sadece pink floyd ve müziğiyle eşleşebilecek bir oyuncak. yapımı çok kolaydır aslında, biraz sokağa inmekle başlar herşey, sonra her sokakta oynayan çocuğun karşısına çıkabilecek birkaç basit malzeme toplanır ve yapılır..
içi pırıl pırıl, değişik yansımalarla dolu bilimsel bir oyuncaktır.
içinde en az üç ayna olan bi silindirin uç kısmındaki iki cam yüzey arasında renkli küçük cam parçacıkları bulunur ve silindir ışığa doğru tutulup çevrildiğinde aynalara çeşitli şekiller yansır parlak renklerde. silindir çevrildikçe yeni bir görsel güzellik ortaya çıkar.
şimdilerde adı yeniden duyulmaya başlamış olan bu nostaljik oyuncağı bulmak pek mümkün değilse de yurt dışında çok yüksek fiyatlarda değişik tasarımları üretilmektedir.
ne kadar yalnızlığı ile dans etse de, kalabalık düş şehirleri var içinde. bazen izin verir şehri dolaşmamıza rehberliğinde. bazense geçici olarak kapatır kendini. kapatması ziyaretçilerin verdiği kirlilikten değildir. yeni hayalleri, yeni düşleri yoğurmak içindir. bazen bir tablo çizer, bazen bir şiir yazar...ne yaparsa yapsın o ince fikirli, güzel düşünceli insan olarak yansıtır kendini. kendisi de oyuncağında tanımı gibi; içi pırıl pırıl, renkli yansımalarla dolu. bir parça da bana kattıysa ne mutlu arkadaşıyım diyene.
aklından geçenle ağzından çıkan bir, boyalarla kendi dünyasını yaratan, güler yüzlü, güzel biri. candır, canımdır. ama biraz da inatçıdır. içinden gelmedikçe hiç oynamadığı oyuncağını bile paylaşmaz.
- ben de oynayabilir miyim?
- olmaz!
- benim de kaleydoskop'um olacak bi gün. nasıl, güzel mi?
- çok güzel! nıhahaha.
- bi kere baka......
- aklından bile geçirme!
şu sıralar insanları 'fenerbahçeli olanlar ve olmayanlar' diye ikiye ayıran fanatik yazar. aslında futboldan hiç hazzetmemesine, henüz şükrü saraçoğlu stadı'nın turnikelerinden içeri girmemiş olmasına rağmen sırf muzurluk olsun diye, karşı takım taraftarlarına daha çok acı çektirebilmek adına fanatik görünmeye çalışan yazar desek daha doğru olur sanırım.
ayrıca;
- paylaşıma çok güzel bi şarkı attım. sürpriz. ama gelmeden bakma sakın. darılırım.
diyerek fenerbahçe cumhuriyeti marşını bana şarkı diye yutturan kişi de kendisidir. hala arşivimde olduğu da doğru değildir.
"sen öyle güzel bir şey, bir mücevher belki, hayır renksiz bir şey
bir bardak su da değil,
hayır renkli bir şey, bir kaleydeskop belki öyle tanımsız
ve uluorta gizli saklı bir şey gibi dolaşırken etrafta
içimden kesin kamran'lar atfediyorum, kesin vefasız birisin,
sana dair her şey böyle başlıyor
(...) "
galatasaray tv'de derya aydoğan isimli kızımızın sunduğu program. son zamanlarda pek denk gelip izleyemedim, herhalde devam ediyordur. bu hanımkızımız ceyhun yılmaz'la falan programın bir yerinde geyik çevirirler, takım hakkında konuşurlar falan. programın geri kalanında da futbolcularla röportajlar falan yapılır.
günümüzde ki sinema film teknolojisinin altında yatan ana düşüncedir. görme eyleminde hareket etmeyen olguları hareket ediyormuş gibi birleştirme özelliğininden faydalanan, duran fotoğrafları hareketlendiren araç.
selçuk demirel'in dergilerde kitaplarda yayımlanmış çizimlerinin toplandığı kitabın adı.
ayrıca pek sevilen bir oyuncak, doğrudur, any colour you like gibi bir müzikle eşleştirilebilen nefis bir oyuncaktır, çocukluumun en sevdiğim oyuncağı, geçenlerde de tekrar kütüphanenin derinliklerinden buldum, yanımda götürcem ankara'ya. koca dana olup hala oyuncaklarla uğraşmak evet. neyse.
bir de birlikte daha çok zaman geçirme fırsatı olsaydı diye düşünülen ressam insanı, buradan evime davet ettiğim güzel saçlı insan. rakı sofraları hayal ettim birden. kısmet.