zaten adeletsiz olan hayatı daha bir adaletsiz kılıp, körüklediği ve hayatın ne kadar ibne olduğunu anlamamıza yol açması kazandırdıklarından biridir.tabi burada ki "kazanç" ironiktir, ince-renk renk küçük dikdörtgen kağıtlar değil.
şimdiye kadar ki yazılmış girilerin hiçbirinin kalbini kırmayacağım. ama kendileri kırılacaklardır şüphesiz. üzgün değilim.
insanlığa dair şimdiye kadar kazanılmış bütün değerler, kapitalizm sayesinde - bak altını çiziyorum 'sayesinde' - var olmuştur, keşfedilmiştir, geliştirilmiştir.
hayal kurabilmek için paramızın olmasına ve bankaya gitmemizi bizi muhtaç kılmıştır mesela.o sihirli değneklinin gelip bir geceliğine de olsa hayallerimizi gerçekleştireceği umutlarımızı da yıkarak acı gerçeklerle tanıştırmıştır bizi.mutlu değiliz ama daha realistiz, ne güzel lan .
oyunu kurallarına göre oynayan sürüyle, andavallar sürüsünü ayıran şeydir kapitalizm.
hala eşitlik, dünya barışı herkes kardeştir türünde düşünceleri olan fazla masal okumuş kesimin yanılgısını ortaya koyan sistemdir. dünya gerçeklerini anlamamızı sağlayan, asıl eşitsizliğin herkesin eşit olmasından kaynaklandığını kanıtlamış sistemdir. rekabet edip, uğraşıp didinip bir şeyler üretip satanla, bön bön bakan kesim eşit olabilirmi efenim.
edit: az aşağıda ki arkadaşlardan biri sözlüğü foruma dönüştürüp yazıma cevap niteliğinde yazılar yazmış. ayrıca yorumlarıyla başlıkta yorumlamamızı istenen konu apayrı olmasına rağmen.
arakdaş fazlaca psikolojik çıkarımlarda bulunmuş belli ki bir yerlerden kuyruk acısı var. madem sözlük forumlaşma yolunda ilerliyor bizde küçük bir cevap verelim kendisine :
nedense kapitalizme tarihi süreç içinde özellikle sosyalist propagandasının etkisiyle negatif anlamlar yüklenmiş, bunun sonucunda da insanın yaşam biçimiyle ilgili ne kadar kötülük varsa hepsi kapitalizm ile anılır olmuş. örneğin insanın bencilliği, aç gözlülüğü, sınır tanımayan sahip olma isteği, lüks isteği, tükenmek bilmeyen para kazanma hırsı vb. fakat kapitalizm aslında insanın doğaçlama özgürce, içinden geldiği gibi yaşama ama bunların yanısıra alıştığı, ezberledği, koşullandığı gibi yaşamak istemesinin üretim ve tüketim ilişkilerine yansımasından başka bir şey değil. emin olun dünya bir daha kurulacak olsa kapitalizm dediğimiz düzen yine aşağı yukarı aynı şekilde olurdu.
nasıl demokratik ve siyasal yaşamda bir tarafta yönetenler, diğer tarafta yönetilenler varsa yaşamda da bir tarafta efendiler diğer tarafta da köleler vardır. bir tarafta işverenler, diğer tarafta işçiler, bir tarafta zenginler diğer tarafta fakirler vardır. bu nedenle zaten bütün gelişmiş ülkelerin hem demokrasiyi hem de kapitalizmi bir arada yaşadığını görürüz. burada enteresan olansa bu sebep sonuç ilişkisine rağmen demokrasiyi ''iyi'' kapitalizmin ise ''kötü'' olarak algılanmasıdır.
yukarıda bahsettiğim arkadaşımız da muhtemelen yanlış algılayanlar grubuna mensup şahıslardan biridir. tam tersine sosyalizmin insanların özgürce yaşamasına olanak vermeyen uzun vadede sürdürülmesi imkansız bir sistem olduğunun hala farkına varmadığını düşünmekteyim. insanın yaşamını kendi istediği gibi belirlemek istemesi, geleceğini güvence altına almak için mal mülk sahibi olması ve hatta daha fazlasına sahip olmak amacıyla her şeyden ve her insandan faydalanmak istemesi onun doğasından kaynaklanan son derece normal e anlaşılması gereken isteklerdir. sanırım arkadaşın isyanı faydalanılan kesime mensup olması nedeniyle.
insan merak eder, araştırır, keşfeder, otomobili yapar, bir çok şey keşfederek gücüne güç katar. insanoğlunun daha rahat bir yaşam sürdürmek adına yapamayacağı, üretemeyeceği hemen hiçbir şey yoktur. ama aynı insan bütün iyi özelliklerinin yanısıra egoisttir, bencildir, yalan söyler, kandırır. yani başta kapitalizm'e yüklediğiniz kötü özellikler zaten insanın özünde doğasında olan özellikler ne yazık ki. bütün bu kötü yanlardan kapitalizm'i sorumlu tutmak sosyalist propaganda sonucu beyinlerin yıkanmasıyla ortaya çıkmıştır.
işte yazımın en başında bahsettiğim, oyunu kurallarına göre oynamaktan kastım bu düşüncelerimdi. fakat arkadaşımız bu lafı farklı bir yerinden anladığı için açıklamak zordunda kaldım ne yazık ki. ayriyetten yazısının pek çok yerinde de yanlışlar var işçilerin hali türünden olaylara girmiş çalışma saatlerinden bahsetmiş. diğer sistemlerde ki ekmek kuyruklarını halkın çektiği acıyı sanırım tam kavrayamamış arkadaş. fakat bu onun suçu değil kuru kuruya tanım ezberleyen hiç olayın içeriğini bilmeyip tanımın içinde ''halkların, sınıfların eşitliği'' türünden iki kelime görünce hemen üstüne atlayan, sorgusuz infaz yapan geniş bir topluluğa mensup kendisi. ne yazık ki çağımızın hastalığı bu.
"dünyanın en zengin 3 kişisinin toplam serveti, dünyanın en fakir 48 ülkesinin toplam gayri safi hâsılasından daha büyüktür.
dünyadaki en zengin 255 kişisinin toplam varlıklarının sadece, %4’ü bütün dünyanın temel yiyecek, su, eğitim ve sağlık ihtiyacını karşılamak için yeterlidir.
her 3,6 saniyede bir insan açlıktan ölmekte, ölenlerin çoğunu ise henüz 5 yaşından küçük çocuklar oluşturmaktadır.
tüm dünyanın yiyecek ihtiyacını karşılamak için 13 milyar dolar yetmektedir. bu rakam ortadayken;
abd ve ab’de her yıl
dondurma tüketimine 11 milyar dolar
parfüm harcamalarına 13 milyar dolar
ev hayvanları için 17 milyar dolar
sigara için 50 milyar dolar
alkol tüketimi için 105 milyar dolar
uyuşturucu için 400 milyar dolar
askeri harcamalar için 1 trilyon dolar…
harcanmaktadir !..
dünyada 1,2 milyar insan açlık sınırının altında, 3,5 milyar insan açlık sınırı ve kötü beslenme şartlarında yaşarken, 1,2 milyar insansa aşırı beslenmenin neden olduğu aşırı şişmanlık(obezite) ile mücadele etmektedir.
dünya nüfusunun % 20’sini oluşturan gelişmiş ülkeler, dünyadaki üretimin %86’sını tüketmektedirler.
dünyada 110 milyon ilkokul çağındaki çocuk, yoksulluk nedeniyle okula gidememektedir.
dünyada 2,6 milyardan fazla insan, yani dünya nüfusunun yüzde 40'ından fazlası, temel sağlık hizmetlerinden yoksun yaşamaktadır
avrupa ve kuzey amerika'daki en zengin 225 kişinin yıllık geliri, 2,7 milyar yoksul kişinin yıllık gelirine eşittir.
dünyada 1,2 milyar insanın günde 1 doların altında, 3 milyar insanın ise 2 doların altında gelirle yaşamakta; kırsal alanda çalışan insanların %40’ı ise hiçbir ücret almamaktadır.
dünyanın en zengin beşte biri, dünyadaki motorlu tüm araçların %87'sine, en yoksul beşte biri ise sadece %1'ine sahiptir.
abd’de 20 milyon insan, beslenme yetersizliği çekmekte, 100 bin new york’lu evsiz. ab nüfusunun ise % 25’i yoksulluk içinde.
genel olarak birleşmiş milletler'in 2003 yılı verilerinden yararlanılsa da, derleme istatistikler bütünüdür. kapitalizmin kazandırdıkları da budur."
not: şahsi kanaatimce; mevcut konu ile ilgili yazılmış en iyi yazı. ekşisözlük'ten wesiye nickli arkadaşımın yazısıdır; yazarın izni dahilinde buraya alıntılanmıştır.
kaybettirdiklerinin yanında hiç olan şeylerin bütünüdür.
öncelikle insanı insanlığından etmektedir. sadece bu bile kendi başına kanıtlar bu hiçliği. lakin insanı insanlığından edenin insanın içindeki asla bastıramadığı egoist düşünceler ve çıkarcı duygular olduğunuda düşünürsek o zaman bu hiçlik belkide hiç olmayabilir. sonuç olarak kapitalizm her zaman boktur ve bok içinde yüzmeyi seven insanlar var.
itü sözlükte başlığı açıldığı zaman altına kendisiyle ilgili şeylerin döşenmesi gereken kazanımlardır.
dikkat edin kapitalizm diyorsunuz. kapitalizm ile liberalizm ayrı şeylerdir. kapitalizm bir yapı, bir üretim biçimidir; bir ideoloji değildir. bu üretim biçimi de "belirli bir işi yaparak sürekli gelir elde etmek" diye tanımlanabilir.
o bahsettiğiniz kötücül durumlar kapitalizm'in suçu değil kapitalizm'in bir versiyonu olan liberalizm'in suçudur. ki liberalizm bir ideolojidir.
diğer kapitalistik ideolojileri sıralamak gerekirse milliyetçilik, sosyalizm, ırkçılık ve bunların bilumum türevleridir. günümüzde kapitalist olmayan bir ideoloji de vardır. siyasal islamcılık denir adına. islamcılık ama hristiyancılık bildiğiniz gibi yoktur çünkü batı toplumları feodal veya köleci tarım toplumu aşamalarını çoktan geçip kapitalist olmuşlardır. buna rağmen doğu-islam toplumları henüz tam anlamıyla tarım toplumunu aşamadığı için böyle bir ideoloji bizde görülür bir tek.
sovyetler birliği kapitalist bir ülkeydi. ideolojisi kapitalistti, yapısı kapitalistti, politikaları kapitalistti, ahlakı kapitalistti. tek fark sovyetler'in bir kapitalist toplum yapısının varsayılan özelliklerini törpüleyerek "teşebbüs özgürlüğü" yerine "devlet denetimi"ni koymasıdır.
yoksa stalinist ekonomik modelin fordist olduğunu konuya uzmanlık derecesinde hakim olan herkes bilir. kimse bunu tartışmaz. sonra "donanımsızsınız" deyince "var benim donanımım intel cor2duo" diye kuşbazlığa vuruyorsunuz.