kapitülasyon terimi latince
capitula (chapter - bölüm), yani maddeler halindeki belge anlamına gelir. osmanlı ve öteki müslüman hükümdarlar tarafından müslüman ülkelerinde hristiyan devletlerin tebaalarına tanınan iskan ve ticaret hakkı ayrcalığı için kullanılmıştır. kapitülasyona sahip olanlar müslüman olmayan tebaanın vergilerinden muaftırlar. bu gibi ayrıcalıklar 14. ve 15. yüzyıl'da italyan denizci devletlerine verilmiştir. bu ayrıcalıklar, 16. yüzyıl'da fransa'ya, ingiltere'ye ve başka ülkelere de verilmiştir. 1580 yılındaki bir ingiliz kapitülasyonunda şu hükümlere yer verilmiştir.
'' biz müslüman imparatoru... sultan murad han, ingiltere kraliçesi elizabeth'e dostluğumuzu göstermek üzere... kraliçe'nin tebaasının ve halkının ülkemizde güven içinde mallarıını ve diğer eşyalarını büyük ve küçük gemilerle ve karadan araba ve kervanlarıyla getirebileceklerini, kendilerine bir zarar verilmeyeceğini, kendi ülkelerinin gümrüklerine uygun bir şekilde hiçbir güçlükle karşılaşmadan mal alıp satabileceklerini...
burada yerleşecek ya da buradan geçecek, evli olan ya da olmayan bir ingiliz'in kelle vergisi ya da başka bir vergi ödemeyeceğini...
ingilizler arasında bir anlaşmazlık çıktığı takdirde kendi konsolosluklarına veya elçiliklerine başvurabileceklerini, bunların hiç kimse tarafından rahatsız edilmesine izin verilmeyeceğini, tersine serbestçe davranabileceklerini, ortaya çıkan anlaşmazlıkları da kendi gümrük anlaşmalarıyla çözebileceklerini...
şayet bizim yüce padişahımızın savaş gemileri herhangi bir zamanda denizde seyir halindeyken, ticari malla yüklü herhangi bir ingiliz gemisiyle karşılaşırsa, hiç kimse bunları yolundan alıkoymayacaktır, tersine bunlara dostça davranılacak ve asla kötü davranılmayacaktır; nasıl ki fransız, vededikli müttefiklerimiz olan diğer kral ve prenslere ayrıcalıklar ve mallar bahsetmişsek ve vermişsek, bunların aynılarını ingilizlere de vereceğiz: işte bizim bu ilahi hukukumuza ve ayrıcalığımıza aykırı olarak davranılmasına izin vermeyeceğiz.
... ve ingiltere kraliçesi, kendi tarafında, bu ayrıcalıkta ifade edilen bu birliğe ve kutsal barışa bağlı kaldığı ve devam ettiği sürece, biz de, kendi imparatorluğumuz tarafında, bunların hakkaniyetle korunması ve izlenmesi yönünde gerekli emirleri verecek ve denetimi yapacağız.''
bu ilişki ticaretle birlikte başka şeyler de içeriyordu. arşiv dairesindeki pek çok belgeden birisi olan sultan 3. murad'ın 1590 haziranı'nda kraliçe 1. elizabeth'e gönderdiği mektubun sonu şöyledir:
''daima çatışmada olduğun ispanyol kafirlerine saldırdığında, allah'ın yardımıyla zafer kazanacaksın. ekmeğine göz dikenlere kılıç çekmekten ve oklarına hedef yapmaktan sakınma. bizi gerektiğinde işlerinden haberdar etmeyi ihmal etme. allah'a şükürler olsun ki, biz de boş durmayacak, zamanı geldiğinde kafir ispanyollar'ı rahatsız etmek için gerekli önlemleri alacağız ve mutlaka size yardım edeceğiz. bunu da unutma.''
kapitülasyonlar, müslüman devletlerin daha da zayıflaması ve kendi aralarındaki hristiyan komşularıyla ilişkilerindeki değişiklikler yüzünden, başlangıçta amaçlandığından daha çok ayrıcalık içerir olmuşlardı. 18. yüzyıl sonu ile 19. başında bir avrupa devletinin koruması mali ve ticari büyük avantajlar sağlıyordu ve bu uygulama çok artmıştı. daha da ileri gidilerek, avrupa diplomatik misyonları, kapitülasyon haklarını aşıp koruma belgeleri olan beratlar dağıtmışlardı. başlarda bu belgeler, avrupa konsolosluklarının yerel halk arasından seçtikleri memurlar ve aracıları korumak içindi ama kısa sürede pek çok yerel tüccara verilir ya da satılır oldu. onlar da korunmuş ve ayrıcalıklı bir statü kazanmış oldular. böyle kötü kullanımı engellemek için osmanlı yetkilileri boşuna uğraştılar. sultan 3. selim, 18. yüzyıl sonları ile 19. yüzyıl başlarında avrupa devletlerinin konsolosluklarıyla baş edemeyince, bu sefer kendisi müslümanlar'a değil osmanlı hristiyan ve musevi tüccarlarına berat verdi. bu beratlarla belirli ticari, hukuki ve mali ayrıcalıklar ve avrupa'yla ticaret hakkı tanınıyordu. bu, osmanlı tebaasını yabancı tebaalarla neredeyse eşit düzeye getirmeyi amaçlıyordu. bu durum yeni bir ayrıcalıklı sınıfın ortaya çıkmasına yol açtı. bu sayede, osmanlı rumları denizcilik yetenekleri ve olanaklarıyla giderek daha üstün bir duruma ulaştılar. bu sistem 19. yüzyıl başında müslüman tüccarlar arasında da yayıldı ancak bundan çok az tüccar faydalanabildi.
ortadoğu: iki bin yıllık ortadoğu tarihi/ bernard lewis/ arkadaş yayıları/ 5. baskı/ 2007, ankara
ekonomiden pek anlamam ama, dışarıdan bakınca hiçbir şey değişmemiş gibi görünüyor.
(bkz:
copy paste değil alın teri hiç değil)