şebnem ferah ın ilk albumü.söz ve müziklerin çoğu kendisine aittir.sezen aksu bazı parçalara destek vermiştir.tükiye de ilk defa bir rock albumu yüksek satış rakamlarına ulaşmıştır.bütün parçaları çok güzel olmakla birlikte yağmurlar ın yeri başkadır.
ortamdaki sayıları üçü geçince metamorfoza uğrayıp hindiye dönüşen ilginç insan cinsi.ortam acil bir şekilde terkedilmezse kah yükselip kah alçalan gulugulu * sesleri arasında boğulmamak elde değil.
kadın aslında çocuk doğurmuş dişi anlamına gelir. yani kadın aynı zamanda annedir, ve bir genç kızdan farklı olarak yüksek koruma duygusu ile hareket eder. kurnazlık gibi genel dişi özelliklerinden kayıp yaşanmaz ama kendi ve soyunu koruma adına iş yaptığını düşünerek çok tehlikeli şeyleri göze alabilecek bir yaratıktır kadın.
padmini* onun yüzü yıldızlı bir gecedeki
dolunay kadar sevimlidir.
vücudunun uzuvları ceviz çiçekleri kadar narin,
nilüfer çiçeği kadar güzel kokulu,
frangpipaninin taç yaprakları kadar güzeldir.
gözleri çekiktir
anlamlıdır
burnu küçük bir susam çiçeğidir
dudakları titreşen bir kırmızı bandhujiva
göğüsleri olgunlaşmış narlar
kadar serttir
varak altın kavanozları gibidirler
yukarıya doğru başkaldırmışlardır.
ince beli üç kıvrımla çevrelenmiştir.
yonisi yeni açmış nilüfer tomurcuğu gibidir.
onun aşk suyu ezilmiş nilüfer çiçeği sapları kadar
güzel kokuludur.
bir kuğu gibi salınan
geniş ve zarif kalçaları vardır
ve de tatlı sesi
beyaz elbiseler giyer ve
asla tanrılara olan vazifesini unutmaz
chitrini* saçları bukle bukledir güzel bir yüzü çevreleyen
ki o yüzde parlak gözler ve
küçük bir çift dudak
olgun kırmızı bir çift bimba gibi bükülmüş
zarif bir boynu vardır
ufacık belinin üzerindeki
sert göğüsleri ileri doğru uzanır
narin vücudunu selam verir gibi büker.
salına salına yürür bir kuğu gibi süzülür
must içindeki bir fil gibi şehvete düşkündür.
narin yuvarlak kalçaları üzerinde yuvarlanan
kaba etleri zarif
bir şekilde ayak bileklerine doğru sivrileşir
onun yonisi yumuşak bir tepedir.
çok ince tüylerle kaplı
aik sularıyla çabucak
ıslanmaktadır içerisi
sevişmek yerine okşanmayı tercih eder
ve dudaklar, parmaklarla uyarılmaya
ihtiyaç duyar
sesi tavuskuşununki gibidir
fakat utandığı zaman
chakara gibi kekeleyecektir.
ne çok kısa ne de çok uzun boylu
o, usta bir dansçı, şarkıcı ve müzisyendir
aynı zamanda görsel sanatlarda ve
elbise, süs eşyası yapmakda iyidir
tatlı şeyleri çok beğenir.
göründüğünden oldukça küçüktür
onun narin vücudu
ve pürüzsüz, çocukça uzuvları
boyu hakkında yanlış bir düşünceye
kapılmamıza neden olurlar
küçük göğüsleri serttir
beli güzel biçimli olmasa da inceciktir
uzun bacaklarını ve kollarını
genç bir kadınınki gibi sallayarak
hareket eder
yüzünde ciddi bir anlam vardır,
badem gözlerinin gözbebekleri
kaplan sarısı benekli kahverengidir
kendinden emindir ve insanlarla gözgöze
gelmek için peçesi açık gezer
cinsel organı derindir ve
kalın kıvırcık tüylerle örtülüdür
onu ıslatmak çok güçtür
aşk sıvısı tuzludur ve
bozulmaya yüztutmuş şeker pekmezi
gibi kokmaktadır
her zaman cinsel ilişkiyi ister
ve çok ateşlidir, eskimiş şarap gibi aşığının başını
döndürür. sevişirken kontrolünü kaybeder
yumruklarını sıkarak dövünür
aşığını çimdikler ve tırmalar
sık ksık somurtkan ya da kincidir
ve cinsel kızgınlığıyla bütünleşen
kırmızı elbiseler ve kırmızı çiçekler sever
öfkelendiği zaman yabani bir eşeğin
burnundan soluduğu gibi sesler çıkarır.
kolları, göğüsleri, karnı
kalçaları cinsel organı
butları, ayakları
vücudunun bütün uzuvları tombuldur.
yaralı bir insan gibi ağır hareket eder
yürüyüş sevimsizdir, düz tabandır
her adımında ayak parmakları kıvrılır
kırmızımtrak kahverengi saçı sırtında
kuyruk şeklinde salınır.
aşıkları onunla olmaktan utanırlar
ve hemen onu terkederler
bu yüzden yeni aşıklar elde etmede
yüzsüz ve ahlaksızdır
büyük ddudakları öpüşmek için açgözlüdür
cinsel organı ve tüm vücudu filyağı kokar
cinsel organı, aşk sıvısı sel gibi akan
kalın siyah tüylü bir orman içinde kaybolmuş
büyük bir mağaradır
o kadar zor orgazm olur ki
yalnızca bir aşk üstadı onu tatmin edebilir
sevişirken şiddetten hoşlandığı için üstad onun
saçını geriye doğru hızla çeker ve eliyle onun
cinsel organını güçlü bir şekilde karıştırır.
