öncelikle, bu vahşetin doğduğu yere, afrika ya bakmak gerektiğini düşünüyorum olayın mahiyetini anlayabilmek için; zira eski, daha doğrusu milattan önceki kuzey afrika ile bugünün doğu afrikası arasındaki bağlantı, her iki yerin de, kadın-erkek ayırmaksızın cinsel organları yaşam boyu sakatlamayı dini gereklilik olarak gören yaratıklarla dolu olması. bunun yanında, arap yarımadası ve avustralya da bu konuda afrika kadar korkunç müdahalelere sahne olmuş ve halen de olmaya devam ediyor. halen devam etmekte olan en korkunç sünnet uygulamaları ise avustralya ve kuzey afrika kökenli; "korkunç" derken bahsettiğim şey, klitorisin
tamamen kesilip çıkarılması, penisin testislere kadar derisinin soyulması hatta boyuna
yarılması vs. sanırım olayın boyutları anlaşılabilmiştir.
ikinci olarak söylenmesi gereken şey, kadın sünnetinin herhangi bir semavi dine mensup olmanın gerekliliği olmadığıdır; zira bu konuda en çok suçlamanın hedefi olan islam dini ortaya çıktığında bile, kadın sünneti denen vahşet zaten yaklaşık 2000 yıldır devam etmekteydi. konuyla ilgili en eski buluntular m.ö. 1600 lerin mısır ına ait, kadın sünnetinin nasıl yapıldığı ayrıntılı olarak resmedilmiş. bu durumda, bu olayın yaşanılan yer ve geleneklerle alakalı olduğunu söyleyebiliriz.
şimdi, mideniz hala kaldırabiliyorsa devam edin:
kadın sünneti denen vahşet tek tip değildir yukarıda da okumuş olduğunuz üzre; bazıları klitorisin dış dudaklarını keser, bazıları hem iç hem de dış dudakları. sadece iç dudaklar kesilip dış dudaklar birbirine dikilebilir, ya da klitoris olduğu gibi, evet olduğu gibi kesilip çıkarılabilir (bunları yapmak için kullanılan araçları sayıyorum: tıraş bıçakları, bildiğiniz et bıçakları, kırık cam parçaları, teneke parçaları vs ve hatta dikmek için çiviler falan...) veya yine olduğu gibi dağlanabilir. sünnetin yapıldığı yaşlar kabileden kabileye değişse de, 6 çocuklar için, 14 de evlilik çağına geldiği düşünülen kızlar için ortalama yaşlar olarak görülüyor.
burada bir duralım.
cinsiyetin farkında olmak, travmanın asıl oluşum nedenini ve ilerideki gelişimini değiştirecek çünkü. 6 yaşındaki bir kız, en fazla klitorisinin farkındadır, fakat işemek dışında ne işe yaradığı konusunda hala bir fikri yoktur, tek bildiği (mesela) erkek kardeşlerinde olan şeyin onda olmadığıdır. bu kızın cinsel kimlik farkındalığının sadece "klitorisi görmekle" sınırlı olduğu bir çağda bunu ondan, en az 3 kadının ağır fiziksel baskısı altında ve canını o kadar yakarak alırsanız, bu zavallı kızcağızın cinsel kimliğinin çeşitli sapmalara uğrayacağı ve hatta (en azından bir süre) kendini "cinsiyetsiz" olarak görmeye başlayacağı konusunda emin olabilirsiniz - tabii kızcağız uzun bir süre boyunca böyle şeyleri hiç düşünemeyecek çünkü hala canı yanıyor olacak ve sünneti boyunca yanında olan, oturduğu yerde sabit dursun diye kol ve bacaklarından tutan, gerekirse bağlayan, sırf bağırışları duyulmasın diye şarkı söyleyen 1. ve 2. dereceden kadın akrabalarına düşman olacak, nefret edecek.
14 yaşında bu vahşete maruz kalan kıza bakalım: çok iyimser bir düşünceyle, kız artık cinsel organının klitoristen ibaret olmadığını (belki de regl oluşuyla) öğrenmiştir. sünnetin cinsel kimliğini sırf bu yüzden etkilemeyeceğini düşünüyor olabilirsiniz, belki doğru belki yanlış; fakat onu etkileyecek bir başka şey, kadınlığa geçiş (bu lafı "bekareti kaybetmek" gibi bir şey olarak algılayanlar bir zahmet yazının devamını okumasın, bir çay koysun gelsin) aşamasındaki bu ara yıllarda, hiçbir zaman gerçek bir kadın olamayacağını, hep eksik kalacağını düşünmesi. bütünüyle değil tabii fakat, sadece fizyolojik açıdan kadınlık fikrine bakıldığında (evet bildiniz, sevişmekten bahsediyorum), bu kızcağızın haksız olmadığı da görülebilir - aksini kim iddia edebilir ki?
sünnetten çok sonrasına bakalım bir de: kızımız hamile, doğurmak üzere. normal bir doğum için, yanlışsam düzeltin, vajinanın en az 8 cm çapında bir genişliğe ulaşması gerekir. bu genişlemeye yardımcı faktörlerden birinin (her nasılsa) klitoris olduğu gerçeği de mevcut ortada. klitorisi olmayan ya da sakatlanmış bir kadının bu doğumu nasıl yapacağını düşünebiliyor musunuz? bu doğumu başarıyla savuşturabilmiş, yani ölmemiş bir kadının sonra çekeceği acıyı düşünün bir de: sünnetten sonra dikilen yer yeniden yarılacak ve kadın her doğumunda, başlı başına acı veren bir deneyim olan doğumun üzerine, bir de tekrar tekrar sünnet olmuş gibi acı hissedecek.
aynı işkenceyi, bir süre sonra bu kadar acıyla doğurduğu kızına yapacak olmasından bahsedeyim mi peki?
tüm bunlar gerçek, binlerce yıldır bitmeyen (ve bitecek gibi de görünmeyen) bir vahşet var ortada. peki ne için?
"ataerkil toplum işi" deyip geçmek istemiyorum çünkü bu sünnetin (başta da bahsettiğim) doğuş yerlerinde erkekler de benzer acıyı çekiyor. dünya üzerinde var olduğunu bile bilemediğimiz bazı afrika kabilelerinde işler nasıl yürüyor, bundan da hala haberdar değiliz; olasıdır ki bu acıyı yaşayanlar orada da sadece kadınlar değil. fakat evet, kadın sünnetinin başlıca nedenleri arasında cinsel organın daha düzgün görünmesi, erkeklerin sünnet olmuş kadınla ilişkiye girdiklerinde daha çok zevk alıyor olması gibi, sırf erkeklerin zevkine göre yönlendirilmiş sebepler sayılıyor. ben, bunların yanına bir de "kızların mastürbasyon yapmasını engelleme" düşüncesini de koyuyorum - cinsel dürtülerin keşfinin engellenmesini. buradan da, ruhsal açıdan sakat bireyler yetiştirmenin tüm insanlığın suçu olduğu fikrine varıyorum.
ve bitiriyorum; çünkü çok uzun ve biraz da ruhsuz bir giri olduğunu fark ettim bunun, fakat zannetmeyin ki bunları kolayca yazdım; onlu yaşlarımın başında böyle bir olayın varlığını öğrenmiş olmamdan mütevellit bu konu üzerinde (içim el verdiğince) düşünecek zamanım oldu, bu işkenceye maruz kalmış kadınların ruh hallerini düşünmeye çalıştım fakat onların çektiği acının binde birini bile hissedemediğimi biliyorum. o yüzden söylenecek çok bir şey kalmadı artık.
düzeltme: bu giriyi yazmaya başladığımda, bugün, bu konuda hiçbir şey yazılmamıştı henüz. mevcut benzerliklerden dolayı özür diliyorum.