görseller
kara kitap 
  
belki ilginizi çeker
  1. · boğazın suları çekildiği zaman
  2. · rüya pamuk
  3. · çok eskiden rastlaşacaktık
  4. · zwartboek
  5. · hakkında giri giremeyecek kadar sevmek
  6. · yeni hayat
  7. · hepimiz onu bekliyoruz
  8. · yazı
  9. · küçük dükkanların ünlü mü ünlü olması
  10. · epokhe
  11. · madde 98: hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap (reklam)
gündem
  1. · 25 kasım 2009 emekçi grevi
  2. · yaran diyaloglar
  3. · tunceli alevileri dinsizdir
  4. · okan bayülgen
  5. · marjinal isim meraklısı aile
  6. · prison brake
  7. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  8. · buraya numaratör koyduk yılı kendi artırıyor artık
  9. · terk ettikten sonra geri dönen sevgili

kara kitap  

 sayfa  / 3
  1. orhan pamuk'un edebi eser sıfatını sapına kadar hak eden, ''tutunamayanlar'' dan ilhamla yazdığını düşündüğüm ''asıl sihirli'' romanı. içinde kaybolup, her hangi bir labirent çıkamazında kendi yüzünüzü gördüğünüz için mi, yağmurlu bir istanbul akşamını hiç yaşamamış olsanız bile o duyguyu iliğinize kadar sırılsıklam yaşattığıdan mı bu sihir bilinmez. belki de sihirin kendisi budur. yeşil bir dolma kalemle kendi hayatınızı yazıp bir '' rüya'' ya dalasınız gelir.güzeldir.başlandı mı bitirmek gerekir.
    (jemand, 05.04.2006 23:50)
  2. okuması kesinlikle çok zor.bir paragraf kadar cümleleri var,ki bu cümlelerde birkaç olay birden bağlanıyor dolayısıyla okurken cümlenin başını unutuyorsunuz.sakin,huzurlu zamanlarda okunması gerek sanırım.
    (bettyboop, 07.04.2006 20:51)
  3. boğazın suları çekildiği zaman adlı güzel bir yazı vardır bu kitapta.
    (janissary, 19.10.2006 19:27)
  4. orhan pamuk'un ne kadar sağlam yazdığını bir kez daha kanıtladığını düşündüğüm kitap.binbir gece masallarından o kadar etkilenmiş ki kitabın her bölümünde mutlaka geçiyor.en son sayfalarında galip'in düşüncelerine ara verip 'ey okuyucu!' diye başlayan ve ben bu acıyı anlatabileceğimi düşünemiyorum o yüzden kara bir sayfa koyacağım yerine,bilirim okuyucu anlar sözleri emin olsun okuyucunun taa en derinlerine işlemiştir...ellerine bir kez daha sağlık..
    (nickim konusunda kararsızım, 31.01.2007 23:03)
  5. yaklaşık iki sene önce çok bunalımlı günlerimde okuduğum ve hayata başka bir açıyla bakmamı sağlayan bir kitaptı kara kitap. evet tam anlamıyle bir "şahaser"dir kara kitap kanımca. her satırında orhan pamuk'un edebi dehasına, araştırmacı ruhuna, ve detayları heryere serpiştirme becerisine, olayları kurgulamasına hayran kalıyorsunuz...
    "kara kitap üzerine yazılar" adlı bir kitap ise bu kitabı daha iyi anlamak için basılmış bir kitaptır, bir kitabı açıklamak için böyle bir kitap basılması da kitabın derinliğini, ilginçliğini ve sakladığı sırları olduğunu belirtir...
    (gonewiththesin, 13.02.2007 16:36)
  6. (bkz: kara kaplı defter)
    (azwepsa, 13.02.2007 16:41)
  7. alınıp yarım bırakılan orhan pamuk kitaplarından sadece bir tanesidir benim adıma.gayet sıradan bir kurguyu bu derece dolandırıp kelimelerle oyun oynamayıp takla attırmadan daha yalın bir ifadeyle kaleme almış olsaydı sayın pamuk salt anlatılan hikayenin hayatla örtüşmesi, gerçekliği ve verilmeye çalışılan mesaj dolayısıyla okunabilcek bir eser olabilirdi.işin özü orhan pamuğun karmaşık anlatım tarzına alışamamış biri olarak benim beğenmediğim kitaptır.bir de türkiye dışında bir çok ülkede de bestseller olması şaşırtmış kitaptır.
    (dengesiz çay tabağı, 13.02.2007 18:37)
  8. orhan pamuk' un ev adresinin şifreli olarak içine serpiştirildiği, sindirilmesi ve idrak edilmesi zor kitap.
    (creepy creep, 20.02.2007 17:15)
  9. orhan pamuk un en olgun romanı kabul edilen titiz eser..bir kaç sıraya sığdırılmış küçük küçük hikayelerle oluşturulmuş işçiliği fazla olan bir kurguya sahip roman..
    (gölgeningücü, 11.03.2007 18:14)
  10. (bkz: zwartboek)
    (anarsist, 22.04.2007 21:30)
  11. müthiş bir dehanın ürünüdür. bu eser; şu kitaptan, şu yazardan çalınmıştır gibi yakıştırmaları artniyetli buluyorum. ayrıca asla sadece bir kurgu romanı değildir. içimizde, benliğimizde kabuk bağlamış, duygusunu yitirmiş, unutulmuş noktalara parmak basıyor, hatta kanatıyor. yargılama niyetiyle değil de anlamak için okursanız; bu kitap; bitirdiğinizde uykulu bir yüze çarpılmış buz gibi su etkisi yaratıyor, arınıyor, uyanıyorsunuz.
    (kesmeseker, 24.05.2007 16:23)
  12. çok yoğun bir orhan pamuk romanı. ayrıca gayet berrak, basit ve tam yerine oturtulmuş bir hayat/kimlik sorgulama kısmı içermektedir ki (haddim olmayarak) takdir edilesi ve paylaşılasıdır:
    ''...çünkü kendim olmazsam, onların istediği kişi oluyorum ve onların olmamı istediği o insana hiç katlanamıyorum ve onların olmamı istediği o dayanılmaz kişi olacağıma hiçbir şey olmayayım ya da hiç olmayayım daha iyi diye düşünüyorum. ‘çok çalıştı ve yıllar sonra biraz başarılı oldu’ dedikleri kişi oluyorum ve daha kötüsü ben de kendimi başka türlü göremediğim için, bu hiç sevmediğim kişilik etimin üstüne çirkin bir deri gibi yapışıyor ve biraz sonra, onlarla birlikteyken ben kendimin değil bu kişinin sözlerini söylerken yakalıyorum kendimi ve akşam eve döndüğümde olmak istediğim kişinin sözlerini nasıl söylediğimi kendime işkence etmek için bir bir hatırlıyor, mutsuzluktan boğulacak gibi oluyorum.
    insanın kendisi olmasının ne kadar zor olduğunu bilirim. daha önce, yalnızca bir başkası gibi olabilme ya da kıskançlık gibi gözükür. gece yarısı sırtüstü uzandığım yatağımda uyuyamadan tavandaki gölgeleri seyrederken o kadar çok başkasının yerinde olmak isterdim ki, derimin içinden, eldiveninden çıkan bir el gibi sıyrılıp çıkabileceğimi, sonra sırf bu isteğimin şiddetiyle o başkasının derisine bürünerek yeni bir hayata başlayabileceğime inanırdım. bazen bu öteki insanı düşünmekten, kendi hayatımı onun hayatı gibi yaşayamamaktan o kadar acı çekerdim ki, bir sinema koltuğunda otururken ya da bir pazaryerinde kendi dünyalarına gömülmüş insanları seyrederken gözlerimden yaş fışkırırdı. hayatımın olması gereken asıl hayatın bir taklidi olduğunu, bütün taklitler gibi utanılması gereken, acıklı, zavallı bir şey olduğunu düşünüyordum. bu umutsuzluktan kurtulmak için elimden yalnızca aslımı daha çok taklit etmek geliyordu. ''
    (munasebetsizevrak, 02.06.2007 19:41)
  13. (bkz: @1481983)
    (acayip biri, 02.06.2007 20:38 ~ 25.06.2007 22:08)
  14. "...
    hayat dertlerle doluydu, acılarla, biri bitince öbürü gelen öbürüne alışırken bir yenisi bastıran ve yüzlerimizi birbirine benzeten derin acılarla.. birdenbire de gelseler, bu acıların çoktan beri yolda olduğunu biliyorduk biz, onlara kendimizi hazırlamıştık ama gene de dert bir kabus gibi üzerimize çökünce, bir türlü yalnızlığa kapılıyorduk, başka insanlarla paylaştığımızı sandığımız zaman mutlu olacağımız mutsuz ve vazgeçilmez bir yalnızlık..."
    (mor kedi, 20.08.2007 17:06 ~ 16.08.2008 11:41)
  15. okuyucusundan emek isteyen kitaptır. okuma süresini haftalara aylara yaymamak gerekir zira kalınan sayfadan devam edildiğinde sanki sizi değil de bi başkası kitabı eline almış sayfaları çevirmiş izlenimi verir sonra geri gitmek gerekir kitapta taa ki sizin hikayeye tam adapte olduğunuz hatta katıldığınız noktaya kadar.

    bir de kitapta aralarda kısa hikayeler vardır bunlardan ilki ve bana göre en güzeli olan "boğaz'ın suları çekildiği zaman " boğaz sularına her bakıldığında akla gelecek ve tarifi zor duygu ve düşüncelere sevk edecektir istanbul seven kişiyi ve bir kez daha istanbul'u sevdirecektir sadece içinde yaşanıldığından dolayı.
    (pruebelle, 20.08.2007 18:47)
  16. @1840702 ile dert ne demekmiş anlatan kitap.
    (jenesaispas, 20.08.2007 22:05)
  17. (bkz: celal salik)
    (led zeppelin, 07.09.2007 00:15)
  18. yazmanın nasıl da büyülü bir iş olduğunu kanıtlayan olağanüstü kitap; paragraflar uzadıkça, cümleler birbiri içine girdikçe büyüyor büyü.. başka bir dünyaya yol alıyorsunuz; bir 'rüya'ya.. gerçekle hayal arasında bir tatlı rüya..
    (charlie, 07.09.2007 23:27)
  19. hacettepe üniversitesi tıp fakültesinde sorarsanız, orhan pamuk'un tek bir insan evladının bile aklının ucundan geçmeyeceği, %100 performansla hacettepe iç hastalıkları kitabı cevabını alacağınız takısız sıfat tamlaması
    (pendulum, 08.09.2007 00:12)
  20. bir orhan pamuk romanıdır. bitiremediğim tek kitaptır.

    romanın önsözünde pamuk: "bu romanı yazarken roman yazmanın ne kadar iğneyle kuyu kazmaya benzediğini anladım" demiştir. geçmişte kendisine ulaşıp "ben de bu romanı okurken roman okumanın ne kadar iğneyle kuyu kazmaya benzeyebileceğini anladım " demek istedim. ulaşamadım ve söyleyemedim.

    yalnız romanı okuyamamam benim eksikliğim - fakat pes etmiş değilim,bir gün bitireceğim elbette- olsa da, bu eksikliğime bir de "zevk almadım" deme abesliğini eklemeyeceğim. romandaki bölümleri birleştiremesem bile, okuduğum her bölüm kendi içinde bir şaheserdi.

    (bkz: açıklama ihtiyacı)
    (varolmanın dayanılmaz hafifliği, 17.09.2007 22:24)
  21. yazılması kadar okunması da zor olan orhan pamuk un müthiş eseri. bu adam yazmayı, okutmayı, farklı bir şeyler söylemeyi çok iyi biliyor. kitapları önce size karışık ve toz kokan gelsede bir yerde sizi öyle bir yakalıyor ki sonunu getirmek için yırtınıyorsunuz. her bölümünde sizi biraz daha sona hazırlayan, ağırlaştıran, kafanıza hikayenin genelini anlamanıza yarayacak anahtarlar dağıtan, kendinizi sorgulattıran ip uçları serpiştiriyor. okunması gereken kitap.
    (yazar kafa, 06.10.2007 02:51)
  22. hakkında ne yazılsa eksik kalacağını düşündüğüm orhan pamuk romanı.

    o nedenle hakkında bir şeyler yazma gayretinden çok, kitapla ilgili hisleri yazmanın daha doğru bir edebiyat eleştirisi içerebileceğini düşünüyorum. henüz ilk bölümlerinden itibaren başlayan çaresizliği, umudun bir yükselip bir alçaldığı o arayış zamanlarını, sonunda yazarın müdahele edip "okuyucu, ey okuyucu" dediği bölümün 'kara'lığını... kitaba dair cümlelerle ifade etmenin imkansızlığından bahsediyorum.

    galip'in kalbinden çıkıp, geniş bir çerçevede, istanbul'a, türkiye'ye, batılılaşma'ya, imitasyon yaşamlara, varoluşa ve nihilizme, geleneğe ve modernizme, edebiyat'a, tarih'e, geniş anlamda felsefe'ye... göndermeler yapmak, elbette ki zor bir iş. daha zoru, sonunda tekrar galip'in kalbine inebilmek. celal salik'in yazılarında ince bir alayı ve siyasi suçlu olamayacak kadar saf ama bir o kadar da kurnaz bir adamı ortaya koyabilmek çok önemli. zira, kitap bittiğinde insan bir celal salik yazısı daha bekliyor.

    mevlana ve şems hikayesinde, bu işten en çok fayda görenin mevlana olduğunu söylediğinde, insanın boğazında bir tıkanıklık meydana geliyor. şems'i mevlana öldürmüş olabilir mi? işin daha tuhafı, kitabın sonunda kendini bulmuş bir karakter olan galip'in, rüya'yı öldürmüş olması mümkün olabilir mi? en çok o karlı çıkmıyor mu bu işten? eski sevgililerini öldürmeden, iyi bir yazar olabilir mi insan?

    rüya'nın hiç konuşmadığı ve tamamen edilgen bir pozisyonda galip'le celal'in mücadelesine bir araç olduğu bütün sayfalarda, bir şekilde rüya'yı görmek o kadar büyülü bir şey ki... her insan aynı şeyi kaybettiği sevgilisinde yapmıyor mu? bütün bir gün geride kalıp da yastığa başını koyduğunda, günün bütün ayrıntıları sevgiliyle bağdaşmıyor mu? galip, ne yaparsa yapsın aslında aradığı şeyin rüya olduğunu ve bütün imgelerden uzakta sadece onun yanında kalmak istediğini hissettirirken, rüya sineması, beyoğlu, akşam oturmaları sahnelerinde hep rüya'yı özlerken ve daha da kötüsü rüya yanındayken bile bu özlem bir türlü dinmezken, galip'in yaşadığı acının bir tarifi var mı?

    orhan pamuk, nobel'den hemen sonra yaptığı konuşmada nasıl babasını arıyorsa bütün satırlarında, bu kitapta da rüya'sını arıyor. bu sadece yazar tarafından yaratılmış bir galip'in değil, tanrı tarafından yaratılmış bir "romancı orhan"ın hikayesi. galip, yazara erişmek istediği gibi, orhan da tanrıya ulaşmak ve o'na bir şeyler söylemek istiyor. bütün bu hayat kurgusunda, ne yapacağını şaşırmış bir adamın çığlığı...

    daha fazla yazmak kalbime ağır geleceğinden burada bitirmem gerekli. son kez: rüya'sını öldürmüş bütün galip'ler...
    (şiirbaz, 10.11.2007 03:22)
  23. bugün edebiyat dersinde hocamızın sonunu söyleyerek rezil ettiği orhan pamuk eseri.
    (yata yata paslandık, 10.11.2007 03:24)
  24. türk edebiyat tarihindeki kilometre taşı romanlardan birisi. gerçek anlamda bir başyapıt! mistik, alacalı, şizofren ve de aklı karışık bir roman. çoğu kişi tarafından, "yarısına gelmişken okumaktan sıkılınan kitaplar" katagorisine alınır, bu katagoriye alınır çünkü bu kitap gerçek huzursuzları, gerçek edebiyat okuyucularını hedef alan eşsiz bir şölen. tutunamayanlar'ı okumadan hemen önce okunması tavsiye olunur.

    öteki pamuk kitaplarına benzemez, 'benim adım kırmızı' adlı rezil kitapta uygulanan pazarlama başarısı, 'yeni hayat'taki sinema vari sürükleyicilik ve 'beyaz kale'deki "hemen her şey olsun bitsindecilik" bir yana, bu kitap önümüzdeki yüzyıllara geçmeyi çoktan hak ediyor. gel gör ki, bunu at gözlüklü kişilere anlatmak imkansıza yakın.
    (geber marla singer, 14.01.2008 06:45 ~ 01.08.2008 00:16)
  25. uyarı: kitabı okumamış bulunanlar, halihazırda kitabı okumakta olanlar için bu giri, kitabın bilinmezliğini ortadan kaldırması muhtemel ifadeler içerebilir. o sebeple giriyi okumamakla iyi edersiniz. ama illa ki okursanız da sorumlusu ben değilimdir.

    her satırında karşınıza çıkan bilgi yoğunluğuyla sizi şaşırtan, öğrenmenin hırsına kapılıp hikayeyi kaçırmanız muhtemel olan orhan pamuk kitabı. aynı zamanda kendisi, hakkında yazmaya çekindiğim, onunla ilgili fikir beyan etmeye kendimi yetkin görmediğim kitaptır da.

    kaybolan amcasının kızı, karısı, ilk aşkı, herşeyi rüya'yı arayan galip'in romanıdır. galip, çocukluğundan beri hayranı olduğu kuzeni gazeteci celal'in yazılarını, rüya'yı ararken kendine kılavuz edinecektir.

    galip rüya'yı ararken ve bulamazken, onun bu yoğun ümitsizlğine siz ortak olmaya çalışırken, diğer yandan da celal'in yazılarıyla hurufiler'i, mehdi ve deccal'i, bektaşiler'i hikayenin içinde bir yerlerde bulacaksınız.

    mehdi ile deccal, kıyamet günü beraber görülecekler ve mehdi deccal'i öldürecek. o sahne gözünüzün önünde canlanırken, bektaşi yeniçeriler sürgün edilecekler diğer tarafta. onlar varlıklarını, kurdukları nakşibendi tarikatında ararken, hz muhammed göğe çıkarılacak. diğer yandan yazar fatih sultan mehmet'i ve hurufilerini anlatacak size. birden boğaz'ın suları çekilecek ve terkisinde kesik baş'ı taşıyan cellat, atının üzerinde belirecek. ruh yoksunu batılı mankenler, doğuya ait türk insanına tüm ruhsuzluğuyla gülümsemeye devam edecek bu arada ve siz bunu girdiğiniz o yeraltındaki eski manken imalathanesinde/mankenler evinde irkilerek farkedeceksiniz; kendine has gülüşü unutup ariyet gülüşler edinen türk insanı beliriverecek sonra karşınızda, önünde tv, tv'nin ekranında amerikan dizisiyle.

    ve tüm bunlar olurken, galip, ümitsizce rüya'yı aramaya devam edecek. çocukluğuna, çocukluğunun şehrikalp apartmanı'na dönecek ve celal'in "apartman boşlukları yemek kokuyor" diyerek ve apartman hayatını küçümseyerek ailesini nasıl gücendirdiğini hatırlayacak. her bir araya gelişlerinde rüya'nın onunla nasıl sohbetler ettiğini, özürlü kuzenle ve rüya'yla nasıl kitap okuduklarını anımsayacak ve rüya'ya nasıl aşık olduğunu hatırlayacak bunu yaparken.

    ve ailesine rüya'nın kaybolduğunu hissettirmemeye çalışırken galip, rüya'yı ve sonra celal'i aramaya devam edecek. celal'in yazılarını okurken, onu bulamazken ve onun yokluğunda yeri boş kalmasın diye celal'in gazetedeki köşesine celal adına yazılar yazarken, celal'in müstakbel katiliyle buluşurken ve celal adına ropörtajlar verirken galip, hep rüya'yı arayacak. ve bu arayışları da bir şekilde mahalledeki alaattin'in dükkanına çıkacak.

    kitap kimi zaman karşınızda yalın bir roman olarak çıkar. sonra birden bir tarih ansiklopedisine dönüşür. bu da çok sürmez, bir bakarsınız karşınızdaki metin, psikoloji makalesi halini alır. ve siz bu yoğunluk içinde ordan oraya sürüklenerek; öğrenerek, arayarak, bulamayarak, severek, şaşırarak, üzülerek, heyecanlanarak, kah galip, kah rüya, kah celal olarak kitabı bitiriverirsiniz.

    kurgusu sağlam, dili kuvvetlidir.

    aramayı ama bulamamayı, çaresizliği bulacaksınız bu kitapta. ve elbette çok şey öğreneceksiniz. tavsiyemdir.

    not: okumaya yeni başlayanlar, bilgi yoğun kitaplardan hoşlanmayanlar, psikolojik çözümlemelere, durum anlatılarına tahammül edemeyenler için uygun değildir. kitabı bitiremeyen, yarıda bırakan çokmuş. uyarıdır.
    (meramise, 30.01.2008 15:06 ~ 15:28)
 sayfa  / 3

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil