bunun için
marilyn monroe'ya kulak vermekte yarar var sanırım.
olayı kısaca anlatayım. marilyn
the seven year ıtch'in setinde sürekli sorunlar çıkartır. set ekibine saç baş yoldurtur. diyaloglarını bir türlü ezberleyemez. bu filmde de yaklaşık üç dakikalık kesmeden çekilecek bir sahne vardır ve herkes endişelidir. yönetmen kayıt dediğinde hiç kesmeden, üç dakika boyunca diyaloğunu aksatmadan söyler ve tek seferde sahne çekilir. yönetmen ok dediğinde set çalışanları sevinçten alkış tutarlar.
yönetmen sorar; marilyn nasıl tek seferde o uzunlukta bir diyaloğu kesmeden tek seferde konuşabildin?
marilyn cevap verir; çünkü bu diyaloğu inanarak okudum da ondan.
şimdi başlığa uygun düşen diyaloğu buraya yazalım.
sahne 85 (oturma odası, gündüz. richard ve genç kız)
richard: "kabul et, aklı başında hiçbir güzel kız beni istemez. onun isteyeceği gregory peck'tir.
genç kız (marilyn monroe): güzel bir kızın ne isteyeceğini sen nerede biliyorsun? güzel kızların aptal olduğunu sanıyorsun. sanıyorsun ki, bir kız gittiği partide
vücutlu,
şık kıyafetli, ortalıkta yırtıcı bir kaplan gibi dolanan, "çok yakışıklıyım, kimse beni reddedemez" edalı bir herife tav olur. bence olmaz, o odada bir başkası vardır, köşeye çekilmiş, biraz
gergin ve
utangaçtır, terleyip durmaktadır. önce yanından geçip gidersin, fakat sonra hassas, nazik ve endişeli bir tip olduğunu sezinlersin. sana müşfik, sıcak davranacaktır. işte bu çok heyecan vericidir. eğer karın olsaydım, seni kıskanırdım. (uzanıp richard'ı öper)
edit: züğürt tesellisi değildir.