arka bahçe yayıncılıktan çıkan bir türkiş çizgi roman. yıldıray çınar çizip, hakan tacal yazıyordu. hikayesi istanbulda geçiyordu. sadece 4 sayılık bir çizgi romandı ama güzeldi.
şu ana kadar 4-5 kez yaşadığım, bir yerden sonra insanın hoşuna gitmeye başlayan rüya şeysi. bağırmaya çalışırsın sesin çıkmaz, elin ayağın tutmaz, ağlayarak uyanırsın bazen ama yine de bir nebze de olsa hoşa giden bir şey. rüya da olduğunu anlarsın kimi zaman, yine de kurtulamazsın o ızdıraptan.
hakkında bir çok hurafe olan ama aslında tıbbi açıklaması olan bir hadise. özellikle uyumadan önce ağır yemek yenirse olur. uyurken vücut dinlenme halinde olduğundan aynı anda yenenleri sindirmeye çalıştığı için (bunlar da ağır yağlı tabi) zorlanır. bütün kaslar (kalp kası iç organlar vs. hariç) bir anda hareketsiz hale gelir. bir çeşit kramptır, farklı olarak kasılma ve dolayısıyla dayanılmaz acı olmaz.
bazıları bunu uyurken yaşamasına rağmen çoğunluk uyku ile uyanlıklık arasındaki yarı-şuur durumunda yaşar. parmak oynatmak dahi mümkün değildir. zaten gerekli olan da budur. tek bir hareket olayı bitirir.
bu olay yaşandığında uyku ve uyanıklık arasında olunduğu için kişi halüsinasyon görmeye veya gaipten sesler duymaya çok meyillidir. nitekim tecrübesiz bir karabasan kurbanı karanlıkta üzerine bir şeyin oturduğunu ve nefes almasını engellediğini düşünebilir. bu şekilde köylerde bir çok insanın korkudan öldüğüne dair hikayeler vardır.
(bkz. bahadır boysal hikayeleri)
genelde gece yemek yiyenler, bu olayı sık sık yaşarlar, hatta alıştıktan sonra korku filan da kalmaz, geldiğinde "git yav ben uyuycam" tepkisi verilebilir.
bütün bunlara rağmen "anlatma bana böyle şeyleri olm, korkarım ben, gece uyuyamam vs. diyen komik insanlar da bulunur.
sonuçta karabasan bir fenomen değildir, gerçektir, ama ruhani bir varlığı yoktur, gayet mantıklı açıklaması vardır. hatta buna karabasan gibi "kamp ateş etrafında anlatılan hikayeler"den çıkma isimler takmak bu hurafe durumunun daha da büyümüesine yol açar. karabasana inanmak veya inamamak gibi bir durum yoktur. karabasan mantklı tıbbi açıklaması olan bir çeşit vücut tepkisidir.
bazende cinlerle bağdaştırılan olay. yatılan yerde ekmek vs kırıntısı olursa başa gelebileceği söylenen ve insanı çatlama olarak tabir edilen duruma iten kabusun fiziksel etkisi.
uykuyla uyanıklık arasındaki kabusta hareket edememe, olanları seyretmek zorunda kalma hali. hamilelik döneminde daha sık olduğu söylenir. fal bakanlarda- fala kendini çok kaptıranlarda... ara ara ziyarete gelen durum.
bireyin psikolojisiyle birlikte yaşanma sıklığı da değişen anormal bunaltıcı olay. derin uykuya dalmadan önce görülen rüya, uyku ile uyanıklık arasında bilinçaltının ortaya çıkardığı ses ve görüntüler. genellikle korkudan çok, kaygı hissi ile birlikte ortaya çıkar. ürkütücü bir uyarıcı niteliğinde olduğundan kişi hareket etmeye çalışır ancak parmağının ucu bile kıpırdamaz. bağırıp bir başkasına ulaşmaya çalışır ancak neredeyse nefes bile alamaz ve ağızdan anlamsız sesler çıkar. gözler açıkken meydana geldiğinde çok daha fazla etkiler. çünkü olaylar kişinin yaşadığı yerde geçtiğinden ses ve görüntüler maksimum gerçekliktedir. halüsilasyonlar oldukça geniş çaplı meydana gelir ve onlardan kurtulmayı başarmak için en az 6-7 kez böyle birşeyi yaşamak gerekir. çünkü bedensel güç kullanılamadığı için, yarım yamalak çalışır haldeki beyin kullanılmak durumundadır. birey kendini bunların geçici olduğuna ikna ederse, durum kısa zamanda son bulur. olay biter bitmez insan ayağa kalkıp hareket edebildiğini görmek ve ağır geçmişse ortamda uyuyan birilerini uyandırıp yalnız olmadığını anlamak ister. karabasanların görülme ihtimali veya yarattığı etki, herhangi bir uyarıcı alınması durumunda artar. algılardaki yanılsamalar da oldukça yüksek bir dereceye ulaşır. yapılacak en iyi şey, gözleri kapatıp, "hepsi bitecek, birazdan gözlerimi açınca odada hiçkimsenin dolaşmadığını göreceğim, çok az kaldı" gibi düşüncelerle bireyin kendini kontrol etmeye çalışmasıdır.
ben böyle okumuştum, biraz da ilgiliyimdir ama anlam veremedim olaya..
"astral boyutta yolculuk yapan bir insana karabasan gelirse, o insan için ölüm tehlikesi oluşur"
detaylı bir inceleme yapanlar varsa şayet bunların ne kadar sıkış olaylar olduğunu görecektir..
şahsen karabasan olayı halk arasında kötü ruh olarak anlatılsa da, bence insanın psikolojik olaylar veya çevrede olan bitene karşı kendi karakterinde yarattığı düşüncelerin açığa vurumudur..ne demek istedim, şunu demek istedim; canınızı çok sıkan veya hayatınızda kafayı acaip derecede taktığınız birşey, ruh sağlığızı bozabilir..rüyalarınız kabusa dönüşür..bunun çok yemek yedikten sonra direk uykuya dalmak ile de alakası vardır ama çok farklı bir olay..bilinçaltı fizyolojik etmenlerden etkileniyor orda..ama bu karabasan olayında-ki türk halkı efsaneleri arasında çok kez duyulur-siz uykudayken gelir..aslında herkes şunu söyler "bağırmak istemiştim ama bağıramamıştım"..ne bileyim "yok kalkıp kaçmak istedim ama olmadı" falan diye..aslında kişi kendini orda ayık bir durumda hisseder, yani izin verse karabasan ben kaçıp gidicem*..
aslında bu karabasan olayı, kabus ilerisi bir rüya ve insanın tam uyku ile uyanık kalma arasındaki vakitte, bilinçteki sıkıntılar ve kafaya fena takılan olayların bilinçaltına işlemesi sonucu oluşmuş, sıkıntı veren bir gerçekçi bir kabustur..nitekim başıma da geldi, ordan bilirim..ama bunun rüya olduğunu farkedince insan-ki bu da zor bir iştir, insan rüyada olduğunu farkedemez, genellikle bilinçalının oynadığı oyunları insan anlayamaz-karabasan sıkıntısı bitmiş olur..halkımız buna alternatif bir çözüm olaraktan dua okumayı da koyar..korkutan bir öğe olarak lanse edilen bu karabasan olayını-ki bilinçaltının oluşturduğu kabus ileri bir rüya dedik buna- kendi başınıza halledebilirsiniz ve yokedebilirsiniz..rahat olun, rahat uyuyun, yatmadan önce hayatınızı mahfeden sorun ve sıkıntıları çok düşünmeyin..tek sorun bireyin bilinçaltının rahat olmasında yatar..
uykuya geçiş sırasında kaslar genelde ellerden başlayarak teker teker gevşemeye, beyin dış dünyayla ilişkisini kesmeye başlar. bu geçiş safhasını insan bazen hisseder. gevşemeye başlamış uzvunu hareket ettiremez, çünkü beyin istemdışı gevşeme emrini vermiştir ve bu istemli hareket etmeyi zorlaştırır, kulaklarda uğuldama olur, vücuda bir ağırlık yayılır. insan bu geçiş safhasını hissetmediği zamanlarda, vücut ani bir kasılmayla kendini bırakır -ki bazen insan bu ani kasılıp gevşeme gerçekleşirken rüyasında uçurumdan düştüğünü görerek uyanır-, uyku haline geçer.
anestezi alanlar bu olayı saniyeler içinde bilerek ve hissederek yaşar. normal hayatta ise durumun farkında olunmadığından insanda korku yaratır. psikolojik açıdan zarar görmemek için en iyi çözüm uyandıktan sonra tanıdığınız birinin -özellikle annenin- yatağına gidip, yanına kıvrılmaktır.
ilk başlarda korkutucu gibi gelse de,eğer sık sık başınıza gelmeye başladıysa artık bünyenin durumuna göre sallanmayabilen,umursanmayan olay.ayda 2-3 kez başınıza gelirse takmayabilirsiniz.
- merhaba ben geldim.
- iyi,hoşgeldin...
şeklinde de beklenebilir.kötü bir durum değil zannımca,bir süre için insanın acizliğini gösterir;stephen hawking gibi olmanın ne demek olduğunu anlarsınız.sonra da şu an ki hâlinize şükredip gözlerinizi açarsınız.
sıkça bahsedilen bir kişidir. ziyaretleri pek meşhurdur. oldum olası merak etmişimdir. bana bir kez dahi uğramaması sebebiyle çok merak etmekteyim. çok aptalca gelebilir yaşayanlara ama yaşamayan da bilemez. eksik hissediyorum kendimi.
görürken, "kendime geldiğimde bunu arkadaşlara anlatırım lan, ne biçim şeymiş bu eheuheu..." dedirten aşmış ruh hali.
görürsünüz, duyarsınız, hissedersiniz, düşünürsüz ama vücudunuzun hiçbir yerini hareket ettiremezsiniz. her yanınız uyuşur, bazı bazı acır. ikinci ya da üçüncü seferde besmele çekmek akla gelir ve normalden daha kısa sürede kurtulursunuz. uyanır bir bardak su içip, hollywood usülü yarı çıplak camdan bakarsınız. daha sonra bir karabasan muhabbeti açıldığında anlatacak bir şeyleriniz olur. böyle de bir şeydir.
yaklaşık on dakika önce yataktayken, kapım çaldı. ev arkadaşlarımdan birisidir ya ben rahatımı bozmayayım da beni uykuda sansın diye tınlamadım. derken yavaşça kapının açıldığını duydum. içeri girdiğini. bari ufaktan uyanmış numarası yapiyim ne haltlar karıştırıyo herif bakalım derken, vücudumu kıpırdatamadığımı farkettim. "hasktir gene mi?" derken içerdeki herif bir şeyler kurcaladı çıktı. ben de çıkmasıyla birlikte ancak uyanabildim.
sanırım karabasan böyle oluyor. bu da tazecik, sıcacık bir anım. çok gereksizdi biliyorum ama yazayım dedim, napiyim. of.
kimine terminatör kimine ise pamela anderson olarak görünen hayal ürünü.böyle pamela gibi fantastik türlerde görülen versiyonu için yatmadan önce 2 kaşık un , 4 baş soğan üzerine 1 çay bardağı sek rakı tüketilmesi tavsiye edilir.
yüzlerce defa başıma gelmesine rağmen başkaları gibi hiç bir varlık görmüşlüğüm yoktur, çocukken metafiziksel bir olay olduğunu düşünüp duayla cevşenle kurtarmaya çalışsam da artık olayın stres, yorgunluk gibi dış etkenlerden meydana geldiğini geç de olsa farkedip işin zevkini çıkarmaya çalışmaktayım, aniden uyanırsınız fakat vucut hareket edemez parmağınızı dahi oynatamazsınız beyin faliyettedir yalnız garip garip hayallere sevk eder, o sırada vucutta inanılmaz bir baskı vardır zaten çocukken korkutanda budur öyle gergin bir süreçtir ki felç olmuş gibisinizdir ve sanki vucuda değişik türden bir elektrik verilmektedir, hatta dış etkenleri duyarsınız mesela tv açıksa fark edersiniz zamanla çözülür ve uyanmışken bir çişimi yapayım bir de su içeyim denilerek ihtiyaç giderilir ve tekrar yatılır. her ne kadar artık korkmadığımı söylesem de genede gözlerimi açmamayı tercih ederim belkide herkesin bahsettiği garip varlıkların bilinç altıma etkisinden dolayı, sadece bir keresinde bu yaşananlar rüyamı gerçek mi mantığıyla göz kapağımı hafif açtığımı ve o zamanlar taktığım nokta hızmanın yansımasını görüp hemen kapattığımı ve gerçekten daha gerçek olduğunu anlamamdır.