kahramanmaraş olayları   

adana çık aradan

  1. 23 ve 24 aralık 1978 tarihinde gerçekleştirilen katliam. tıpkı tunceli'de ve sivas'da * olduğu gibi burada da aleviler * yobazlar tarafından katledilmiştir. tıpkı oralarda olduğu bunun sorumluları ellerini kollarını sallıyarak aramızda dolaşıyorlar hatta başımıza millet vekili yapılıyorlar.(bkz. ökkeş kenger).
    olaylar 2 genç öğretmenin öldürülmesiyle başlıyor. alevi mahallerindeki alevilerin kapılarının işaretlenmesi suretiyle alevi evleri belirleniyor ve katliam günü belirlenen evlere saldırılar başlıyor...100'ün üzerinde insan hayatını kaybetmiştir. birçok alevinin maraş'dan ayrılmasına, evlerini, işyerlerini satıp kaçmasına sebep olmuştur...olaylarda devlet parmağının oldupuysa 7 yaşındaki çocuk tarafından bile bilinmektedir...
    halbuki aleviler canı pahasına maraş'ı fransız işgalinden kurtarmak için mücadele vermişlerdir!!!!
    (zoe, 10.06.2004 22:06)
  2. türkiyede azınlık olmanın ne kadar zor olduğunu belgeleyen diğer yüz karası olaylardan biri
    (bkz. madımak oteli)
    (jethrotull, 10.06.2004 23:23)
  3. ülkemizde dinin etnikten çok daha önemli olduğunun en büyük kanıtı olan son derece üzücü bir vakadır.bahis konusu olay ülkemizde azınlık olmanın bir sorunu olarak yansıtılamaz ki bu büyük bir yanılgıdır.işin gerçeği ülkemizde yenilikçi ve aydınlıkçı insan olmanın ve/veya bu kültürün bir parçası olmanın göze ne kadar battığını ve cehaletin bedelinin ne olduğunun acı bir göstergesidir.
    (skuba, 16.06.2004 02:12)
  4. vaktinde bir bilen hocamızın "aleviler atatürk'e ve ulusal aydınlanmaya verdikleri desteğin bedelini anadolu'da halen ödemektedirler , vatana hiçbir zararı dokunmayan aleviler 2. sınıf vatandaş muamelesi görmektedirler denilebilir" demişti , bu olaylar ve olaylara karşı insanların verdiği tepki göz önünde bulundurulduğunda ve de cehalet düşünüldüğünde acıların daha bitmediğini gösteren bir olgudur bahis konusu vukuat.
    (skuba, 16.06.2004 02:19 ~ 02:25)
  5. bahis konusu olayları polis nedense bir türlü engelleyememiştir.hamile kadınların karnındaki çocuklar ile beraber katledilmesi , kendini koruyamayacak bir insana olan saldırının önlenememesi nasıl olabiliyor diye düşünüldüğünde olayın boyutlarının daha da belirginleştiği olgu.
    (skuba, 16.06.2004 02:24)
  6. mhpliler ve gerici faşistler tarafından gerçekleştirilen alevi ve devrimci katliamıdır. katliam öncesi sunni-alevi çatışmasını körükleyecek yayınlar yapılmış, aleviler cami bombaladı gibi aslı olmayan söylentiler atılmıştır.
    19 aralık 1978 günü ilk olay başladı. anti-komünist bir filmin oynatıldığı çiçek sineması'nda bomba patlatıldı. önceden gelip sinemaya yerleşmiş faşistler, "solcular sinemayı bombaladı" diyerek, filmi izlemeye gelenleri yönlendirdi. "müslüman türkiye, komünistlere ölüm" sloganlarıyla chp il binası kundaklandı. bu sırada, sinemaya bombayı atan mhp'li ökkeş kenger(daha sonra milletvekili oldu) ankara'ya telefonla "işi başardığı"nın haberini veriyordu. maraş ügd başkanı mehmet leblebici ile yardımcısı mustafa kanlıdere provokasyonu tertiplemiş, ökkeş kenger de uygulamıştı.
