aldatmakla kastedilen şeyin ne olduğuna göre cevabı değişecek olan sorudur.
misal aldatmak olarak fiziksel yakınlık haricinde küçük flörtler kasediliyorsa kıskanılmak için, partnerinden ilgi istediğinden ya da partneri onunla yeteri kadar ilgilenmediği için olabilir.
aldatmak olarak fiziksel yakınlık kasediliyorsa intikam ya da ilişkideki mutsuzluk olabilir bunun cevabı da.
kadının kendi ayıbıdır diye cevaplanacak soru cümleciğidir. aldatma, çekil git. seni aldatacağım gitme istiyorum dedin de tutan mı oldu. tek başınayken ne istersen yap . genellikle kompleksli kadınlarının eylemidir. kendine saygısı olan bir kadının yapamayacağı davranıştır.
onlarca cevap sunulabilecek olan sorudur. cevaplara gelirsek;
+ canı sıkılmıştır, aldatır
+ morali bozulmuştur, aldatır
+ kalbi kırılmıştır, aldatır
+ daha yakışıklı ve zengin bir erkek bulmuştur, aldatır
+ karaktersizin tekidir, aldatır
+ duygu nedir bilmez, aldatır
+ sadakatten anlamaz, aldatır
+ değer vermez, aldatır
+ güvenilmezdir, aldatır
+ çok güzeldir, yetinmesini bilmez, aldatır
+ "hayır" diyemez, aldatır
+ cinsel tatmin değil, ruhsal tatmin arıyor. partnerinde ise odunluktan başka bir şey yoktur, aldatır...
bu liste böyle uzar gider...
yıllarca evime temizliğe gelen kadın görüntüde halim selim dünya'ya sadece robot gibi belli amaç için geldiği sanılan; ama et kemikten, duyguları olan kadın..sıradan biri. bizden biri adı ayşe yada fatma ne farkeder kaderi genelde aynı bir gün bana yaşamından küçük bir bölüm anlattı.
“ben daha on beşimdeyken benim ayıya verdiler.” diye anlatmaya başladı. “erzurum da kızı evde çok bekletmezler teyzemin oğluydu... sonra, buraya getirdi. çocuktum bilemedim... herif her gece içmeye gider, gecenin bir vakti gelir beni uyandırır, üstüme abanırdı. aynı ayı gibi... kıllı vücudu, leş gibi kokusu, pençe gibi elleriyle çamaşırımı çıkarırken gözlerimi yumar, tiksintiden ölürdüm. içimin kalkmasından doğan titremelerimi de onun güçlü erkekliğinden kaynaklandığını sanırdı. zevk almayı bırak, korkudan ödüm patlar, adamın işi bitsin de, uyuyayım diye beklerdim... bu arada üç de bebe oldu iş yok, meslek yok, senin gibi okumuşluk da yok yıllarca, içki sarımsak kokan pis herife katlandım. geçen sene iki apartman öteye bir adam taşındı. sen bilmezsin abla evi temizletecekmiş. ben de gittim. adam bana nasıl iyi davrandı, anlatamam. sanki ben hizmetçi değil, bir hanımdım. sonra samimi olduk yalnız olduğu için arada bir yemek pişirmeye gittim. bir gün mutfakta bulaşıkları durularken, bana arkamdan sarıldı. bütün vücudum elektrik çarpmış gibi oldu. bu defa ki titremem içimin kalkmasından değil, heyecanımdandı. ona doğru dönünce beni öptü. ben de ağladım! osman, şey, yani osman bey, yanlış bir şey yaptığını düşünüp üzüldü. “niye ağlıyorsun?” dedi.
“ilk defa birisi beni öptü” deyince, önce bana inanmadı. sonra da yüzüme baka, baka kahkahalarla güldü! ben onunla olunca elektrik yemiş gibi oluyorum. abla, turan’dan da it gibi korkuyorum. bir duyarsa, beni lime, lime doğrar. bıraksam gitsem, üç bebe elin adamı çocuklarımı ne yapsın. adamı da seviyorum onun yanında ilk defa kadın olduğumu hissediyorum.”
onay bekler gibi yüzüme bakıyordu. güldüm: “yeter sevgiye açsın. sanırım o beyde de, onu bulduğunu sanıyorsun. ama töreleriniz sizi bırakmaz. kendine dikkat et!” dedim. biliyordum toplumda nice mutsuz yeterler ya bir yudum mutluluk için canlarını feda ediyor ya da bir ömür boyu dönme dolap beygirleri gibi kaderlerine boyun eğip,hayatlarını tüketiyorlardı. ve sanırım bu yalnız az gelişmiş toplumların ana kuralıydı. ezmek, ezilmek. düşündükçe toplumun çürümüşlüğünün kokusunu ta içimde bir yerlerde duyumsuyordum.