|
|
- mahalle aralarında mahalle çocuklarının bir numaralı kötü adamıdır. çünkü sadece bu adamın kapısının önünde top oynanabilmektedir ve o da oynatmamaktadır. nice topu heba etmiştir çünkü kendisi ayrıca mahalledeki çocukların topunu kesen amcadır.
- vızgıl cızgıl top peşişnde koşan velet ciyaklamalarına, duvara, kapıya, cama çarpan top sesine, eve girip çıkarken kafasına gelen toplara artık dayanacak sabrı kalmamış insandır. sonuna kadar haklıdır. (bkz: kesecem ulan topunuzu)
- zamanında kendisinin de çocuk olduğunu unutmuş amcadır. bununla da kalmayıp zamanında mahalledeki en haylaz çocuğun babası olduğunu da göz ardı ediyordur. ondan sonra camdan bağırır "laaaayn dağılın gidin!" diye. çocuklar bunu pek umursamaz oyunlarına devam eder. amca daha fazla dayanamayıp bir hışımla çocukların arasına dalar, topu parçalar vs.
- (bkz: @946783)
- çeşitli yıldırma taktikleri uygular. önceleri camdan görünerek bağırmayla başlayan sözle yıldırma yöntemi beline kadar sarkmaya kadar devam eder. bunun takibinde -yaklaşık dört beş maç sonrasında- camdan kova ile su dökme hadisesi gerçekleşir. birkaç maç sonrasında tehdit dönemi başlar, artık klasik olan "kesicem ulan topunuzu" deyişleri kulaklarda yankılanır olur. burada amca topu mu kesmek istemektedir yoksa o cümleyi hepinizi kesicem ulen anlamında mı kurmuştur, buna karar vermek için sabıka kaydına bakmak gerekir. duvarda çamurlu topun motifleriyle bir şaheser yaratılmasıyla iş had safhaya varmıştır. amca günlerdir bilediği öfkesi ve bıçağıyla kapıda pusuya yatmıştır. top kapıya yaklaştığında amca mermi gibi fırlar, topu yakalar ve acımadan bıçağı saplar, saplar, saplar...
(dbk21, 06.10.2006 15:53)
- kocaman bir bahçeye sahip, içinde rengarenk çiçekler ve çeşit çeşit meyve ağaçları olan, çiçekleriyle ve ağaçlarıyla hergün konuşup onlara çocukları gibi bakıp, şefkat gösteren, fakat kimseyi bahçesine sokmayan, çok güzel temiz, pak bir evi, penceresinin perdesi desenli olan, her gün gazetesini almak için iki eli arkada bağlı gazeteciye inip, komşulara eliyle selam veren, asabi ,sert görünüşlü fakat çok iyi kalbi olan, kimsesi olmayan, tek yaşayan, izdivaca çekilen, genelde memur ya da askeriyeden emekli tonton bir amcadır aynı zamanda.
top oynatmamasının nedeni ise zamane çocuklarının günlük konuşma dili haline gelen küfürü dinlemek yerine bir tatlı huzur almak istemesidir.
- (bkz: küçük çocukların topunu kesen amca modeli)
- geçmişte çocuk olduğunu unutmamış, aksine çocukken ne kadar salak olduğunun bilincinde olan amcadır. bilir ki o top gelip camını aşağıya indirecek. cam kırılmasa bile güm sesiyle zırt pırt irkilecek. sesinin ayarını tutturmayı bilmeyen veletlere birbirine girecek falan. -zira cevapsız bırakmazlar bücürler hiçbir şeyi-
küçüklüğümde ben de böyle amcalarla muhatap olduğum için, büyüyünce asla böyle olmayacağım diye yemin etmiştim kendi kendime. bir yere kadar dayanabiliyor insan. sonuç ne peki, çocukları bıraktım sabahın köründe cıyaklayan martılara bile taktım.
park yapın çocuklara, büyükler de rahatlasın çocuklar da...
- küçücük çocukken küfürbaz olmama neden olan kitabın bir sayfası
- bahçesindeki ağaçtan meyve yedirmeyen amcanın arkadaşıdır. o amca çocukların ağaçtan düşmesini istemediği için onlara engel olmaktadır, iyi kalpli ve sevecendir. lakin bu bizim top oynatmayan amca komplekslidir. derdi nedir bilinmez. kulakları mutfaktan seslenen eşlerini bile duyamayacak kadar ağırlaşsa bile, çocuklara kulak kesilir, onların top oynadığını mutlaka duyar ve oyunlarını bozmayı da kafaya koymuştur.
- (bkz: camının önüne park ettirmeyen menopozlu teyze)
- babamdır. evimiz giriş katta olduğundan dolayı babam, dışarıda çocuklara top oynatmaz. top oynarken kendilerini kaybediyorlar çünkü. demirparmaklıklara çarpan her top içeride rahatsız edici bir sese sebep olmaktadır. demirparmaklıklar da yerinden çıkacak gibi oluyor. babamın evden gitmesini dört gözle beklerler o yüzden. babamın gitmesi ile de " koşun lan, adam gidiyor. top nerede lan? " nidaları evin içine dolar. çocuktur, oynasındır. ama daha sakin. sakin olsunlar ki babam sürekli camı açıp, bağırıp çağırmasın. ya da toplarını almasın.
- daha doğru bir ifade ile evinin önünde gürültü yapılmasını istemeyen insan modelidir. vakti zamanında çok zılgıt yedik bu amcalardan. es kaza topun balkona kaçması durumlarında kesmece karpuz gibi bıçaklardı topları bu amcalar çok dikkatli oynardık. yerden ayağa paslarla orta göbekten atak yaparak oynardık. zira oyunu kanatlara yaymak demek topun balkona kaçması demekti. buda bizim en son istediğimiz şeydi.
- bu amca benim babamdır.
sırf bu tutumu yüzünden 10 yaşına kadar haneden uzak büyüdüm ben...
(bkz: sen benim babamın kim olduğunu biliyor musun)
(bkz: şu an bunları yazıyorum ve ağlıyorum biliyor musun)
- "keserim topunuzu,gidin kendi kapınızın önünde oynayın "diyebilen amcadır.
- çocuk olmamış amcalardır onlar. onlar "amca" olarak doğmuşlardır... hoopidik diye yetişkin olarak doğmuşlardır... içlerinde de çocuk barındır(a)mazlar onun için... çocukları da yoktur, olsa zaten öyle yapmazlardı. derken yıllar, yazlar, geçer... ailenizle, anne, baba, kardeşlerinizle o doğup büyüdüğünüz en güzel çocukluk yıllarınızı geçirdiğiniz evden taşınırsınız. yeni okullara gider onları da bitirirsiniz. türkiye dışına gider yeni büyük şehirler, yeni bulvarlar, meydanlar, alışveriş merkezleri, değişik insanlar, kültürler görürsünüz.
birkaç buram buram tüten yasemin kokulu yaz daha geçmiştir, geride kalmıştır, erguvanlar birkaç kez daha rengarenk her tarafı boyamış geçmiştir...
bir gün, eskiye özlem duyduğunuz bir gün, o eski "mahalle"niz burnunuzda tüter ve gitmeye karar verir gidersiniz. çevre o kadar sessizdir ki, her şey o kadar değişmiştir, o devasa mahalleniz o kadar küçülmüştür(!) ki... anılarınızın yıldızlar kadar uzakta kaldığının farkına varırsınız.
gözünüz o "amca"nın bulunduğu binaya takılır... o da ne "amca"nın saçları iyice ağarmış sanki o yaşlı hali ile çocuklaşmış gibidir evet tanırsınız onu çünkü gözler değişmez... insanlar gözlerinden yakalanır. gidip merhaba deyip kendinizi tanıtır, hatırlatırsınız. sizi tanımıştır yüzünde sevinç ile karışık buruk bir hüzün dalgası gelir geçer. eski günlerden konuşulur biraz. "hepinizi, o oyunlarınızdaki bağrışmalarınızı, gürültülerinizi, oyunlarınızı sizleri özlüyorum, keşke yine buralarda olabilseydiniz." derken gözü buğulanmıştır.
bir süre daha sohbet eder ayrılırsınız. çocuk olmamış, o çocukluğunuzdaki amcanın şu an sizden de daha çocuk olduğunu, çocuklaştığının farkına varırsınız.
aslında her insanın içinde bir çocuk vardır. ne yazık, kimilerininkinin dışarı çıkması için onlarca yıl geçmesi gerekmektedir.
"şu saniye esastır, geçelim aşkın içinden, aşktan başka her şey yalan."
- anneanneden habersiz, sessiz sedasız mutfağa geçip, bir sürahi su doldurup hızlı adımlarla cama giden ve aşağıda top oynayan çocukların üstüne bu suyu bir güzel boca eden dededir. sonra "hadee hadee gidin başka yerde oynayın!" diyerek eylemini tamamlar. bu arada anneanne geç kalmış, sinirli ama suskun kalakalır, dede ise mutludur, keh keh keh.
- üst katında öğrenci yaşatmayan, yaşatsa da geçen dakikaları onlara zehir eden versiyonları mevcut olan amca modeli. onlar daha fenası şeylere sebeb olurlar.
- tüm çocukların korkulu rüyası olan amcadır. bütün oyunun içine eder. en güzel, en heyecanlı yerde çıkıp bağırmaya başlar; "eviniz yok mu lan sizin, kesicem şimdi topunuzu" diye. hatta bazen bağırmakla kalmaz, çıkar kovalar sizi dışarda. herhalde çocukların en sevmediği insan tipidir.
yalnız en vahim şey bir gün hepimizin bu tip amcalara ve teyzelere dönüşecek olmasıdır. geçenlerde sokakta top oynayan çocuklara sinirlendiğimi, çıkıp "defolun gidin lan eviniz yok mu sizin" diye bağırmak istediğimi fark ettim. sonra tuttum kendimi. "napıyorum ben, korkunç bir insan oldum" diye oturup ağladım. ben böyle biri olmak istememiştim. yalnız o çocuklar da ne fenadır, bütün gün... neyse.
|