ntv'de gerçeğin ta kendisi adlı bir program yapmaktadır. güncel olaylara kendi tarzında değinmektedir. bakanlardan ayakkabı boyacılarına kadar uzanan geniş bir kitleyle röportaj yapar. bence bugüne kadar yaptığı en başarılı projedir
sıradışı bir dj olarak hayatımıza giren, ekmek teknesindeki kirli olarak ekranlarımızı süsleyen, son olarak da turkcell in seçmece reklarımda oynayan zat-ı muhterem
gerçeğin ta kendisi adlı televizyon programı ile michael moore'un peşinden koştuğunu gösteren, zekası ile dil ustalığını naif ve hoş bir üslupla birleştirebilen göbeği katmerli şahsiyet.
gerçeğin ta kendisi adlı programda dışişleri bakanı abdullah gül ile röportaj yapmaya çalışmış fakat başarılı olamamıştır. daha sonra gittiği konferansı dinlemek için ön sıraya oturmuş halde bulunan bakanın kaçamayacağına kanaat getirerek, önüne atlayıp kendi deyimiyle zart diye mikrofon uzatmıştır. halkın basına duyduğu güvenle ilgili iki dakikalık bir röportaj yapmış ve çekilmiştir. bizlere ise yarılmak kalmıştır
gerçeğin ta kendisi adlı "bir tür haber programı"nda embesil ve bayağı görünüşüne rağmen oldukça zekice sorularla, görüntü altında kaybolan entellektüel kişiliğini de gün yüzüne çıkararak gayet kaliteli bir program yapan kişi. başka marifetleri de vardır. bkz. yukarı
gerçeğin ta kendisi programında röportaj yaptığı insanların suratlarına 10 cm kalıncaya kadar yaklaşan ve insanları belki de farketmeden geren rahat adam
gerçekten de yıllar önce number one tv de gecenin bir vaktinde program yapardı kadir çöpdemir. o zamanlar keldi ve şapka takardı. hatta programın böyle en şaşalı döneminde kafasında kırmızı burunlu bir geyik şapkasıyla sunardı. geyiğin de hasını yapardı.
bu ve türevi geyik programlarla büyümüş olmam bünyemde kalıcı hasarlara yol açmıştır hatta (iyiki de açmış). neyse efenim, geyik parkı adlı bu programda beyaz bir fon olurdu ve arkada böyle program bitene kadar dikilen elemanlar olurdu ki en komiği de sağ tarafta duran iğrenç dişli, çirkin olan ve sürekli pis pis gülen yaşlı bir amcamızdı. adam aralıksız öyle bir sırıtırdı ki sinirleriniz bir süre sonra bozulur ve siz de gülerdiniz. işte öyle efenim...