insanların bilinçüstü idollere farkında olmadan ve istemsizce tapınarak o idollerin anlayışına iştirak etmelerinin bir zorunluluk olduğu ve bu şekilde olacak biçimde tanımlanmış ve tasarlanmış bir dünyada , çocuk bilinçaltını en çok etkileyerek onun idolünü belirleyen anneler tarihin de tüm günah ve sevaplarına gebe olan kimselerdir.
bu yüzden kadınlar tarihe yön veren insanlardır , onların doğasının etkilerini anlamak için çocuğu için kendini ölüme atan ve göz oyan kargaları ayrıca erkeğini yiyen karadulu aynı anda düşünmek , hayal etmek gerekir.
ayrıca kadınlar elbette evrimlerini tamamladıkları için insan ırkının pasif cinsidir.evrim erkeğe göre olduğundan ve biyolojik olarak y kromozomunun evrimini tamamlamamasından dolayı sürekli gelişmeye iştirak eden erkek davranışı , kadın davranışına baskındır.
fakat önem ile belirtmek isterim ki victor hugo şöyle demiştir ;
"kadınlar zayıftır fakat analar güçlüdür."
ki zaten yazının başında bahis ettiğim olguyu kısmi olarak özetlemektedir bu yüce söz.
ama niteliksel farkların yarattığı olgular elbette reddedilecek , biyolojinin getirdiği faşizmden korkulacaktır , elbette doğal.
sade gibi ama çok karışık, zayıf gibi ama çok güçlü, akıl karıştıran ama hayranlık uyandıran, insanı çıldırtan ama mükemmel, çok güzelse nadiren sadık, çok sadıksa nadiren güzel olan varlıklardır.
kadının biri maldiv adalarında bir kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmış, kadın lambayı kumların içinden çıkarmış ve ovalamış. lambadan bir dudağı yerde bir dudağı gökte bir cin çıkmış... cin e fırsat vermeden kadın atılmış;
-üç hakkım var değil mi?
cin in canı sıkılmış.
-evet ama yüksek enflasyon, iç piyasadaki daralma, üçüncü dünya ülkelerindeki düşük maaş oranları ve güney asya daki tsunami yüzünden sadece sana bir dilek hakkı verebilirim.
kadın kabul edince sormuş;
-vet söyle. nedir dileğin?
kadın hiç tereddüt etmeden, cebinden bir harita çıkararak;
-orta doğu da barış istiyorum. bu haritadaki ülkeleri görüyor musun? bu ülkelerin birbiriyle savaşmayı bırakmasını barışın tesis edilmesini diliyorum.
cin haritaya bakmış ve dehşetle;
-yav kadın. bu ülkeler binlerce yıldır savaşıyorlar. tamam işimde iyiyim ama o kadar da değil. bunun yapılabileceğini sanmıyorum. başka bir dilekte bulun.
kadın birkaç dakika düşünmüş ve;
-hayatım boyunca doğru erkeği bulamadım. bilirsin işte hem düşünceli hem eğlenceli biri. mutfağı sevecek, ev işlerinde yardım edecek, annemin yanında kuzu olacak, sürekli futbol izlemeyecek ve sadık olacak bir erkek diliyorum.
cin derin bir iç çekmiş;
-uzat şu kahrolası haritayı.
bir kadın çocuktur aslında.
çocuk gibi davranmayı sever.
erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini de ister.
bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak okşamalıdır erkek kadını.
ama her kadın çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister.
yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz,
ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz.
bir kadın güçlüdür aslında.
hatta erkeklerden çok daha güçlüdür.
ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez.
ister ki erkeğin gücü kendisine huzur versin.
kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler.
böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de
erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir.
ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz.
yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar.
bir kadın sevgilidir aslında.
içinde her zaman sevgiyi taşır.
sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. sevdiklerini kolay kolay kıramaz.
zor sever ama tam sever.
bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için
yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir.
ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız.
belki kolayca yüreğine girebilirsiniz.
ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz.
sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette.
bunun nedeni ise engelleyemedikleri "acımak" duygusudur.
bir kadın yalnızdır aslında.
hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz.
kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır.
o dünyaya kimsenin girmesine izin vermez.
hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz.
yalnızlık onun sığınağıdır.
o sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir. sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.
bir kadın bilgindir aslında.
neler yapabileceğini erkek akli hayal bile edemez.
yaratıcılığının sınırı yoktur.
ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler.
hoyratça harcamaz yaratıcılığını sadece erkeğine saklar.
bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir.
çünkü yaşamınız asla sıradan olmayacaktır.
bir kadın hayattır aslında.
çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor.
yemek yemek, su içmek bile.
bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup
içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz?
anlıyorsanız ne mutlu size. anlamıyorsanız, ne yazık ki yaşamıyorsunuz.
ve kadınlar,
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri,
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve karasabana koşulan
ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
çoğu erkek tarafından seks objesi olarak görülen varlıklardır. en çok seks yapmaya yaradıkları doğrudur. en işe yaradıkları iştir seks. götleri kalkınca kendilerini bir bok sanarlar. aldatılınca kıyameti koparırlar. ama kendileri aldatınca affedilmeyi beklerler. yeri geldiğinde kadın erkek eşittir onlar için. yeri geldiğinde ise kadınlara yeterince ilgi gösterilmelidir, çünkü onlar çiçektir, çiçekler su ister. bazı kadınlar zengin birini bulup evlenmeyi düşünür çocuk da yapmaz. kendi hayatını garanti altına alma, hayat standardını yükseltme pahasına buna katlanacak kadar kişiliksiz olanları az değildir. içlerinde tüm erkekleri elde edebileceğini, yıllarca elinde tutabileceğini düşünenler vardır. onlar başka da bir şey düşünmezler zaten. elde tutulabilecek erkekleri elde tutabileceklerinden habersizdirler. egolarını tatmin ederler. bunun da farkında değildirler. bazı kadınlar erkekleri ellerine fırsat geçtiğinde küçümseme, aşşağılama yada en ufak bir açıklarını gördüklerinde beyin olarak ezme yoluna giderler. nitekim ellerine geçen fırsatı geçmişin verdiği ezikliğin sağladığı motivasyonla değerlendirmek isteyecekler, fıstatı kaçırmayacaklardır. bu daha çok iş dünyasında olur. onlara göre hep onlar mantıklı düşünür. hep onlar akıllıdırlar. çoğu kadın şımartılıp aşşağılayabildiği erkekleri aşşağılamaktan zevk alır. hepsinin içinde mümkün olduğu kadar, güçleri yettiği kadar erkekleri aşşağılayabilmek vardır. bundan hiç vazgeçmezler, bu yol onlar için tatmin edicidir.
güzelliği veya cinselliğini kullanmayan kadınlar nerdeyse yoktur çünkü güzelliğini veya cinselliğini ellerinden alındığında savaşacak silahları kalmaz. bu onların kendilerinin yaptığı bir şey değildir. onlara doğuştan bahşedilen bir değerdir. anca onu kullanırlar zaten.
- bütün kadınlar baş belasıdır ismet... senin annen, benim annem bi de senin kız kardeş hariç...
+ teyzemi de severim ben.
- teyzen de hariç...
+ amca kızı?
- tamam ismet konu kapandı.
+ aaa. amca kızı dışarda kaldı..
bir kadın ve bir erkek varsa aynı ortamda, herhangi bir konu üzerinde eğer kadın isterse uzlaşırlar.
iki erkek varsa her türlü uzlaşabilirler.
bir kadın varsa zaten orada mutlak kararsızlık vardır.
eğer ki iki kadın varsa biri mutlaka diğerinin savunduğunun tersini savunacaktır.
kadınlar çiçektir dersiniz, eğer ki canı saçma sapan bir şeye sıkılımışsa "bana ot mu demek istiyorsun sen?" diyerek arıza çıkabilirler. kızıp bağırırsınız ne kadar da "erkeksin" diyerek iyice bağlanırlar.
bir çiçekle de bir pırlantayla da mutluluktan havalara uçabilirler. ekonomi bilimini tek bir kararlarıyla göt edebilirler. çok severlerse her şeyi yapabilirler, eğer ki bir şeyleri göze almaktan çekiniyorlarsa sevgilerinde bir problem vardır. kadınlar için aşk sözkonusu olduğunda risk ortadan kalkar.
bir arkadaşım ailesi türkiye'de başka bir şehirdeyken okul için gittiği italya'dan sevgilisini görmeye izmir'e gelmeyi göze alabiliyorken başka bir bağyan arkadaşım sevgilisini "ayh annem görür, ayh babam görür" bahanesiyle 5 dk görmek için bile dışarı çıkmazdı. ikinci örnekteki bağyan bir yaz tatilinde sevgilisini iki erkekle aldattı. birinci örnekteki mi? bilet parası biriktirip yine gizli gizli italya'dan türkiye'ye gelme planları yapıyor...
dört duvara hapsedilmiş, yarı esir olanları vardı eskiden.
"evimi topluyor, toz alıyor, patlıcan kızartıyor,
televizyon seyrediyor, akşam çalan kapıyı açıyorum,
açtığımı gören olmuyor.
pişirdiğim yeniyor da, güzel olmuş denmiyor.
çay demleniyor, demleniyor, demleniyor…" **
en büyük taktiri de analar hak ediyor. pişirdiğini yediklerimiz...
göğüs çatalını açmak, ama kimsenin kendisine bakmadığını hissetmek isteyen insan cinsidir. hayır, ama kadınlar birilerini kendilerine baktığını, önemsendiklerini hissetmek isterler. ama aynı anda dekolte giymiş bir kadına bakan bir erkeğe de kaş çatarlar.
zeki, kendini yetiştirmiş erkekle birlikte olmak isterler. ama dur, entelektüel erkekler ve kadınların büyük çoğunluğu seçicilik kriterleri nedeniyle yalnızlıktan muzdaripken tüm serseri tipler mutlaka birileriyle beraberdir. kadınlar aslında. hayır ama… lan! lan kafam karıştı. zor bu kadınlar, gidip bi uma thurman izleyeyim ben.