ifade yeteneği sözlük ortalamasının epey üzerinde olan bir yazar (hatta haddime düşmeyerek en iyilerinden biri olduğunu söylemeden edemeyeceğim). eserlerini inceleyen biri bunu rahatlıkla anlar. açık bir dille, güncel kelimelerle ve düzgün bir kurguyla yazıyor girilerini. kahvaltıda bölünen taze ekmekten, çaydan çıkan buharın kokusu gibi... limon sıkılmış zeytin gibi... taze tereyağı gibi...
özetle ev kokuyor, içtenlik kokuyor, samimiyet kokuyor... pek güzel
sıcak, samimi, güzel yürekli yazar.girileri kalite, bilinç ve birikim kokar, boşuna yazmaz bilir de yazar, ne kadar enteresandır sözlük için bu durum..karşılığımyok diyor ya hani bence ondan bir tane daha yok.sevgi dolu, anlayışlı, sıkkın olduğunuzda kara bulutlarınızı dağıtan güneştir kendisi.
karşılığı sevgi, akıl, mantık olan yazar. karşılığı kabalık, hasetlik, kin ve nefret olmayan yazar. edebiyat'a düşkün insan olan yazar. yazdıklarını takip etmiyorum. benden daha iyi yazmasına fena halde bozuluyorum çünkü. çok güzel yazmışsın şu girinde diyorum ama aslında o girisini okumuyorum bile. haset haset eksi oy veriyorum. eksi oyu bu iş için kullanıyorum ben. en çok eksi oy verdiğim yazarlardan biri.
her sabah mutlaka günaydın der kankalarına. hiç aksatmaz bunu. çünkü sıcaktır, sevgi doludur. bir kez bile "falanca giriye bakar mısın ne aptalca şeyler yazmış" şeklinde mesaj yolladığına şahit olmadım. galiba aptallıklar için dahi sevgi dolu. o derece.
canım dediğim kişi. şu sözlükten kazanımlarımın başında yer alır adı .bu kadar güzel yürekli, bu kadar sevgi dolu , bu kadar samimi kaç kiş vardır ki? msn muhabbetlerimin vazgeçilmesi, sözlüğü her açtığımda kesin güzel bir mesajını gördüğüm sıcacık günaydınıyla günü mü aydınlatan dostum, sırdaşım, arkadaşım.
anlamını hala çözemediğim nick sahibi yazar. kendi tahminimi yürüteceğim.
ilk önce "ulan ben bi taneyim, süperim, dengim yok" manasını çıkardıysam da, girilerini okudukça "bunun fevkinde başka manalar içermeli" diye düşündüm.
başladım "karşılık" kavramını içeren şeyler düşünmeye.
aklıma ilk gelen "çek" oldu. biraz derinlemesine düşündükçe, yazdıklarını okudukça kafama yatmaya başladı.
"çek ne demek" diye düşündüm önce. günümüz dünyası için olmazsa olmaz, vazgeçilmez, fazlasıyla önem arz eden kıymetli evrak. herkesin bulunca sevindiği, yüzünün güldüğü birşey. çek için üzülebileceğimiz tek şey ise karşılığının olmaması.
ben şu sonuca vardım. çok kıymetli, fakat değeri anlaşılamamış. o yüzden biraz süzgün. küsmemiş ama. "ben bunları kimseye anlatmadım. kendimle bile konuşmadım. bir tek sen duy diye, sen bil diye, sen anla diye" tadında yaklaşmış ama her zaman terazinin karşı kefesinden daha ağır basmış. o yüzden karşılığı yok.
tamamen benim hissiyatımdır. yoksa kendisi bal gibi "ulan ben bi taneyim, süperim, dengim yok" demiş de olabilir. evet.
bazı insanlar vardır sevmeniz için asla uzun süre birlikte olmak zorunda kalmadığınız, kendinizi anlatmak için yorulmadığınız, var olduğuna dahi inanmadığınız. ilk görüşte parçanız sayıp, olabildiğine içten alabildiğine kendiniz hissettiğiniz. herkesi sevebilirsiniz belki fakat herkesi bu denli kendinizle özdeşleştiremezsiniz.
rüzgârlı bir yaz akşamüstsünde, üşengeçliğimi bir kenara bırakıp “iki çift laf eder, bir saat sonra da eve dönerim” düşüncesiyle buluşma yerine doğru hareket etti(k)m.