acı, baharatlı ve ekşi yiyecekleri
muazzam miktarlarda yer
konuşurken kekeler ve utangaçtır
kötü huyludur fakat sadıktır
sevendir ve çok naziktir.
tanrı yaprağın hafifliğini, ceylanın bakışını, güneş ışığının kıvancını, sisin gözyaşını aldı, rüzgarın kararsızlığını, tavşanın ürkekliğini buna ekledi. onların üzerine kıymetli taşların sertliğini, balın tadını, kaplanın yırtıcılığını, ateşin yakıcılığını, kışın soğuğunu, saksağanın gevezeliğini, kumrunun sevgisini kattı. bütün bunları karıştırdı, eritti ve kadını yaptı. yarattığı kadını erkeğe armağan etti.
bir kadın çocuktur aslında.
çocuk gibi davranmayı sever. erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini de ister. bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak okşamalıdır erkek kadını. ama her kadın çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister. yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz, ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz.
bir kadın güçlüdür aslında.
hatta erkeklerden çok daha güçlüdür. ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez. ister ki erkeğin gücü kendisine huzur versin. kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler. böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir. ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz. yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar.
bir kadın sevgilidir aslında.
içinde her zaman sevgiyi taşır. sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. sevdiklerini kolay kolay kıramaz. zor sever ama tam sever. bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir. ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız. belki kolayca yüreğine girebilirsiniz. ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz. sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette. bunun nedeni ise engelleyemedikleri "acımak" duygusudur.
bir kadın yalnızdır aslında.
hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. o dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz. yalnızlık onun sığınağıdır. o sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir. sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.
bir kadın bilgindir aslında.
neler yapabileceğini erkek aklı hayal bile edemez. yaratıcılığının sınırı yoktur. ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler. hoyratça harcamaz yaratıcılığını sadece erkeğine saklar. bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir. çünkü yaşamınız asla sıradan olmayacaktır.
bir kadın hayattır aslında.
çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor. yemek yemek, su içmek bile. bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz? anlıyorsanız ne mutlu size. anlamıyorsanız, ne yazık ki yaşamıyorsunuz.
* kadınlar vitrinde gördükleri "indirim" lafına dayanamaz. indirimdeki mal kadında mıknatıs etkisi yapar. 10 tane benzer pabucu olsa indirimde gördüğü ayakkabıyı alır, siz, "bunların aynısı dolabında var" deseniz "sen gerçekten hiç anlamıyorsun" lafını yapıştırır.
* kadınlar ağlar. ancak tek başına bir köşeye çekilip de -yalnız- ağlamaz. kadınlar, sadece sevdiği erkek duyabilecekse ağlar.
* bütün kadınlar kesin bir cevabı olmayan konularda soru sormakta müthiş ustadır. maksat, siz kendinizi sürekli suçlu hissedin.
* kadınlar telefona cevap vermeyi sevmez, uzun uzun çalsa dahi rahatsız olmadan açmayabilirler. lakin telefonda dünyanın en uzun konuşmalarını yapanlar da yine kadınlardır.
* kadın yatağa yatmadan "evvel" saçını tarayan tek yaratıktır.
* kestirme yola sapıldığında her kadına bir "kaybolacağız" korkusu gelir.
* kırmızı ışık, kadınlar için, "makyaj molası" işaretidir.
* istisnasız her kadın vermesi gereken bir-iki kilo olduğunu düşünür.
* kadınlar durup dururken eve bir buket çiçekle gelen kocadan şüphelenir.
* kadınlar tuvaletin kapağını küçük bir hareketle indirmek yerine tuvaletten salona kadar yürür, kocasına söylenir ve tuvalete geri döner.
* erkek konuşurken kadın lafın ortasından konuşmaya dalar ve devam eder. aynı şeyi erkek yapacak olsa kıyamet kopar.
* düğünlerde kadın kadına dans edenleri görünce kimsenin aklına bir şey gelmez. erkekler için durum aynı değildir.
* karısının göz ucuyla bir başka adama baktığını yakalayabilmiş erkek yoktur. oysa kadınlar erkeklerini başka kadına baktığı an saniyesinde yakalarlar.
* evde saatlerce kendi giyimiyle ilgilenen kadın, sokağa çıktığında saatlerce başka kadınların elbiseleriyle ilgilenir.
* "yok, bir şey"in anlamı kadınlarda, erkeklerinkinden, tamamen farklıdır.
* kadınlar asla haksız değildir... en haksız olduğu konuda bile "kendime göre nedenlerim var" der.
* kadınlar kendilerine neler verildiğine değil, onlar için nelerden vazgeçildiğine bakar.
* kadınlar "erkeklerle eşitiz" iddiasını sürekli tekrarlamaktan vazgeçtikleri anda, erkekler kadınları kendilerinden üstün gördüklerini söyleyebilme fırsatını yakalayacak.
onlara istedikleri verilmelidir ama bir yandan da görünmez kollarla kontrol altında tutulmaları gerekir. hiç bir kadın, fırsatını bulduğunda bırakıp gitme veya erkeği ezme olayından vazgeçmez.
dünyaya gelmiş ve gelecek bulmacaların en zoru,hareketleri hamam böceğine benzetilir;yürür,yürür, birden durar,sonra geri geri yürür,tekrar durar.sonra ileri doğru yürür........