şimdiye kadar en çok araştırılan ki kanımca bazı disiplinlerin temelindeki bulmacayı andırır ayrım sorunudur.
1930 larda sosyal antrolopoloji diye bir şey çıktı. bu disiplinin başlangıçta kendine koyduğu soru kişiliğin ırka mı yoksa kültüre mi dayandığıydı.
bu konunun öncülerinden
margaret mead, amerikalı antropolog, kadın ve erkek arasındaki farkları kendi toplumu dışındaki toplumlarda incelemenin doğru olacağını ve bu hususta özellikle ilkel toplumların incelenmesinin kadın erkek arasındaki farkı ortaya koyacağını düşündü. bu düşünce üzerine
yeni gineye gitti.
ilk araştırdığı kabile arapeshti. bu kabilenin en ilginç özelliği çevre kabilelerin aksine insan eti yememeleriydi. neyse konunun bizimle ilgili kısmına gelirsek, mead tam bir düşkırıklığına uğradı, çünkü bu kabilede erkek ve kadın arasında bir mizaç farklılığı yoktu. kendi üretim ilişkileri çerçevesinde belirli görev tanımları vardı, ancak bu tanımlar herhangi bir kadın erkek farkılığı yaratmıyor, erkeği veya kadını diğer cinsin üstüne koymuyordu. böylesi bir üstünlük evlenme olayında gözlemlenebilirdi belki. zira arapeshlilerde ergenlik çağına yaklaşan kız nişanlandırılır, ve diğer aileye gönderilir. nişanlısı artık onu da besleyecek gıdayı bulmak zorundadır. ancak bu erkeğin özellikle gururlandığı veya istediği bir şey değildir, sadece kültürün ve üretim yapısının mümkün kıldığı koşullar bu şekildedir. erkek kadından bir şey istediği zaman bunu erkekliğini göstererek değil, yaptığı işleri göstererek istiyordu. aynı şey kadın için de geçerliydi. zaten çok barışçıl olan bu toplumda önemli olan toplumdaki üretime katkın. bu katkı üzerinde bir şeyler elde edebiliyorsun ki kadın veya erkek herhangi birinin günde sarf ettiği çabanın onda dokuzu komşular ve diğer akrabalar için. kimse kendisi için bir şey yapmıyor, tam tersine herkes başkaları için çalışıyordu. bu kollektivist yapıda nişanlıya ve nişanlının ailesine düşen gelini eğitmekti. son olarak bir şeyi tekrar ediyorum, görevler arasında kesin ayrımlar olsa da mizaç veya yetki olarak herhangi bir ayrım kadınlar veya erkekler arasında yoktu.
bu kabile öylesine barışçıldı ki savaş kavramını haiz değildi. bir insanın diğerini öldürmesini anlamıyor, rekabet duygusunu hissetmiyorlardı. zaten çocukların oyunlarının hiçbirinde kazanan taraf olmazdı.
mead bu hayalkırıklığıyla başka kabileleri incelemek istedi. incelediği ikinci kabile tam bir kafa avcısı olan mundugumor kabilesiydi. bu kabile arapeshlerin tam tersiydi. insanların mizaçları olabildiğince sert, kaba ve düşmancaydı. toplumun itkisi düşmanlıktı sanki. çekirdek aile üyeleri dahi birbirine düşmandı. tabi bunun üretimin kültürüyle ve oluşturulmuş bir yetiştirme tarzına bağlı olduğu çok açık. arapeshlerde çocuk her şeyin üstündeyken, sürekli olarak anne kucağının güvenli duygusuyla büyürken, mundugumorlar da durum bunun tam tersiydi. hatta çoğunlukla doğan erkekler öldürülüyordu, çünkü bir erkeğin biriyle evlenmesinin tek olanağı, evlendiği kişinin erkek kardeşine kendi kız kardeşini vermesiydi. bu nedenle yeterince kız çocuğu olmayan baba, hatta bazan anne erkek çocuğunu doğar doğmaz öldürüyordu.
burda da kadınlar ve erkekler arasında üretim aşamalarındaki görev dağılımlarında farklılıklar var, ama hem erkek hem kadın olabildiğince düşmanca, kaba, ve şiddet eğilimliydi. yani mizaçlarında doğuştan gelebilecek en ufak bir farklılık yoktu.
son olarak tchambuli kabilesine gitti mead. bu kabilede üretim yüzde doksan kadınların elindeydi. kadınlar ve erkekler farklı bölgelerde yaşıyor, erkekler kendi aralarında görsel ve duyusal şovlarını geliştiriyor, kadınlar ise balık tutuyor, yemek yapıyor ve çocuklara bakıyorlardı. büyüyen çocuk kadınlar bölgesinden erkekler bölgesine gönderiliyor ve erkek olma eğitimine giriyordu. kafa avcısı değillerdi, ancak bir erkeğin erkek olabilmesi için mutlaka başka bir insanı öldürmesi gerekiyordu, bu nedenle kabileler arasında öldürülecek küçük çocuklar ticareti yapılıyordu. ve başta kafa ticareti olmak üzere diğer malların ticareti erkeklerin işiydi.
mead sonunda aradığını bulmuştu. kadınlar ve erkekler arasında mizaç farklılığı olan bir kabile, çünkü bu kabilede kadınlar kollektivist, birbirine bağlı, mantıklı; erkekler ise duygusal, kuşkucu, estetiğe düşkündü.
her üç kabile de aynı ırktandı. ikisinde kadın ve erkek arasında mizaç farkı yokken üçüncüsünde vardı. peki kadın ve erkeğin mizacı nerden geliyordu?
mead yaptığı araştırmaya dayanarak, biyolojinin etkisi olsa da mizaçların yetiştirilme tarzı ve kültürden geldiğini söyledi. biyolojinin etkisi vardı zira her üç grupta da "tuhaf" denilebilecek marjinaller çok az sayıda da olsa çıkıyordu. arapeshler de kendine düşkün kollektivist olmaya egoistlikten vazgeçmeyen tipler olduğu gibi, mundugumorlarda düşmaca tavır sergilemeyen, daha hoşgörülü tipler çıkabiliyordu.
neyse bunca şeyi niye yazdım? erkekler ve kadınlar arasındaki farkları yazabilmek için. öncelikle şunu söylemek gerekir, insanlar arasında biyolojik farklar olsa da mizaç yönünden bir çok birey yetiştirilme tarzına ve kültürüne göre gelişir. yani mizaçtaki farklılıklar kadın veya erkek arasındaki farklılıklar değil, bireyin yetiştirilme tarzı ve toplumun ona biçtiği rollerin farklılıklarıdır. marjinal olma oranlarında dahi(yani yetiştirilme tarzına karşı çıkıp, topluma isyan eden ve bildiğini okuyanlar) kadın veya erkek arasında bir fark yoktur. sözün özü farklılık varsa bile kadınlar veya erkekler arsında, bu erkek ve kadın olmalarıyla değil, toplumdaki kadın olma veya erkek olmayla ilgilidir.
olay burda düğümleniyor gibi. yani kadınlar ve erkekler arasında farklar var. ama bu farklar kültürden ve çocukluktan geliyor. her toplumda farklı olabiliyor. bir toplumda çok akılcı olan kadın, diğerinde çok aptal olabiliyor. bir toplumda çok kaba olan erkek, diğer toplumda kaba olan kadın olabiliyor. bu nedenle şunu sormak lazım, hangi toplumdaki veya kültürdeki kadın ve erkek arasındaki farktan bahsediyoruz? ayrıca günümüzde tek bir kültür ve yetiştirilme tarzı kaldı mı ki? doğuda kadın başka yetişiyor batıda başka. hatta aynı yerdeki insanlar dahi farklı yetiştirme tarzı kullanabiliyor. her kadın farklı bir erkek tipini istiyor(bkz:
erkeklerin en çekici olduğu anlar), her erkek farklı bir kadın tipi istiyor(bkz:
kızların en çekici olduğu anlar).
yani diyorum ki bizim toplumdan bahsediyorsak kadın veya erkekler arasında kesin bir ayrım yoktur. farklılık bireydedir. birey dğer bireyden farklıdır. kadın erkekten değil.