dal rüzgarı affeder ama kırılmıştır bir kere cümlesi ile kamyon edebiyatına kadar inen, çok kötü sonuçlara neden olan durum. kendi kişiliğine saygısı olan bir insanın asla gerçekleştirmemesi gereken eylem.
kendi kendime konuşmaların artmasına, karanlığın artmasına acının artmasına neden olan olay/durum. yunus bile demiş zamanında * ama anlatamamış benim gibi öküzlere.
insanların ne kadar zor olduğunu anlamadıkları eylem. anlatsan da anlamazlar yaşayıp öğrenmeleri gerekir. kendilerine değer vermeyenler başkalarına da değer vermez çok kolay kalp kırarlar.
eski türk filmlerinde genelde vazo kırılmasıyla sonuçlanan al işte bunu düzeltebilirmisin düzeltsen bile eski haline gelirmi artık denilmesine neden olan gerçek hayatta insanın elinde olmadan yaptığı zaman hem kendisini hemde karşı tarafı ciddi derecede yaralayan hadise...
hiçbirşeyin eskisi gibi olmamasına neden olan olay...
hayatta hiç ummadığınız ve çok güvendiğiniz insanlar tarafından yapılınca daha da acı verici olan durum.
hani bir hikaye vardır:
bir gün babası oğluna bir tahta almış ve demiş ki "her kırdığın kalp için, her yaptığın yanlış için bu tahtaya bir iğne batır." çocuk babasının dediklerini yapmış. bundan sonra babası "ve şimdi de herkesin gönlünü al ve her özründen sonra bir iğneyi yerinden çıkar." demiş. tahtanın üzerindeki her iğneyi kaldırdıktan sonra babası almış oğlunu ve tahtanın karşısına geçmişler. "bak! bu tahta hiçbir zaman eskisi olmayacak, benim bunu sana verdiğim andaki halini bir daha göremeyeceksin. oğlum işte insan kalbi de böyledir. bir kere kırdın mı, incittin mi birisini onu eski haline döndürmek imkansızdır. bu yüzden hayatta çok dikkatli olmalısın, söz ağızdan bir kere çıkar."demiş.
(hikayenin aslına sadık kalamadım ama özü buydu.)
özür dilemekse bazen bencilce bir şeydir. kendi vicdanımızı ferahlatmaktır aslında. yüreğimize oturan yükün ağırlığıdır bazen bize özrü dileten. karşımızdakinin ne yıpranmış sinirlerini onarmak ne de kırılan kalbine melhem sürmektir. böyle bencilcedir. karşımızdaki insana rahat rahat suçlama imkanını tanımaz.
özür dilemek bazen de yumuşatıcı bir şeydir. içten oldu mu, pişmanlık içrdi mi ve de gerçekten bir daha yapılmayacaksa.
özür dilemek benim için çok zor bir şey. çünkü kendim içn mi özür diliyorum yoksa karşımdaki insan için mi bilemiyorum. bazen bulamıyorum cevabını çünkü ikisini ayırt etmek çok zor bir şey.
kalp kırmanın ilacı böyle karmaşık bir şeydir.
ve şunu söyleyebilirim asla kalp kırmayacaksın. burda aslayı rahatlıkla kullanabiliyorum.
bu kadar
sevdiğin bir insana karşı yaptıysan, hay dilimi eşek arısı ısırsaydı da söylemeseydim o lafları veya aptalım ben aptal diyerek pişmanlığın derin sularında kulaç atıyor olmaktır. bir söz vardır; boğaz kırk boğumdur, otuz dokuzunu yut, birini söyle. bazen insanlar konuşurken ne dediklerinin farkına varmazlar. düşünüp, ne diyeceğini tartıp öyle söylemeli söylenecekleri. karşımızdaki insan kim olursa olsun, kalp kırıp kul hakkına girmekten sakınmalı.
ikiye ayrılmış insanlar. çılgınlar gibi savunuyorlar. bir kesim tsk'yı, öteki kesim demokrasi'yi savunuyor.. delicesine hem de..
sorsan iki taraf da ne darbe ister, ne şeriat.
istedikleri demokrasiye halel gelmesi değil iki tarafın da..
tek istedikleri bu ülke için en iyisi..
tek fark bakış açıları, düşünceleri.
hal böyle iken bu konuda sırf yazdıklarınla kalp kırabiliyorsun, incitebiliyorsun.
halbuki bir dur bir düşün..
karşındaki demokrasiyi savunuyor, düşman mı?
karşındaki tsk'yı savunuyor, düşman mı?
(şeriatçıları kalınca bir kalemle çizerek ayırırım bu iki gruptan da).
geç değil özür dilemek için.
illa ki "özür dilerim" demek değil özür dilemek için gereken..
birini dövmek ile arasında ne farkı vardır ki, hiç! kalp kırmanın ardından jetonun içeri düştüğünü ancak sesinden anlayabilen bünyede, skorbordu bozulur vicdanın.
kalp kırmak; ardında size suçluluk duygusu, pişmanlık ve keşkelerle dolu bir ruh hali bırakan davranıştır. yaşananlar sözlerle düzeltilemez, zamana ihtiyaç duyulur ama hiçbir zaman ne duygular, ne yaşanacaklar, kısaca hiçbir şey eskisi gibi olmaz. öncelikle kendinizin, sonrasında insanların ne kadar acımasız olduğunu, bir insanın kalbini kırınca idrak edersiniz.
eğer taş kalpli değilseniz, iki taraftan da geriye kırık bir kalp kalır. sizin kalbiniz ve onun kalbi; onunkini siz, sizinkini yine siz kırmışsınızıdır. o yara olarak sizi taşır, siz yara olarak onu ve vicdanınızı...
son olarak; bilinenin aksine, kalp kırmak için kırıcı olmak gerekmez. bazen kırıcı bir tutum takınmadan da rahatlıkla bir kalbi kırıverirsiniz. unutmayın; insanın vücuduna toplu iğne batsa izi kalır ve sizin göremiyor olmanız, orada iz olmadığı anlamına gelmez.