    20 aralık'ta faşist saldırılar sürdü, iki devrimci öğretmen katledildi. mhp'liler cenaze kortejine de saldırdı. jandarma polis, saldıranları değil, cenazeye katılanları gözaltına aldılar.
    23 aralık günü ise, günlerdir hazırlanan büyük katliama başlandı. alevi halkın yaşadığı mahallelerde eşi görülmemiş bir vahşet yaşandı. plan gereği polis, asker yoktu ortada. bebelerin, kadınların karınları deşildi, evler yakıldı, hamile kadınlar şişlendi, "müslüman türkiye", "ordu millet el ele" sloganıyla saldırıya geçen faşist, gerici güruh, ellerinde makinalı tüfekler, bombalar, dinamitler, satırlarla; 111 kişiyi katletti, 210 ev ve 70 işyerini yakıp yıktı.
    (gelecegim, 30.07.2005 22:45 ~ 22:49)
  7. yıl 1978...
    maraş'ta kadınlar tecavüze uğramıştı, çocuklar ağaçlara çivilenmişti, yaşlıların gözleri oyulmuştu, bebekler daha ana karnında bıçaklanarak öldürülmüştü. bu kan gölünün ortasında insanlıktan çıkmış, hayvani naralar yükselmişti. "kanımız aksada zafer islamın", "müslüman türkiye", "allah, allah komünistlerin kökünü kurutacağız, komünistlerin büyüğü küçüğü demeyin, kafasını ezin"
    eli kanlı sivil faşistler ve islamcı kesimler maraş'ta şeriatın adaletini uyguladılar. zulmün kaynağı; daha doğmamış bebekten, eli ayağı tutmayan yaşlılara kadar herkesti onlara göre.
    (ashra, 13.11.2005 22:18 ~ 18.08.2006 16:34)
  8. "ona olay değil, katliam denir"
    (eksiksizuyum, 29.06.2006 23:41)
  9. işin ilginç yanı, 24 saatte kıbrıs’a çıkartma yapan dönemin başbakanı bülent ecevit, katliam yapılacağından haberdar olduğu halde maraş’ta üç gün süren katliama müdahale etmemiştir. buda bizlere gerçek yüzünü göstermeye yetmiştir.
    (ashra, 20.02.2007 03:48)
  10. bizzat cia tarafından maaşları ödenen bir grup profesyonel katilin şehir de sözü geçen cahil milliyetçi kesimi gaza getirmesi ile meydana gelen acı olaylardır. olayın gerçek suçlularına değil, evinde olayları büyük bir korku ve üzüntüyle izleyen masum insanlara hapis cezası verilmiştir. olayların çok daha vahim boyutlara gitmesini ise bir grup sağduyulu gerçek kahramanmaraşlı engellemiştir.
    (pulmoll, 11.06.2007 22:34)
  11. bilinmesi, unutulmaması ve unutturulmaması gereken, gerici zihniyetin neler yapabileceğinin sergilendiği olaydır; maraş katliamı sonrası, ecevit bir röportajında asker olaylara bilerek müdahale etmemiştir diyerek büyük tartışmaların çıkmasına neden olmuştur, bu katliamın yaşandığı sırada genel kurmay başkanı kenan evren'dir. bu olay sonrasında 18 ilde sıkı yönetim ilan edilmiş ve 803 sanığın olduğu dava açılmıştır,bu dava da adana mahkemelerinde görülmüştür.
    (bo, 26.07.2007 14:47)
  12. 19 aralık 1978 günü antikomunist bir filmin oynadığı çiçek sinemasında bir bombanın patlamasıyla olaylar patlak verir. sinemayı solcular bombaladı diyerek sokağa dökülen kamuoyu, şehirde solcu avına çıkmıştır. chp il binası kundaklanmıştır. 22 aralık'ta öldürülen iki devrimci öğretmenin cenazesine saldırılır.

    bağlarbaşı camii imamının:"şehrimizde bulunan alevi ve chpli sünni imansızları temizleyeceğiz" vaazı ile harekete geçen kalabalıklar daha önceden üç hilal ile işaretledikleri dükkan ve evler dışında ne varsa yakıp, yıkmaya başlarlar. olaylar 26 aralık gününe kadar sürer. alevi köyleri basılır; kadın erkek, yaşlı çocuk demeden insanlar öldürülür.

    109 kişi yaşamını yitirirken, 176 kişi ağır yaralıdır. kahramanmaraş katliamı tarihe bu kanlı olaylarla ve ölümlerle yazılır.

    (bkz: birgün)
    (bkz: feza kürkçüoğlu)
    (aglaures, 30.10.2007 20:52 ~ 20:52)
  13. "23.12.1978 sabahı saat 09:00 sıralarında saldırgan bir grup evimizi bastı. korkumuzdan komşumuz osman küçükbeşe'nin evine gittik. hepimiz bir odada gizlenmeye çalışıyorduk. saldırganların sayısı tahminen beş altı bin kadardı. önce evimizi yağmaladılar, eşyalarımızı dışarı çıkararak yaktılar. bir grup saldırgan da saklandığımız evi bastı. saklandığımız odanın kapısını içerden kilitlemiştik, kapının kilidini ve kapıyı taradılar. içerde bulunan mehmet ünver alnından kurşunla yaralandı. kapıyı kırdılar, odaya daldılar. içeride bulunan erkekleri alıp dışarıya çıkardılar. yol üzerinde allahını seven vursun diye bağırdılar. topluca taş, sopa, balta ile vurmaya başladılar."

    naciye ve habibe ünver'in tanıklık etmek zorunda kaldıkları anlar.

    "84 yaşındaki cumhuriyet benzer tanıklıkları bir daha asla dinlemesin." doğan tılıç
    (aglaures, 31.10.2007 14:00)
  14. hafızaların taze kalması adına latif doğan tılıç'ın bu konu hakkında yazdığı yazı okunmalıdır. sadece maraş katliamı da değil; türkiye topraklarının hafızasının unutmaması gereken, hesaplaşması gereken ne de çok olay var değil mi?

    "hafızasız yaşamak...

    " iyileşecek yaraları olduğu sürece geçmiş bugün olarak kalır." sevgili mithat sancar, "geçmişle hesaplaşma" kitabının iç kapağına "gül bahçesi" filminden not ettiği bu cümleyi koymuş. ne kadar doğru! solingen, türklerin yakıldığı yere yapılan anıtla iyileşebildiği kadar "geçmiş" oldu. oysa madımak... müze mi, kabapçı mı, çiçekçi mi olsun tartışmaları arasında "bugün" ve hâlâ yanıyor.

    sancar'ın kitabında luis bunuel'den de bir alıntı var: "hafızanın yaşamlarımızı yapan şey olduğunu fark etmek için, parça parça da olsa, hafızanızı yitirmeye başlamanız gerekir. hafızasız yaşam, yaşam değildir... hafızamız; tutarlılığımız, aklımız, duygumuz, hatta eylemimizdir. onsuz birer hiçiz..."

    ve sancar'ın sözleri: "geçmişi görmezden gelme tutumunda diretildikçe, geçmişin bugün üzerindeki etkisi artar; bir süre sonra bugün, korkulan ve kaçılan geçmişin bir ürünü haline gelir. bizde de böyle oluyor; geçmiş yakamızı bırakmıyor; biz onu yok saydıkça, o giderek daha asi ve inatçı oluyor. oysa geçmişe uysa bir hizmetkar muamelesi yapmaya çok alışmıştık; onu istediğimiz zaman çağırır, istediğimiz gibi kullanır, işimiz bitince de karanlık odaya hapsederdik..."

    geçmişe hizmetkar muamelesi yapıldığı, istendiği zaman çağırılıp istendiği gibi kullanıldığı ve işi bitince karanlık odaya hapsedildiği doğru. ancak, bu süreç "biz"im yararımıza işlemiyor.

    maraş'ı yok sayıp "karanlık odaya hapsettiğimizde" madımak olup çıkıyor karşımıza, susurluk'u karanlık odadan çıkaramadığımızda, tam da unutmuşken, şemdinli'de boy gösteriyor. malatya'da insanların kıtır kıtır kesilişine dehşetle şaşırıyoruz, bir komutanın, ma-raş'ta sırtı satırla parçalanan anne adayının karnından fırlayıp duvara yapışan cenini kasa-turasıyla kazıyışını kendi ağzından dinlemediğimiz için.

    "maraş katliamı"nın anlatıldığı müzelerimiz, anıtlarımız, tarih kitaplarımız, sinema filmlerimiz yok. oysa, tanıklarından dinleye-bilseydik maraş'ı; o vahşet günlerini bir çocuk, bir genç kız, bir anne, bir baba olarak yaşayanların göz pınarlarında biriken yaşları gö-rebilseydik; yaraların iyileşmediğini, yaraları iyileşmeyen 78 maraş'ının 2007'de bile hala "dün" olamadığını, "bugün" olarak kaldığını, "karanlık oda"dan çıkarmadıkça da hep bugün olarak kalacağını kavrayabilecektik.

    "1978 yılının aralık ayında faşist güçler tarafından kahramanmaraş'ta gerçekleştirilen katliamda çoğunluğu alevi ve solcu olan yüzlerce vatandaşımız yaşamını yitirdi; alevi ve solculara ait ev ve işyerleri yakıldı, yıkıldı. iş-başındaki ecevit hükümeti ve devletin güvenlik güçleri saldırganlara engel olamadı, maraş 3 gün boyunca saldırganların kontrolü altındaki bir kent haline geldi... yüzlerce solcu ve alevi vatandaşın maraş'ı terk ettiği katliamın gerçek sorumluları bugün bile ortaya çıkarılmış değildir."

    maraş'ın kurbanlarının, sanıklarının, olayların içinde birinci derece görev yapmış olan yetkililerin, komutanların konuştuğu "unutturulanlar - 3 / maraş katliamı" belgesel dvd'sinin kapağında bunlar yazıyor. dün belgeseli izlerken yeniden 1978'in aralık ayına, maraş'a gidip, ölümü enselerinde hissedenlerin çaresiz çırpınışına tanıklık ettim. karnından aldığı kurşun yarasıyla saldırganların karşısına dikilip, "kızlarıma, eşime, namusuma dokunmayın. canımı size vermeye hazırım" diyen ilköğretim müfettişi bir babanın cesareti önünde saygıyla eğildim.

    dostluk yardımlaşma vakfı üyelerinin katkılarıyla, "özgür açılıntın yaptığı unuttu-rulanlar dizisinin "fatsa gerçeği" ve "yeraltı maden-iş / yeni çeltek" sonraki belgeseli "maraş katliamı." emeği geçen herkese, tarihimizin bir parçasını karanlık odadan çekip çıkarmak, bizi hafızamıza kavuşturmak ve yaralarımızı sarmak doğrultusunda atılmış bu mütevazı ve fakat olağanüstü anlamlı çaba için teşekkürlerimi sunmak isterim.

    bu topraklarda bir maraş daha yaşanmasın istiyorsak, yapmamız gereken ilk şey maraş'ı unutmamaktır.

    not: dvd'yi www.ozguracilim.web.tr ve www.unutturulanlar.web.tr sitelerinden edinebilirsiniz."

    kaynak: http://birgun.net/...
    (aglaures, 23.12.2007 14:45)
  15. (bkz: orosbu çocukları)
    bunu yapanlara yapılacak başka bir yakıştırma yoktur herhalde. bebekleri kendine düşman görüp'ta öldürmek, sırf inançları uğruna insanları katletmek ne kadar büyük bir utanç tablosudur.
    (seanpenn, 31.12.2007 11:01)
  16. insanların sırf alevi oldukları için öldürüldükleri insanlık dışı olaylardır. hamile kadınların karınları deşilmiş, gençler ağaçlara asılarak oldürülmüştür. "ya allah bismillah" ve "müslüman türkiye" sloganlarını eşliğinde din(!) adına bu katliama imza atanlar ise daha sonrasında ellerini kollarını sallayarak sokaklarda yurumeye yeni insanları öldürmeye devam ettiler ve hala içimizdeler...
    (alajuve, 31.12.2007 17:32)
  17. mehmet ali birand'ın katliamla ilgili hazırladığı belgeselde söylediği bir cümle belki de olay özetliyor: "maraş'ta üç gün boyunca devlet yoktu."

    (bkz: ne acı)
    (kanlı ketcap, 05.05.2008 00:34)
  18. bundan bi kaç sene önce üniversitede bi hocamız bize bi fotograf gostermişti öncesinde uyararak. parçalanmış bebek cesedi. sanırım bacaklarından tutup mu ne ayırmışlar fazla bakamamıştım(oha). bu olaylardan bir "kare"ymiş .

    ayrıca ecevit ısrarla asker bilerek karışmadı demiştir ki haksız da değildir. dönemin genelkurmay başkanı kenan evren kısa süre sonra(2 sene) darbesini yapmıştır.


    edit: kalender meşrepten gelen hatırlatma

    kalender meşrep- işin garibi kenan evren bir belgeselinde darbe yapışını haklı çıkarmak için bu olayları örnek verir. kenan evren şöyle diyor:

    "dönemin olaylarla ilgilenen paşasının raporu vardır bende. geldiği zaman da anlattı. 'komutanım' dedi, 'tasavvur edemezsiniz' dedi...'tasavvur edemezsiniz...yeni doğmuş çocuk, birkaç aylık çocuğu bacaklarından almışlar, iki bacağından ayırmışlar' dedi."

    "ama sıkıyönetim yok ki...daha sıkıyönetim ilan edilmiş değil türkiye'de. onun için oradaki emniyet güçleri ancak bunlarla ilgileniyor...vali, emniyet kuvvetleri filan ilgileniyor. olay olduktan sonra istekte bulunuldu."
    (pelin87, 05.05.2008 00:59 ~ 13:48)
  19. ‘kanlı oyun’
    bunları biliyor muydunuz?
    1)1978 yılında meydana gelen kahramanmaraş olaylarında ölen 7 militanın sünnetsiz olduğunu ve garbis altınyan isimli bir ermeninin tertipçi olduğunun sıkıyönetim mahkemelerince tespit edildiğini.
    2) olayların çıkmasına neden olan cinayetlerin sol fraksiyonlar arası çatışmaların sonucu olduğu ve bu çatışmalarda yabancı istihbaratın rol oynadığını.
    3) pkk ya da apo’cuların ilk kez kahramanmaraş olaylarında eyleme girdiklerini.
    4) maraş olayları sebebiyle hedefe oturtulan ökkeş kenger (şendiller)in beraat ettiğini.
    5) şendiller’in haksız yere tutaklandığı için hazine aleyhine dava açtığını ve bu davadan 250 milyon kazandığını
    6) yine şendiller’in mahkeme kararına rağmen olayı çaptıran meydan laorusse gibi çeşitli yayın organlarından tazminat aldığını biliyor musunuz... bunların ayrıntılarını ve çok çok fazlasını öğrenmek ve de bir döneme kapı aralayıp bugün ile mukayesesini yapmak istiyorsanız ökkeş şendiller’in ıbre yayınevi’nden çıkan kanlı oyun adlı yakın tarih belgeselini mutlaka okumalısınız.

    http://www.yenicaggazetesi.com.tr/...
    (asasdas, 05.05.2008 01:20)
  20. dış mihraklar demeye devam ettiğimiz katliamdır. çatlı'dan kimse bahsetmiyor, sahi abdullah çatlı neredeydi o sıra?

    yahut devlet tarafından olaylardan bir hafta önce maraş'a yollanan ajandan kim haberdar?

    sol fraksiyonların alevileri katlettiğini yeni öğreniyoruz, otu boku sola bağlama alışkanlığı devam ediyor. ayırca belirtmek gerek pkk sol örgüt değildir! işin aslını belgeler, şahitler ve olayın sorumlularının ağzından öğrenmek için can dündar ve celal kazdağlı'nın beraber yazdıkları ergenekon adlı kitabı dikkatle okumak gerek.

    darbecilerin ve dönemin sağcı militanlarının yani bir başka deyişle ülkücülerin nasıl el ele ülkeyi darbeye sürüklediğini göremeyecek kadar kör olamayız.

    üstelik yüzlerce kanıta rağmen hala sıkıyönetim mahkemeleri "ermenilerin tertiplediğini ortaya çıkardı" filan demek abestir. zira sıkıyönetim mahkemeleri darbecilerindir ve sıkıyönetim mahkemeleri "evet, bu katliamı biz yaptırdık diyemez!" hırsız ben çaldım demez!

    apocular daha piyasada yokken, daha bilinmiyor iken aslında apo denilen teröristin bu dönemde henüz tek başına bir boş beleş bünye olduğunu bildiğimiz halde işi yine pkk'ya yüklemek yanlıştır. pkk'nın alevilerle aynı cümlede yer bulabileceği tek yer başbağlar katliamı'dır. sivas katliamı'nın öcünü almış gibi görünmek için bu katliamı yapıp alevileri kendine çekme girişiminden öte bir şey değildir bu.

    demem odur ki madem ki konuya dair bir şeyler söyleme gereği duyduk bre insafsız gazeteciler, insafsız bünyeler bari biraz mantıklı atıp tutun be ya!
    el insaf!
    bu katliamın en büyük sorumlusu devlettir!

    edit: eksile eksile nereye kadar...
    (itirazım var sayın yönetici, 05.05.2008 01:34 ~ 01:40)
  21. bundan tam 30 yıl önce 1978 aralığının son günlerine gelinirken maraş'da mhp'li faşist milislerin gerçekleştirdiği katliamda 111 kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmış ve yüzlerce ev, işyeri yakılmış, yıkılmıştır.
    olaylar, ne bir rastlantı, ne de 'halkın galeyana gelmesi' sonucu olmuştur. olaylar aylar öncesinden planlanmış ve alanlar belirlenmiştir. yer malatya'dır, erzincan'dır, çorum' dur, maraş'tır. amaç, kitlelerin hızla politize olduğu bir ortamda gelişen devrimci mücadeleyi durdurmaktır.
    19 aralık 1978 günü maraş'ta faşistlerin propaganda aracı haline gelen cüneyt arkın' ın 'güneş ne zaman doğacak' filminin gösterildiği çiçek sinemasının, ökkeş kenger ve birkaç faşist tarafından bombalanmasıyla olaylar gelişmeye başlamıştır.
    kendi attıkları bombaya 'misilleme' olarak 21 aralık günü iki öğretmeni öldüren faşistler, 22 aralık günü öğretmenlerin cenaze törenine saldırdılar. bir gün sonra 'allah adına savaş'a (cihat) çağrılan maraş köylerinden gelenlerin katılımıyla maraş katliamı başlatı..maraş’ta 19 aralık 1978’de başlayan kanlı saldırılar günlerce sürmüş ve kelimenin gerçek anlamıyla karşı-devrimci güruhun katliam ve yağmasına dönüşmüştü. mhp’nin başını çektiği muhafazakâr, mutaassıp küçük-burjuva ve lümpen kitleler “bugün cihat günüdür, alevileri öldüren cennete gider”, “komünistleri bırakmayın” sloganları eşliğinde saldırılarını günlerce sürdürmüşlerdi. saldırılar sonucunda 111 kişi ölmüş, alevilerin ve solcuların evleri ve işyerleri yakılıp yıkılmış, alevi nüfusun yüzde 80’i maraş’ı terk etmişti. olayların gerçekleştiği dönemde, kahramanmaraş emniyet müdürü görevinde abdülkadir aksu bulunmaktaydı.

    esasında maraş’ta başlayan katliam, anadolu kentlerinde ve kasabalarında süren bir dizi saldırı ve yağmanın ardından gelmişti. 1978 yılı boyunca faşist hareket, alevi ve sünni kökenli nüfusun yoğun olarak yaşadığı kentlerde mezhep ayrılıklarını kışkırtan provokasyonlar düzenlemiş ve birçok yerde çatışmalar çıkmıştı. türkeş’in 19 aralık 1978’de izmir’de mussolini’den esinlenerek başlattığı “büyük yürüyüş” açıkça iç savaş ilanı anlamına geliyordu ve devam eden günlerde faşist saldırılar her yerde artacak ve kitlesel kıyımlara dönüşecekti.
    (sakıncalı piyade, 05.05.2008 01:56 ~ 01:56)