çerkesler arasında aristokrasiye en düşkün boy olan
kabardeyler -diğer çerkesler için bakınızlar öbeği :
abaza,
adige,
ubıh- tarafından oynanan ağır ritimli dansa ve onun müziğine verilen addır.
kafe, aralarında belli bir mesafe olacak şekilde karşılıklı duran çift tarafından ağır ritimli müzik eşliğinde sayılı geliş gidişlerle ve bazı yerlerde karşılıklı yer değiştirmelerle oynanır.
dışarıdan bakıldığında kişilerin kendilerince müziğin gidişatına uyarak doğaçlama bir koreografi oluşturdukları sanılabilir. ama kafe bu yanılgının aksine kendi içinde adım sayıları, yer değiştirme zamanları vb kurallara tabidir. ayrıca, tüm diğer
çerkes danslarında olduğu gibi erkek için bayana sırtını dönmemek, bayanın sağına geçmemek -bayan hep sağda olmalıdır- ceket giyiyorsa önünü iliklemek vb saygı içerikli kurallar kafede de geçerlidir ve mutlak suretle uyulması gerekli kurallar olarak kabul edilirler.
eskilere dayanan efsaneye göre dansın çıkışı şöyle olmuştur : bir
kabardey prensi'nin (bkz:
çerkeslerde aristokrasi) kızı hic gülmemektedir. sürekli sessiz, sakin, kendi halinde ve asık suratlı olan bu kızcağızın hali babasını çok üzmektedir. türlü yollar denemiş ama kızının yüzünü güldürememiş olmak onu -prensi- her geçen gün daha da mutsuzlaştırmaktadır. halkı da çok sevdikleri prenslerinin üzüntüsünü paylaşmak için evine gelip kızı eğlendirmeye çalışır ama ne yapılsa nafiledir. bunlar olurken birgün, halk prensin evinde toplanmış kızı eğlendirmek için düğün yaparlarken, tüm o kargaşa arasında, o güne dek duyulmamış, çok güzel, içli bir müzik seçilir tüm seslerin arasından. herkes susar kulak kesilir. bakarlar ki ses karşıki tepeden gelmektedir. büyülenmiş halde müziği dinlerlerken aralarından biri birşey farkeder: prenses gülümsemektedir. hemen koşarlar müziğin geldiği yere. bir çobanla karşılaşırlar. alırlar çobanı getirirler prensesin huzuruna ve çalmasını isterler aynı müziği. çoban çalmaya başlayınca prenses kalkar yerinden ve dansetmeye başlar; adına bugün kafe dediğimiz bu dans ilk defa o gün o prenses ve çoban tarafından edilir. o çobanın çaldığı müziğe de kafe adı verilir. sonradan prensesle çoban evlenirler ve o günden sonra kafe aşkın, sevginin müziği olarak nesilden nesile aktarılır. bu yüzdendir ki kafenin
kaşenler arasinda bi sevgi gosterisi oldugu düşünülmektedir.
bu kadar anlattıktan sonra bir örnek vermezsek ayıp olur değil mi?
http://www.youtube.com/...
http://www.youtube.com/...
http://www.youtube.com/...
http://www.youtube.com/...