güzide ülkemizde yatak odalarının da içinde olduğu alan
bazen ülke vatandaşlarının, kılık kıyafet gerekçe gösterilerek sokulmadığı, kamuya ait mekan. kamusal alanda kıyafet zorunluluğu, anayasada belirtilen özgürlükleri ezip geçmek pahasına da olsa uygulanır.
(bkz:
kamusal yalan)
(bkz:
kamusal talan)
geçmişte abd de zencilerde giremezdi o alana.
türban tartışmalarında gündeme giren sözcük. son olarak sokak kamusal alan mıdır sorusuyla gündemimizdedir.
türkçe açısından hatalı bir kullanım. türkçe'mizde -sel, -sal eki yoktur. misal, vatan toprağı yerine vatansal toprak denmez. sayın cumhurbaşkanı keşke biraz daha dikkatli olsaydı...
ülkenin sırtındaki kamusal palanın müsebbiblerinin milletin kafasını karıştırmak için uydurdukları yalan..
dini simge olması gerekçesiyle türbanlı insanlarımızın giremeyip, baştan aşağı herşeyiyle dini simge olan papanın davet üzerine girebildiği, garip bir alan..
kitle iletişim kuramları yaklaşımları içerisinde yer alan eleştirel yaklaşımların büyük kısmını oluşturan frankfurt okulu'nun son dönem temsilcisi olan jürgen habermas'ın ileri sürdüğü kuramdır. kamusal alan fikir alışverişinin yapıldığı, siyasi gelişmelerin eleştirel olarak ele alındığı ortamlardır.habermas'a göre kamusal alan londra, paris ve bir kaç avrupa şehrinde ortaya çıkmıştır. bu kamusal alanlar küçük kahvehaneler ve kafelerden oluşmaktaydı. tartışmak ve fikir alışverişi için bir araya gelen topluluk, gazetelerde yer alan haberleri tartışır, çözümlemeye çalışırdı. habermas'a göre kapitalist toplum yapısının güçlenmesiyle birlikte kültür endüstrisi büyük hızla yayılmıştır. zaten frankfurt okulu'nun kurulma sebebi kültür endüstrisini incelemek ve marksist ideolojiyle eleştiriye maruz bırakmaktır.
kültür endüstrisinin ortaya çıkışı, ticari çıkarları da beraberinde getirmiştir. bu sebeple kamusal alan bir danışıklı dövüş alanına dönüşmüştür. ticari çıkarlar kamunun çıkarının önüne geçmiştir. siyaset ise, meclisler ve medya ile yönetilen bir tiyatro oyunu olmuştur. eleştirel gözüken yaklaşım ve yorumlar egemen sınıflara hizmet etmekten öte gidemez hale gelmiştir. günümüz modern toplumlarında olduğu gibi!!! toparlamak gerekirse habermas'a göre gelişen kapitalist toplumlarda kamusal alan'dan söz etmek mümkün değildir. ancak frankfurt üyeleri kamusal alanı yaratmak için araştırmalarda bulunmuştur ve bunu temel amaç olarak görmüştür. kültürel ve toplumsal yozlaşmanın önüne geçmek için eleştirel yaklaşımların geliştirilmesi ve düzgün işleyen kamusal alanların oluşturulması gereklidir.
not: daha önce, farklı bir sözlükte, farklı bir nickle yazdığım tanımın kopyasıdır.
bir
meral özbek kitabı. mutlaka okunasıdır ve fakat görür görmez tuğla ebatında oluşundan tırsmayınız zira kitap akıcı bir dille işlenmiş.
bir dönem gazi üniversitesinde şöyle bir afiş vardı "ne kamusal alanı ulan allah her yerde".
herkesin alanı değildir günümüzde...
eğer başörtülü girmek yasaksa bu alana tam olarak şu günlerde sakarya üniversitesi, postahanaler ve birçok sağlık merkezi de bu alana girmemektedir.. öyle ki ben saü kampüsünde hep görüyorum türbanlıları.. yasaklar çiğnenyor.. aldırış edilmiyor.. okumak onların da hakkı ya kapalı da olsa açık da olsa giriyorlar.. nedense saç tellerinin görünmesi bacaklarının görünmesnden daha günahmış.. (mecbur bir de açıklama yapayım, yanlış anlaşılırım falan allah korusun.. benim gördüğüm türbanlılar nedense yaz gelince yerlere kadar olan etek boylarını dize çekiorlar.. çıplak bacaklı türbanlı insana saygı duymadığımdan da kamusal alanlara (saü gibi) girmelerinden nefret ediyorum..)