aynı hiçbir insanın eşit olmadığı gibi. eşit değerlidir, teorik olarak böyle. ama pratik de "ye kürküm yedir".
hep anlatmaya çalıştığım olgudur. eşitlik denince aynılık akla gelir
* ve doğal olarak yanlış çıkarımlara yol açar.
şöyle ki 'madem kadın erkek eşit neden size yer vermek zorundayız ?' vs. saçma çıkarımlar hep bu kavram yanılgısının ürünüdür. şüphesiz kadın ve erkek gerek metabolik olarak gerek piskolojik olarak çok farklıdır. bu yüzden daha dayanıklı olan erkeklerin kadınlara belli öncelikleri vermeleri gerekir. kadın erkek eşit değil, kadın ve erkeğin hakları eşittir.
kadın ve erkek arasındaki bu ilişkiyi belirleyen kadının/erleğin biyolojik cinsiyeti değil daha çok toplumsal cinsiyetidir. kadın ve erkeğin eşitliğini günün üretim tarzı, artı-değer paylaşımı, kültürü, mitleri, insanların doğayı ve kendi türünü algılama seviyesi ve bunlar gibi daha nicesi belirlemektedir. unutulmamalıdır ki dünyada ataerkil dönem olduğu gibi bir anaerkil dönemde yaşanmıştır. herhangi bir önerme tarihten kopuk olamayacağı gibi bu önermenin de tarihle olan ilişkisi dikkate alınarak kadın ve erkek eşitliği konusunda yorum yapılmalıdır.
kesinlikle doğru olan önermedir.
eşit olmaları zaten mümkün değildir.sırf muhalefet olsun diye bağırıp çağırıp,yaygara koparan aptal feministler gibi eşitiz,eşit kalmalıyız gibi saçmalıklar peşinde koşacak değilim.
yaratılıştan farklı olan iki zıt kutbun eşit olması gibi bir durum söz konusu bile değilidir.zira farklılıktan bahsederken fiziki farklılığı tamamen konu dışında tutuyorum.beynen,ruhen birbirine taban tabana zıt durumlar vardır muhakkak.
erkek-kadın eşitliği var deyip,bir yerlerde ezilen mahvedilen kadını,hırpalanan hemcinslerini korumaya çalışan güruh tamamen ne yaptığını bilmezcesine konuşup dururken bunu söylemek mümkün değil kuşkusuz.eşit diyerek seneler boyu
ataerkil düzen içinde yetişmiş kadına,o malum düzenin içinde kendini kahraman zanneden yanlış yetişmiş bireylerin eline koz vermek hiç doğru değil kanımca.zaten saldırmaya hazır,ezmeye alışmış,çünkü öyle görmüş güruhu kışkırtmaktan başka hiç bir işe yaramıyor.
direkt böyle söylemenin yanlışlığı içerisinde adı geçen kadına ''sen farklısın'' zihniyetini yerleştirmek gerekiyor.ruhen ve bedenen kendisine yüklenen görevlerden yapabileceği kadarını ve değerini anlatmak,yetiştirmek kafalara zerk etmek gereği doğuyor.
eşit değiliz evet.
kadın ve erkeğin farklarının yanılsamasıyla eşitliğe dair yapılan hatalı çıkarım.
bakın ne buldum;
(bkz:
kadın erkek eşitliği)
salt sözlük konseptinden sıyrılıp
önerme sözlük kıvamına gelen oluşuma saygılar.
(rahip, 29.08.2007 15:46)
10 programlama diline sorduk: "kadın ve erkek eşit midir?"
if(kadin==erkek) return true;
else return false;
yani neymiş,
kadın ve erkek eşit değildirmiş. böylece bu önermenin doğruluğunu bilimsel yoldan ispatlamış olduk. compile ederseniz bu kodu, muhtemelen hata alırsınız, kıyaslanamaz bile ikisi; nasıl eşitlik aransın ki?
ha ilk değerler ikisine de eşit olarak verilse idi, misal;
int kadin = 1;
int erkek = 1;
if (kadin==erkek) sorgusu "true" yanıt verirdi. ama doğuştan eşit olarak gelmeyen özellikler var, basite indirgenemez bir sistemin çoklu değişkenleri, ilahi bir matris üzerinde dağıtılmış durumda. yani classlar farklı, kıyas kabul etmez iki varlıktır kadın ile erkek, bu yüzden de eşit değildir.
buradan hareketle
if ( (kadin>erkek)||(erkek>kadin) )
sorgusu da true sonuç vermez. ikisi ayrıdır, birbirine üstünlük ilan etmeleri mantıkdışıdır.
- bakınız bilimsel konuşuyorum arkadaşım!
- abi şuna daha çok
bilimsel saçmalama desene...
terazinin hangi kefesinden bakıldığına göre, doğruluğu tartışılacak olan önermedir. cinsiyet alt kumesinden değil de, bir üst küme olan insanlık kümesinden bakarsak, kadın ve erkek eşittir. yaşamsal olarak eşit derecede değere, insan olarak aynı haklara ve aynı sorumluluklara sahip iki cinstir. dengede duran terazinin bir kefesinde elma, diğer kefesinde armutturlar. ama neticede meyvedirler işte.
birbirine bir o kadar zıt; bir o kadar, birbirine karıştırılamaz derecede farklı özelliklere sahiptirler. dolayısı ile, diğer taraf için bir o kadar da anlaşılması güç, karışık, bazen tahammülsüzlük yaratan varlıklardır. fakat denktirler. dengededirler. bu nedenle kadın ve erkeğin sosyal hak ve sorumluluklarının da denk ve eşit olması gerekmektedir. gel gör ki neredeyse bütün dünya ataerkil toplum yapısına sahiptir. ve bu yapıda kadın ile erkeğin eşit olması mümkün olmadığı gibi, bu adaletsiz durum normal karşılanmaktadır. bu yapıyı değiştirecek herhangi bir hareket ya da oluşum, direkt anarşistlik ve isyan gibi algılanmaktadır. burada feministlik yapacak değilim. fakat bu adaletsizliği ortadan kaldırmak adına yapılan her eylemin de taraftarıyım. buna taraftar olan tüm erkekleri de feminist olarak görüyorum, eğer adı buysa. ama bu bir insanlık meselesidir özünde bence. yoksa zaten iki farklı cins olmalarından ötürü, farklı düşünüş, algılayış ve yaşayış biçimlerini temsil etmektedirler ki, zaten böyle bir durumda da birbirini tamamlamanın getirdiği bir kendiliğindenlik durumu söz konusudur. bu durumda eşitlik de, denklik de, bütünlük de vardır. ying yang meselesi yani.
(shiba, 29.08.2007 16:11 ~ 16:35)
önyargılı yada önemsemeden yapılan açıklamaları, son derece komik olan iddia! neymiş efendim bedensel eşitlikten mi bahsediliyormuş! dinler bu konuda ne diyormuş! cinsel organların eşitliği mi sorgulanıyormuş!...
bu iddianın insan hakları açısından olduğunu bilmeyen yok aslında ama çıkarımıza ters ise hemen dağıtırız konuyu...
kadın ve erkek her alanda birbirini tamamlayan, birbirlerinin zayıf yanlarını kapatan, birlikte çalıştıklarında harikalar yaratan iki ayrı cins insandır.
bu anlamda ırk, renk, cins, dil, din ayrımı olmadan tüm insanlar eşittir zaten...hangi çağda yaşıyoruz, yapmayın allahaşkına!
ilk çağ uygarlıklarında henüz insanların avlanarak yaşamaya çalıştıkları dönemlerde erkek avlanmaya giderdi avının üstünde yoğunlaşıp saatlerce onu beklerdi belli bir noktaya bakarak hiç şaşmadan sadece onu yakalamak için uygun bir anı kollardı. ve bedeninin verdiği kuvvetle yakalardı onu başka hiç bir çaba sarfetmeden. kadınlar ise ağaçlara çıkıp meyve, ormanlarda mantar falan arardı. yaprakların altına üstüne bakıp ağacın arkasını eşeleyip yeni yeni şeyler bulurdu. bu ise kadını araştırmacı herşeyin en ince ayrıntısına inen bir varlık haline getirmiştir.
madem kadın ve erkek eşit değil diyorsunuz gerçek cevap bu olmalı o zaman! erkek üstün ırk olmamalı. herşey eşittir herşey müşterektir. işte kadın erkek eşit değil derken bile sabit bir noktaya bakıyorsunuz. birazcık araştırın ve düşünün.
"olması gereken" ile "olan" arasındaki dayanılmaz çekimdir.. aslına bakarsanız bu eşitlik asla gerçekleşmeyecek olanlardan biridir.. üstelik kadınların pek çoğunun bu eşitliği koşullu olarak istedikleri de ciddi bir iddia olabilecek güçtedir. belki de kadınların hatrı sayılır bir kısmı aslında bu eşitliği "fırsat ve hak eşitliği"olarak algılıyor olabilir. her ne kadar bu eşitlik isteniyor olsa da, canları istediğinde, işten ayrılıp, evde oturup, ev işleri ile - kesinlikle kolay oldukları düşüncesi ile yazılmamaktadır bu cümle - ilgilenme özgürlüğünden feda etmek isteyecek kadın oranı nedir bunu da araştırmak gerekebilir..
(iussy, 30.12.2007 16:30 ~ 16:30)
sanırım karıştırılan husus şudur :bahsedilen "eşitlik" kelimesi aynılık kelimesi yerine kullanılmamıştır. burada bahsedilen hukuk önünde eşitliktir. yani eşit haklara sahip olmak, fırsat eşitliği v.b. yoksa hiç bir kadının erkeklerle "aynı" olmak gibi bir derdi yoktur. çünkü kadın haklarının tarihçesine bakılırsa bugün ki noktaya gelinceye kadar kadının yüzyıllar boyunca toplumsal yaşamda yerinin ev dışında bir yer olmadığı görülecektir. bu batıda doğuda da böyledir. bunu hemen herkes bilmektedir ve kadın hakları uğruna savaşanlar az iş başarmış değillerdir. tabii ki bunda kapitalist sistemin daha çok işgücüne sahip olma derdiyle evde atıl duran kadının ve hatta çocukların da iş yaşamına koşulmasının etkisi vardır. ancak orda bile amaçlanan erkekten daha az parayla ama aynı koşullarda çalışan ve bereberinde susan verilenle yetinen işgücüdür. ama süreç böyle gelişmemiştir. nihayetinde toplumsal yaşama öyle ya da böyle dahil olan kadının öğrenim hakkı gibi basamaklara başlayan hukuk önünde eşit olma, fırsat eşitliği gibi talepleri olmazsa olmaza bağlanmıştır ve verilen mücadelelerle bugün ki noktaya gelinmiştir. özellikle 1700 lü yılların sonlarında itibaren ingiltere ve fransa da verilen savaşımlar bu konuda başlangıç olmuştur denilebilir.
sonuç olarak eşitlikten anladığınız şey aynılıksa; kadınla erkek tabii ki aynı değildir. farklılıklar üzerinden var olmaya çalışan iki ayrı cinstir. ancak amaçlanan hukuk önünde eşitliktir ve evet burada da istenen noktaya gelinememiştir.
hukuksal olarak kadınlar üstün olduğu için doğru olan önerme.birkaç örnek olarak;
bildiğimiz gibi, biz erkeklerin babalarından dolayı sahip oldukları sağlık sigortaları öğrencilik hayatlarıyla beraber biterken, kızlarınki evlenene kadar devam etmekte.
dahası, biz erkeklerin yine babalarından dolayı sahip olabildikleri yeşil/kırmızı pasaportları 18imize basar basmaz iptal olurken, kızlarınki yine evlenene kadar geçerli.
sonuç olarak:
(bkz:
eşitlik istiyorum ulan)
kadın ile erkek arasında hukuksal anlamda eşitsizlik örnekleri değil de ekonomik açıdan daha zorda olan kadınların, toplumsal gerçekler önünde korunması amacı ile gerçekleştirilmeye çalışılan girişimlerdir. hatta bu konudaki eşitliğin sağlanması amacı ile evlilik-boşanma vs gibi hususlarda da ve medeni hukuk alanında pek çok değişiklik yapılmıştır. ancak bu değişikliklerin, ataerkil bir ülke olan türkiye'de ne tür değişiklikler getireceği ve faydalar sağlayacağı tartışmalıdır.
(iussy, 30.12.2007 17:40)
kadın erkek eşitliği kavramının,eski dönemlerde kadın cinsine mensup insan ırkının toplumda bazı haklara sahip olamaması dolayısıyla çıkmış olduğunu kavrayamayanların konuyu başka biryerinden evirip çevirip saptırdıkları,ve sürekli haklarını savunan kadın ırkı mensubu kardeşlerimizi kendi çaplarında ezerek fikir beyan ettiklerini sandıkları,saçma sapan bir önermedir.
her cümleye çevirip saptırıp bakarsak bu işin sonu nereye varacak?bu "ağrısız kulak delinir" gibi.herkes ne olduğunu anlıyor,ama sırf çıkıntılık olsun diye üzerine konuşup duruyor.
"abi ya mala bak ağrısız kulak delinirmiş ehehe.bi kere kulak ağrısız delinir tamam mı ne angut insanlar var ya ehehe"
evet canım eğlendin mi?tespit yap,yaptır ve eğlen.
o cümlenin ne manaya geldiğini hepimiz biliyorken neden saptırmak amacı güdülüyor ki?
hele ki bir dişinin sırf feminist demesinler diye,-ya da ne biliyim dolduruşa da gelmiş olabilir-,yok efendim erkelerle tabi ki eşit değiliz çünkü bizim cinsel özgürlüğümüz yok onların var oh iyi ki var yaşasın özgür erkekler yaşasın her bi tarafını örtüp eve kapanan pasif kadın topluluğu! durumları nedir?
nasıl bir kadın kendini ister erkek olsun ister dişi ister gay,herhangi bi insandan ezik görür ve bunu savunur?
ve savunulacak şey cinsel özgürlük müdür?anladığınız bu mu?beyni uçkurunda olan bi toplumdan daha ne beklenebilir ki?
evet ben insanoğlunun kadın ırkına mensubum.bir dişiyim.bir erkekten üstün olan çok yanım var,her dişinin var hem biyolojik,hem ruhsal bakımdan.
evet benim aşık olduğum,taptığım insan da gelecekteki oğlum da benim yaradılışımı sağlayan babam da erkektir.ve yine evet onların da benden çok daha üstün olan yönleri vardır.
dünyada iki ırkın olmasının amacı birbirlerini tamamlamalarıdır,ki bunu hala anlamayıp kadın erkek eşitliği kavramını çarpıtan insan topluluğuna diyecek tek sözüm yok.
çünkü ben inançlıyım,çünkü ben,tanrı nın da kullarını kadı erkek diye ayırmadığına eminim.
çünkü ben öncelikle,insanım...
tıpkı taptığım erkek gibi
bir insan...
kadın ve erkekler farklı nitelik ve fonksiyonlara sahip olduğundan bir eşitlikten sözedilemez.tabii bu birinin diğirine karşı üstün olduğu anlamına da gelmez.
pek tabi ki doğrudur. kadın ve erkek eşit değildir. biri kadındır bir diğeri erkektir her şeyden önce. vücut yapılarından tutun duygusal zekalarına kadar baştan aşağı farklıdır kadın ve erkek. olay şudur ki,
kadın ve erkek eşit haklara sahiptir.
başından sonuna kadar tutarsız bir önerme.seks herkes için bir ihtiyaçdır.erkekler için daha fazladır.evet burası doğrudur.bu ihtiyacı bastıran kültürel,çevresel faktörler vardır sadece.bazı ülkelerde bu konuları konuşmak çok doğalken,türkiye gibi ülkelerde anormal karşılanmaktadır.bunun küçüklükten beri kız çocuklarına uygulanan "am zarı kıymeti" baskısından kaynaklandığını söyleyebiliriz.ayrıca kadın ve erkeğin eşit olmadığı daha birçok özellik vardır.neden sadece seks üzerinde durulmuş onu da anlamadım.
matematik bilen herkes bunun doğru bir önerme olduğunu bilir.kadın ve erkek eşit değildir ancak denktir diyebiliriz.