1. çocukken sokakta yere düşüp kalkınca elin kolun çizilip kan akmaya başladığında, o mahallede oyun oynadığın arkadaşınla kanlarınızı bir birine sürtüp kan kardeş olduk diyip. yediğin içitiğin ayrı gitmeyen iki arkadaş haline gelirdik.
    bizler böyle yapardık ama tabi şunu da düşünmek lazım illaki böylemidir kan kardeşlik ?? küçük çocukların yaptıkları budur işte. büyüdüğün aklın ermeye başladığı vakitlerde ama böyle değil diyorsun aman ne saçmalık dediğim de olmuştur.
  2. diğer arkadaşlarınızdan farkı 'artık biz kardeşiz birbirimizi her şekilde kabullenip sevicez' olayıdır ve küçük yaşta elinizi keserken hayal edemiyeceğiniz kadar büyük sorumluluklar getirebilir bu kankardeşine sahip olmak... varlığı ve onun sizi asla bırakmayacağını bilmenin güveni güzeldir, omzunda ağlamak lüksü vardır lakin bir gün ondan bile daha çok sevdiğiniz birinin canını yakarsa hayatınızı zehir edebilir. öyle bi şey ki bu durumda bile ondan kopamaz, yinede seversiniz. işte böyle zor ve sorumluluk isteyen bişeydir kankardeşi olmak..
  3. bir zamanlar küçük yaşlarda "hadi üç diyince kesiyoruz dayıyoruz kolları birbirine" diyerekten samimi kişiyle samimiyetini tasdiklediğin olay..ama sonradan çıkan kan ile bulaşan hastalık babında uzun bir süre uğraşılmamış, günümüzdeki herşey gibi sözde veya sanal olmaya mahkum kalmış bir antika gelenektir.
  4. sürekli evrim geçiren bir sözcük eskiden kan kardeşinin bir ağırlığı vardı yeni çıkan kelimeler yüzünden ortalık malı oldu ve saygısını yitirdi
    (bkz: kanka)
    (bkz: kanki)
    (bkz: kanks)