çocuklara en ilginç gelen oyuncakların başında gelir. bir silindir yüzeyin içine yerleştirilen aynalar sayesinde, içindeki renkli maddeler, her seferinde farklı şekiller oluşturur ve saatlerce aynı şekli görmeden çocuklar bu oyuncakla oynayabiliriler. her döndürüldüğünde trt'nin amblemindeki çiçek benzeri, değişik şekiller ortaya çıkar. sadece çocukların değil, büyüklerin de uzun süre zaman geçirmesini sağlayabilir. yere düşüp kırıldığında, içinden çıkanlar hayal kırıklığı yaratır.
sadece pink floyd ve müziğiyle eşleşebilecek bir oyuncak. yapımı çok kolaydır aslında, biraz sokağa inmekle başlar herşey, sonra her sokakta oynayan çocuğun karşısına çıkabilecek birkaç basit malzeme toplanır ve yapılır..
içi pırıl pırıl, değişik yansımalarla dolu bilimsel bir oyuncaktır.
içinde en az üç ayna olan bi silindirin uç kısmındaki iki cam yüzey arasında renkli küçük cam parçacıkları bulunur ve silindir ışığa doğru tutulup çevrildiğinde aynalara çeşitli şekiller yansır parlak renklerde. silindir çevrildikçe yeni bir görsel güzellik ortaya çıkar.
şimdilerde adı yeniden duyulmaya başlamış olan bu nostaljik oyuncağı bulmak pek mümkün değilse de yurt dışında çok yüksek fiyatlarda değişik tasarımları üretilmektedir.
ne kadar yalnızlığı ile dans etse de, kalabalık düş şehirleri var içinde. bazen izin verir şehri dolaşmamıza rehberliğinde. bazense geçici olarak kapatır kendini. kapatması ziyaretçilerin verdiği kirlilikten değildir. yeni hayalleri, yeni düşleri yoğurmak içindir. bazen bir tablo çizer, bazen bir şiir yazar...ne yaparsa yapsın o ince fikirli, güzel düşünceli insan olarak yansıtır kendini. kendisi de oyuncağında tanımı gibi; içi pırıl pırıl, renkli yansımalarla dolu. bir parça da bana kattıysa ne mutlu arkadaşıyım diyene.
aklından geçenle ağzından çıkan bir, boyalarla kendi dünyasını yaratan, güler yüzlü, güzel biri. candır, canımdır. ama biraz da inatçıdır. içinden gelmedikçe hiç oynamadığı oyuncağını bile paylaşmaz.
- ben de oynayabilir miyim?
- olmaz!
- benim de kaleydoskop'um olacak bi gün. nasıl, güzel mi?
- çok güzel! nıhahaha.
- bi kere baka......
- aklından bile geçirme!
şu sıralar insanları 'fenerbahçeli olanlar ve olmayanlar' diye ikiye ayıran fanatik yazar. aslında futboldan hiç hazzetmemesine, henüz şükrü saraçoğlu stadı'nın turnikelerinden içeri girmemiş olmasına rağmen sırf muzurluk olsun diye, karşı takım taraftarlarına daha çok acı çektirebilmek adına fanatik görünmeye çalışan yazar desek daha doğru olur sanırım.
ayrıca;
- paylaşıma çok güzel bi şarkı attım. sürpriz. ama gelmeden bakma sakın. darılırım.
diyerek fenerbahçe cumhuriyeti marşını bana şarkı diye yutturan kişi de kendisidir. hala arşivimde olduğu da doğru değildir.
hayran olunası, resimlerinin içine girilesi, gerek tarz, gerekse yaşayış olarak salvador dali' nin kankası olan deli yazar.* resimlerini gördükten sonra normal bir insan bunları yapamaz diyorsunuz zira bu şaheserleri yapmak için biraz kaçık olmak gerekli. tıp ki diğer büyük ressamlar gibi. (bkz: picasso) diğer sanat dalları gibi resim sanatından da pek anlamam ama duygularını resimlerine bu kadar net verdiğini gördükten sonra denilenler doğru galiba, resim görülen değil hissedilendir.
en kötü yanı fenerbahçe 'li olması ama bu o kadar da kötü değil. bizim camianın * kapıları sana her zaman ardına kadar açık, er ya da geç bekliyoruz.
"sen öyle güzel bir şey, bir mücevher belki, hayır renksiz bir şey
bir bardak su da değil,
hayır renkli bir şey, bir kaleydeskop belki öyle tanımsız
ve uluorta gizli saklı bir şey gibi dolaşırken etrafta
içimden kesin kamran'lar atfediyorum, kesin vefasız birisin,
sana dair her şey böyle başlıyor
(...) "
galatasaray tv'de derya aydoğan isimli kızımızın sunduğu program. son zamanlarda pek denk gelip izleyemedim, herhalde devam ediyordur. bu hanımkızımız ceyhun yılmaz'la falan programın bir yerinde geyik çevirirler, takım hakkında konuşurlar falan. programın geri kalanında da futbolcularla röportajlar falan yapılır.