness”, aynı sonuca varıyoruz. kürtçe de ise “tari” demek karanlık; yani koyu, yani ışıksız yer, yani bilinmezlik. elbet araştırma genişletilebilir, ancak zannedersem ki her dilde karanlık, karanlıktır. kasvetlidir, korkutucudur, kaçınılasıdır.bilinmezlik getirir, cahilliği, sıkıntıyı, asık suratlılığı getirir ve kötülüğün konakladığı taraftır her zaman ve her yerde.