kadınların cinsel meta gibi kullanılması   

adana çık aradan

  1. günümüz dünyasında,bilimum basın-yayın organlarında, bill boardlarda sıkça rastlanılan bir durum. bazen öylesi denk gelir ki; erkek halinizle hicap duyarsınız, 'n'oluyoruz lan!' dedirtir adama, örneğin denk geldiğim bir terlik firmasının reklamında; ablamız bikinili bir halde uzanmış, terlikleri giymeye tenezzül etmemiş, elinde tutmakta, eller göğüsün üzerinde ve altta da koca puntolarla 'marka' yazılmıştı.
    durumdan şikayet edildiğinde de "ne yani? erkekleri mi kullanalım, bu tamamen estetik amaçlı yapılan bir şey. " gibi abuk cevaplar vererek, soranı bile dumur etmeyi başarmayı bir görev bellemişlerdir kendilerine bu işin parçası olanlar. hatta, eleştireni 'gerici' olarak niteleyip, yaptığını da çağdaşlık olduğunu iddia edebilecek kadar ucuzdur bu insancıklar.
    kadını bir üretim aracına, bir metaya dönüştürmek isteyen, kapitalist ekonomik düzenin, daha fazla para için neler yapabileceğinin bir göstergesidir de aynı zamanda.
    (hemokudumhemyazdim, 01.07.2007 20:38 ~ 20:38)


  2. kadınların bu durumdan memnun olduklarını düşündürüyor çoğu zaman.
    hadi otomobil,traş aletleri reklamlarında kadınların cinselliği kullanılıyor hedef kitlenin büyük bir kısmı erkek olduğu için. hedef kitlesinin dişi ve erkeklerden oluştuğu ürünlerin tanıtımlarında neden kadın kullanılıyor?
    (mustafa, 01.07.2007 20:48 ~ 20:48)
  3. (bkz: erkeklerin yumuşak karnına oynamayınız lan)
    (setheleh, 07.12.2007 22:53)
  4. elbette düşünceden, imandan, inançtan, erdemden, hissiyat ve maneviyattan nasiplenemeyenler şöhret olmak adına son çare olarak etini kullanan kadın milletinin insanları olacaklardır.

    elbette dünyayı şekillendiren erkek milletinin insanları tatminsizlik adına çaresizse, beklenti ve kaybedişle dolup taşmışsa ruhları, yalnızlarsa pek tabii ki hormonları ahlakının ve düşüncesinin önüne geçecektir. işte bu noktada çivi ile tahtanın muhteşem uyumunu gösteren bu iki bedensel ritüel birbirine mıhlanıverir, hayatın manası seküler bir yöne kayar ve kimse bunu fark bile edemez.

    hikayenin nerede başladığı bilinmez ama şimdiki durumu gayet nettir. kadınların pazarlarda satıldığı dönemlerde dünya sadece erkeğin yaşam alanıydı. akabinde kadınlar bu gezegende yavaş yavaş yer edinmeye başlayınca hiçbir zaman kendilerini bir insan olarak görmediler, hiçbir zaman bir kadın kendisi olamadı, bir insan gibi yaşamın içine giremedi, sadece etrafındaki erkek onu nasıl görmek ve nasıl kullanmak istediyse öyle oldu. basket maçlarında yarı çıplak bir zihinsel acizlik eşliğinde sahaya çıkıp tribündeki erkekleri eğlendirdiler, bilgi yarışmalarında dahi sahne dekorunun “tahrik edici eti” rolünü üstlenip rayting olup yağdılar, reklam afişlerinde yer edindiler kendilerine. ama bunu hiçbir kadın kendi istememişti, hiç birinin kendi tercihi değildi bu. sadece erkek egemenliği kendileri sandıkları bu rolü onlara vermişti.

    şimdi modern dünya ve popüler kültür bir kadının gelebileceği en mükemmel noktayı medya aracılığıyla mankenlik, modellik ve “sanat için soyunmak” fonksiyonlarında algılatırken hiçbir kadının bu aşağılamaya ses çıkarmaması bir yana, bu alemi erkek bireyler olarak ele geçirmiş fakat kadınlar tarafından dünyaya getirilmişler dahi bu hakareti kaldırabiliyor.

    en şöhretlisi, en el üstünde tutulanı mağaza vitrinindeki plastik mankenin kımıldayanı oldu, bir de gözleri kıpırdayan fakat aynı gözlerin içinden dışarıya en ufak bir mana veremeyenler.

    bu durum erkeğin hakim olduğu dünyada fazlasıyla tutuldu, hoş karşılandı ve bir kadın manken olarak erkek dünyasına verebileceği maksimum hizmeti vermiş olmanın yaşattığı haksız onurla haklı yere gururlandı. ama o gururun sahibi bu dünyada sadece bir et olarak yer edinebildi kendine, o şekilde var oldu yalnızca. işte bu kadının en büyük gücü güzelliğiydi, özetle; seksi kadın her şeyken şehvetsiz kadın hiçbir şey olmanın gerçekliğiyle kendini dışladı.

    sonrası malum, güzel kadın kendini kadınüstü görmeye başladı, salt vücudunu şekillendiren kıvrımlar bir erkeğin gözünde “ideal” i temsil ediyor diye. ne yani bir insanın değerini etrafındaki erkeklerin iç çamaşırının içindeki hareketlilik derecesi mi belirleyecekti? evet öyle oldu ki “seksilik” bir iltifat şekli oldu.

    en okumuşlarının dahi tüm gönülsel, beyinsel ve ruhsal sıfatları güzelliğinin önüne geçemedi. tüm zamanlarda ve tüm mekanlarda bir kadının eti kadar hiçbir şeyi para etmedi, hiçbir zaman insanlık güzellik kadar yüksek bir yere konuşlandırılamadı besbelli…hiçbir şey olmakla her şey olmak bir şişe kezzap yahut bir saatlik estetik ameliyat mesafesindeydi onlar için.

    bu haksızlığa, bu köle düzenine, tüm dünyanın kadına bakan gözlerindeki sapkın açıya dur demedi kimsecikler. öyle veya böyle ama mutlaka bir şekilde dünyada kendilerine yer edinmiş kadınlar hep aynı muhtelif anlayışla oturdu tahtlarına. aynı şekilde kimse çıkıp kadınları sırf kendi siklerinin keyfine ne hallere soktuklarını dile getirmedi. aksine daha da desteklediler bu yozlaşmış kültürü. hülya avşar denen zat hülya dergisiyle daha bi reklamını yaptı bu ete düşkün kasap zihniyetinin. hiçbir genç kızımızı da kadını meta olarak gören dünyanın dergilerini, ürünlerini ellerinden düşürecek kapasiteye erişemedi. çünkü kabullenmişlerdi gelebilecekleri en iyi(!) noktaya ulaşmanın yolunun o dergi ve dokümanlardan geçtiğini.

    bir hafta önce kantinde arka masamda oturan uluslar arası 3. sınıf kızlarının, yani az çok siyaset ve politika bilen, felsefe ve edebiyat diye bir şeyden haberdar olan bu kızların yaklaşık iki saat süresince beyinlerini meşgul eden konular etraftakilerin saçı ve başı, şunun ayakkabısının markası, bilmem ne mağazasındaki etiketler üzerinde yazan rakamlar ve bilmem ne can’ın arabasıydı. örnek olsun diye söylemiyorum, cidden ister istemez kulak misafiri oldum bir arkadaşımın sınıf arkadaşlarının sınıflandırmadığım muhabbetlerine. şunu anladım; arka masamda oturan bu kız arkadaşlara göre insanın omuzlarının üstünde duran kafanın varoluş sebebi saçlarımıza zemin hazırlamaktı. bunun en özet tercümesi budur. işte kadın böyle bir şey. işte böyle bir zihniyet kullanılmaya, et olarak görülüp pörsüdüğünde bir kenara fırlatılmaya, gerçek hayatın içinden dışlanmaya mahkumdu. dünya bizim elimizdeydi ve onların bizim işimize karışmaması gerekiyordu. nasıl ki sadist bir ruh katliamları izlemekten zevk alıyorsa bizler de onların güzel olanlarını izlerken zevke kapılır olmuştuk. bir ev gibi, bir araba gibi, asla bir tablo gibi olamasa da bir eşya gibi boyanmış suratları ve doğuştan sahip oldukları değil de bizim istediğimiz yönde boyanmış saçlarını tahrik eden kıvırtmalarıyla izlemekten haz duyar olmuştuk.

    modaya uymak: kendi doğanı, kendi zevkini, kendi yönünü, kendi güdünü, kendi rahatını bir yana bırakıp etraftakilerin gözüne mevsim ve mekan boyutlarında hitap etmeye çalışmak…. bir kadının en büyük özeliği bakımlı olmak diyorlar. birileri baksın diye kendine bakmak, ayna karşısında kendin olamamak, bırak şahsiyet olup dünyaya bakmayı aynaya dahi ötekilerin gözüyle değişik kaygılar içerisinde bakmak.

    şuna inanıyorum ki biz erkekler kadınları moda adı altında istediğimiz kılığa sokabiliriz. nedense tüm yeni jenerasyon kavramlar bizden yana.
    biz ahlaksızız çünkü. çünkü biz etrafımızdaki kadınlarla annemizi veya kız kardeşimizi hiçbir zaman aynı kefeye koymadık. hatta aşık olduğumuz kadına kötü gözle bir kez bile bakmazken diğerlerine hep o gözle baktık. tabi hala içimizde aşık olabilecek bir potansiyel varsa. varsa yoksa namussuzluk kavramı kadını hedef alıyor, öyle kaygılarımız olmadı. belki tüm kavramları üreten biz erkekler bizi böylesine bir konuda zor durumda bırakacak, şeytanın yalancı elmalarıyla yatak arasında önümüzü kesecek hiçbir şeye izin vermiyoruz. sonuç olarak her şey bizimken namussuzluk ve ahlaksızlık kadınların olmuş oluyor.

    ya kadınlara ne oluyor? ne oluyor da kadınlar bunca yozluğun içine kendilerini dahil etmek için olanca güçleriyle birbirleriyle yarışıyorlar? güzellik yarışmalarına olan ilgi, alışveriş çılgınlığı… anlamıyorum, cidden varıyla yoğuyla bedenine yatırım yapan insanların rutubetli dünya görüşlerini anlamıyorum
    peki bir kadının içinde canlanmış, vuku bulmuş bizlere aynı kadınları bu statüye koymak hiç mi dokunmaz? bunca rahatlık içinde günün birinde bir kız çocuğumuz olabileceği ihtimalini hiçe saydığımız için mi kızların giderek kaşarlığa kayması hoşumuza gider?

    futbol maçlarında kameramanlar tribünde bayan bir seyirci görünce neden zoomlar? çarkıfelekte bikinili kızların ne işi var? neden her reklam filminde/afişinde illaki güzel bir kıza yer verilir? neden çılgın dershane kampta filminin fragmanlarında erkek oyuncular “giyinmek” açısından normalken bayan oyuncular “soyunmak” açısından bu kadar cömert davranabiliyor? neden müzik adı altında bir video klip sanat açısından yoksun kalınca bu açık kadın göğsü ve kalçasıyla doldurulur da hakkıyla bir sanat verebilmiş müzik eserlerinin video kliplerinde böyle şeylere gerek duyulmuyor? yoksa kendine güvenemeyen her nesne kadını bir şekilde kullanıp mı dünyada kabul görmeye çalışıyor? tüm bunlardan sonra kadınların aslında insanlık için bir torpil olduğunu savunsam yanılmış olur muyum?

    ama her şeyin kötüsü yine kadına dönüyor ya ben buna kızıyorum. karşınızdaki bir bayana çok rahat küfür edebilirsiniz, ona küfretmek için elinizde yüzlerce argüman vardır. çünkü küfrü icat eden erkekler yine kendilerine zarar gelmesinler diye bu ad altında sürekli kadını hedef almışlar. yani kıza orospu der geçeriz, ama bir erkeğe ancak orospu çocuğu deriz. yani suç her türlü kadındadır. bir kıza delikanlı kız derseniz iyi bir şeyler söylemişsinizdir, hatta bu cümlenizi molped reklamlarına slogan bile yapabilirsiniz. ama tarafları yer değiştirin ve bir anlık bir erkeğe kız gibi çocuk diyin bakalım ne oluyor? ne olacak resmen adama ibne dediniz.


    sonuç: erkeğin sikinin keyfine açtığı bir gedik kadının ahlaksızlığıyla dolar, aynı erkeğin sevgisizliğiyle oluşturduğu dünya kadının vericiliğiyle bütünleşir. kadının suçu sikilebilir olması değildir, kadının suçu sikilebilir olmayı kabullenmiş ve bunun dışında kendine başka hiçbir sıfat verememiş olmasıdır. geriye kalanın hepsi erkeğin suçudur.
    (bayermuhen, 07.12.2007 23:15)
  5. kadın hakları savunucularının el atması gereken asıl konudur. yıllardır kadın vücudu pazarlama aracı olarak kullanılıyor zoruna gitmiyor, orda adamın biri iki tane çaktığında zoruna gidiyor.
    (psikopat yazar, 07.12.2007 23:45)