görseller
kara çarşaflılarkara çarşaflılar
  
belki ilginizi çeker
  1. · kara çarşaflı insanlar
  2. · kara cahil
gündem
  1. · çok istenip de olunamayan meslekler
  2. · ugg
  3. · günün tek cümlelik özeti
  4. · zongul ducks
  5. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  6. · okan bayülgen
  7. · yasaklanması gereken şeyler
  8. · levent topsakal
  9. · don t stop dancing

kara çarşaflılar  

 sayfa  / 3
  1. (bkz. ninja)
    (tosbaa, 13.04.2004 01:18)
  2. bağnaz ve kökten dinci güruhun kullandığı dini sembolü üzerinde taşıyanlara verilen isim.
    (anarsist, 10.11.2006 14:24 ~ 14:35)
  3. üzerlerindeki çarşafı isteyerek giyip giymediklerini her zaman merak ettiğim insanlardır.
    (izmirist, 10.11.2006 15:21)
  4. (guenhwyvar, 10.11.2006 15:23)
  5. kara çarşaf giyen insanların nasıl insanlar olduğuyla değil de,giyilen nesnenin ne ifade ettiği daha önemli boyutta günümüzde.atatürk'ün kıyafetlerimize getirdiği yeniliği kabullenmemektir bu nesneyigiymek.insanlar inançlarına göre sınıflandırılmıyor,şekilcilikleri onları sınıflandırmamıza neden oluyor.sonuçta kara çarşaf içinde kimin olduğunu bilmek gerçekten çok zor.erkek bile olabilir.bir şüpheciliğe itiyor insanı.bir insan baş örtüsü takabilir.ama günümüzün türkiye'sinde kara çarşaf elbette kabul göremez görmeyecek.bunun ne ar ile ne de duygularla bir ilgisi vardır.kimse kimsenin anasına sövemez elbet bu yüzden ama kimse de susmak zorunda değildir.atatürk kara çarşafı yasaklamıştır,cüppeyi yasaklamıştır,tekkeyi yasaklamıştır.ama hala ille de giyeceğim diye tutturanlar atatürk'e ve onun izinden gidenlere hakaret edip neredeyse ana avrat sövmektedir.dün çalıştığım yere gelen bir kız vardı.başında türban,altında her yanını belirgin biçimde gösteren dapdaracık giysisi,iğne topuklu çizmesi ve yüzünde badanadan beter makyajıyla beni tiksindirdi.ya saçlarına röfle yaptıranlara ne demeli? yani demem o ki,bu işler zorla olmuyor.olamaz.ayrıca burası konuları,başlıkları üstümüze alınıp,birilerinin yazı yazmasına engel olabileceğimiz bir forum sayfası değildir.(bkz: anladın sen)
    (fitnefücur, 10.11.2006 16:10)
  6. toplumsal aşırıkların bir ürünüdür.
    işin en üzücü yanıda (yeşil semayenin kodamanları olan azınlık hariç) bu kapalı bayanların güneş görememekten birçoğunda aktive olamayan kalsiyum ve d-vitamini eksiğinden kaynaklanan kemik erimesi başta birçok hastalığın başgöstermesidir.
    (baruch, 10.11.2006 18:37)
  7. "inançlara saygı!" motto-u şahanesiyle savunulması kolay olmayan insanlar topluluğu. açalım:

    kökeni 3000 yıldan eski olan bir kıyafeti giyen her kim olursa olsun, hangi dine mensup olursa olsun, eleştirilmeyi sonuna kadar hak eder. hassasiyetlerinizi devreye sokmadan önce dikkat buyurunuz: dalga geçilmeyi değil, eleştirilmeyi hak eder diyorum. ortada kökeni islamiyet olmayan bir giyim şekli var ama ısrarla en has müslüman kadının giysisi olarak lanse ediliyor; 3000 yıllık tarihi var, sözüm ona dikkat çekmemek için giyiliyor ama birkaç ülke hariç bütün bakışlar giyenin üstünde yoğunlaşıyor ve biz "inançlara saygı!" deyip işi kestirip atacağız, öyle mi? bence olmaz.

    inançtan kaynaklanan davranış biçimleri ve yaşam şekilleri eleştirilemez, dokunulamaz değildir. favori hizasından lüleler sarkıtan, simsiyah kıyafetleri ve donuk bakışlarıyla beni korkutan radikal musevileri ya da dize kadar sakal uzatan ortodoks rahiplerini de her fırsatta eleştiriyor ve hatta gülüyorum. yani olay belli bir dine yönelen bir aşağılama kampanyası falan da değildir. hangi inanç sistemini benimsemiş olursa olsun, hemen herkesin shaolin rahiplerinin kıyafetleriyle taşak geçtiği bir muhabbet olmuştur örneğin.

    annemizin, halamızın, babaannemizin ya da bir yakınımızın bu tip bir kıyafeti tercih etmesi, gelen tepkiler karşısında bizi belli bir hassasiyete sürükleyebilir, bunu gerçekten çok iyi anlıyorum. ancak, konuyu eleştirilemez bir tabu haline çevirmektense, bu kıyafeti tercih eden yakınımıza, dilimiz döndüğünce konunun içinde saklı çelişkileri anlatmakta fayda var diye düşünüyorum.

    mizansen mi gerçek mi bilemeyiz ama böyle bir şey de var:
    http://www.youtube.com/...

    yarın bir gün, iki tahtayı birbirine sürterek ateş yakmaya çalışan birini görürsem ya ona bir kutu kibrit veririm ya da "ne yapıyorsun birader?" diye çıkışırım. "sana ne lan!" derse, yürür giderim.
    (iki blok otede, 10.11.2006 22:15)
  8. ilk önce (bkz: gülüyorum ben buna)
    herşey ne kadar kolay değil mi?
    kara çarşaflılar=bağnaz
    kara çarşaflılar=kökten dinci (başka nereden olunuyorsa)
    kara çarşaflılar=canlı cenaze
    kara çarşaflılar=sığıntı
    sadece kıyafetten bu kadar kişilik tahlili yapılabiliyor mu? yoksa bunlar önyagılarınızın saçmalamaları mı?

    kara çarşaflılar olunca kara çarşaflı olmayanlar gevşek inançlı durumuna düşüyormuş. yahu hangi akıl ve mantık böyle bir sonuca varır anlayamadım. sırf birilerinin allah'ın örtünme emrine uymaya niyeti yok diye başkaları da mı o emre uymasın? aman insanlar örtünmediklerinin farkına varmasınlar, rahatsız olmasınlar, biz de örtünmeyelim diyecek kadar iyi niyeti hakketiğinizi düşünmenize sebep nedir? kara çarşaf giymeyen insanlar, inananların göz zinasına girtmesine neden olduklarını düşünmüyorlar mı peki? göz zinasına girmek istemeyen bakmasın o zaman değil mi? evet kesinlikle. rahatsız olan bakmasın. içinde ne var diye de merak etmesin. yahu niye kara çarşaf giyiyorsun diye de sormasın. alacağınız en yumuşak cevap size ne olabilir. zira size ne?

    bazılarımız da o kadar duyarlı ki, kara çarşafın neden olduğu hastalıkları tespit etmişler. hiç canınızı sıkmayın, güneş ışığı eksikliği ileri yaşta kemik erimesine neden olan en önemsiz faktörlerden birisidir. kara çarşaflılar kemik erimesine çok daha büyük etkisi olan alkolden uzak durarak arayı kapatıyorlar merak etmeyin. zira günde 500ml bira bile kemik erimesini tetikleyici bir faktördür. (kara çarşaf giyip alkol alan yok mu demeyin çok pis dalarım)

    kara çarşafın hiç bir aşırılıkla da alakası yoktur. allah örtünün demiştir. (bu konuda bir probleminiz varsa olmadığını düşündüğünüz bir şeyin emirlerini burada sorgulamayın) kara çarşaf da örtünmenin en kolay yollarından birisidir. bir kere kumaşı çok incedir. o yüzden hiç üzülmeyin sevgili duyarlı arkadaşlarım, siyah bile olsa çarşaflılar güneşin altında pişmiyor. ikincisi giyip çıkarması çok kolaydır. baş örtüsü ve pardesü gipi zaman almaz, kaydı mı, açıldı mı gibi bir derdi de yoktur. iki hamlede giyilip çıkartılır. üçüncüsü bol ve rahattır. hangi doktora sorarsanız sorun, bol kıyafetlerin daha sağlıklı olduğunu söyleyecektir size.

    bir de allah aşkına kara çarşaflıların "bunu özgür iradeleriye seçmediklerini adım gibi biliyorum" martavalını bırakın. üstelik bunu hiç bir çarşaflıyla konuşamadığını söyleyenler iddia ediyor. bense çarşaf giyen onlarca insan tanıyorum. hepsiyle de konuştum. en baştan belirteyim, şaşırtıcı gelebilir ama hepsi insandı. bildiğimiz insan. hiç birisi de zorla giymemişti çarşafı. aksine seçimlerinden oldukça mutlulardı. hatta kimisi bu seçimi çok genç yaşta ailesinin karşı çıkmasına rağmen yapmıştı. size birşey söyleyeyim mi. aslında kara çarşaflıların "bunu özgür iradeleriye seçtiklerini adınız gibi biliyorsunuz" ama işinize gelmiyor.

    gelelim işin modernlik boyutuna. "çağdaşlık kılık kıyafetle olmaz" şu iş akillara bir girse bir çok sorunumuz çözülecek. ne erkek öğrenciler askere gitmeden her gün traş olmak zorunda kalacak, ne de baş örtülü kızlar kampüs kapısında eylemler yapmak zorunda kalacak.
    kara çarşaf size mantıksız, ters, çağdışı, anti-modern gelebilir. eğer siz sözünü ettiğiniz çağdaşlık ve gelişmişlik derecesine ulaşmışsanız yapabileceğiniz tek şey kara çarşaflıların seçim hakkına saygı duymak ve "ne güzel, ülkemde herkes istediği şekilde giyinebilecek özgürlüğe sahip" diye sevinmektir. yok eğer kendi çağdaşlık anlayışınızı zorla başkalarına dayatmaya çalışırsanız sözünü ettiğiniz çağdaşlık ve gelişmişlikten zerre kadar nasibinizi almamışsınız demektir.
    (easy company, 10.11.2006 22:33)
  9. d vitamini eksikliğine bağlı hastalıkların görülme sıklığı normal toplumun kat be kat üzerinde olan topluluk (d vitamininin aktifleşmesi için güneş ışığına ihtiyaç vardır)
    (nepenthe, 10.11.2006 23:20)
  10. türkiyenin yönetim biçimi cumhuriyettir. bu cumhuriyet de herkesin bildiği ve kabul etmesi gerektiği gibi mustafa kemal'in devrimleriyle biçimlenmiştir.
    kuran kanunlarıyla yönetilen şeriat düzeni değildir. ya da son zamanların hassaslaştırılmış tanımlaması gibi ılımlı islam cumhuriyeti hiç değildir. kaldı ki bu tanım zaten kendi içinde çelişir, islam'a göre yönetilen bir ülkenin tek kaynağı kuran'dır ve tartışılmayacak keskin kurallarla yönetilir, örneklerinde gördüğünüz gibi.
    ancak türkiye cumhuriyet'i anayasada belirtilen kanunlara bağlıdır ve kılık kıyafet kanununda herşey açıkça belirtilmişitir. kara çarşafın kamusal alanda kabul görmesi mümkün değildir.

    insan hakları ve özgürlük kısmına gelince evet herkes istediğini giymekte özgür olsun ve mutlu mesut yaşayalım. iş pratikte ne yazık ki böyle olmamaktadır. toplum bölünmekte, sözde dindarlar ve sözde dinsizler olarak ikiye ayırtılmaktadır bilinçli olarak. sözde diyorum çünkü kimsenin imanının garantisi başının açıklığı ya da örtüsünün rengi değildir, kimse kimsenin iman bekçisi de değildir. ayrım siyasal alanda da kullanılmakta ve toplum iyice gerilmektedir. her uç nokta gibi bu da tehlikelidir.
    (felis, 11.11.2006 14:53)
  11. sözde atatürkçülerin sözde tartışma konusu.
    mevlana'nın sözü akla gelir hemen: "dünle beraber gitti düne ait ne varsa, bugün yeni şeyler söylemek gerek".
    artık devrimin taze olduğu yıllarda yaşamıyoruz çok şükür. öyle olsaydı kara çarşaf giyenlere bağnaz dinci çürük yumurta diyenlerin sözlerinde bir nebze mantık aranabilirdi. ama o baskı zamanları geçti artık dostlarım. daha ileri, daha çatışmasız bir türkiye için, bu bağnazca safsataları bırakıp hep beraber ülkemiz için ne yapabiliriz ona bakalım artık.

    edit: barış ve birlik çağrısı yaptığım her eserim en sevilmeyen eserlerime doğrudan giriyor. bu ülkede hala laiklik-irtica tartışmaları isteyen arkadaşlara söylüyorum: sizin zamanınız geçti artık.
    (kısaveacısız, 11.11.2006 15:49 ~ 29.12.2006 02:21)
  12. ailelerin çocuklarının gelişimi üzerindeki etkisi yadsınamaz. ve bildiğimn kadarıyla şiddet sınırına varmadığı sürece ailelerin çocuklarını istedikleri gibi yetiştirmelerini engelleyen herhangi bir kanuni veya toplumsal bir engel yok. sonuçta hiçbir ebeveyn çocuğunun kötülüğünü istemeyeceği için onu kendince en doğru, en güzel şekilde yetiştirir. hepimiz de aynı şekilde yetiştirildik. olayı bu kadar basite indirgersek aslında hiç birimiz özgür değiliz. ailelerimiz nasıl yetiştirse o yolda gidiyoruz. ancak ergenlik çağına gelindiğinde yetiştirildiği değerleri sorgulayıp kabul veya reddetmek de tamamen kişinin kendisine kalmış bir olaydır. ister biz babamızdan böyle gördük der devam eder, ister bu işin aslı neymiş bir bakayım der ve birşeyleri sorgular.

    dolayısı ile elbette çarşaf giyen insanlar arasında büyüyen bir çocuğun da çarşaf giyinmeye meyilli olması kadar normal bir şey yoktur. aynen örtünme kaygısı olmayan insanlar arasında büyüyen bir çocuğun örtünmeye meyilli olmayacağı gibi.

    şu gerçek de sürekli gözardı ediliyor. türkiye'de aile korkusu ile örtünen insanlar olduğu gibi ailesinden alacağı tepkiler yüzünden örtünemeyen insanlar da var. olayın her zaman tek yüzünden bakmak samimiyetsizliğin belirtisidir. madem aileleri yüzünden örtünmek zorunda kalan kadınlar için endişeleniyorsunuz ve bunu sadece insan hakları çerçevesinde değerlendiriyorsunuz, o zaman aile baskısı yüzünden kapanamayan kadınlar için de birşeyler söyleyin.

    asıl sorun bazı nükleer beyinlilerin kendi doğrularının başkalarının yanlışlar hanesinde bulunmasını sindirememesi. çarşaf onlar için son derece olağan dışı birşey. kendi doğrularına da ters düşüyor. ancak başkaları için bunun hayatın bir parçası ve gayet doğal birşey olduğu gerçeğini kabullenecek hoşgörüden malesef mahrumlar.

    özgür irade de sınırsız değildir. suç kapsamına giren şeyler ister özgür irade, ister baskı altında yapılmış olsun kanun kapsamında hakettiği cezaya çarptırılır. ancak suç unsuru içermeyen kişisel kararlara herkes saygı duymak zorundadır ve birilerinin göz zevkinin bozulması suç kapsamına girmez.
    (easy company, 12.11.2006 04:03)
  13. şahsen hiç sevmediğim insanlardır. dinmiş, laiklikmiş zerre kadar alakası yok bununla. çevrelerine karşı tutumları yüzünden gıcık olurum bunlara. istisnasız hepsine "kakalak" diye hitap ederim.

    topluma ve onun kurallarına uyum sağlayamayan, aslında sağlamayan insanlardır. kıyafetlerine karışmam kimsenin. herkes yerine göre uygununu bulsun giysin. ama bu insanlar girdikleri her ortam için brer problemdir. ellerinde büyüyen, bebekliğini bildikeri çocuğa selam vermezler, selamını almazlar. kara çarşaflarının kendilerne dokunulmazlık ve ayrıcalık sağladığını düşünerek her kuyruğu kırarlar. kuyruktan bir erkek omzuna dokunup; " kadııııın, geç sırayaaa" diyecek değil ya.hele hele otobüslerde... herkes ayakta dururken bu kakalakar iki kişilik koltuklarda cam enarına oturur, koridor tarafına yanınada çantasını koyar. olur da bir er kişi oturursa yanına on dakikalık yolda namusu kirlenir, imandan çıkar. o kara kara çarşafın altından sadece gözleri ile burunlar görünür. gözleri ise sürekli öfke ve nefretle süzer gözlerini.

    çarşaflarının karası yüreklerini sarmış insanlardır. içinde yaşadıkları topluma neretle bakan ve kendilerini o çarşaflarla izoleden insanlardır bunlar. dışarıya verdikleri mesaj "siz kirli ve karasınız, biz temiz ve ak." bu yüzden sevmem en bu kakalakları. yazın en sıcak günlerinde ne çekiyorsanız müstahak size.
    (azwepsa, 12.11.2006 12:51)
  14. küçükken hayalet olduklarını sanıp, koşarak kaçtığım teyzeler.
    (demiurge, 12.11.2006 20:25)
  15. eskiden açık mavi ve beyaz renkli oları vardı bunların. onlar kaybolup gittiler. geriye zift karası olanlar kaldı.
    (azwepsa, 12.11.2006 20:56)
  16. (psychick, 12.11.2006 22:15)
  17. kara fatmalar
    (efesgüneşi, 12.11.2006 22:36)
  18. (selam kelamı, 12.11.2006 22:38)
  19. cumhuriyet'in ve laik düzenin bire bir düşmanlarıdırlar. bu tür düşmanları uzakta aramamak gerekir.
    (gxix, 18.11.2006 01:09)
  20. "kara peçe yakışmıyor kullara"
    ekleme:
    (bkz: sarı saçlım mavi gözlüm)
    (semekkes, 23.02.2008 16:15 ~ 25.02.2008 23:33)
  21. dini, siyasi ya da ahlaki yanından öte, modern olma ile ciddi alakası olan husustur.
    10-15 yıl önce tüplü büyük televizyonlar vardı, kumandalı televizyonlar yeni yeni alınabilir hale gelmişti. daha sonra, büyük ekranlı daha kullanışlı televizyonlar çıktı; maddi gücü yeten herkes onu aldı, şimdi ise ince ekranlar var. aynı durum cep telefonu için de geçerli.
    bugün kaç kişinin evinde , koca tüplü, renkli ekranı olmayan televizyon var ? demek ki neymiş, zamanın ilerlemesi ile yeniliklerin ortaya çıkması kaçınılmazmış.

    kara çarşaflı olarak tabir edilen kimseler, ne kadar kendilerini savunsalar dahi, yaptıkları tamamen bugüne ait olmayan ve ayrımcı bir tutumdur. kara çarşaf dönemi çok önceleri kapanmıştır. insanlar, yaşadıkları zamana uygun giyinmelidirler. bu, o toplumda yaşamanın gereğidir. zamanın bir rotası vardır. ve bu yolda sadece siyasi rejimler, etik değerler değişmez. mimari değişir, teknoloji değişir. kimse kendi başına yaşamıyor. bir kimse, kara çarşaflı gezdiği vakit gerçekten kendini çok mu sakınmış hissediyor ? yo, hayır. bir kimse kara çarşaflı bir şekilde dolaştığı vakit ne kadar çok göze battığının farkında olsa gerek. demek ki, aslında kara çarşaflılar toplumun içinde sadece bir birey olma çabasında değil. diğer kimselerin dikkatini çekmek onları hiç mi hiç rahatsız etmiyor. neden ?
    çünkü bu insanlar, alışkanlıklarının ötesinde, kendi tarzları ile dinlerine aşırı bağlı olduklarını düşünüyorlar ve bunu giyimleriyle göstermeye çalıştıklarından, farkediliyor olmaları onları memnun ediyor. ama bu doğru değil. yaptıkları çağ dışı. sokağa çıktıklarında, etraflarındaki insanların onlardan çekindiklerini ya da rahatsız olduklarını düşünmüyorlar mı hiç ? kaldı ki bizim dinimizde bu şekilde bir kapanma modeli yoktur. kara çarşafa bürünmek bir semboldür, şekilciliktir. bizim dinimiz örtünmekten bahsediyor. bu kadar basittir bu konu. sokakta yürürken normal giyinmiş bir insana kimse o kadar dikkat etmezken, neden kara çarşaflılar bu kadar dikkat çekiyor ? dinimizde örtünmekten kasıt dikkat çekmemek, karşındaki kimseyi etkilememek ise, burada yorum ve tutum yanlışı vardır.
    oturduğum yerde pek çok kapalı kimse vardır ve çok fazla olmamakla beraber kara çarşaflılar da vardır. aynı yerde yaklaşık 10 yıldır oturmaktayım. bu kara çarşaflı kimselerin, kendileri gibi örtünmüş kimseler dışındaki bayanlarla konuştuğunu görmemişimdir. otobüste yer verdiğimde kafalarını çevirip bir tebessüm bile etmezler (bırakın teşekkür etmeyi, geçtim ondan) hastanede bir yeri bulamadıkları zaman, size sormazlar, başı kapalı birini ararlar, yahu yanınızda otururken, size sırtlarını dönerler. (bunların hepsini yaşadım, hiçbiri hayal ürünü değildir. pek tabi böyle olmayanları da vardır. genelleme yapmıyorum, 10 yıl boyunca, neredeyse çocukluğumdan beri olmuş olaylar bunlar.)

    başı açık insanlar potansiyel suçlu olarak gösterilmiştir bugüne kadar. peki kara çarşaflılar bizi ne kadar benimsiyor ? onların da bizi pek benimsediklerini sanmıyorum. işte asıl ayrımcılık burada doğuyor. onların da başı açık kimselerden uzak durmaları acaba başı açıkların dinimizin gereklerini yeteri kadar yerine getirmemiş olması mı ? peki kara çarşaflılar bunu nereden biliyorlar. kara çarşaflılar bu kadar dinin güzelliklerine boğulmuşken, bu yaptıkları ayrımcılık ne kadar doğru geliyor... peki eğer bütün hayatımız boyunca tamamen dış dünyaya kendimizi kapatırsak, bu dünyaya gelmemizin anlamı nedir ? yanıtlamaları gereken asıl soru bu.
    (pitipiti, 23.02.2008 23:47)
  22. kendilerini sansürleyenler.saçmalığına saçma da; merak ettiğim, kendi istekleriyle çarşafa girip girmedikleri.
    (scout, 24.02.2008 00:04)
  23. kara böcükler.
    (iki nokta üst üste biri altta biri üstte, 24.02.2008 00:27)
  24. (bkz: vadaa)
    (kitiara uth matar, 24.02.2008 00:49)
  25. burada haklarında yazılan eleştirilerden asla haberi olmayacak topluluk.
    (deonisra, 19.05.2008 01:30)
 sayfa  / 3

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil