peynirsiz gibi gözüken halbuki hamurunda peynir içeren poğaça çeşidine izmirlilerin verdiği ad. istanbulda bir pastaneye girip istemiştim de, adam bana karaköy yok, şişli var demişti. alışverişi kestim sonra
hemen yandaki manav da bana üzüm satmaya çalışıyo. ben izmirliyim dedim. kusura bakma dedi
8 sene her sabah adım attığım güzel semt. boğazın kıyısında olup, bir tarafı galata köprüsü bir tarafı tophane olmasına karşın, ister tünele atlayıp, ister yüksek kaldırımdan beyoğluna çıkarsın; olmadı sahildeki büfe ve restoranlara, ya da çiçek veya mevlana et lokantasına gidersin; ama karaköy güllüoğlu'ndan baklava ve su böreği yemeden olmazsa olmazıdır. bir de selanik pasajı, karaköy elektronikçiler çarşısı ve perşembe pazarı çarşıları ile aradığın her türlü hırdavatı ve ıvır zıvırı bulabileceğin gibi, meşhur mektep* ve aralara dağılmış şubeleri, saint benoit ve saint george gibi liselerle tezat oluştursa da benim canım karaköy'üm bir başka diyardır.
bir istanbul fotoğrafına en fazla konu olan yerlerden biridir.eminönü mevkinden galata kulesi ve galata köprüsü eşsiz bir kompozisyon oluşturur.özellikle gece çekimleri için çok güzel bir noktadır.
kadıköy'den istiklal'e gitmenin en kolay yolunu size sunan bir iskeleye sahip,galata ile komşu , tramvay hattı geçen , bilimum merkezlere yakınlığıyla istanbul'un en yoğun yerlerinden olan semt.tarihi börekçisiyle de ünlüdür.
fatih sultan mehmet tarafından, hazar'dan getirilen musevi karay türklerinin adını alan güzide semtlerimizdendir. büyülüdür. karaköy'ü puslu kıtalar atlasından okuyup ondan sonra gezmek gerekir ayrıca tavsiye edilir.
vapurla eminönü'ne geçiyorsun, direk karaköye değil. karaköye gidiyorsan eğer köprüden yürüyerek, izleye izleye, yavaş yavaş yaklaşmalısın karaköye. hem eminönü'ne uğramazsan elinde balık ekmek de olmaz köprüden geçerken..
böyle eski binalar, burası beyoğluna ait belli ama denizin kenarında hemen. yokuşlar var galataya doğru, insanın imanını gevretiyor. galata köprüsünde deniz kenarından ileriye doğru bakıyorum, kocamankruvazörler var. tüm portrede tek tanıdık gelen şey sahil güvenlik teknesi*
köprüyü geçiyorsun, insanlar var 81 ilden. sıcaktan bunalmış yüzler görüyorsun ama hepsinin kendine göre arabesk bir hayatı var, kabullenir olmuşlar herşeyi, bunu da umursamıyorlar pek.. çıkıyorsun tünele doğru, müzik dükkanları ve bilimum genç var artık üniversiteli. her rafta çeşit çeşit müzik aleti, yavaştan istiklal caddesine çıkarken sahilden bayağı uzaklaştığını hissediyorsun ve belki de türkiye'nin en kozmopolit yeri olan istiklal caddesine çıkıyorsun..
sembollerinden biri olan mavi iskelesi batmış semt. neyse ki yıllardır iskelenin arkasındaki binada yerini koruyan seiko reklamı fırtınada uçup gitmedi.