tüm yıl çalış çalış diye başının etini yediğim,aldığı notlara kendisinden fazla üzüldüğüm,sorumsuzlukta üstüne kimseyi tanımadığım,stresi,sıkıntıyı asla bünyesinde barındırmayan rahat insan. (bkz: @1701899) 3 yıllık canım ciğerim sevdiğim arkadaşım,hep dostum olarak kalmasını dilediğim mutlu insan .ayrıca yemek hazırlamamak için karın ağrısını bahane ettiğimi ima eden sözlerini esefle kınadığım şahsiyet...ve tabi ki dördüncü nesil yazar..
başının üzerinde kocaman bir yağmur bulutuyla dolaşan yazar. bulut bıraktığı yağmurlardan sıkılmış olacakki artık karla karışık yağmur ve dolu yağdırmaya başlamıştır. bahtsız bedevidir, çölde kutup ayısıyla kafile halinde karşılaşsalar ayının kendisini seçeceğinden emindir.
yaşı benden büyükmüş, bi' ihtimal benden kısadır ben de onu dövebilirim diye düşündüm uzun çıktı.
aslında kendisine çemkirmediğim yazardır. yine de zirve ahalisine* sesleniyorum: can güvenliğim tehlikede olabilir. kızılcık sopası falan dedi bana. konuşmalar duruyor. gerekirse çıktılarla geleceğim!
kaptanınteknesinebendebinecem akıllı olsun akıllı! yoksa bindirmem tekneye mekneye...
kendisi; fışkıran özgüveniyle, fotoğraflarına bi' türlü yansımayan muhtemeşem ışıltısıyla, yakışıklılığıyla, hastası olduğum,yanımdayken gözümü kendisinden alamadığım canım, ciğerim.
beni zirve* ayağına eve atmışlığı var. rövanşını isterim...
(ama çok şahane börek yapmıştı, bayıldım. (yazara dip not: kuzum aslında patatesli börekle aram iyi değil. ama seninkine taptım! hadi kuzum gene yap!*) )
sözümü tutacağım. nick altı yazarlığı yolunda ilerlerken, en nadide parçalarımın ilham kaynağı olacak.
önce duyuruma mı cevap vermişti yoksa nicki ile mi dikkatimi çekmişti hatırlayamıyorum, ama zirvede * kanlı canlı görüğüme çok sevindiğim, güzel yazar.
aklımı çelip sözlüğe yazar olmamı sağlayan iki yazardan biridir. sayesinde bir takıntım daha oldu, e fena da olmadı hani*. çömezliğimin getirdiği cehaleti fırsat bilip, bana ukalalık taslamasını yazdım bi kenara, duyururum buradan*.
deli dolu bi şeydir bu hatun, bunca seneden sonra zaman zaman hala beni bile şaşırtabilme kapasitesine sahiptir. azıcık sabırsızdır, dellenme eşiği düşüktür, cadıdır, okulla ilgili mevzularda beni gerecek kadar rahattır, sınav dönemleri çalışsın diye stalker'i kesildiğimdir, kafası bi garip çalışandır, telefonlarımın katilidir, yeni aldığım güzelim diş fırçamı çöplere atandır, çılgındır, eğlencelidir, zevklidir, samimidir, bildiğin zekidir, olduğu gibi sevdiğimdir, ve en önemlisi dostumdur.
uyanma küçük kız! uyanma ve görme kahramanın olamayışımı!
ağlamaklı bir uykunun koynundasın. düşten düşe düşerken nöbetleşe bir çığlık gibi irkiliyor bedenin. bedenin titredikçe adım duyuluyor dudaklarının arasından. sızılanır gibi yankılanır gibi... adım gibi eminim ki düşlerinde bile kalabalıkların içinde kaybolmuş ruhunu bulamayan iz bilmez bir kahramanı oynuyorum. adım gibi eminim ki düşlerinde bile seni korkularından koruyamayacak kadar korkak bir kahramanı oynuyorum. adım gibi eminim ki düşlerinde bile kahramanın olmayı beceremiyorum.
uyanma küçük kız uyanma ve görme!
pişman değilim ama keşke soran gözlerine konuşmak yerine "susacak var" diye bakabilseydim. "susacak var" diyebilseydim. geç bir itiraf her şey. geç gelen gerçek incitti içini. için için ağlamalara ittim seni. kendi ellerimle kendi sesimle... yersiz susuşlarımdı seni itaatsiz konuşmalara boğan. zamansız sessizliğimdi seni haykırışlara şahlandıran.
şimdi uyanma küçük kız! uyanma ve görme çaresiz kahramanlığımı!
adım düşmüyor dudaklarından. adım dökülüyor yalvaran sesinle kulaklarıma. oysa isyandasın. bir uyansan meydan okuyacaksın varlığıma. gözyaşların süzülüyor saçlarına doğru. her bir damla dağlıyor beni. bin parçaya ayrılmış bedenimin tek bir parçası bile dokunamıyor sana. öyle uzağındayım ki... ama biliyorum; beni büyütüyorsun düşlerinde.
uyanma küçük kız! uyanma ve daha da büyüt çocukluğunu unutmuş ruhumu.
yazmıştım ya "yaşadığını kanıtladığın için teşekkür ederim" diye hiçbir şeyle ödenmez bir varoluştu gülüşün. kaç teşekkür az gelir bilsen ya da kaç bakış. ölmüş bir kalemi dirilttiğini bilmedin ve görmedin hiç. gereksiz bir suskunlukla gizledim bendeki senin gerçeğini. kahramanın değildim kahramanımdın benim. bilemedik rollerimizi. belki de bu yüzden hep şaşırdık repliklerimizi. hep dil sürçmelerinde kaybettik aslımızı.
böyle giderse yakın zamanda evlenir bu. deli mi ne, yaşına başına bakmadan neler düşünüyor şapşal. nerede o "ben evlenmicem, evlilik gereksiz bişey zaten, bi' imzanın nesi önemli..." lafları. yedirdiler sanırım hepsini. çok sinirli kendine. ama çok mutlu napsın. hakkaten şapşal bu...
akşam akşam ağzıma s*çan kişi. bir erkeğin tembelliği yüzüne nasıl daha acımasızca vurulabilir, gururu incitilebilir bilmiyorum. en sağlam yöntemi uyguladı sağolsun. "allah internleri ezilsin diye yaratmış" lafımın intikamını aldı. yaşımdan-başımdan, uzmanlığımdan-maaşımdan utandım. ezdi, yerin dibine soktu beni. bunun altında kalamam ama elimden de bir şey gelmiyor malesef.*
"yapma bir daha, hatta sil ulan numaramı telefonundan..!"*