murathan mungan'ın 10 nisan'da, metis kitap'tan çıkacak olan yeni öykü kitabı. bol bol kitap çıkararak biz okurlarını mutlu etmekle meşgul bu ara.
10 nisan'da çıkmasıyla beraber murathan mungan'ın toplam 16 şehri kapsayan bir imza-okuma günü turnesine çıkacağı kitap.
gün itibariyle çıkmış murathan mungan kitabı.
6 gün önce izmir alsancak'taki imza gününde yoğun bir kalabalığa imza dağıtmış, sıkılmadan muhabbet etmiş, gördüğü ilgiden de iyi işler çıkarttığını anladığını düşündüğüm başarılı yazar murathan mungan'ın yeni kitabı.
dün bitirirken acayip sinirlendiğim kitaptır. insan hiç bitmesin istiyor, siz okurken arkadan sayfalar eklensin istiyor. mungan'ın her kadınında kendinizden birşeyler buluyorsunuz. sonra da korkuyorsunuz acaba gerçekten böyle miyim diye. bir de her şehre has tasvirleri var yazarın, her birinin ruhunu görmüş farkındasınız. anlatılamaz birşey, en iyisi okumanız.
murathan mungan'ın eşsiz güzellikteki bir öykü kitabı daha 16 farklı hikaye,16 farklı dünya ve bu dünyaların kadınlarını akıcı bir ifade tarzı ile süslemiş yazar.akıcı bir dille anlatılmış ve her biri birer kısa filmi andıran zenginlikte öyküler.bir solukta okunabilecek güzel bir yapıt.
(persa, 02.08.2008 01:19)
geçmişe özlem, çağrışımlar ve kokularla geçmişe dönme, yalnızlık, okudukça anlam bulan nice duygu. her hikayenin sonunda bir hüzün, diğerine geçemiyorsun bile. herşey ayrıntılarda, murathan mungan kadınlık hallerinin öyle ayrıntılarına girmiş ki, üzerinde düşünmediğim ne çok şeyin ortak bir duygu olduğunu öğrendim. her murathan mungan kitabı gibi okunmayı fazlasıyla hak ediyor.
bu kitaptaki öykülerin hepsi yeni olmayıp birkaç tanesi daha önce sınırlı sayıda basılan elli parça isimli kitabında mevcuttur.
kitaptaki en önemli özellik, profili çizilen tüm kadınların mutsuz olması. zengin veya kariyer sahibi de olsa mutlu olamıyorlar. demek ki neymiş para ve kariyer her şey değilmiş!!!
gerçek hayattaki gibi
hikayelerdeki kadınların herbirinin sakladığı veya saklamaya çalıştığı,bastırdığı duygular,özlemler,olaylar....
son hikaye
esenler otogarıdır bahsi gecenler sırakya esenler otogarında buluşur ve hayat devam eder.
adeta öyküler okyanusu denilebilecek bir
murathan mungan dipsiz kuyusu.
içinde barındırdığı kesik kesik hikayelerle türkiyemizi şehir şehir ve kadın kadın dolaştırıyor.
bir sürü kadın vardır içinde birbirinden belki habersiz belki haberli. eminelerden tutun da şengüllere uzanan bir sürü kadın. ve yine her kadına farklı bir kentki batısıyla, deniziyle, karasıyla.
bu hikayedeki kadınların en büyük ortak paydası çoğunun okumuş,belli bir kariyeri olan fakat mutsuz ve yalnızdır.amaç 'farklı kentler farklı kadınlardır' ise neden diyarbakır'da geçen öyküde diyarbakırlı,törelerle yaşayan,okutulmamış bir kadın anlatılmamış da diyarbakırlı olmayan yine bir mesleği olup mutsuz yalnız bir kadın anlatılmış.
sonra kitapta esenler otogarı bölümünü saymazsak 15 tane ana karakter olan kadın var ve bunlardan 2 tanesi gaylerden muzdarip(bir tanesi kocasını başka bir adamla yatakta yakalar vs) yani kadınların bunlardan büyük sorunları yokmudur ki.yada neden özellikle 2 hikayede de geçiyor bu durum.
sonuç olarak pek de okunulası bir kitap değildi.güzel olan yerler yokmuydu elbette ki vardı ama anlatılan kadınların birçoğu aynı kadındı.aralarında ki farklarsa isimleri,yüzleri ve şehirleri sadece bunlar.
(queen, 11.06.2009 23:07)
heteroseksizmimi yok etttiğimi sandığım biri olarak açıkyüreklilikle diyebilirim ki,
gay murathan munganın heteroseksüel ilişki ve evlilik müessesinden aldığı en tutkulu intikamdır bu kitap. kadınlar evliliklerinin ve yalnızlıklarının içinde mutsuzluktan kıvrım kıvrım yanarlar, intihar ederler, okusalar! da okumasalar! da mutsuz olurlar; yetmez gibi kocalarını gay erkek arkadaşlarına kaptırırlar.
bir 80ler liberal feminizmi tadı verdi bu kitap. "geçti bunların çoğu" diyesim geldi. ..
kadınları bu kadar yakından tanıyan bir erkek yazar olayı uzaktan görmeyi unutmuş gibi. nerdeyse mutsuzluk geni varmış gibi davranmış kadınlara.
kısaca
murathan mungan'ın 16 kentte geçen ve 16 hikâyeden oluşan kitabı.
seneler önce şiddetle yazar olmak isterken ben, okusaydım bu kitabı... daha o zaman vazgeçerdim bu sevdadan. yani sonuçta hiçbir şey farketmezdi. ben şimdi, bu kitabı övmek için bunu kullanmış oldum. okurken hüzünle rehabilite de oldum.