insan sanabilir tabii, ama bunu göstermemekte fayda vardır. kadınlar mevzusu
vergi mevzuatı gibi birşeydir. derindir. kimse ucunu bucağını bilmez, ayrıca çelişkili maddeler de mevcuttur. yani iyi bir muhasebeciniz yoksa ne kadar çok şey bilirseniz bilin, geriye kalan her türlü bilgi aleyhinize dönebilir!
zira bir kadın, tıpkı bir ssk ya da vergi memuru gibi her an mevzuata
* dair bilmediğiniz pek çok şey olduğunu gö.ünüze sokup sizi geri gönderebilir.
bu memur örneğini boşuna vermedik tabii. hayal ediniz:
vergi dairesine gittiniz. bir işlem yaptıracaksınız. evrakları hazırlamışsınız, size göre herşey de tam! yaklaşırsınız memurun yanına. "bilmemne işlemini yapmaya geldim, bak herşeyi de hazırladım! süperim ben, hadi yap benim işimi!" edasıyla evrakları verirsiniz.
siz böyle yapınca memur ne yapar?
alır evrakları bakar, "bilmemne bilmemne eksik, onu da doldur. şunların fotokopilerini çektir. arşivden şu belgeler lazım, o da ancak gelecek çarşamba açılır, git o zaman bi daha gel!" diyerek size s.tiri çeker..
nerede yanlış yaptınız?
ben bu işi biliyorum edasıyla gitmekte yanlış yaptınız.
halbuki ne yapmalıydınız?
gidip, hafifçe boynunuzu bir kenara doğru (öne değil, kenara) büküp, "ehem.. ben şu işi yapacaktım ama tam da nasıl olur bilmiyorum. yani ne yapmak gerekiyor şimdi? ben tam da anlayamadım bunu.." deyip sevimli (yılışık değil!) ve masum bir şekilde yardım istemeliydiniz.
memur ne yapardı?
alırdı evrakları, size bir bakardı, "sen geç otur bakayım şöyle, ben şimdi halledeceğim senin işini" deyip işinizi yapardı.
farkındayım! sapıttı bu, kadınlardan nereye geldi diyorsunuz. ama durun. dedik ya! kadınlar aynı böyle.
konuya dönelim:
sözkonusu hanıma yaklaşırken "ben çok biliyorum" diye yaklaşırsanız görürsünüz ebenizinkini. yukarıdaki örneği bir daha okuyun ve "ben şöyle birşey yapacağım ama yani tam da bilmiyorum, nasıl oluyor ki.." yöntemini kullanın.
salağa yatın yani!