ptt'nin personel kıyafetlerinin tasarımını yapan, thy isimli kamu kuruluşunun personelini giyindiren ve devlet sayesinde para kazanmayı hedefleyen modacı cemil ipekçi'ye yakışan bir beyanat. aslında bunu kraldan çok kralcı olmak şeklinde de inceleyebiliriz.
edith piaf: bir zamanlar bu başlıkta birçok giri vardı.
eğer modaya ve şıklığa ilişkin sebeplerle bunu yapacak ise, "zevkler ve renkler tartışılmaz" önermesinin konforuna sığınıp "bize ne?" demek kanaatimce iyi bir seçenek olurdu.
eğer dinî sebeplerle bunu yapacak ise kendi payıma yine "bana ne?" derdim. çünkü bu kişinin kendi tercihine kalmış olup üzerine yorum yapmak hem bana düşmemekte hem ilgimi çekmemektedir. bununla birlikte, cinsiyet temelindeki varsayımları bir tarafa bırakarak modacımızın güncel yaşayışına bakıp "erkekken dinî sorumluluklarınızın ne kadarını yerine getiriyorsunuz? mesela yasaklanmış olanlardan ne kadar kaçıyorsunuz ve emredilmiş olanları ne kadar ifa ediyorsunuz ki kadın olsaydınız türban takardınız?" sorusunu kendisine yöneltmek aydınlatıcı olabilirdi sanırım. zira dinî yükümlülüklerin ve yasakların yalnızca kadınlara yönelik olmadığı bilinen bir gerçektir.
türban takıp takmamak insanların kişisel tercihleridir.eşcinsel olup olmamak gibi.kimi gerçekten inandığı için türban takar,kimi siyasi simge olarak gördüğü için(kaldı ki ben buna kıçımla gülüyorum,bu uydurma bence.tamam ailesinin baskısıyla takanlar olabilir de siyasi görüşe destek olsun diye türban takan insan olduğunu sanmıyorum.benim görüşüm).her iki durumdaki insana da saygılı olmak gerekir.cemil ipekçi de bugüne kadar türkiyenin en büyük moda tasarımcısı iken maalesef bu açıklamadan sonra başka özellikleri ile ortaya sunulan biri olarak karşımıza çıkacaktır.
o muhteşem bıyığı ve efemine tavırlarıyla konya ya da yozgat' taki yiğitlerin arasında bir camiye namaz kılmaya gitse acaba gene aynı şey hisseder miydi cemil efendi bilinmez. muhtemelen ömründe camiye gitmemiş bir modacının ben aykırıyım demesinin yeni bir çeşidi olmalı. 2-3 ay öncesine kadar televole güzellerinin türbana göz kırpan açıklamalarını biraz geç takip etmiş anlaşılan.
akp zihniyetinin hayal ettiği türkiye'de yaşama alanı kalmayıp kaçacak delik arayacak bir insanın bilinçsiz sözüdür. zannediyor mu ki o zaman böyle rahat rahat ortalıkta dolanabilecek, iş yapabilecek? ya da bilmiyorum, belki de ortam hazırlıyordur kendisine başına gelecekleri bildiği için. ya çok saf, ya da çok akıllı bu adam.
bu şahıs rimel sürüyor, ruj sürüyor, tırnakları ojeli, yanakları allıklı, erkek arkadaşı da var.nasıl hissediyorsam öyle yaşarım diyen de kendisi. şimdi bu durumda bu açıklamasına sevinenler türbanla başını kapatsa, yine sevinecekler mi acaba!. ya tepkileri?
"kocanız kapanmanızı mı istiyor?" diye sormak istediğim saçma açıklama. cinsel tercihleriyle insanları yargılamak doğru değil ama kalkıpta saçma sapan konuştukların da bu zemini kendileri hazırlıyorlar. bazı kesimlerin sempatisini kazanmak uğruna saçmalanın ne gereği var. hem senin o sempatik görünmeye çalıştığın kesim senin " kocam " dediğin adamla elele sokaklar da yürümene sempatiyle bakacaklar mı sanıyorsun? türkiye sadece nişantaşından ibaret değil cemil'cim...
(bkz: minareyi çalan kılıfını hazırlar)
madem o kadar istiyosun cemil ipekçi şimdi taksana türbanı. kuran-ı kerimde turban sadece kadınlara aittir, erkeklere haramdır diye bir madde mi var? takarsan belki kel'ini görmekten kurtuluruz.
dini sorumlulukarın hem kadına hem erkeğe verildiğinden habersiz olan birinin açıklamalarıdır. zira erkekler içinde birço kural vardır namaz kılmak, oruç tutmak, eşcinsel ilişki yaşamamamk gibi. herkesin dini kendine olduğundan kimsenin herhangi bir sebeple haklı veya haksız olması gözetilmeksizin yargılanamaz. tıpkı herhangi birinin yapmadığı gibi.
hürriyet gazetesinin internet sitesindeki yorumcular ekolünü aratmayan tarzda yazabilen zevatı çoşturabilen beyanat. bu beyanatı ilk okuduğumda -ki çok yeni bir haber değil- hürriyet'in okuyucu yorumları köşesinde yazılabilecek şeyler üzerine kendi kendime tahmin yürütmüştüm. bir kere eşcinsellik meselesine değinmeden, beyanat verenin cinsel kimliğini yerin dibine sokmadan olmazdı, sonra tümevarıp eşcinselliğin ne iğrenç sapkın birşey olduğunu vurgulamak lazımdı. akp yalakalığına, dönekliğe, utanmazlığa falan sonra sıra gelirdi. sonra lümpen, faşist cahil beyinlerle empati kurmaya daha fazla dayanamayacağımı anlayıp yorumlara baktım. okuduklarımın tahminlerimi fazlasıyla karşılıyor olması sürpriz değil. bununla beraber aynı yöntemi burada da uygulayıp yanılmadığımı görmek sinir bozucuydu.
bir modacı çıkıp bir beyanat veriyor. bir anda türkiye'nin gündemi değişiyor. ilginç olan cinsel kimliği toplumun büyük kesimi tarafından tanınmayan, aşağılanan, sapıklık olarak nitelendirilen birinin beyanatının, onu bizzat sapık, aşağılık vs olarak değerlendirmekten kaçınmayanlar tarafından çok ama çok ciddiye alınması. yani sanki bir anda akp büyük bir mevzi kazanmış, hakimiyetini arttırmak için nicedir beklediği desteği bulmuş, ideolojisini sarsılmaz felsefi bir temele oturtmuş gibi bir panik havası başladı.
"bir insanı sevmemek kırıcı olmayı gerektirmez" gibi iclal aydınvari yorumlar yapacak değilim. hayır birini sevmeyip yerin dibine sokmaya çalışabilirsiniz. eleştiri yapmak özgürlüktür. hatta bana kalırsa hakaret etme özgürlüğü olmalı, bu özgürlük kanunlar tarafından güvence altına alınmalı. yok çünkü çözümü. doğrudan hakareti yasaklarsın, cezai müeyyideler getirirsin. bu kez dolaylı hakaret yolları bulunur. onu da yasakladın diyelim bir şekilde, baskı rejimi getirdin. kapı arkasındaki konuşmaları ya da aklımdan geçenleri de sansür edemezsin ya.
birini, düşünceleri, söylemleri falan neyse de, cinsiyetinden ya da cinsel kimliğinden dolayı aşağılamaya çalışmak korkunç bir ruhsal sefaletten kaynaklanır. ırkçılarla cinsiyetçi şovenistler esasında aynı tornadan çıkmadır. bunların hakaretleri aslında hedeflerini değil kendilerini aşağılar. hakaretlerinin etki yaratmadığını gördüklerinde daha da hırçınlaşmaları bu yüzdendir, kendi sefaletlerinin farkındadırlar çünkü.
protesto amaçlı, hakları elinden alınan türbanlılara destek amaçlı bir demeç gibi görünse de, mantıksal zaafları olduğunu düşündüğüm açıklamadır. zira mesela üniversiteye girmesi yasaklanan türbanlı kızlara destek vermek amacıyla bir erkeğin yapabileceği tutarlı eylem bir organizasyonla beraber örneğin istanbul üniversitesi önüne gidip türban takmak olabilir (zamanında yüzde 52 grubunun bunu yaptığını da hatırlatayım, ayrıca böyle bir eyleme kendimin de katılabileceğini naçizane olarak belirteyim).
ancak "kadın olsaydım türban takardım" demek, bana daha çok dini referanslı bir cümle gibi geliyor. çünkü 'kadın olsaydım türbanlılara destek verirdim ama maalesef olmadığım için veremiyorum' gibi bir alt metin çıkarıyorum bu cümleden ve bir insanın kadın olmasa da türbanlılara destek verebileceğini de biliyoruz, en azından yukarıdaki paragraftaki örnekteki gibi. bir erkeğin "kadın olsaydım türban takardım" demesinin mantıksal açıdan tutarlı olabilmesi için, dinin erkekler için yapmasını istediği minimum şeyleri de yapması gerekir.
asıl amacı devlet memurluğu iken nasıl bir düşünce şekliyle modacı olmuş kişinin yaptığı açıklamadır.
kendisi tribünlere oynayandır, maaş bağlanması için hükümete habire kafa sallayandır. düşüncesidir falan ama asıl düşündürten bunu söylemek için niye şimdiye kadar beklediğidir.saygılarımla efendim..
eğer çok isteniyorsa hiç de zor olmayan eylem. nihayetinde bir ameliyet ve bir davaya bakar cinsiyet değişikliği. ee türbanı da kendisi takıversin bir zahmet.