özel mülkiyet ve piyasa temelli bir toplumsal yapı olan kapitalizm içinde,teknolojik sıçramalar hem daha fazla sefaletin,hem de daha derin çürümenin aracısı haline geliyor.kaynakların ciddi bir bölümü silah sektörüne aktarılıyor.
bilim,kar hırsına hizmet eden bir
orospuya dönüyor.insanların yaşamını kolaylaştıracak gelişmeler sadece zenginlerin hizmetine sunulurken,geniş kitleler için yapılan üretimde de insana sağlayacağı fayda değil,karın sürekliliği ve maksimumluğu yön tayin edici oluyor.bir çok buluş kasalarda saklanıyor,ürünün eski versiyonu iyice tüketilmeden tüketime sunulmuyor.tıpkı,fazla avlanan balığın fiyat kıracağı düşünülerek denize dökülmesi gibi,binlerce insanın ölümle pençeleştiği hastalıkları çözecek ilaçlar fahiş fiyatlarla piyasaya sürülüyor.çünkü kapitalizmde insan kara tabidir,kar insandan daha değerlidir.
kapitalizm sadece insana düşman değil,akla mantığa da aykırıdır.bugün,değer kavramı,kullanım değeri köklü olmaktan çıkmış,imaj yabancılaşmasında dayanan tüketim toplumundan köklenir hale gelmiştir.bu henüz her şey için geçerli olmamakla birlikte,genel geçer durumdur.tüketim toplumu için
etiket, emekten daha önemlidir.kapital,
markalara dönüşerek kuşatmaktadır hayatımızı,yatak odamızı, düşlerimizi,çocuklarımızı,yemek-giysi-barınaklarımızı,herşeyimizi kuşatan markalara sahip olamadan huzur ve mutluluk duyamayacağımız bir hayat,karabasan gibi çörekleniyor tepemize.biz markalara sahip olmaya çalışırken,onlar bizim her şeyimizi ele geçiriyor.farkına bile varamıyoruz.reklam ve medya guruları hepimizin estetik yargılarını,beğeni ölçülerini belirliyor bir yerlerden.marjinalliklerimizi bile onlar belirliyor..