belki ilginizi çeker
  1. · rüyada melih gökçek le sevişmek
  2. · yüzlerce insanın aynı anda gördüğü kabuslar
  3. · rapor yazmak
  4. · rüyada teknik resim finaline girmek
  5. · 1982 anayasası
  6. · rüyada akbil doldurmak
  7. · indirim gününde mango
  8. · bil 101e
  9. · ingilizce telaffuz yanlışları
  10. · sevgilinin sözlük nickini öğrenmesi
gündem
  1. · galatasaray
  2. · darbeci baro taksim e hoş geldin
  3. · dünyanın en güçlü 500 müslümanı
  4. · yılmaz özdil
  5. · her şey iyi giderken ayrılalım diyen sevgili
  6. · bakire kız ile evlenmenin verdiği huzur
  7. · annenin gençlik fotoğrafları
  8. · hoşlanılan kızın hoşlandığı çocuğun hoşlandığı kız
  9. · murat birsel

kabus  

 sayfa  / 2
  1. kötü, istenmeyen rüya
    (giberling, 07.04.2004 01:38)
  2. yanlış hatırlamıyorsam umman'ı yöneten sultan (sultan kabus)...
    (easy company, 19.10.2004 02:50)
  3. genelde filmlerin sonunda yaşananların gerçek olmadığını bize gösteren,film konularının kaynağı niteliğindeki korkunç hayaller.

    talihsiz bir sebeple yoğun bakımda yatan hasta siz olduğunuzda ve aniden** uyandığınızda, hayatınızı bıraktığınız gibi bulamama ihtimalini hiç düşünmüş müydünüz???(bkz: 28 days later)
    (sandra dee, 21.10.2005 23:50 ~ 02.12.2005 12:43)
  4. hayatı ve güzelim uykuları zehre çeviren olaydır. insanın gözünden uyku akar, gözleri yanar ama gene de yatağa yatmayı g.tü yemez.
    (marla singer, 04.12.2005 01:14)
  5. klişe bir esprinin yapılmasına sebebiyet veren rüya çeşidi.
    (neverlander, 26.09.2006 17:48)
  6. uyandım bu sabah erkenden. gece bana attığın o mesajı düşündüm. ne güzel yazmışsın öyle. çok hoşuma gitti. neyse işte. kalttım, üzerimi giyinmek için dolabı açtım. çok düşündüm bu gün ne giysem diye. biliyorsun, "güzel giyin bugün" deyince bana bir türlü seçemiyorum ne giyeceğimi. yeni aldığım bordo kazağımı giydim, lacivert bir etek ve bordo çoraplar. annemden kalan bordo eşarbı bağladım başıma. bana aldığın küpeleri taktım. aceleyle çıktım evden. beni yine bekleticeğini bilsem de acele ettim. atladım gelen minibüse, otobüsü beklemedim. yolda düşündüm de ben seni beklemeyi de seviyorum. acelem ondan yani. ben vardığımda sen daha gelmemiştin daha. aradım, "nerdesin" dedim. her zaman olduğu gibi "bekle geliyorum" dedin bana. biraz daha bekledim. geldin sonra önce sağ sonra sol yanağımdan öptün. sonra yürüdük, metroya girdik. akbilin bitmiş, benimkinde varmış, geçtik öyle.yürüyen merdivenlerde yürümedik, durduk.durduğum basamağın bir altına geeçtin, durdun. döndün bana yüzünü. sağ gözüne baktım yine. sen de benimkine. "biliyorsun onu daha çok seviyorum" dedim. güldün, gözükmedi gözlerin. metro gelmişti, koştuk. cam kenarına ben oturdum. yattım omzuna. gittik öylece konuşmadan.

    durdum düşündüm."nerde inmeliyiz metrodan?".en çok nerde yürümeyi severdik. unutmuşum bak. osmanbey olsun bari. dolapdereden çıkıp harbiyeden taksime yürürüz. güzel anılarımız var o yollarda. evet tamam işte...

    osmanbeye gelince indik. upuzun merdivenleri çıktık. dolapdereye. hava güzeldi. soğuktu biraz, ellerim üşüyordu. ama zaten yalnız değildim. ellerimi ısıtıyordu ellerin. yürüdük harbiyeye doğru. bir çiçekçi vardı yolda. bana o sarı, güzel kokan çiçeklerden aldın. devam ettik yürümeye. gezi parkına girdik. taşkışlanın önünde yürüdük, aşşağıya doğru. maçkadaki lunaparkın önünden geçtik. " hatırladın mı?" dedim. " nasıl korkmuştum gondola binince. çarpışan arabalarda ne kadar eğlenmiştik." devam ettik, dolmabahçe sarayının yüksek duvarları önünden, çınarların altında yürüdük beşiktaşa. yazdı, çok sıcaktı. okuldan kaçmıştık hani, mavi gömleğimi giyiyordum. saçlarım yeni yeni uzuyordu. toplamıştım saçlarımı, çok beğenmiştin. suyu dökmüştüm başından aşşağıya. yine bugün olduğu gibi iskelenin yanındaki çay bahçesine gitmiştik. o gün yoktu yer deniz kenarında, duvarın önündeki bankta oturmuştuk. ama bugün vardı yer deniz kenarında. oturduk taburelerimize. hafiften bir rüzgar esiyordu rüzgar. ama sen yanımdaydın ya, kesiyordun rüzgarı, ısıtıyordun ellerimi. iki çay istedik biri açık. bekledik, gelmedi. baktım yine sağ gözüne. ama bak bunu yazarken sol gözüne de bakmış olmayı istediğimi farkettim. gülümsedin yine. çaylar geldi. içtik bitti, sonra birer tane daha. kalktık sonra yürüdük biraz. otobüs geldi. yer yoktu. en arka köşeye gitiik. durdun önümde. baktım gözlerine yine.

    bugün kötü bir rya gördüm. bırakıp gitmişsin beni öylece. biz ayrılalı tam dört ay 18 gün olmuş. çok özlemişim seni. oturmuşum boş bir evde birşeyler yazıyormuşum yeni aldığım defterime gecenin bir yarısı. saat üç buçuk olmuş. arayamıyomuşum seni, çok özledim seni diyemiyormuşum. çünkü artık beni sevmiyormuşsunsen. artık özlemiyormuşsun. o aynaya baktığımız halimiz gelmiyormuş aklına. gelse de unutuyormuşsun hemen. kalbimi kırmaktan korkmuyormuşsun. dedim ya kötü bir rüya gördüm. çok kötü bir rüya.

    neyse işte otobüse mi binmiştik en son. evet.

    levente geldik. bekledik beraber otobüsün gelmesini. hava soğuktu biraz daha. ama gıcık otobüs geldi yine. öptüm sağ yanağından. koştum yetiştim otobüse. akbilim bitmemiş. geçtim oturdum. kulaklığımı taktım kulağıma. şey çalıyordu:

    "bugün orda da cumartesi mi
    sende beni benim kadar özledin mi?"

    sonra açtım okudum sevda sözlerimi. bir sayfa seçtim senin için.

    "iki çay söylemiştik orda, biri açık,
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

    21.01.2007, 04.21
    (ximxili, 22.01.2007 02:45)
  7. iki küçük çocukla yapılan otobüs yolculuğudur. hiçbir özelliği olmayan bir sabah, yeni yeşil otobüse binilmiş, sevgiliyle buluşmaya gidiliyordur. cam kenarında en güzel yere oturup boğaz manzarası eşliğinde hayaller kurmaya başlarsınız.. ta ki arkanıza iki tane 5-6 yaşlarında iki çocuk oturana kadar...

    annelerinin kucağındaki kahramanlarımız, yolculuktan sıkılmış olacaklar ki birbirlerine sorular sormaya başlarlar:

