görseller
kaplumbağakaplumbağa
  
belki ilginizi çeker
  1. · kaplumbağa gerçeği
  2. · amudakalkıpelçırpankaplumbağa
  3. · kaplumbağa gerçeği
  4. · kamplumbağa
  5. · perihan mağden
  6. · turtle
  7. · kabuğuna çekilmek
  8. · soğukta çükün büzüşmesi
  9. · postmodern şiir denemeleri
  10. · toslumbağa
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · dersim katliamı
  2. · yılmaz özdil
  3. · thierry henry
  4. · author gibi erkekler
  5. · yatmadan önce dinlenen son şarkı
  6. · insanın hayatına sıçan şeyler
  7. · dünyanın en güçlü 500 müslümanı
  8. · kedi erişemediği ciğere mundar der
  9. · richard nixon

kaplumbağa  

 sayfa  / 2
  1. oldukça yavaş hareket eden bir hayvandır. evini sırtında taşır. yavaş olmasına rağmen tavşanla yaptığı yarışta hep birinci gelir.
    (esdora, 22.04.2004 21:54)
  2. volkswagen'ın sevimli beetle'ına böcekten korkma katsayısı yüksek olduğundan, bizim verdiğimiz aynı sevimlilikteki isim
    (nienna, 22.04.2004 22:53)
  3. izmir'de iki kaplumbağa ile yaşamam sonucu hakkında yapılan genellemelerin yanlış olduğunu düşündüğüm hayvancağız.yavaş değildir, aksine çağırılınca koşup gelir.muhabbeti iyidir,evcilleşir,sahibini tanır,sever ve sayar.size güvenirse kafasını bile okşatır, ama en güzel yeri kaygan olan boyun kısmıdır.boynunun okşanmasına kedi gibi bayılır.kışın toprağın altına girip kış uykusuna yattığı için bahçeli eve sahipseniz sizinle takılır, yoksa basar gider.
    (jellicle, 23.04.2004 11:37 ~ 11:47)
  4. öle sevimli durusuna bakmadan gerektiğinde çok saldırgan olabilen (özellikle beslerken) ve parmak ısırma süper gücüne sahip olan hayvancık
    bunlar bosuna genc mutant ninja kaplumbaga olmuyolar
    (nienna, 23.04.2004 12:04)
  5. penguenlerden sonra en sevimli bulduğum yaratık.bunların kafaları küçücüktür, korkarlar ilk gördüklerinde. tarihi alanlarda ve yazlık yerlerde çalıların arasından cart diye çıkabilir, kendilerini 2 saat takip ettirebilirler.
    (marla singer, 29.04.2004 17:00)
  6. çok iyi sır tutarlar. yüzlerce yıl yaşayanları da vardır.

    fatih'in gemilerini karadan kim yürüttü sanıyordunuz, yağlı kalas mı?
    (chete, 18.02.2005 13:33)
  7. akdeniz kültüründe saflığı va bakireliği simgeleyen, bazı kültürlerde uğur getirdiğine inanılan, şirin, evini sırtında taşıyan canlı modeli.
    (ice queen, 18.02.2005 15:59 ~ 15:59)
  8. (bkz: kaplumbağa gerçeği)
    (chete, 18.02.2005 18:22)
  9. (bkz: gördüğün her kaplumbağanın kabuğuna sayı yazmak)
    (chixculub, 19.02.2005 13:18)
  10. (bkz: ascshylus)
    (guess, 25.03.2005 12:26)
  11. (bkz: kaplumbağa ile tavşan)
    (theking, 25.03.2005 14:36)
  12. tatlı suda yaşayan cinsi evde beslemek için ideal olan hayvandır. zira hem kendisi hem de bakımı ucuzdur. çok fazla özen istemez,haftada bir akvaryumunu temizlemek kafidir ki bu işlem de akvaryumu küçük olduğu için çok basittir. solungaçları olmadığı için havadan nefes alan bu sevimli hayvan halı üzeri gibi zeminlerde de ilerler.
    ilk zamanlarda korkak ve çekingen olan bu hayvan sizin verdiğiniz yemleri siz ona bakarken yemez fakat ilerleyen zamanla birlikte elinizle bile beslersiniz. soğuğu pek sevmez bu sebeple sobalı evlerde beslenmemesi tavsiye olunur.
    esneme ve suratını temizleme gibi ilginç hareketleri çok şirin gözükebilmektedir. sonuç itibariyle kendine bağlayan güzel bir yaratıktır fakat hastalandıkları zaman piyasada satılan ilaçlar pek kar etmez,ölme ihtimali her zaman göz önünde bulundurularak yaşanması olası üzüntüler ve hayal kırıklıkları azaltılmalıdır.
    (battal boy cekirge, 15.05.2005 23:55)
  13. köydeyken küçük olanlarını üstüste bağlayıp yarıştırdığımız canlılardır. ama biz de küçüktük o zamanlar.
    (lightblue, 31.07.2005 02:32)
  14. (bkz: dragon ball)
    (bkz: kaplumbağa efendisi)
    (azwepsa, 31.07.2005 02:37)
  15. ayrıca bu hayvanların ağırlık merkezleri de kabuklarının tepesine denk geldiğinden ters çevrilince ne kadar çabalasalar da doğrulamıyorlar. pek sevgili müteşebbis ruhlu kardeşlerimiz ise bu güzel hayvanları ters çeviriyorlar, öldükten sonra da içini boşaltıp boyayarak satıyorlar. kendilerini sevgiyle(!) anıyoruz.
    (lightblue, 31.07.2005 02:40)
  16. (bkz: vosvos)
    (stairway to heaven, 22.06.2006 14:51)
  17. boş zamanlarında akvaryumdan fırlama çalışmaları yapan komik hayvan. ki başarırlar da. hatta bu giriyi yazmamın sebebi de akvaryumun boş olduğunu görmemdir. ama rahatım mutluyum 1 yıldır uğraşıyodu velet. tabi kediye yakalanırsa fena olur.
    bu arada evet ev mini bir hayvanat bahçesi.
    (misty, 04.07.2006 01:51 ~ 01:53)
  18. ninja olanları için;

    (bkz: ninja kaplumbağalar)
    (sirseri, 29.01.2007 13:21)
  19. çetin altan ın şahane bir yazısının adı;


    "kaplumbağa

    bir kaplumbağa yürüyor. sırtında kocaman bir kabuk. uçuk gri, çok uçuk kahverengi, prens dö gal biçiminde kocaman bir kabuk... yavaş yavaş yürüyor bir kaplumbağa...

    bu kaplumbağa yüz yıl yaşamış. iki yüz yıl yaşamış bu kaplumbağa... güneşli günler görmüş, yağmurlu günler görmüş... taşlar atmışlar bu kaplumbağaya, kabuğunun içine kaçmış; sonra yavaş yavaş, sonra usul usul çıkarmış kafasını; bir adım, bir adım daha...

    bir yerlere gitmek ister kaplumbağa... ne rotası, ne pusulası... ama anlayın canım, siz anlarsınız; bir yerlere gitmek ister, ah ister bu kaplumbağa...

    ***

    sesler gelir, gürültüler gelir uzaklardan:

    - şu kaplumbağayı ters çevirelim, çaresizlik içinde oynayan ellerini, ayaklarını seyredelim, gülelim.
    kaplumbağa yalnız, kaplumbağa kimsesiz... çizik çizik buruşuklar içinde boynu; bazen kabuğundan uzatır kafasını, küçücük siyah gözleriyle bakar etrafına... sonra sert bir ayak sesi, sonra bir gürültü, sonra gürültüler; gene çeker içine kafasını kaplumbağa...

    ***

    akdeniz kıyılarında hayat ne güzeldir... bir kadının elini tutarsın... güneş yakmaz ısıtır; kalbin üşüyen dokularını ısıtır. tehlikeli ayak sesleri kaybolmuş. her ses bir serenat, her ses bir yaşama aşkının türküsüdür. çekinmeden, korkmadan sevmek istersen sevebilir, haykırmak istersen haykırabilirsin... ve yürüyebilirsin kafanı kabuğundan çıkarıp...

    siz bir güneş altında, bir deniz kenarında bir kaplumbağanın duymak istediği güvenliği hayatınızda hiç duydunuz mu? duydunuz mu bu güvenliği...

    gerine gerine:

    - hürüm, yaşıyorum, benim, diyebildiniz mi?

    ***

    kaplumbağalar pek diyemezler bunu, ama siz de diyemezsiniz...

    saat dokuzda işbaşında olmak var... biriken borçları ödemek... kızdırmamak kimseyi... on ikide paydos, bir buçukta iş... akşamın beşi, bir türlü gelmez... cepte para o kadar az ki, dolmuşla otobüs arasında tercih yapmak; kant felsefesi üzerinde düşünmekten çok daha uzun sürer...

    ***

    sev, sevemezsin; yaşa, yaşayamazsın... ışıklı vitrinler, fiyakalı otomobiller... kürklü, yumuşak, gülümseyen kadınlar... hepsi sahillerin öteki tarafındadır. ve bir kere gelmişsin dünyaya...

    yaşamak, göğsünü benim diye döve döve yaşamak, yaşadığını duya duya yaşamak... ayın sonu, cepte iki buçuk lira... saat dokuzda işin başında olacaksın... on ikide yemek tatili... bir buçuk, beş... her gün bu, bu her gün... başını dışarı uzatamayan kaplumbağa gibi...

    ***

    şu sırtımdaki kabuktan soyunsam; bir dikilsem, haykırsam güneşlerin ve yağmurların altında; uzun uzun haykırsam, bin yıllık baskıların isyanıyla haykırsam:

    - ben de varım, ben de insanım; sevmek istiyorum ben de, sevilmek istiyorum ben de...

    ***

    bir elde sefertası... saat dokuzda gelmezsen olmaz. saat on ikide sefertasını açacak ve makarnayı çatallayacaksın...

    sonra emekliye ayıracaklar seni... çürümüş vücudunla hayatın karşısında, fırlatılmış bir tükürük gibi yalnız bırakacaklar seni... akdeniz kıyılarında bir neşeli kadınla el ele yürümenin tadını tadamadan, sufli bir köşede ölümü bekleyeceksin... korkutulmuş bir kaplumbağa gibi, başı daima kabuğunun içinde, daima ürkek, daima haykırmadan, yaşamanın türküsünü çağıramadan...

    ***

    karşı sahillerde ışıklar... karşı sahillerde en neşeli kahkahalar... sokulursan yanlarına; bir budala, bir âciz, bir sünepe diye bakarlar sana... sen bin yılın ürkek, bin yılın koşmasını bilmeyen zavallı kaplumbağasısın...

    ***

    çocuklardan ne haber, çocuklardan... adam olacaklarına, karşı sahile çıkacaklarına itimadın var mı? bak şimdiden alay ediyorlar seninle... ya karın, yandaki komşu karısının elbisesini kıskanmıyor mu?..

    sen bağır istediğin kadar:

    - hanım, hepsi bu, yetmiyor para...

    kızdığı zaman vereceği cevap, bütün kadınların kızdıkları zaman verdiği cevabın aynıdır:

    - sen adam mısın?

    ***

    düşün, adam mısın sen... sen bir kaplumbağasın... içine çekik, ters çevrilmekten, örselenmekten korkan bir kaplumbağa...

    hiç hayatında ayağa kalkabildin mi? her zaman böyle yavaş, her zaman böyle ürkek... her zaman karşı sahillere imrenen bir kaplumbağa...

    bin yıl yaşadın, bin yıl daha yaşayabilirsin...

    hayatta bir şey, bir tek şey vardır:

    - yaşayabildim, demek...

    diyemiyorsan gel yanıma, gel buraya; gel dertleşelim... ve istersen arayalım kaplumbağa olmaktan nasıl mümkündür kurtulmak...

    not: 38 yıl önce yazılmış bir yazı... "geçip giderken"den..."

    (bkz: c.altan@prizma.net.tr)
    (charlie, 10.06.2007 23:35)
  20. 1992 senesinde çok zevk alarak beslediğim ve sevdiğim şeker topları. babamı tanıyıp eve ayak bastığı vakit oldukları yerde dönüp durmalarından geçtim, evde olmadığımız vakitlerde yürüyüşe çıkmışlar gibi kayıp olmaları. en önemlisi; benim onları yıkıyorum diye kafalarını öpmem. çok güzel günlerdi... kış uykusuna yatarlar, yalnız yaşayamazlar, mutlaka eşlerinin olması gerekir.
    (butterfly, 11.06.2007 00:14 ~ 00:14)
  21. kabuklu kurbağa olarak da bilinir.
    (çılgın veyfik, 29.06.2007 01:35 ~ 07.08.2007 23:10)
  22. çorbası yapılan hayvan.

    sevgili kuzenim elinde bir adet akvaryum, akvaryumun içinde de bir adet kaplumbağayla birlikte bir haftalığına dedemin mekanına adımını attığı andan itibaren dedemdeki değişikliğin fark edilmemesi imkansızdı; gözlerini akvaryuma dikmiş, çehresi renkten renge girmiş, alnından şakaklarına kadar terler inmişti.

    önceleri unutmaya, ona bakmamaya çabaladı. eğer aklındakini eyleme dökerse torunuyla arasının açılmasının kaçınılmaz olduğunun farkındaydı. ancak gün geçtikçe sabırsızlanıyor, fenalaşıyor, bu kaplumbağaya karşı beslediği o derin duyguları daha fazla saklı tutamıyordu. bir gün kaplumbağanın yakınından geçerken istemsiz bir şekilde ağzından dökülen “bundan da çok güzel çorba yapılır ha!” cümlesini keşke kuzenciğim bu kadar hafife almamış olsaydı.

    dedem kararını vermişti, kendini daha fazla tutamayacaktı, artık ailevi ilişkilerini düşünecek durumda değildi hem. kuzenimin kısa süreli yokluğundan istifade ederek ellerini ovuştura ovuştura akvaryuma yöneldi. işte o gün ilk kez kaplumbağayla göz göze gelmişlerdi. bir süre öylece bakıştılar. dedemin başı dönüyor, gözleri kararıyor, tansiyonu kah düşüyor kah yükseliyordu. her şeye rağmen elini akvaryumdan içeri sokmasıyla birlikte olaylar gelişti…

    akşama doğru kuzen dönmüştü. içinde kötü bir his onu kemirmekteydi. telaşla akvaryuma koştu fakat akvaryum boştu. kaplumbağanın yerinde yeller esiyordu. zavallı kuzen evin her yerini aradı ancak sonuç olumsuzdu. bununla birlikte dedem de belirli bir süre ortalarda görünmedi. akşam yemeğine de gelmedi, tokmuş, çorba içmiş! kuzen kaplumbağayı karga yemiştir bahanesiyle kandırıldı, olayın üstü uzun bir süre hiç açılmamak üzere kapatıldı.

    kim bilir dedem hayvanı nasıl da iştahla, zevkle mideye indirmişti. belki onu eline almasıyla ağzına atması bir olmuştu. zavallının yumuşak ve kaygan yapıdaki başını sakız gibi vıcık vıcık çiğnemiş, sert kabuğunu da takma dişleriyle çatır çatır parçalamıştı. ama yok, hayır bu mümkün olamazdı, çünkü kabuğun dedemin dişlerine gözle görünür bir hasar vermiş olması gerekirdi. hem, hiç o güzelim kaplumbağaya hıyar muamelesi yapmak yakışık alır mıydı? belki de ağzından da kaçırdığı gibi hayvancağızı çorbaya katarak götürmüştü. önce kaynar suda yumuşatmış daha sonra da püre niyetine ezerek oda sıcaklığındaki suyla karıştırmış olabilirdi…

    not: bu arada duydum ki iki adet yeni kaplumbağa edinmiş benim kuzen.
    (bkz: ben bugün bunu gördüm)
    (bkz: based on a true story)
    (alchemilta, 07.08.2007 13:13 ~ 10.08.2007 15:36)
  23. közlenişi esnasında oldukça fantastik anlar yaşatan hayvanmış kendisi. bir rivayete göre bir arkadaşıma hastanede yatarken bordo berelinin teki anlatmış tarifini uzun uzun. özetle şöyle ki; önce hayvanın üç bacağı koparılır ardından da kaplumbağa kalan tek bacağından asılır ve böylece kanın süzülmesi beklenir. bu bekleme anında gidin tv izleyin, müzik dinleyin, resim yapın ama ne olursa olsun bu süreyi değerlendirin benden söylemesi. daha sonra tosbağanın kalan 3 boşluğu tıkanıp köz haline gelmiş kömürün üzerine konur. ve ta daa mükemmel sonuç; hayvanımız piştikten sonra kabuğunun altından kesilip afiyetle yenir.
    ayrıca diğer değişik teknikler için (bkz: @1795567)
    (alchemilta, 07.08.2007 23:05)
  24. çok sevimli cana yakın bir hayvandır. kendini ağırdan satar biraz ilgi bekler. yemek verdiğinizde sizden iyisi olmaz sizi gördü mü hemen koşturmaya başlar anlıyorlar keratalar yemek getirdiğinizi. çok iyi dostlar. gözlerini size diktiklerinde sanki size cevap veriyormuşcasına dinliyorlar sizi. birazcık pisler ama o kadar da olsun diyebiliyorsunuz onları görünce.
    (dam üstünde saksağan, 30.08.2007 22:58 ~ 22:58)
  25. "kapluş" şeklinde kısaltılan hayvan ismi.
    (grace slick, 12.11.2007 00:13)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil