belki ilginizi çeker
  1. · kadına yönelik pozitif ayrımcılık
  2. · otobüslerde genç kızlara yer verme mecburiyeti
gündem
  1. · ateist yazarların itü sözlük ten defolup gitmeleri
  2. · çok istenip de olunamayan meslekler
  3. · dtp genel başkanının izmirlileri tehdit etmesi
  4. · 25 kasım 2009 manchester united beşiktaş maçı
  5. · the twilight saga new moon
  6. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  7. · yeşim salkım
  8. · boza günü
  9. · sözlüğün geyik ortamına dönüşmesi

kadına yönelik pozitif ayrımcılık  

  1. ukte: 6lti

    genellikle seçim zamanında partilerin, kadınlara koltuklar için daha fazla kontenjan ayırması durumu. günümüzde bu oran yüzde 2 ler ve yüzde üçlerde kalmaktadır. ak parti'nin kapatma davasında kapatılmasına engel teşkil eden durumlardan biridir. çünkü akp pozitif ayrımcılık konusunda diğer siyasi partilere göre daha esnek davranmaktadır.
    (nebuchadnezar, 10.02.2009 20:27 ~ 20:27)
  2. otobüste bağyanlara yer vermek, bağyan içeri girecek diye kapıyı tutmak - ama sadece ona tutmak, arkadan gelen adamı hiç sayıp öküzleme bi şekilde kapıyı adamın burnuna çarpmak üzere serbest bırakmak, bağyanın paltosunu tutmak, ne bileyim bitakım buna benzer şeyler işte. "bağyanlara her zaman sayğımız sonsuz" cümlesini kuran ayılarla, "ay sonuçta bi bağyanlan konuşuyosuaan necati, lütfan sözlerine dikkat et yaniieee" cümlesini kuran dişi ayıların kibarlık kisvesi altında uyguladıkları anti-feminist harekettir.

    bir başka deyişle, nezaket kurallarının aslında erkek egemen toplumlarda yazılmasından ileri gelen, nezaket kisvesi altında, kadınların "erkeklere nazaran daha narin ve daha korunmasız yaratıklar" olduklarını ima etmekle kalmayıp iddia eden bir ayrımcılık türüdür.

    yapılanlar nezaket dahilinde görüldüğünden hoş karşılanır, hoşumuza gider, gitmektedir. hatta yapılmaması yanlış ve ayıp olarak görülür. ancak sıkıntı, olayın en temeline inildiğinde, kabak gibi görülebilen ayrımcı düşünce yapısındadır. zira aynı düşünce, bekar kadınların yalnız başlarına suudi arabistan sınırları içerisine girmesine izin vermemektedir, örneğin. ya da yanında abisi olmadan mahalle bakkalına bile gitmesine müsaade edilmeyen kız çocuklarının durumu da yine aynı "erkeklere nazaran daha narin ve daha korunmasız yaratıklar olan kadınlar" mavalından kaynaklanmaktadır.

    buradaki tepki, nezaket ve adaletsizlik arasındaki o ince çizgiyedir.

    erkekler adamakıllı davranıyor olsalardı, bu tür "nezaket" kurallarına zaten gerek kalmazdı. kadın, gece karanlıkta, yanında bir erkeğin nezareti olmadan yürüyemiyorsa, bu yine erkek egemen toplumun suçudur, zira başına bir şey gelme ihtimali olan kişi, büyük çoğunlukla, kadındır. kadın, toplumca aciz olarak görüldüğü için paltosu tutulur, taksiye bindirilir. bunları pekala kendi başına da yapabilecekken, erkek egemen toplumun, bilhassa da bizimki gibi "ayıların" sıklıkla görüldüğü kültürlerde yoğunca hissedilmesinden dolayı artık kadın bunları kendi başına yapamaz hale gelmiştir. bunun da adı nezaket olmuştur, başka bir şey değil.

    yine sağlık ve sosyal haklar konulu bazı kanunlardan da anlaşılacağı üzere, devlet de kendi kadınını - doğal olarak - az da olsa, verdiği haklarla korumaya almıştır. bunun sebebi yine kadının kendi ekonomik özgürlüğünü geç kazanmak zorunda olmasına veya hiç kazanamaz durumda bırakılmasına dayanmaktadır. baba korumasından çıkan kadın, ancak koca korumasına veya devlet eliyle sağlanan bir korumaya girdiğinde "başıboş" bırakılabilir. aynı devlet, erkek vatandaşını da bir eğitimden geçirip, başka türlü bir "başıboşlukla" başbaşa bırakmasa, bunlara gerek olmazdı.

    göz boyamak için verdiğiniz "hakları", kendinizi üstün gördüğünüzden ötürü uyguladığınız "nezaketi" yiyim.
    (wykka, 10.02.2009 20:50 ~ 22:21)
  3. öncelikle her türlü ayrımcılığa karşıyız, pozitif olsa bile ayrım yapılmaması gerekir. her zaman olduğu gibi bu işin de sonu cıvıklık mertebelerine ulaşır, pozitif olarak şımartılmış bir cins çıkıverir mazallah karşımıza. zaten güzel yurdumun güzel insanı, iş yerine eleman alırken "en prezentabl" olanlarından seçip epey bir pozitif ayrım yapıyorlar "aralarından"... daha bunu toplumsal boyuta götürmenin ne alemi var!
    (arachnid, 10.02.2009 21:04)
  4. nezakettir o. tamamen ahlaki bir şey. yaşlılara yapılanla aynı aslında. mesela otobüste oturarak yolculuk ediyorsak, yaşlı bir kimse bindiğinde kalkıp yer veririz. bu ayrımcılık mıdır? tabiki de değildir. neden? yaşlılara bir hürmet vardır, hem daha çabuk yorulurlar, yıllar geçtikçe ortaya çıkan hareket koordinasyonunda bir yavaşlama vs vs.. "olsun, herkes eşit değil mi?" mantığı ile fazla bir yere gidemeyiz. kadınlara gelince, her ne kadar aklımız ve dilimizle dakikada kırk adam öldürme gücünde olsak da, allah bize narin vücutlar vermiş kaslı kollar yerine. bu sebeple erkeklere nazaran daha korunmasız yaratıklarız bir yerde. kadınlarla ilgili yazıya dökülmemiş bir takım nezaket kuraları vardır. örneğin bir kadın, akşam belli bir saatten sonra evine ya da gideceği yere yalnız gönderilmez, gönderilse bile yalnız yürütülmez, arabasına, taksiye, dolmuşa falan bırakılır. bu bir zorundalık değildir. bir restoranda yemek yerken çatal bıçak kullanmanın zorunlu olmadığı gibi, ya da herkesin içinde osurmamanın.. ama bunları yaparız öyle değil mi? neden? nazik insanlarız da ondan. o sebeple biz kadınları karanlıkta yalnız yürütmemek, yolda bizlere -yolun neresine kadar olursa olsun- eşlik etmek de bir erkek görev değil inceliktir. nezaketten ileri gelir.

    az sonra gelen edit: keşke bu nezakete gerek kalmasa. zira karanlıkta tehlike teşkil eden pek dişiye rastlamadım ben.
    (zinzoline, 10.02.2009 21:44 ~ 22:12)
  5. nezaket falan bilmem ama direk yasalarımızda bulunur şöyle ki;

    - erkekler babalarından dolayı taşıdıkları yeşil pasaportlarını 18lerine basar basmaz kaybederler, kızlar ise çalışmaya (yada evlenene tam emin değilim) başlayana kadar kullanmaya devam edebilirler.

    -erkeklerin aileden gelen sağlık sigortası öğrencilik bitene kadardır, kızlarınki evlenene yada sigortalı işte çalışana kadar devam eder.

    özellikle 1. sinin içime nasıl oturduğunu anlatmaya çalışsam sözlüğün hafızası yetmez...
    (power of the right, 10.02.2009 21:54)
  6. 1000 lerce yıl kadınlara yapmadığımız kalmadı...
    şiimdi birazda biz onların kölesi olalım...
    (dedimvekaçtım, 10.02.2009 22:10)
  7. genellikle patriyarka ile karıştırılan ayrımcılık türüdür. pozitif ayrımcılıktoplumdaki dezavantajlı gruplara verilen ekstra haklardır. (bkz: özürlüler) bu noktada kadına yönelik pozitif ayrımcılık sosyal bir unsurdan ziyade hukuki bir durumun tezahürüdür. otobüste kadınlara yer verilmesi, kadını taksiye bırakmak vs., pozitif ayrımcılık değil, patriyarkadır.
    (syntaxerror, 10.02.2009 22:39 ~ 22:45)
  8. öncelikle: (bkz: pozitif ayrımcılık)

    pozitif ayrımcılık; en kaba ve en yalın haliyle toplum nezdinde eşit koşullarda olmayan insanlara eşit davranmamaktır. eşit koşullara sahip olmayanlara eşitlermiş gibi davranmak, eşitsizliği devam ettirdiği gibi riyakarlıktan öte değildir. eşit olmayanın daha çok çaba göstermesi anlamına gelir.

    gelelim; kadına yönelik pozitif ayrımclık kavramına. kadına yönelik; siyasette, evde, otobüste ya da yaşamın herhangi bir alanında pozitif yönde ayrımcalıklar tanınmasıdır. sanıldığı gibi, sadece siyaset alanında değil yaşamın her alanında pozitif ayrımcılık örneklerine raslanabilir. kadınlara yönelik olanlar mevzubahis olduğundan burada bir kaçını örnekle inceleyecek olursak, bu ayrımcılığın bilinen yüzüyle bir ayrımcılık olmadığını belki az buçuk aktarmış oluruz.

    -- eski sosyal güvenlik yasasına göre, kadınların erkeklerden 5 yıl daha önce emekli olmaları kadına yönelik pozitif ayrımcılık uygulamalarının en belirgin olanlarından bir tanesidir. neden mi? eşinize, annenize, kız kardeşinize bakın; eğer çalışan bir kadın ise bir de ev işlerinin yükümlüğünün kadının sırtında olduğu topraklarda yaşıyoruz. yani kadınlar genel itibariyle, sadece sekreter, asistan, mühendis, öğretmen ya da herhangi bir meslek icrası değil aynı zamanda ev emekçileridir de. bu durum da kadınların daha fazla yıpranmasına neden olur ve erken emeklilik hakkı elde etmesi nedendir.

    -- siyasette kadınlara kota uygulanıyor olması da kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık uygulama örneğidir. ataerkil toplum dayatması sonucu, kamusal alan ki siyaset de buna dahil olmak üzere erkeklerin alanı olarak bilinmektedir. kadınların bu alanda var olmaları, bu erkek egemenliğini kırmaya çalışmaları daha fazla çaba gerektirmektedir. dolayısı ile kota uygulanması ile bu konuda kadınlara ayrımcılık uygulanması kendi kürsülerini elde etmesinde sadece bir araçtır.

    -- yine babası nedeniyle yasalar tarafından bir çok hak elde eden kadınların bu yönde pozitif ayrımcılığa uğramalarının nedeni ataerkillik ve buna karşı düzenlenmiş toplum sistemidir. erkekler var olması gerekliliği tüm benliğine kazınan kadınlarımızın kendi ayakları üzerinde durabilmeleri, babası dolayısı ile sigortalı olmaları, babasının maaşını alması gibi nedenler kadının bireyselleşmesini kolaylaştırıcıdır.

    bu örnekler pekala çoğaltılabilir. yalnız bu örneklerin hiç biri tek başına yeterli konumda değildir. bu ve buna benzer pek çok uygulama sadece işi kolaylaştırmaktadır. kadının birey olması ve bireysel olarak ayakta durması ise kadının çabasını gerektiren bir durumdur.

    toplumdaki eşitsizliği kaldırmadan da pozitif ayrımcılık uygulamalarının gereksizliği tartışmak; özellikle kadınların eşitsiz ortamda tüm olaylarda -1'den başlamaları anlamına gelmektedir.

    uygulamaları yaygınlaştırınız!!
    (aglaures, 10.02.2009 22:40)
  9. aile hukukunda ortaya çıkan durumdur. eski medeni kanunda evli çiftler karı ve koca olarak ayrılmaktayken, yeni medeni kanun çiftleri eşler olarak tanımlamıştır. öyle ki; eski medeni kanunda kocanın hukuki anlamda tanımı ve görevleri karısına göre daha üst düzeydeydi. tabi yeni medeni kanun da her iki tarafta eşit hale geldi. gelgelelim, aile hukukunu domine eden ilkelerden olan zayıfların güçlüye karşı korunması ilkesinde ne hikmettir ki bayan halen erkeğe karşı korunmaktadır. doğru ve yanlışlığını tartışmıyorum fakat yeni medeni kanuna göre hukuki anlamda eşit sayılan kişilerden birisini diğerine karşı korumak pozitif ayrımcılıktır diye düşünüyorum.
    (shagrath, 18.02.2009 19:09)
  10. örnek: öğretmenlik.

    dikkat: genelleme içerir.

    erkek öğretmen: en iyi olasılıkla kendisi gibi öğretmen kadınla veya çalışmayan kadınla evlenebilirken;

    kadın öğretmen: en kötü olasılıkla kendisi gibi öğretmen erkekle veya kendisinden daha üst gelir sınıfına mensup erkeklerle evlenebilmektedir.

    ancak kadın öğretmen ve erkek öğretmen aynı maaşı almaktadır.

    kadın öğretmenden primer olarak ev geçindirmesi beklenmektedir. erkek öğretmenin aile babası olarak aynı maaşla ev geçindirme sorumluluğu omuzlarındadır.

    etrafınıza bakın... kadın öğretmenler fıstık gibi dolaşırken (muhtemelen geliri sadece kendisine kalmaktadır genelde) erkek öğretmenlerin perperişan halleri dikkat çeker.

    not: ama ben şöyleyim böyleyim diye mesaj atmayın... geneli böyle bu işin!
    (jitankea2a, 18.02.2009 19:37)
  11. doktorluk;

    kadın ve erkek doktor aynı ücra sağlık ocağına atanır. 657 sayılı kanun gereği dağbaşında olan ilçe sınırları terk edilemez. ama bu kanun erkek doktor içindir, kadın doktor dağbaşı olduğu için orası ve kurtlar onu oracıkta skerteceği için il merkezinde kaloriferli evinde ikamet eder. her gün işe gidiş geliş yapar. e tabi gelişi saat 9.00'u gidişi de saat 16.00'yı bulur... erkek doktora ödül olarak sağlık ocağının harabeye dönmüş lojmanı verilir. erkek doktor odun kırar, kömür sobası kovalarını hazırlar, gece icapçı olarak hasta bakar... ama erkek ve kadın aynı maaşla çalışır.

    geçici görevlendirmeler;

    il merkezinde çalışan kadın doktora geçici görevlendirme nadiren çıkar; onda da ilçelere gidiş geliş yapmasına göz yumulur. ama erkek için öyle mi? 15 gün bilmemnere ilçesinde öğretmenevlerinde ihlas marka 3 kademeli su ısıtıcılarla yıkanarak iki hafta tamamlanır.

    asistanlık dönemi;

    ihtisas kanunu der ki; asistanlık parçalanamaz bir süreçtir. yani asistanlığa ara verip geri gelemezsin. ama kadınlar için öyle değil, zorlu asistanlı sürecinde kadın asistan hamile kalır, çocuk doğurur. ücretsiz izinlerle birlikte bir sene hastaneye uğramaz. gelir kaldığı yerden devam eder... hatta gelir kıdemli olduğunu idda ederek devam eder. nöbet sayılarının düşmesi gerektiğini vs vs iddia eder. ama ya erkeğin başına ne gelir? tıp fakültesiydi, pratisyenliğiydi derken erkek asistanın yaşı 30'lara dayanmıştır ve askerlik sıkıştırmaya başlar. erkek asistanın vatan borcu nedeniyle bir yıl askere gidip gelmesi olanak dışıdır. uzmanlığı yanar. hani asistanlık kesintisiz bir süreçti de kadınlar bir yıl ara verip dönerken erkekler neden uzmanlığından oluyor?
    (jitankea2a, 24.09.2009 19:38 ~ 19:40)
  12. "kadınları anlamak imkansızdır" gibi bir önermenin mantıklarda yerleşmesiyle körüklenen ayrımcılıktır. fakat bilinmeyen, daha doğrusu düz mantıktan ibaret olduğu zannıyla tam olarak araştırılmayan ve düşünülmeye layık görülmemiş erkek tabiatı, en az kadınların anlaşılmaz kabul edilen doğası kadar bâkir ve kendi içinde girifttir.
    velhasıl
    hiç bir açılıma gerek yoktur.
    saniyen:
    karşısındaki kendinden düşük gören düşer.
    (tek, 24.09.2009 20:00 ~ 25.09.2009 17:08)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil