belki ilginizi çeker
  1. · osmanlı imparatorluğu
  2. · taviz vermek
  3. · iran ın doğalgazı kesmesi
  4. · adnan menderes
  5. · bakü tiflis ceyhan petrol boru hattı
  6. · kapitalize
  7. · türkiye nin enerji politikaları
  8. · seni seviyorum
  9. · baltalimanı antlaşması
  10. · kürt açılımı
gündem
  1. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  2. · beşiktaş
  3. · kar yağarken hissedilen duygular
  4. · disko kralı
  5. · mutluluk veren küçük şeyler
  6. · 250 milyarlık cip kullanan türbanlı
  7. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  8. · felixstowe
  9. · paşaport

kapitülasyon  

  1. osmanlı imparatorluğunun yabancı devletlere tanımış olduğu kısmen işe yaramış, kısmen de yaramamış, belki de uzun dönemde imparatorluğun sonunu getirmiş imtiyazlardır..

    ilk başta kanuni sultan süleyman zamanında fransa ile yapıldı..artık sınırları belli olmuş, yeni yerler kazanamayan ve savaş yapmadığı için de hazinenin büyük bir çoğunluğunu oluşturan savaş ganimetleri olmadığından dolayıbu tarz bir imtiyaz sağlanmıştı.. devrin zamanı itibari ile imparatorların yaşamı süresince yürürlülükte kalacaktı ve karşılıklı kazanç sağlanacaktı..ama olmadı..

    fransa için güzel olacaktı, nitekim oldu da, fakat osmanlı ne satabilirdi fransa'da??..durum böyle küçük bir eşitsizlikten büyümeye başladı ve osmanlının yıkımına kadar ilerledi, gelen her imparator kapitülasyonların kalmasını istedi ya da kalması için zorlandı..

    halen o kapitülasyonların cezasını ve cefasını çekmekteyiz..
    (zeus, 08.05.2005 20:41)
  2. osmanlı'nın yıkılmasına bahane olarak gösterilen ve tarih öğretmenlerinin en çok sevdiği konudur bu. aslında olaya biraz objektif olarak yaklaşmak gerek. ilkokulda, lisede kafamıza zorla tıkılanlardan değil de kendi bildiklerimizden yola çıkmamız gerekiyor. kapitülasyonlar osmanlı'yı zarara uğratmıştır. bu konuda herkes hemfikir ama osmanlı'nın yıkılmasını buna bağlamak kesinlikle doğru değil. osmanlı ekonomisini kalkındırıp ticarete önem verseydi kapitülasyonlar her iki taraf için de çok yararlı olurdu ki ekonominin temel ilkesi de budur.
    (toxicalien, 08.05.2005 22:09)
  3. ilk resmi kapitülasyon fransızlara verilmiştir ama bundan önce fatih sultan mehmette yapmıştır. fatih , istanbulun fethinden sonra venedik ve ceneviz baskısını kırmak için ilk defa ticari imtiyazlar da bulunmuştur ama bu ayrıcalıklar fazla sürmemiştir.
    kanuni ise ilk kapitülayonları avrupadaki hristiyan birliğini bozmak için fransaya 1535 de vermiştir. fransa kralı birinci fransuva , alman kralı şarlken tarafından esir alınır bunun üzerine fransuvanın annesi kanuniye mektup yazar gel oğlumu kurtar diye(bu tarzdadır herhalde). kanuni de annenin sözünü dinler (tabiki bundan kanuninin de çıkarı vardı). fransa kralı kurtulur sonra da iki devlet arasında bazı alanlarda ticari ayrıcalıklar uygulanmaya başlar. fakat bu kapitülasyonlar sonraki padişahlarda devam eder ve osmanlıyı batırır.
    (cyclops1988, 01.08.2007 23:09 ~ 02.04.2008 23:11)
  4. ülkeyi batırdığı bilinen kapitülasyonlar birinci mahmut tarafınfan sürekli hale getirildi.
    (cyclops1988, 03.08.2007 01:05)
  5. kapitülasyon terimi latince capitula (chapter - bölüm), yani maddeler halindeki belge anlamına gelir. osmanlı ve öteki müslüman hükümdarlar tarafından müslüman ülkelerinde hristiyan devletlerin tebaalarına tanınan iskan ve ticaret hakkı ayrcalığı için kullanılmıştır. kapitülasyona sahip olanlar müslüman olmayan tebaanın vergilerinden muaftırlar. bu gibi ayrıcalıklar 14. ve 15. yüzyıl'da italyan denizci devletlerine verilmiştir. bu ayrıcalıklar, 16. yüzyıl'da fransa'ya, ingiltere'ye ve başka ülkelere de verilmiştir. 1580 yılındaki bir ingiliz kapitülasyonunda şu hükümlere yer verilmiştir.

    '' biz müslüman imparatoru... sultan murad han, ingiltere kraliçesi elizabeth'e dostluğumuzu göstermek üzere... kraliçe'nin tebaasının ve halkının ülkemizde güven içinde mallarıını ve diğer eşyalarını büyük ve küçük gemilerle ve karadan araba ve kervanlarıyla getirebileceklerini, kendilerine bir zarar verilmeyeceğini, kendi ülkelerinin gümrüklerine uygun bir şekilde hiçbir güçlükle karşılaşmadan mal alıp satabileceklerini...

    burada yerleşecek ya da buradan geçecek, evli olan ya da olmayan bir ingiliz'in kelle vergisi ya da başka bir vergi ödemeyeceğini...

    ingilizler arasında bir anlaşmazlık çıktığı takdirde kendi konsolosluklarına veya elçiliklerine başvurabileceklerini, bunların hiç kimse tarafından rahatsız edilmesine izin verilmeyeceğini, tersine serbestçe davranabileceklerini, ortaya çıkan anlaşmazlıkları da kendi gümrük anlaşmalarıyla çözebileceklerini...

    şayet bizim yüce padişahımızın savaş gemileri herhangi bir zamanda denizde seyir halindeyken, ticari malla yüklü herhangi bir ingiliz gemisiyle karşılaşırsa, hiç kimse bunları yolundan alıkoymayacaktır, tersine bunlara dostça davranılacak ve asla kötü davranılmayacaktır; nasıl ki fransız, vededikli müttefiklerimiz olan diğer kral ve prenslere ayrıcalıklar ve mallar bahsetmişsek ve vermişsek, bunların aynılarını ingilizlere de vereceğiz: işte bizim bu ilahi hukukumuza ve ayrıcalığımıza aykırı olarak davranılmasına izin vermeyeceğiz.

    ... ve ingiltere kraliçesi, kendi tarafında, bu ayrıcalıkta ifade edilen bu birliğe ve kutsal barışa bağlı kaldığı ve devam ettiği sürece, biz de, kendi imparatorluğumuz tarafında, bunların hakkaniyetle korunması ve izlenmesi yönünde gerekli emirleri verecek ve denetimi yapacağız.''

    bu ilişki ticaretle birlikte başka şeyler de içeriyordu. arşiv dairesindeki pek çok belgeden birisi olan sultan 3. murad'ın 1590 haziranı'nda kraliçe 1. elizabeth'e gönderdiği mektubun sonu şöyledir:

    ''daima çatışmada olduğun ispanyol kafirlerine saldırdığında, allah'ın yardımıyla zafer kazanacaksın. ekmeğine göz dikenlere kılıç çekmekten ve oklarına hedef yapmaktan sakınma. bizi gerektiğinde işlerinden haberdar etmeyi ihmal etme. allah'a şükürler olsun ki, biz de boş durmayacak, zamanı geldiğinde kafir ispanyollar'ı rahatsız etmek için gerekli önlemleri alacağız ve mutlaka size yardım edeceğiz. bunu da unutma.''

    kapitülasyonlar, müslüman devletlerin daha da zayıflaması ve kendi aralarındaki hristiyan komşularıyla ilişkilerindeki değişiklikler yüzünden, başlangıçta amaçlandığından daha çok ayrıcalık içerir olmuşlardı. 18. yüzyıl sonu ile 19. başında bir avrupa devletinin koruması mali ve ticari büyük avantajlar sağlıyordu ve bu uygulama çok artmıştı. daha da ileri gidilerek, avrupa diplomatik misyonları, kapitülasyon haklarını aşıp koruma belgeleri olan beratlar dağıtmışlardı. başlarda bu belgeler, avrupa konsolosluklarının yerel halk arasından seçtikleri memurlar ve aracıları korumak içindi ama kısa sürede pek çok yerel tüccara verilir ya da satılır oldu. onlar da korunmuş ve ayrıcalıklı bir statü kazanmış oldular. böyle kötü kullanımı engellemek için osmanlı yetkilileri boşuna uğraştılar. sultan 3. selim, 18. yüzyıl sonları ile 19. yüzyıl başlarında avrupa devletlerinin konsolosluklarıyla baş edemeyince, bu sefer kendisi müslümanlar'a değil osmanlı hristiyan ve musevi tüccarlarına berat verdi. bu beratlarla belirli ticari, hukuki ve mali ayrıcalıklar ve avrupa'yla ticaret hakkı tanınıyordu. bu, osmanlı tebaasını yabancı tebaalarla neredeyse eşit düzeye getirmeyi amaçlıyordu. bu durum yeni bir ayrıcalıklı sınıfın ortaya çıkmasına yol açtı. bu sayede, osmanlı rumları denizcilik yetenekleri ve olanaklarıyla giderek daha üstün bir duruma ulaştılar. bu sistem 19. yüzyıl başında müslüman tüccarlar arasında da yayıldı ancak bundan çok az tüccar faydalanabildi.

    ortadoğu: iki bin yıllık ortadoğu tarihi/ bernard lewis/ arkadaş yayıları/ 5. baskı/ 2007, ankara

    ekonomiden pek anlamam ama, dışarıdan bakınca hiçbir şey değişmemiş gibi görünüyor.

    (bkz: copy paste değil alın teri hiç değil)
    (nokia şarzı, 25.05.2008 13:42 ~ 13:55)
  6. ticari ayrıcalık anlamına gelen kelimedir.kapitülasyon denilince hep orta okul yıllarındaki tarih dersleri gelir insanın aklına.
    (palmira, 25.05.2008 14:44)
  7. günümüzde
    (bkz: gümrük birliği)
    (bitanesindenbitanesine, 25.05.2008 14:46)
  8. lozan a gidilirken ismet paşa başındaki heyetin olmazsa olmaz şartlarından birisi de kapitülasyonlardır.diğeri nedir diye soracak olursanız ise tam bağımsızlık derim.aslında bu ikisi de birbirine bağlı kavramlar.sen tut o kadar cebelleş,uğraş bu sapkınlığı başından at.ama tansu çiller gelsin bu belayı yeniden gümrük birliği ile yeniden başına sarsın.anlamıyorum yani gerçekten anlayamıyorum,ben şu halimle bunun göte girecek bir kazık olduğunu anlıyorum da siz zamanınızda nasıl anlayamadınız.ama gün gelecek bu devletin gerçekten dünyada sözü geçecek,"höt" diyince "al sana göt" cevabını alacaktır.
    (hırbır, 25.05.2008 14:58 ~ 15.06.2008 02:06)
  9. ilk başlarda fransa'yı haçlı birliğinden çıkarmak için yapılmış iyi niyetli bir hareketken,tarihkteki bir çok iyi niyetli hareket gibi kanuni'nin ardılları tarafından boku çıkartılan ticari anlaşmalara verilen genel isim.
    (my jekyll doesnt hide, 27.01.2009 20:11)
  10. tarih derslerinde; dini öğelerin ön planda olduğu; avrupa'daki haçlı birliğini dağıtma amacıyla fransızlara kanuni* tarafından verildiği zırvası bizlere öğretilmeye çalışıla dursun; gerçek tamamen farklıdır...

    kanuni döneminde dünya ticaret yollarına bir bakalım...

    1. klasik ipek ve baharat yolları.

    2. yeni keşfedilen kıtalar ve ümit burnu...

    avrupalı tüccarların tek bir amacı vardı... ucuz ve güvenli yoldan uzak doğudaki malları avrupaya getirebilmek. avrupadaki malları ise uzakdoğuya satabilmek.

    1. yolun kilit noktaları osmanlı'nın elinde bulunuyordu... osmanlı da yıllarca bu iki büyük ticaret yolunun üzerine çöreklenerek bu işten büyük karlar sağladı... tabi sağladığı kar üretimden gelen bir kar değildi... o zamanlarda da bizim kültürümüzde üretmekten ziyade hava parası ile para kazanmak olduğu için; ticaret yolları üzerinde çöreklenen osmanlı gelenden geçenden gümrük vergisini katmerlice alıyordu... karşılığında ticaret yollarının güvenliğini sağlıyordu tabi...

    işte avrupalı tüccarların hizmetinde olan avrupalı devletlerin tek derdi osmanlının kestiği bu fahiş gümrük vergilerinden nasıl kurtulunur idi... bunun iki yolu vardı... birincisi; osmanlıyı ticaret yollarından uzaklaştırmak. ki bunu hepsi birleşse* bile başaramadılar... ikincisi; klasik ticaret yollarından farklı bir yol keşfedip osmanlıyı refüze etmek.

    işte 15. ve 16. yüzyıllarda avrupa yeni ticaret yolalrı ile uzakdoğuya yelken açmaya başladı... tamam yolu uzatmış oluyordu ama osmanlıya fahiş gümrük vergileri ödemekten daha iyiydi... üstelik zaman içinde yeni topraklar ve zenginlikler de keşfediliyordu.

    işte kanuni bu noktada fransızlara kapitülasyonları verdi. yani sadece fransız tüccarlara özgü fahiş gümrük vergisi almaktan vazgeçti. çünkü; avrupalı tüccarlar artık osmanlı limanlarına uğramaz olmuşlardı. dikkat edin; celali isyanları da aynı dönemlere rastlar...

    avrupalı tüccarlar uzun ama daha az maliyetli yeni ticaret yollarını kullanmaya başladıkça; anadolu limanları terk edilmiş şehirler haline geldi... sadece limanlar mı? anadoludaki binlerce kervansaray kapısına kilit vurdu. ticaret kervanlarının anadoludan elini eteğini çekmesi ile anadolu insanı isyanlara verdi kendisini.

    (bkz: celali isyanları)

    işte kanuni bu kötü gidişe dur demek adına fahiş gümrük vergilerinde fransız tüccarlarına özgü indirimler ve kolaylıklar sağladı. maksat anadoludan geçen kervanlar işlesin... insanlar ipek ve baharat yollarını kullansın. eskisi kadar olmasa da hiç olmazsa yol üzerindeki alışverişten anadolu esnafı faydalansın.

    ama işlerlik kazandırılamadı... çünkü; yeni keşfedilen ticaret yollarından ticaret yapmak daha ucuza mal olmaya devam etti ve avrupalıların kontrolündeydi. üstelik yeni keşfedilen denizaşırı ticaret yollarında yeni kıtalar yeni insanlar ve yeni pazarlar bulunuyordu. üstelik bu yeni yerlerdeki insanların ilkel dinlerinden gayri inandığı bir din de yoktu.

    işte bu noktada devreye matbaa giriyor...

    gutenberg matbaayı bulduğunda evropalı devlet adamları ve piskoposlar hemen "ooo süper icat. biz de 20. yy da ilerici ve aydın ülkelerden olacağımız için şimdiden bu icada sahip çıkalım" demediler... her yeni icat gibi kendi geleceklerine dair bir tehlikesi olup olmadığını düşündüler önce. ama o esnada yeni keşfedilen kıtalardaki yerlilerin acilen hristiyanlaştırılması gerekli olduğu için matbaaya evet dediler. çünkü; yeni kıtaların hristiyanlaştırılması için yüzbinlerce incilin yazılması gerekliydi. bunu da matbaa yapacaktı.

    yani lafın özü... biz 50.000 kişiydik haçlılarda 200.000 kişiydi, demekle. padişah ordunun başında ve en önde elde kılıç kalkanla savaştığı için muhteşem bir zaferler kazanmamızla tarih dersi anlatılmaz.

    cücük beyinli tarih hodjalarıyla* hele hiç olmaz.
    (jitankea2a, 27.02.2009 01:40)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil