süpermarketler karşısında ezilen mahalle bakkalının promosyon, evlere servis vb. gibi atraksiyonlarla ayakta kalma mücadelesi.
(lethe, 12.07.2004 13:18 ~ 09.10.2009 05:32)
ferhan şensoy'un yazıp yönettiği bir
tiyatro oyunu...
kahraman bir
bakkalın, güçlü bir
süpermarketle olan mücadelesine tanık olacağınız bu oyunun öyküsü aslında 1829'un
amerika'sında başlıyor...
ne ilgisi var demeyin, süpermarketler ilk olarak orada açılmaya başlamıştır... sonrasında günümüze geldiğimizde bir
şehirde (belki de bu şehir bizim şehrimizdir) devam ediyor... bir dönemin değişen
türkiye'sine
espirili bir yaklaşım getiren unutulmaz bir oyun. hem eğlenceli, hem kaygılı... temel bir
ekonomi dersi mahiyetinde...
oyuncular:
erol günaydın, ferhan şensoy,
rasim öztekin,
tarık pabuçcuoğlu,
bican günalan...
kimi mahallelerde asla ve kat'a süpermarketlerin kazanamayacağı savaştır.
kimi bakkallar insanlara evlerine sipariş götürme
sebze ve meyve bulundurma
damacana su bulundurma gibi (artık yasak gerçi bakkalda su bulundurulması, bu yüzden bi çok bakkal artık bi dükkan tuttu, ordan sağlıyor mal sevkiyatını)
gibi bir çok +'ya sahiptir
bir ferhan şensoy oyunu
oyun olanı komik ammena.
gerçek hayatta bu kahramanlığa girişmek daha da komik. fekat güldürmüyor.
***
memlekete vardım, yazlık bir yer; bıraktığımda m ve mm migroslar, tansaş, biriki dia, bim vardı. geldim geleli, bir kipa, birkaç dia, biriki bim, iki a101 daha açılmış. nüfus otuz binden bez yüz bine fırlamış. e normal.
bizim esnaf ve sanatkarlar, bu duruma içerlemiş. bakkallar isyan etmiş. halkı süpermarketlere karşı boykota, alışveriş için bakkallara çağırıyor. topyekun linç başlatılmış. markaların üzerinde koca koca çarpılar atılmış. naletli marketlere gidilemsin diye fetva buyrulmuş.
tüm bu insanlar, temelde yatan problemi görmezden gelerek can havliyle yapıyor bunu. iflas yaklaştığından dert ediyor. kendi uzman oldukları ticareti geliştiremediklerinden, gelişmiş kurumlara karşı boy ölçüşemediğinden saldırarak varlığını sürdürüyor. nefretle bu işi devam ettirmeye çağırıyor. marketleri ve müsterilerini hain gösteriyor. halbuki, o müşterinin süpermarketi tercih etme nedenleri seninkilerle aynı. senin fiyatına göre o marketler daha cazip. maddi sebeplerden ötürü bakkala, manava gelmiyor o müşteri. daha ucuza daha kaliteli alışverişini yapıyor marketten. taksitmiş, bonusmuş bunlar da cabası.
bu durumda, bakkalın ağlak tonda yakarması hiçbir mana içermiyor. kimse boykota katılmıyor.
canı yanan bakkal da sorunu temelde görmeye bu kadar yaklaşmışken cüzdanının derdine düşerek iyi niyetli amaçlarına gölge düşürüyor. çünkü bu yaptığı açgözlülükten başka bir şey değil. sanki nüfusunu yirmiye katlamış bir ilçeye yetebilecekmiş gibi rol yapıyor. halbuki, düşünmüyor ki şu durumda ilçenin gelişmesi için o süpermarketlere bakkallardan daha çok ihtiyaç var. doğal seleksiyon böyle bir şey olsa gerek; tüm şu çığırtkanlığı yapan beceriksizler iflas bayrağını çekecekken, işini hakkıyla yapanlar hayatlarını idame ettirecek.
can derdidir bakkalınki de, bu onurlu pozlar niye? cebin dolsa, dünyayı mı değiştireceksin?