    + sana soru sorıyim mi?
    - hadi sor..
    +beş üç daha?
    - (parmaklarla) biiiir ikiiiii üüüüç dööörttt beeeş allltıııııı yeediiiii seekkiiiizzz........... sekiz
    + evet doğru... bi tane daha sorıyim mi??
    - sor sor..
    + hmmmm.. üç beş daha?
    - (yine parmaklarla) biiiir ikiiiii üüüüç dööörttt beeeş allltıııııı yeediiiii seekkiiiizzz........... sekiz
    + aferin.. bu da doğru...
    - şimdi ben sorıyim?
    + olurr..
    - on üç beş daha??
    + (inanmıycaksınız ama yine parmaklarla) biiiir ikiiiii üüüç döööört beeeş alllttıııı yediiiiii sekkkiiiiz dookkuuuz ooon oonbiiiiir oonniiikiiiii ooonnnüüüüç ooonnddööörrtt oonnnbbeeeşşş ooonnnaalltııııı oonnyyeediiiii ooonnnsseekkiiizzz.... on sekiz!!!
    - evett çok kolay oldu di mi ehehe
    + daha zor sor o zaman
    - pekii.. hmmm kırk kırk bir daha??
    misuf, içses: olum misuf siki tuttuğun an bu andır.. sıçtın, başlıycak parmaklarla yine biiiir ikiiiiii ... seeekseeenbiiiirr....
    + (çocuktan beklenmeyecek cevap) seksen bir..
    - evet doğru...
    misuf, içses: hassiktir.. lan o zaman neden beş üç daha'yı parmaklarla yaptınız???
    + anneee, sıfır kere sıfır çift sıfır mı eder???
    * sıfır sayı değildir oğlum..
    misuf, içses: hadi ordan, sıfır sayı diilmiş, sayıların babası o be..
    + geldik di mi anne??

    kabus bitmişti.. hayata dönmüştüm.. kafayı yemeden otobüsten inmeyi başarmıştım.. o değil de, çocuk orda x.lnx in integralini alsa daha az şaşırırdım 81 cevabını şak diye vermesinden.. helal olsun..
    (misuf, 28.03.2007 01:27)
  8. rüyada itüsözlük yazarlığının artık paralı olmasıdır. hem de aylığı 50 değil 100 değil tam 120 ytl'dir. (120 ne alaka anlamış değilim) tam bi kabustur. söz konusu para yıllık da değildir. nası bi rüyadır bu? allahım nolur rüya olsun , napacam şimdi diye kara kara düşünmekteyken wondrous o sırada "eveeet paralar..." diye geliverir. evet, en ilkel biçimde yurdun dört bi yanına turne düzenlenerek yazarlardan para toplanmaktadır. neyse,cebimden kuruşu kuruşuna çıkan tam 120 ytl'yi veririm bi anda. verdiğim anda arkasından ağlıyorum ama ne fayda.. bari diyorum yıllığı 120 olsun. kes be! diyor. oturuyorum yerime. artık verdik 1 ay dolu dolu yazayım bari diyorum. uyanıyorum o anda..
    çok etkisinde kalmış olucam ki bu zor koşullarda uyanır uyanmaz koştum internet kahveye. nolur nolmaz! *
    (absinthe, 04.07.2007 14:42 ~ 14:43)
  9. 3-4 sene önce yüzüne gülüp arkandan iş çeviren birinin tekrar hayatında yer almaya başlaması
    (pasiflora, 24.08.2007 13:54)
  10. gece vakti uyanıp, yanınızda bir karaltı görmektir. o da nesi biri kıvrılmış yatıyor, nefesi tutar tüm bildiğiniz duaları okur, kımıldayamaz kalırsınız, sonra battaniye salağının şekil bulup insan silüetiyle ödünüzü patlattığını çakar, tekmeleyip uyumaya devam edersiniz...

    (bkz: göz yanılması)
    (heidi, 19.11.2007 10:35 ~ 10:38)
  11. geçmeyen zamanın ortasında, kocaman bir özlemin ezdiği bir böcek gibi hissetmek.
    (endoplazmik retikulum, 16.01.2008 21:28)
  12. korkulu rüyalarımın birinin kucağına düştüm yine önceki gece. bu defa uykudan uyandıran cinsten değildi beni ürküten. uyanmak isteyip, uyanamadım. hani bazı gerçekler vardır, rüya olsun, uyanınca bitsin isteriz ya. hani anlamsızdır ya bu istek. gerçektir, oradadır ve acı vericidir. yaşamak gerekir. işte ben de aynı mantığı kurarak- rüyamda bile mantıklıyım artık görüyorsunuz- nasıl olsa istesem de hemen uyanamayacağım diyerek iyice içine battım kendi rüyamın.
    ayaklarım bağlıydı. yatağımda olduğumun bilincindeydim. yataktan kalkamamak rüyama bağlıyordu beni. rüyamda ise istediğim gibi hareket edebiliyordum. neden eski zamanlarda esirleri prangaya vurduklarını anladım. özgürlüğümü eksilttiler benim de. yüksek bir binanın en üst katında, çok kapılı ama hiç çıkışı olmayan bir evde kendim kaçtım, kendimi kovaladım. her saniyesini aynı netlikte hatırlıyorum rüyamın. iki tane kız, hem de hayatımda hiç görmediğim iki tane kızdı bana bunları yapan. birisi istemişti benim acı çekmemi, ama söylemediler bana kendilerini kimin yolladığını. sokağa çıktığım an kurtulacaktım sanki. aşağıya inmemin bir yolu olmalıydı. zaten hayatta her şeyin bir yolu yok muydu? biz bulamadığımız kadar acı çekiyorduk. var olan yolu beğenmeyip ‘ama neden benim istediğim yol yok?’ deyip kahretmiyor muyduk kendimizi? kendi kendime telkin ediyordum: ‘korkma, korku varsa sadece tek taraf korkar, sen korkutan ol korkan değil’ dedim kendime. korkuyordum ama kararlıydım. özgürlüğümü istiyordum. acı çekmekten yorulmuştum ve artık buna müsaade edecek tahammülüm kalmamıştı. gözümü karartıp koşmaya başladım. oradan oraya koştum; her kapıyı, pencereyi hatta duvarı denedim. sonra birden bir merdiven gördüm ve üçer beşer inmeye başladım. aşağıya bakmaya çalışırken peşimden geldiklerini duydum. ne kadar da hızlıydılar. binanın en alt katına kadar inmeyi başardım. çöp bidonları vardı merdivenin bittiği yerde. yurtdışında yaşamış olmamın getirdiği bir alışkanlıkla kafamda o şekilde yer etmiş olsa gerek, geri dönüşüm için ayrılmıştı çöp kutuları. bana en yakın olan, cam eşyalar için ayrılmış olandı. kutunun üstündeki şişeyi gördüğüm gibi kaptım. boğazından tutup şişenin kıçını merdivenin korkuluğuna vurdum. (izlediğim filmlerin etkisinde kalmış olmalıyım.) ‘ben kimseyi öldüremem ki? bu şişe ne işime yarayacak?' derken bana söyledikleri şeyleri duyamadım. bir şeyler söylüyorlardı. ama o an neyin daha önemli olduğuna karar verip ona göre hareket edecek durumda değildim. uyanmak istedim. o an uyanmak istedim. uyanamadım. her uyanmak istediğimde, az önce koşarken hissetmediğim bağı hissediyordum ayak bileklerimde. şişenin kırılmış tarafındaki sivri bir çıkıntıyı düşüncesizce ayak bileklerime yaklaştırıp görmediğim ipi kestim. gözümü açıp, bacaklarımı yatağımdan aşağıya uzatarak doğruldum. saat 03:12 idi. ışığı açtım. korkumdan ağlamaya başladım.
    (closer, 18.01.2008 01:23 ~ 01:35)
  13. (bkz: modiodal)
    (luto, 20.02.2008 16:36)
  14. geceyi, gündüzü, kısaca koca bir günü zehir eden görüntüler bütünü.
    öyle bir zaman dilimidir ki, uyandığınızda gerçek ile rüya kavramlarını ayırt edemezsiniz. saçma sapan triplere girersiniz o an. ya "hayırrr" diye sayıklıyorken bulursunuz kendinizi, ya da ağlamaya hazır, yüreğiniz pır pır ederken. kalkar bir bardak su içer, yüzünüzü filan yıkarsınız. az önce kalktığınız yatağınız, şimdi size düşman gibi geliyordur. uyku anınızda ya sevdiğinizi ellerinizden almıştır, ya da acıların en büyüğünü yaşatmıştır. aslında onları yaşatan, tüm bu hayal kırıklığı ile sizi gecenin bir köründe yalnız bırakan yatağınız değildir... işte o kabustur. insanın zayıflıklarıyla alay etmesini bilen, korkularıyla yüzleşmesine neden olan sadece görüntüler bütünü.
    (elera, 30.03.2008 11:57)
  15. endişe ve stresin baş kaynağıdır... genelde gündelik sıkıntılardan dolayı görülür...
    (seksek oynayan mafya babası, 05.04.2008 12:31)
  16. kötü, ürkütücü bir durumu nitelemek için de kullanıldığı görülmüştür..
    "kabus gibi bir yolculuktu" cümlesinde olduğu gibi..

    (bkz: repeat after me)
    (dirtypain, 24.04.2008 13:11)
  17. kimi kez görenden çok yamacındakinin ödünü patlatandır.
    (bkz: ne bağırıyorsun be)
    (heidi, 06.08.2008 01:38)
  18. (bkz: @2617315) beni gülümseten 5.nesil yazar.. hoşgelmiş..
    (carpenoctem, 06.08.2008 08:09)
  19. günlerdir hem uykumda hem uyanıkken içinde bulunduğum ortam
    (neva, 06.08.2008 08:10)
  20. mikrop gibidir.

    nasıl ki insan vücudunda her daim olan mikroplar beden sağlam iken beklemede kalıp, bedenin herhangi bir nedenden dolayı zayıf düştüğü bir anda sinsice saldırırlarsa dört bir koldan; kabuslar da ruhun zayıf düştüğü zamanlarda acımasızca saldırırlar insan ruhuna uyurken bile insanın acziyetini yüzüne vurmak istercesine.
    (zarpandit, 13.08.2008 09:40)
  21. hafif loş bir odadayım, odanın her tarafında raflar var... yanımda kim olduğunu hatırlayamadığım , belki de hiç tanımadığım biri...rafların bazılarında büstler var, hepsini teker teker inceliyorum... yanımda ki şahıs bir de buna bak diye elime bir büst veriyor... diğerlerinden farklı sanki biraz... evet bu taş veya çamur değil, yumuşak ama buz gibi..sanki sanki ölmüş bir insanın kafası bu, ama kan yok.. biraz daha dikkatli bakınca kendi kafamı elimde tuttuğumu anlıyorum, korku içinde uzun uzun bakıyorum elimdeki yüzüme... hala daha aklıma geldikçe aynı ürpertiyi hissederim...
    (karmakarışık, 19.11.2008 14:16)
  22. her akşam yaptığım gibi o akşam da yatağın üzerine ellerimi koyarak "allahım ben ve sevdiklerimi koru" diye duamı ettikten sonra amerikan filmlerinin üzerimizdeki etkilerini düşünürken uykuya dalmış olmalıyım ki "hollywood sucks" gibi bir çıkarım yapamadım.

    rüyamda sinemada en ön sırada sakin sakin film izliyordum.film arasında perdenin önüne bir adam çıktı. vapur ve banliyölerde bir şeyler satan adamlardan. sattığı ürünün özelliklerini, neden almamız gerektiğini anlattı. kimse almaya yanaşmayınca normal rüya halinde seyreden bu zihinsel soyutluk (bu tanımı freud görse ağlar) kabus olmaya başladı.

    satmaya çalıştığı ürünü kimsenin istemediğini gören adam bir anda deliye dönerek elindekileri yere attı ve omzundan sarkan ipi eline alarak "üzerimde bomba var. benim sattıklarımı almadığınız için şimdi hepinizi öldürebilirim" diyordu. omzundan sarkan ipin çekildiği zaman bombayı patlatacak olan pim olduğunu anlamam pek uzun sürmedi.

    adam ayaklarımın birkaç metre önünde bu filmin hayatımızda izlediğim son film olabileceğini söylüyor ve ürünlerini almayanları öldüreceğini belirtiyordu. arka sıralardakiler salondan koşarak kaçıyorlardı fakat ben gözünefartutulmuştavşangibi adama sadece bakabiliyor ve ölmeye ne kadar yaklaştığımı hissediyordum. ölmekten korkmadığımı zannediyordum fakat yanılmışım. tir tir titriyor , ölmek istemediğimi haykırıyordum.

    "almazsanız ipi çekiyorum!"

    adam omzundaki ipe elini uzattı ve ipi çekti. korkudan gözlerimi kapadım. korkulan olmadı.patlamamış , ölmemiştik.

    "hala almazsanız bir daha çekerim ipi" dedi. kimseden ses çıkmıyordu. sanki onlar ölmeyecek gibiydi. ve bir daha ipi çekti. yine ölmemiştik. yine blöf yapmıştı. inanılırlığını iyice kaybediyordu.

    işte burda kabus olmaya başladı rüya aslında. canlı bombaların da haysiyetleri, iş ahlakları ve onurları kalmadığını gördüm. çok üzüldüm o adam adına. 2 defa ipi çekmesine rağmen patlayan tek şey mesleki gururu olmuştu. buna çok içerledim. bu adam eve gittiğinde çoluğunun çocuğunun yüzüne nasıl bakacaktı? günün nasıldı kocacım diyen karısına "yine patlamadı" mı diyecekti? içim parçalandı adamın haline.

    bir mesleğin gözlerimin önünde eriyip gitmesi kabusum olmuştu.
    (loş ışıkta nazlı yar diye komidini öptüm kokladım, 29.11.2008 01:49)
  23. rüyanda, asansörün bozulduğunu görmektir.

    tüm makyajımı temizlemiş, uyku gözlüğümü gözüme takıp güzellik uykuma geçmiştim ki kan ter içinde kalktım. ben hayatta böyle ızdırap görmedim arkadaş, yediye basıyorum soktuğumun aleti sekiz dokuz deyip çıktıkça çıkıyor. ananıskyy nidaları atarak uyandım, korkumdan su sayacımı kemirmeye başlamış idim.

    yani kabusun karşılığı içindeyken bozulan asansör görmektir arkadaş, gerçi bir de maşrapa ile yıkanan nihat doğan görmek de var bilemedim şimdi.
    (alexander supertramp, 13.01.2009 19:36 ~ 19:36)
  24. peşinizi bırakmaz. görüntü aynı görüntü, acı aynı acı, kımıldayamayışlar hep aynı...
    uyumak harama yazgılanır. sizi uykusuzluğa dayandırdırabildiği günlerin toplamı ile bile şaşkınlığa uğratır.
    gider sonra. hortlayacağı diğer zamanlar için inine döner ve bekler. tekrar sızacağı yolun açılışına hazırlanır; nereden gelip musallat olduğunu bilemediğimiz.
    (biyolojiksaat, 11.02.2009 23:16 ~ 23:18)
  25. türkçesi için (bkz: nightmare)
    (sturridge, 11.02.2009 23:21 ~ 23:21)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil