haftayı yedi gün, yılı dört mevsim sandığım zamanlar
başımda kavak yelleri, mutluluk diye düştüğüm yollar
bana öğretilen iyilik için kitaplar, masallar, filmler
gönlümden kopan kara kara parçalar,
karadan çok uzakta ada oldular
yitirdiğim düşler kuş olup uçtular
saçlarımda aklar için, saçlarımda aklar için
saçlarımda...
bir dost az, ikisi çokmuş, ortası yokmuş
aşk sonunu severmiş, çaresi yokmuş acısı çokmuş
gönlümden koptu anlatıyorum sana
hayat masal gibi bir varmış, bir yokmuş.
dikkat çeken edit: ayrıca albümün en dikkat çeken şarkısı diyebilirim.
üflemeli çalgılarla müthiş harmanlanmış veferidun düzağaç çizgisi dışına çıkmış gibi dursa da çok tadında bırakılmış, dinlerken ara ara köyünüzün o müthiş manzarasını canlandırır gibi olsa da, aralarda giren vurmalıların etkisiyle yaşadığınız ortama sizi geri döndüren, durup durup dinlenilesi, feridun düzağaç’ı niçin bu kadar sevdiğinizi bir kere daha size hatırlatan şaheser.
böyle bir şey işte…
"bir dost az, ikisi çokmuş. ortası yokmuş.
aşk sonunu severmiş, çaresi yokmuş. acısı çokmuş.
hayat masal gibi; bir varmış, bir yokmuş." derken duyduğunuz ses'ten korkmanıza gerek yoktur. kalbinizden gelmektedir. bir parçası kopmuştur kalbinizin. denenmiştir.