"beni çok yoruyosun. alkolü işlemkten asli görevlerimi yapamıyorum. yakında sağlık topu kadar olucam o vakit görceksin. içme daha!" diye azarlayan organ
vücudun en büyük bezidir. 70 kg kadar olan bir insanda yaklaşık 1500g ağırlığındadır.
-plazma proteinlerinin üretimi (albumin, lipoprotein, transferrin...)
-glukoz, yağ asidi ve kolesterol metabolizması düzenlenmesi
-vitamin depolama ve birbirine dönüştürülmesi
-endokrin ve ekzokrin salgı yapma
-ilaç ve toksinlerin metabolize edilmesi
karın sağ alt kadranını safra yolları ve safra kesesiyle dolduran, sindirim kanalı ile vücudun diğer kısımları arasında tam kesişme noktasında yer alan, vücudun metabolik dengesini sağlamada birçok önemli rolü olan,rejenerasyon yeteneği yüksek bir iç organ...
prof. münci kalayoğlu, karaciğerin nasıl çalıştığını şöyle anlatıyor:
bir nevi vücudun kileri yani?
evet, kileri; hepsini içine alıyor, depoluyor. ‘ben olmazsam ayakta duracak hâlin kalmaz’ diyor. gıdalarınızın sindirimini sağlayan safrayı o yapar. yemek alındığı gibi vücuduna gitmiyor ki. mide parçalıyor. karaciğer safra kesesine safrayı gönderiyor. kese de depoluyor. ne zaman ki mide doydu, safra onikiparmak bağırsağına boşaltılıyor. pankreasın iki önemli fonksiyonu var. biri insülin, diğeri de gıdaların parçalanmasını sağlayacak enzimleri üretiyor. pankreas enzimleri onikiparmak bağırsağına boşaltıyor. gıdaları bağırsaklardan emilecek hâle getiriyor. bağırsaklar emiyor ve karaciğere yolluyor. karaciğer kötü olanını atıyor, iyi olanını tutuyor. karaciğer olmazsa yenilenler boşa gidiyor. alkol, bira, şarap ve ilaç dâhil her türlü kimyasalı vücuttan temizler. o olmazsa kötü alışkanlıklarımız bizi öldürebilir. kötü maddelerde ısrar ona savaşı kaybettirebilir. çok dayanıklı bir organ. bir, iki, on senede olmuyor. seneler zor yıpratabiliyor. enerjileri vücutta depoluyor. enerji şart. karaciğer olmazsa, kan şekeri kontrol dışı düşer ve komaya gireriz. enerji gelmezse soğuktan donarız. karbonhidrat, şeker ve yağları depo eder. proteinleri depolanabilir hâlde kaslara yollar.