ufak ufak gavat olmaya yaklaşan saygı değer abimizdir. günü şöyle geçer:
sabah kalktığı zaman karısını yerinde bulamaz. ah zavallı karıcım yine benim için fazla mesaiye kalmış diye acır karısına. büyük!! aşklarının tohumu olan boynuzcan ı kaldırır. evladı üstünü değiştirirken kahvaltıyı hazırlar. lakin kendi hazırladıklarını yemez çünkü her daim midesinde bir hazımsızlık vardır.
*. evladını okula gönderir. servis şoförü manalı manalı bakar yine.sonra kendisi de biner arabasına işe doğru yola koyulur. kendi sokağından yavaşça geçerken mahalle esnafına selam eder. mahalle esnafı da kendisine saoğlasın bacanak yengeye selam diye cevap verir her zaman. kendisine neden bacanak dendiğine anlam veremez bu abimiz. enişteye alışmıştır ancak bacanak biraz yenidir onun için.ayrıca karısının kızkardeşi yoktur da zaten. ama zamanla yolda kendisine korna çalan göz kırpan naber milli enişte diyenlere de alışmıştır artık. onlara şöyle gayri ihtiyari selektör yapıp geçmektedir. yollardaki durumun aksine işyerinde pek sevilmektedir lakin. herkes kendisine saygı göstermekte bi şekilde akşam yemeği daveti almaya uğraşmaktadır. o da bu istekleri geri çevirmez ve sırayla iş arkadaşlarını eve akşam yemeğine davet eder. bu iş sanki bi sırayla listeyle yapılmaktadır. her akşam evde illaki bi misafir olduğundan o zamanlar gayet şen şakrak geçmektedir. zaten misafirleri de çok kalender insanlardır canım. ev sahibesine fazla yük olmamak için bulaşığa yardım ederler hep. kendisi içerde televizyon izlerken onlar içerde yıkarlar bulaşığı. gerçi duyduğu inlemelerle bulaşık arasında bi bağlantı kuramaz amma pek de önem vermez bunlara. karısı kendinden geçer çünkü bulaşık yıkarken. en yakın dostu ise bu abimizin
bir dosttur. evlendiği zaman başlayan bu dostluk her gün artan telefon trafiğiyle devam etmektedir. ilk başlarda sadece bir cümleden
* oluşan muhabbetleri aylar geçtikçe dallanıp budaklanmış adeta şerbet olmuştur. akşamları misafiri ile karısı bulaşıkları bitirip yatak odasını toplamaya !!geçtiklerinde bilir ki bir dostun araması an meselesidir. telefon çalınca bi hevesle açar karısının ve arkadaşının işi bitinceye kadar konuşur da konuşur bu sarsılmaz dostuyla. muhabbeti tüketip telefonu kapatınca misafiri de kan ter içinde yatak odasından çıkar ve hadi hayri abi beni evde beklerler diye apar topar çıkar evden. adamımız misafirlerine fermuarın açık diyecek zamanı bile bulamaz. misafirinden sonra kendisi gider yatak odasına sokulur usulca karısının koynuna. lakin karısı pek hevesli değildir. işte çok yorulmuştur. hem bugün başı ağrımaktadır. adamımız karısına üzülür her akşam bu yüzden. ahh karıcığım bizim için kendini paralıyor der. sonra yatağın kendi tarafına geçip uykuya dalmaya çalışır. tam uykuya dalacakken kulağına klavye tıkırtıları gelir. işte karısı yine iş başındadır....