belki ilginizi çeker
  1. · karabük korsanları
gündem
  1. · rasim ozan kütahyalı
  2. · günün tek cümlelik özeti
  3. · sanal seks yaparken hamile kalmak
  4. · köpekbalığı görünce yapılması gerekenler
  5. · tahrik edici erkek kokuları
  6. · üniversiteyi ingilizce okumayı marifet sanmak
  7. · domuz gribi
  8. · zf sachs ag
  9. · duvar kağıdı

karabük korsanları ve emekli sandığı  

  1. mürettebatımı ve gemimi korkunç bir fırtınada yitirmiştim.

    nerede olduğum hakkında hiçbir fikrim olmaksızın yerimden doğruldum ve üstümdeki deniz kumunu silkeledim. gıcırdayan tahta bacağımla ağır ağır ilerlemeye başladım. asfalta çıktığımda üzerinde karaelmas turizm yazan büyük bir araç yolun kenarında durdu. kapısından sarkan beyaz gömlekli esmer biri eliyle gelmemi işaret etti. gittim. görünüşe göre ,daha iyi bir seçeneğim yoktu.

    konuştukları lisan hakkında hiçbir fikrim yoktu. beyaz gömlekli adam defalarca yanıma geldi. ilk seferinde uzatmış olduğu suyu büyük bir minnetkarlıkla aldım ama ikinci ve üçüncü gelişlerinde canımı sıkmaya başladı. elindeki bozuk paraları sallayıp bana bir şeyler ima etmeye çalıştığını gördüğümde tepem büsbütün attı. ani bir hareketle palamı çıkararak kabzasıyla muavini bayılttım ve vücudunu arka koltuğa gizledim. kaptan morgan hiçbir zaman para vermezdi ve istisnalar kabul edilemezdi.

    otobüs durduğunda herkesle beraber ben de indim. bir an önce yeni bir gemi bulup mürettebat toplamaya başlamalıydım. yalnız bir korsan güçsüz bir korsandı. özellikle benim gibi tek bacağı ve tek kolu varsa pek fazla şansının olduğu söylenemezdi. ganimetlerin ve yıllardır görmemiş olduğum kadınların yanımdan yavaşça geçip gitmelerine müsaade ettim ve ilerledim. yürüyüşüm üzerinde dumanlar tüten devasa bir fabrikanın önünde sonra erdi. burası bir demir fabrikasıydı .gemimi toparlamaya başlamak içinse iyi bir vakitti. biraz dikildikten sonra top döktürmek maksadıyla tesisin içine girdim.

    eski ihtişamımı yakalama zamanlarım yakındı. fırtına canımı alamamıştı. son kalan dişimi de siyah bira maşrapasının içinde bırakmadan önce en iyi bildiğim şeyi yapmaya devam etmekte kararlıydım. korsandım ve korsan olacaktım.

    bu lanet toprakların nerede olduğu hakkında hala en ufak bir fikrim yoktu. ancak fabrika zemininde ilerlemeye devam ettim. lisanlarını bilmediğim halde mürettebatımda marsık ve araplar bulunuyordu ve hiçbirisi emirlerimi yerine getirme hususunda zorluk çıkarmamıştı. yeni ve büyük bir top döktürmek ne kadar zor olabilirdi ki?

    kendimi kancalı elimle müdürün kapısını açarken bulmuştum bile. gıcırdayan bacağımın üstünde güçlükle ilerledim... ama çok sonraları işlerin beklediğim gibi gitmemiş olduğunu öğrenecektim. deri koltuğa yerleştiğimde adam uzunca bir süre sakat olan kolumu ve bacağımı süzdü.

    -engelli kontenjanımız dolu ama sizin için bir ayarlama yapabiliriz. ama önce basit birkaç sorum olacak. sizin için en önemli şey nedir?

    bu gerizekalının neden bahsettiği hakkında hiçbir fikrim yoktu. yeniden sinirlendiğimi hissettim ve adama fark ettirmeden kabzama uzandım. "arrr!"

    -namus kavramı benim için de çok önemlidir beyefendi. iki tane kızım var ve ikisi de pırıl pırıl birer genç oldu. üniversiteden sonra ikisini de evlendirdim. peki öncelikle çalışmak istediğiniz bir departman var mı?
    -arr!
    -ar-ge'de boş pozisyonlarımız olacaktı. ama öncelikle birkaç genel kültür sorusu sormam gerekiyor. argonun simgesi nedir?
    -arr!
    -bravo. allah sizi inandırsın demire fe diyemeyen çalışanlarımız var. artık kardemir'in yeni bir üyesisiniz. yalnız rica edeceğim ;şu kancayı çıkarın ve devlet hastanesinden bir protez ayarlayın. burası resmi bir kurum. etrafta zibidi gibi dolaşmayın. hadi şimdi gelin emekli sandığı kaydınızı yapalım.

    palayı tuttuğum elimi gevşettim. sandık sözünü daha önce duyduğuma emindim. ama nerede?

    barbaros hayrettin paşa'nın sandığı, evet! cihanın en büyük hazinelerinden biri, tüm korsanların hayali... vücut dilinden ne yapmamı istediğini çıkarmaya çalıştım ve müdürün dediklerini harfiyen uyguladım. mühür basıldı. zarf kapandı. abartısız bir referansla kapıyı ardımdan kapayarak dışarı çıktım. görünüşe göre buradaki işim henüz bitmemişti. en azından sandığın nerede olduğunu anlamadan önce.

    fabrikaya gidip gelmeye başladım. lakin her yeni günde içeri girip dumanlı havayı soludukça korsanlık günlerimden uzaklaştığımın ben de farkındaydım. kendime karabük'te küçük bir ev tuttum ve türkçe öğrenmeye başladım. kursa gitmedim, çalışma arkadaşlarımdan yardım istedim. onlar da ilk olarak küfürleri öğrettiler. ama şikayetçi olduğumu söyleyemezdim. bir korsanın işine küfürlerden daha fazla ne yarayabilirdi ki? derdimi anlatabiliyordum kesinlikle.

    çok aramama rağmen papağan bulamadım.. idare etmesi maksadıyla bir adet muhabbet kuşu edindim. kendisine koordinat ezberletmeyi beceremedim ama birinci ayın sonunda cici kuş diyebildi ve bu da bir şeydi.

    mürettebatımı toplamak düşündüğümden de zor oldu. buranın insanı çok gevşek. sandığın yerini öğrenene kadar gitmek gibi bir niyetim yoktu. ben de bu geniş vaktimi değerlendirmek için çeşitli meşgaleler edinmeye çalıştım. bunlardan biri de futbol oldu. gerçekten çok zevkli bir spormuş. tayfayı toparladığımda beşerden turnuva yaptırmayı planlıyorum. kazanana baklava.

    bana zeytinburnu demeyin! son dakikalarda atmış oldukları iki golle kardemir karabüksporumuzu bir alt lige gönderdiler. o gün bu gündür çıkamadık. kaptan morgan olarak böylesi kaygılar içine düşmüş olmam düşündürücü ama yaktın bizi ilyas tüfekçi!

    vedat'ı satmayacaktık. ama gitmek isteyen futbolcuyu da tutamazsın tabi ki. bir süre sonra takıma zarar vermeye başlar.

    fabrikaya gele gide lisanı iyice öğrendim. buranın insanlarıyla da ahbap olmaya başladım. yaşın da 45' e dayanmış olması dolayısıyla açık denizlere olan tutkum gün be gün azalmakta. emekliliğime 14 yıl var. bir nevi mezarda emeklilik ama emin olun ki korsanlar daha kötülerini
    de görmüşlerdir. ölmesine rağmen gerek küreklerde gerekse güvertede çalışan mürettebatın sayısı hiç az değildir. kaptan morgan olarak bunu adil bir anlaşma olarak görüyorum. 60'ımda emekliyim. kraliyet ordusunda heba ettiğim 2,5 seneyi düşebilirsek tabi ki.

    buranın siyah birası alışılmadık biçimde hafif. içine kahve katıyorlar ve biranın bu türü genelde kızlar tarafından tüketiliyor. ancak alışmış olduğum için başka bir şey de içemiyorum. fabrikadan birkaç adam geçen gece siyah bira içtiğim meyhanenin önüne geldi ve "kaptan morgan götün başın oynuyor" diye bağırıştı. bir anlığına çok sinirlendim yalnız palam yanımda değildi. ibneler!

    burada mektep okuyan gençler 6 ay askerlik yapıyorlarmış. benim zamanında yoktu. 2,5 sene askerlik yaptım ben.

    burada kalmaya karar verdim. bir yolunu bulup biriyle evleneceğim. yalnızlık allah'a mahsusmuş. onu gördüm. çocuk yaparım. güzel bir ev alırım. bahçem olur. domates yetiştiririm.

    barbaros hayrettin paşa'nın hazinesini tamamen aklımdan çıkardım. denizcilik hakkında düşündüğümde de piri reis üzerine odaklanıyorum. adam o vakitte o kadar ayrıntılı bir haritayı nasıl çizmiş lan? aklım almıyor.
    (nebiros, 03.05.2009 02:26 ~ 02:33)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil