|
|
- hıncal uluç'un sevgi üzerine yazmış olduğu son kitabı. kitap içerisindeki şiirleri daha önce duymamış olduğunuza üzülebilirsiniz.
- yalnızlığın farkına varılmasını sağlayan bir eylemdir çünkü evde size kapıyı açacak kimse yoktur. insan ara sıra "acaba hayatım boyunca kapıyı hep anahtarla mı açacağım" diye düşünebilir,iyice kendi yalnızlığının içine düşebilir.
- (bkz: ışıkları çene ile açmak)
(bkz: kapıları ayakla açmak)
- (bkz: kapıyı telefon kartıyla açmak)
- anahtar sözcüğünü ilk düşündüğümde 60'lı yıllardı ve ben üniversitedeydim.
düşündüren de bir filmdi.anahtar..''the key!'..
sophia loren bir italyan kızını oynuyordu.evinin anahtarı bir savaş gemisi kaptanından ötekine devroluyordu hep. dönülmesi çok güç bir görev için denize açılan kaptanın anahtarı, yeni kaptana geçiyordu.
.........
kaptanlar mı birbirine devrediyordu anahtarı. yoksa onların ölüme gittiğini bilen sophia mı,her yeni gelen kaptana bu ölümler dünyasında bir kısa mutluluk yaşatmak için kendi mi veriyordu bilemem?
bildiğim, anahtarı kullanan hem evin, hem sophia'nın sahibi oluyordu.
yani anahtar müthiş bir simgeydi.
iki insanın yaşamlarını birleştirmesine neden ''evlenmek'' demişiz? evlenmek, çünkü, evin anahtarının iki olması... anahtar, evin iki sahibi olduğunun simgesi... evlenmenin simgesi... yani alyanstan çok daha anlamlı aslında.
anahtarı verdiniz mi, ''evli'' siniz demektir. belediye başkanı onasın, onamasın.
''her eve gelişimde kapıyı anahtarla açmaktan yoruldum,'' ''ne güzeldir zili çalmak ve size birinin kapıyı açması..''
bunu sağlamak için anahtarı bir başkasına vermeniz gerekir. ki gelsin sizden önce eve. evi ısıtsın. sımsıcak yapsın: yuva yapsın: kapıyı çaldığınızda koşsun ,kucaklasın kapıda sizi.
mutluluk tariflerinden biri bu mu acaba?...
birisini bulursunuz.
''işte bu!'' dersiniz.
anahtarı verirsiniz.
bu, özgürlüğünüzü terkedişiniz anlamına gelir. bu, yüzük vermekten de öte bir sadakat yeminidir.
anahtar vermek,''canın ne zaman isterse gel. bu evde seni üzecek tatsız bir sürprizle karşılaşmayacaksın.'' demektir.
o andan itibaren anahtarı verdiğiniz özgürdür artık, siz kendinizi bağlarken. istediği zaman gelir ve ''istediği evi'' bulur.bulacağından emin olarak...
özgürlüğünden vazgeçmesi insanın hayatta yapacağı en büyük fedakarlıktır.
...ve bu büyük fedakarlık sizi de beklentilere iter tabii.gecenin bir vakti evin önünde, arabanızdan inerken, evin ışıklarını yanık bulmayı istersiniz.sadece bunu istersiniz. ''evde biri var. kapıyı çaldığınızda keyif çığlıkları atarak koşacak,boynunuza sarılacak'' diye düşünürsünüz.ışığı gördünüz mü,sokağın ayazını yaşamazsınız bile...öylesi ısıtır içinizi camlardan sızan loş ışık demetleri...
bu anahtarın en mutlu yanıdır ama her zaman böyle olmaz...
365 gün beklersiniz.bitmez günler,bitmez geceler,beklersiniz..
her eve yaklaşışınızda o ışıkları görmek istersiniz pencerelerde...bulamazsınız...
karanlık... hep karanlıktır kahrolası camlar..
o anahtar kullanılmaz...siz heran kullanılacakmış gibi yaşadığınız halde...
umutsuzca bekleyerek...siz verdiğiniz anahtara teslim olmuşsunuzdur.o,anahtarla özgür...
sonra birgün sabrınız taşar...
''ver anahtarımı geri'' dersiniz.
''ver anahtarımı geri...''
gençler!..
her yaştan gençler!...
size en büyük ağabey tavsiyesi... sakın ola anahtarınızı kolay kolay kimseye vermeyin...nasıl olsa gelmeden önce telefon ediyor.o zaman anahtara ne gerek var?
anahtarınızı birisine vermek, yaşam düzeninizi tepetaklak etmektir. hayattaki en büyük fedakarlıklardan biridir,insanın yaşamını birisi için tepetaklak etmesi...
anahtarı verdiniz mi, kendi hayatınızı değil, onunkini yaşıyor olursunuz aslında...
anahtar,sevgiliye en büyük armağandır. çünkü hayatınızın en büyük fedakarlığıdır, evinizde özgürlüğünüzden vazgeçmek...
büyük fedakarlıklar,büyük beklentilere sebep olur...
karşılanmayan beklentiler de ilişkilerin sonunu getirir.
o zaman...
anahtarınız sizde kalsın.kapıyı çalınca açarsınız...
canınız isterse açarsınız!
o nasıl canı isteyince geliyorsa...
sağlıklı bir ilişki için...
o ne kadar özgürse,siz de o kadar hür olmalısınız...
hıncal uluç
'kapıyı anahtarla açmak'' kitabından...
|