• isle of dreams
    itü sözlük yazarlarına özel %20 indirimli biletler için son tarih 19 temmuzkayıt ol
  • görseller

    • kanat güner
    • kanat güner
    • kanat güner
  1. eroin güncesi adlı kitabında anlattıkları inanılmaz ve hepsi yaşanmış olaylar.her açıdan tam bir kaybeden olduğunu anlıyorsunuz.aslında onu eroin değil bu ikiyüzlü,sahtekar,yapmacık dünyanın oyunları zehirledi...
  2. kanat güner'i tanımak için, marjinal olmaya çalışan üç beş özentinin onun hakkında yazdıklarını değil bizzat onun yazdığı kitabımsı şeyi okumak gerek. (bkz: eroin güncesi)

    ölünün arkasından konuşmak hiç hoşuma gitmiyor keşke onunla tanışsaydım da jointi çevirirken onu biraz azarlasaydım ama galiba o öldüğünde ben ilkokuldaydım ve bu mümkün değildi.

    ablamız da hayranları ve sevenleri gibi sisteme ince ayarlar vermiş ama bu berbat düzeni eleştirebilmek için yitirilmiş de olsa bazı ülkülerin olması gerekir. halbuki değil ülkü, hatunun kişisel ilkeleri bile yok. bir kere tanıştığı erkeklerin çoğu ile yatmış, dilencilik yapmış, küçük hırsızlıklara ortak olmuş. onun berbat hayatını okurken kadınlara bakış açım değişti resmen, bu kadarı nasıl olur dedim. heralde kanat'ın tek olumlu özelliği dürüstlüğüymüş çünkü kitapta kendisini çekinmeden teşhir etmiş.

    keşke bütün bu pisliklere bulaşmadan, herkese vermeden, dilencilik yapmadan, dibe vurmadan intihar etseydi de zayıf karakterini daha da inceltmeseydi, ama onun derdi ilgileri üzerine çekebilmekmiş ki sanırım öldükten sonra olsa da bunu başarmış. ne diyeyim bazıları diğerlerini sevmez kimileri de deli gibi diğerleri tarafından bilinmek sevilmek ister kanat gibi. (bkz: hayat ne tuhaf vapurlar falan)
  3. dolabını kullandım ben bunun 2 sene. loserlik oradan sindi sanırım. istanbul kötü ya deyişi, tek istediğim sevgiydi haykırışı hep aklımda. bir de kamyonun üzerinde otururken arkadaşını düzen kamyoncunun naraları eşliğinde uzun uzun dalışı, koca burnu.
  4. zamanında öküz dergisinde yayınlanmış 'hiç masum olmadık' başlıklı yazısından şimdiki keşlere ve cankilere çeşitli tavsiyelerde bulunduğu bölümü aktarıyorum.

    sabahları portakal suyu içip koşuya çık.eroinle yakalanırsan esrar sandığını söyle,esrarla yakalanırsan kına ayağına yat.limon tuzu bulunursa hamile olduğunu iddia et.

    damarlarına dikkat et.iş başında yakalanırsan sus ve itaat et.krize girdiğinde çevreni de rahatsız et.susma sustukça dışlanacaksın.bir başka cankiye veya bir takım medyaya güvenme.okumayı bırakma.

    arkadaşından çalma.over doz'a girme.polise yakalanma,yakalansanda ser ver sır verme.devletten hayır bekleme.tıptan hiçbirşey bekleme.
    ölmemizi istediklerini unutma.istediğim zaman bırakırım deme,bırakabilirsen bırak.biz de senin gibiydik,sen de bizim gibi olacaksın.vaktin varken aşık ol.rock barlara gitme,bizim yüzümüzden bar sahiplerinin başı derde giriyormuş...ocakbaşına git.

    reha muhtar'ın programına çıkma,tedavine yardımcı olacaklarını söyleyip,karnını bile doyurmuyorlar.ne kadar temiz olursan ol,cankisin sen canki kalacaksın,debelenme.sağlıklı insanlarla konuşma,sadece acıma duygularını uyandırırsın,düşünüp kaygı duymalarını bekleme.

    radial arterinden (ön kolun iç yanındaki damar) iğne yapma şişiyor.altın vuruş yapacaksan kimseye zarar vermeden,bir otel odasında karşıla ölümü.
  5. tutunduğu bütün zayıf dallara anlam yüklemiş, o anlamı güneşe kanatlandırmış yazar. 1 nisan şakalarından 4 nisan şakalarına bir yol. aşırı doz meleği.

    hayal kurmak hala, çamaşır suyu içmek kadar zor.
  6. ilk ne zaman tanıştığımı bilmiyorum. ama yaşım çok daha azdı. bu kesin. kitabı geçti elime. ismiyle mest etti. baktım öylece.
    okudum sonra, tanıştık.
    taşrada başlayan hayat yolculuğu, cerrahpaşa tıp fakültesi'ni kazanmasıyla birlikte istanbul dolaylarında ilerler. 17 yaşındadır henüz. kendi küçüklüğünü yüzüne vuran, bir büyük şehir. hiç tatmadığı özgürlükleri ellerinde, yalnız başına genç bir kız. yeni keşfedilen duygularıyla hayatı değişiyor. hızlıca üstelik! bir adamla evleniyor ve askerdeyken aldatıyor.
    daha nicesi belki ama o hep yalnızlık çekiyor. şehir çokça bol geliyor bedenine. yutulduğunu hissediyor. ölmek istiyor. eroini seçiyor.

    ''madde daha vücuduma girmeden bağımlısı olmuştum sanki. hep ne zaman karşıma çıkacak diye bekliyordum. ilk fırsatta deneyecektim. büyük bir ihtimalle çok sevecek ve dönülmez yola girecektim. teorik olarak eroin hakkında her şeyi biliyordum.
    ...cihangir'deki evde sabaha karşı karşıma çıkınca hiç tereddüt etmeden dayadım burnumu. bu burun her yere sokulmalıydı ya.''

    eroine başlar. hesap etmediği şeyler vardır. çok geçmez. farkına varır;

    ''öyle bir an geldi ki kendimi dört bir yandan çevrili hissettim. artık daha fazla dayanamıyordum. o zaman intihar etmeyi düşündüm. bunu eroin kullanarak yapabilirdim. bir iki kullanımdan sonra ölüm vuruşu yapabilirim diye düşündüm... ama eroin öldürmediği gibi, yaşatmadı da... zaten bir süre sonra eroin fikrine saplanıyorsunuz. bir süre sonra onun oluyorsun. ona aşık oluyorsun. hâlâ seviyorum onu, ona hâlâ aşığım...''

    böyle biriydi o. öleceğini biliyordu. eroini seçti.

    ''bir tuvalet köşesinde öleceğim'' dedi.
    gitti.

    bir de,
    şöyle dedi;
    ''öbür taraf varsa, orada muhteşem konserler olmalı, morrison, hendrix, cobain bizi bekliyor.''