“bir saat oturur, dönerim” düşüncesiyle çıktığım eve 4,5 saat sonra, zoraki bir şekilde isteksiz olarak döndüm. “karşılığımyok” –evet karşılığın yok!- . insan haklarına, insana saygılı, cıvıl cıvıl, varlığını sorgulatacak kadar can, her konuda konuşabilecek kadar bilgili, genel hatun görüntüsünün tersine sıfır kaprisle hatunlar kategorisinde başımın üstüne koyduğum her şeyden önemlisi fedakâr bir anne, vefakâr bir eş, denize düşünce yılana sarılmayı değil boğulmayı seçecek kadar da doğru bildiğinden şaşmayan.
“burnumun ucuna güle oynaya konan, umarsız, minik bir yağmur damlası götürdü beni sana. öyle ki, bu en karanlık anımda bile aydınlık bir gülümseme oluverdin buruk dudaklarımda.”
ben bu şehrin benimle tanıştırdığı herkesi... ama en çok seni sevdim!
kalbimin kızıl saçlı bacısı.hayatımın kadını.anlam kazandı içimde ki boşluk onu tanımakla. sözlükte başlayan muhabbet, msn di, telefondu derken dün misafirim oldu. kalktı yaşadığı şehirden buraya şehr i istanbula, bana geldi, evime..ne güzeldi.nasıl sıcacık sarıldık. sanki yıllardır tanışıyoruz. tüm acılarımı , acılarını beraber omuzlamışız sanki.o kadar yakın, o kadar sade .hiç yabancılık çekmeden konuştuk saatlerce, içtik, güldük , ağladık..öylesine kendi bir kadın ki anlatamam. hiç boyasız, yalansız,maskesiz. kendi olabilen biri. dürüst. unutmuşum bu sıfatı, uzundur kullanmıyordum kimse için .dürüst evet. yüreği neyse sözü de o .
çok seviyorum seni kızıl saçlı güzel kadın . yüreğin gibi güzel olsun yaşamın, tüm umutların gerçekleşsin isterim.o kadar temizsin ki bu pislik dolu dünyada , o kadar güzelsin ki sen . tarifi yok bunun. oturup içen, seninle ağlayan anlar. ben biliyordum zaten şimdi iyice yerleşti.
bir kez daha diyorum.iyi ki varsın . iyi ki tanıdım seni.ne iyi ettin de geldin . nasıl yeşerdi dünyam , çiçekler açtı kocaman kocaman.hep böyle kal , hep böyle yalansız dolansız ,çıkarsız ,kocaman yürekli güzel kadın ..
hakikaten karşılığı yoktur. yerine kimse konulamaz. attığı bir mesajdaki basit bir gülen surat, altı üstü msn'de, sözlükte atılan gülen surat gibi görünür ama o'nun attığı mesajdaki gülen surat dahi kimseninkine benzemez; samimidir, pazarlıksızdır, monitörü kaplar, insana moral verir. "günaydın kanka" dediği an her iş bırakılır, çünkü güzelcene muhabbet etmek için kollanan fırsat kapıya gelmiştir.
henüz yüz yüze görüşme şerefine nail olamadım ama kendisiyle görüşebilenler ballandıra ballandıra anlattığı için kıskançlık katsayım yükseldi. tez elden uçak, pırpır, olmadı planör, hiç olmadı uçurtmayla görevli olduğu havalimanına inip "mülteciyim kanka" demeyi planlamaktayım. artık bir dost eli de bize uzanır. herkese uzanırmış o el. bize de uzanır şüphesiz.
(bkz: @1964062)
eeeh yeter be! her akşam evine nasıl giriyor anlamış değilim. daha kapı ne tarafa açılıyor, onu bilmiyor. komşular yardım ediyor sanırsam.
- huriye abla. ben geldim. yine açamadım kapıyı yahu?
+ e be karşılığımyok. kaç sene oldu be. dur iniyorum aşağı.
nickaltıma verilen ayara cevaptır:
apartman kapısını açmak için yapacağım "kendine çekme" hareketi nafile değildir. kapı zaten itmeme rağmen açılmamış olduğundan, ben bir de geri çekiyorum ki, dil kapıdan kurtulsun, ondan sonra ileri itip kapıyı rahatça açabileyim.
daha yeni tanışmamıza rağmen ruhundaki huzuru yansıtmasından dolayı dertleşebildiğim, iyi gününde arkadaşları için mutlu olabileceğini, kötü gününde tam destek sağlayabileceğini hissettiğim sağlam karakter.
sıcaklığı öyle bir yayılıyor ki, sözlük eriyor.. karşılıklı çay içiyormuşuz gibi devam ediyoruz sohbete.
yazıları sohbeti kadar keyifli.
bende sabitlendi kısacası, bırakmam yakasını.
bir hışmınan kitlediği hesabı dün itibariylen açılmış olan yazar kişisidir. du şimdi tanımımı yaptım ortam rahatladı. nasıl kastım yalnız nickaltı yazacağım diye bu kasıntıylan hazımsızlık yapar okurkene dediydim sana. ben başladım artıkın gerisini sen bilin. hadi ama de per uzattın iyicene!
o kadar çok (s)öveceğim tarafın var ki acep nerden başlasam, nereye dayandırsam lafımın ucunu başını demiyorum bak. hadi o zaman bismilll...
bazen bu kişicağızımın kaç parmağı olduğu konusunda tereddütler yaşıyorum yeminlen. hani normal şartlar altında, oda sıcaklığında oksijenli solunum yapan uhrevi her varlıkta on danedir ya yok kuzum bunda ondan fazladır. bir de hepisinde bir marifet, bir hüner amanın evlerden ırak böylesi. nasıl sığdırıyor o minicik koltuna bu kadar kavun karpuzu aklım almıyor. yok kurstu, yok eğitimdi, yok işti, yok güçtü teheyyy! ben diyorum izmir'deyim sorma geziyorum, eğleniyorum. o diyor du bi önümdeki dosyalara neyim bakam hemen geliyorum. bir de kibar, bir de naif. hastasınım! o kadar işin içinde beni de dinleyebiliyorsun ya ne diyem sana artıkın yaradana kurban, gülüşüne hayran. sözlükten uzaktaykene de boş durmamış yalnız puzzle yapmaya başlamış. bir haftadır uğraşıyordu, sonunda bitmiş de yapıştırma faslına geçivermiş. söz verdi bana da yollayacak. "sürpriz olsun, güzel olur sana da yollayam!" dedi. nasıl bir sürpriz anlayışı var orasını da çözemedim ya neyse kabulumdür artıkın ne desem boş.
hadi bakam madem geldin parmaklarına kuvvet, aklına minnet. bekliyoruz yaz yaz yaz!( ben o kadar kastım al işte az biraz da sen kas*)
erkek olsam bugün nikahıma alacağım kişidir. türkiye'nin fiziki,siyasi ve hukuki şartlarında bu mümkün olmadığı için hollanda bizi paklar. babamın vefatından sonra gerçek dostlarımdan çok beni aramış, sormuş, abuk fikirlerimi sabırla dinlemiş candostumdur.
vakt-i zamanında bir girisinden eskiden aynı ilçede * yaşadığımızı öğrenip tanıştığım kötü kalpli yazar. hatta ortak arkadaşlarımız bile çıkmamıştı. bu sabahsa nicedir görüşmüyorken atmadığı bir mesajla uzun zaman sonra eski bir arkadaşla karşılaşma heyecanını yaşatmadı bana. umarım yeniden sahalara dönmez de uyduruk girileriyle etrafımızı kirletmez. gıcık insan. adresini biliyorum lan kafam kızarsa gider döverim icabında.
aşkımın kalbime fazla geldiği anda vurdum kendimi yollara 7 saatlik yolculuk sonunda nihayet yanındaydım. karşılama sırasında kırmızı halı sermese de yollarıma dört yıldızlı evinde ağırladı beni . kırmızı halı da serseydi beş yıldızlı olurdu.
yaptığı yemekler konusunda her ne kadar benden ‘çok takdire şayan bir eser olmuş’ dememi beklediyse de ben gıcıklık olsun diye sadece dudağımın ucuyla güzel olmuş dediğim için bozuldu.
uzun uzun sohbet ettik. üniversite yıllarından beri bu kadar sıcak ve güzel bir insan görmemiştim.
feleğin çemberinden geçmiş hatta o çemberi şimdi belinde hulohop yapmış biri. mesleğim nedeniyle sudan sebeplerle evliliklerin nasıl dağıldığını yakından görüyorken tüm sıkıntılara , zorluklara rağmen eşine, ailesine sahip çıkmış biriyle karşılaşmak güzel.
her ne kadar sabah dörde kadar gözümden uyku akmasına rağmen benimle konuştuysa da sabah erkenden kalkarak ve kendisini uyandırarak intikamımı aldım.
sözün özü hakikaten kendisinin karşılığı yok.
not:gözlerim hakkında yalan ve düzmece haber yapan arkadaşlara duyrulur;
gözlerim lens değil.