beni ben yapan sekiz senemin geçtiği, yanlarında kendimi en rahat hissettiğim harika insanlarla tanıştığım, kaynaştığım; hayatımın asla unutulmayacak yıllarını yaşadığım, türkiye'nin en iyi ve en güzel okullarından biri.
nedense saint joseph le arasındaki düşmanlığı bitmeyen; bir sabah okula geldiğimizde bütün okulu sprey boyalarla boyanmış, yazılar yazılmış vaziyette bulmamıza sebep olan; kar yağdığında sj öğrencilerine kartopu atan; oldukça geniş bir nufusa sahip okul..
orada edindiğimiz dil alışkanlığı yüzünden itüde az garip bakmadı suratıma insanlar ne konuşuyo bu diye.
ben: abi yaparmışım ben böyle salakça bişi..
arkadaş: nasıl yani? yapar mısın şimdi?
ben: hayır ya yaparmışım diyorum işte yani hayatta yapmam manasında offf..
arkadaş: e öyle desene o zaman, ne garip konuşuyosun, nereliydin sen.
ben: kadıköy anadoluluyumm.
içinde bir haftadan fazla bulundukları her ortamı asimile edebilme becerisine sahip insanlar yetiştiren okul. bunlar bir on sene sonra dünyayı ele geçireceklerdir. ayrıca bu insanlar türkçemize yazış upgrade gibi bilimum kelimeyi dahil etmişlerdir ve bunları çevrelerindeki insanlara da bir şekilde kulandırtırlar. nası olduğunu hala çözemedim yalanı...*
2002 2003 yılında 64 gibi rekor sayıdaki öğrencisini itüye gönderen;okul içindeki sosyal çevresi bakımından birçok üniversiteyi geride bırakan,2004 yılında da öss başari sıralamasında anadolu liseleri arasında 4. sırayı alan;kayıplarıyla,caddebostan tikkyleriyle,otlarıyla,boklarıyla,ender bir sosyal içeriğe sahip;beni ben yapan bitanecik,ne yazikki mezun olduğum okulum...
mezun olduktan sonra değerini daha çok anlamama sebebiyet veren lisem, evim, yurdum. ne zaman "bizim okula gittik" desem kadıköy anadoludan bahsederim. kendine has jargonu ve yaşam tarzı olan insanların bulunduğu okuldur. sosyaldirler lakin girdikleri ortamda bir süre yabancılaşırlar, ki bu o ortam için hayırlıdır çünkü bir alışırlarsa ortama istila ederler.
nedendir bilinmez harika dostlukların yaşandığı mezuniyetin ardından bile kopulması mümkün olmayan yeri, hocaları, eğitimi herşeyi ile ekol olmuş istanbulun en iyi liselerinden bir tanesi nam-ı diğer ikinci evim.
son müdür osman nuri ekiz ile ulusal kalite ödülünü almış olan okulum.yalnız bunda müdürün katkısı ne kadardır pek yorum yapası gelmiyor insanın.
okulun insanları ve bazı hocaları kesinlikle aşmışlar.ama bazı fosiller ve de abuk yönetim şekli yüzünden yıllardır hakettiği sefahati sürememiştir okulum.son müdür sayesinde de mezunlar bile ziyaret amaçlı okula sokulmamaktadırlar.okula girmek için birkaç kere çaba harcadıysam da ancak talaş böreği gününde ve de okulun ilk açılışında girebilmişimdir okula.
ayrıca çok kaliteli ve büyük ricalar üzerine gönüllü olarak ders veren bir hocamızın (dicle hoca, ingilizce hocası) da okuldan uzaklaştırmıştır osman nuri ekiz adlı şahsiyet.hoş artık bir şahsiyet sahibi olmadığını da düşünmeye başladım.uzaklaştırdığı hoca bize romeo juliet'i okurken jung'dan bazı laflarla süslerdi anlatımını,düşünün o kadar aşmış bir insan.mina urgan'ın öğrencilerinden.ve ayrıca dicle hocanın bir öğrencisi yine bizim ingilizce hocamızdı.yaşı da epey vardır.
sonuçta güzelim okulumuzun içine etmekten asla vazgeçmeyecek olan insanlar okulun yakasını bir türlü bırakmak istememektedirler.hem orada okuyanlara hem de mezunlara yazıktır.
bu arada okulla ilgili güncel bazı haberleri takip etmek isteyenler için http://www.kalforum.com sitesine bir baksınlar.osman nuri siteyi kapattırmış kendiyle ilgili yazılar eline geçince ama tekrar kurulmuş.şu an hala yaşanmakta olan komiklikleri okuyunca insan,hiçbir şeyin değişmemiş olduğunu farkediyor ve gülümsüyor ister istemez.
yine de umut etmekteyim.bir gün hakettiği yerlerde olacak kadıköy anadolu lisesi.
anadolu liseleri arasında en geniş alana, boğaza bakan liselerden sonra en güzel manzaraya sahip,her sene hiçbirinden bir tane daha bulamayacağınız 200 ila 400 kişi arası mezun veren (tikileri kallı saymadım ama neyse... ), çok geyik muhabbetlerden çok derin muhabbetlere herşeyi yapabilen mezunlara sahip, kendi jargonu ve tarzı bir lise için oldukça belirgin olan, bir çocuk girip koca adam olarak çıktığım(?) (bkz: adam olmak) güzide, martı yuvası tabir edilen okul. bi de her kallı yolu modaya düştüğünde mutlaka okulu bir tavaf etme isteğine düşer.(modada oturanları mı şindi kallı saymadık bak bu olmadı).
mezunların toplandığı talaş böreği gününde içeriye girmek için 10 milyon vermek gerekiyordu.bu yüzden 39. dönem mezunlarının çoğu (benim dönemim) dışarıda beklemiş, kapıya gelen hocalarla görüştükten ve uzun zamandır görmemiş oldukları insanlarla muhabbet ettikten sonra dağılmışlardır.(ilginçler ya!)
kalder ile hiçbir alakası olmayan eğitim kurumudur. kalderle olan olası tek ortak noktaları ise isim benzerliğidir -ki bu bile tartışılır- . malumunuz kalder "ülkemizdeki tüm özel / kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum örgütlerine dünya çapında kalite seviyesine ulaşmaları ve rekabet güçlerini artırmaları" amacıyla kurulmuş bir oluşumdur. kadıköy anadolu lisesi ise bu oluşumdan ödül alan bir okuldur.
ilk hecesi "kal" olan herşeyi kadıköy anadolunun sanmak vahim durumlara yol açabilir. örneğin; kalamış, kalkan, kaltak, kalas, kalça vs.. bunların kadıköy anadolu lisesi ile birinci dereceden hiçbir akrabalığı yoktur.. siz iddia etmeden ben söyleyeyim dedim.. ha bir de bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmamalı değil mi?
bir zamanlar öğrencilerin herşeyde söz sahibi olduğu, sözü yoksa da istediğinde kurallarına uymamakla mutlu olduğu ve bunu yaparken normal karşılandığı okul. şimdi değişti belki ama akıllarda böyle kalacak.
kendinizi yıllar sonra hala ait hissettiğiniz okuldur aslında okuldan çok daha fazlasıdır !
- nereden mezunsun
- kadıköy anadolu
- hayır yani üni
- hıı marmara
şimdi ne durumdadır bilemiyorum ama biz okurken (kal99) türkiye'nin en kaliteli ingilizce eğitimlerinden birini verirlerdi.sonra bir de öz-üvey ayrımı çıkartmışlar.galiba şu andakilerin hepsi üvey oluyor o zaman.
bu okulu 8 sene okumak kadar olmasa da suyunu içip havasını koklamışlardır elbet.
buyursunlar hoşgelsinler.
denize nazır,ağaçlar içinde kampüsü (evet efendim, bir kampüstür orası, hele ki marmara üniversitesinin bahçelievler'deki zımbırtısı, mimar sinan güzel sanatlar üniversitesinin fen edebiyat fakültesine verilen kümes kampüsse, kadıköy anadolunun bulunduğu alan da kampüstür, hatta sitedir, şehirdir, devlettir),efsanevi hocaları,arkadaş ortamı,kendine ait bi dili,tarzı,stiliyle apayrı bi dünyadır kadıköy anadolu...dışarıdan bakanların asla anlayamadığı ve "ıyy hepiniz ne kadar ukelasınız" dedikleri şey aslında kadıköy anadolulu olmanın ruhudur. yazışa koşmanın haklı gururu, aaabi upgrade demenin sevinci, orman koymanın zevkidir. kal candır, güzeldir... aradan kaç sene geçerse geçsin yine de özletir...