görseller
kabuk adamkabuk adam
  
belki ilginizi çeker
  1. · aslı erdoğan
  2. · umut ki en çok yakışandır bize
  3. · sözlükteki güzel kızlar
  4. · thomas bernhard
  5. · üniversiteye türbanlı da che tişörtlü de girmeli
  6. · uyku nedir bilmeyen sözlükçüler
  7. · yoklamadaki nicklerden şiir yazmak
  8. · modernleşen türkiye nin tarihi
  9. · ruh adam
gündem
  1. · author gibi erkekler
  2. · hz ayşe günümüzde yaşıyor olsaydı ugg giyerdi
  3. · boylumlama
  4. · bakire kız ile evlenmenin verdiği huzur
  5. · aşk ı memnu
  6. · erkekte ses tonu
  7. · peygamberle dalga geçerken ölen sırp spiker
  8. · solun lideri olabilecek kişiler
  9. · murat yıldırım

kabuk adam  

 sayfa  / 2
  1. aslı erdoğan'ın ilk romanı..

    ''size kabuk adam'ın öyküsünü anlatacağım, tropik bir adayı, cinayet ve işkencenin, şiddetin bataklığında filizlenen bir aşkı, içinde yetiştiği toprak kadar acı dolu bir aşkı anlatacağım. çıldırtıcı gücünü sonuna dek yaşanmayan arzulardan, en gizli hayallerden alan bir tutkuyu, ölümle yaşamın sınırında kurulan mucizevi bir dostluğu ve bütün yıkımların nedeni olan korkuyu, insanın en temel özelliği olan korkusunu, alçaklığını, umutsuz yalnızlığını.. tropiklerde, o gözden ırak adada öğrendim ki, cennetle cehennem iç içedir, ancak bir katil bir peygamber olabilir ve insan bir başkasına, aynı karabüyü ayinlerindeki gibi, dönüşebilir, çünkü insanın tam zıddı gene kendisidir. ''
    (kabuk adam, 27.10.2007 12:05 ~ 04.10.2009 20:18)
  2. üslübu ile bana eskilerden birini anımsatan yazar. yamuluyorda olabilirim. severek izliyoruz.
    (deniz büyücüsü, 11.01.2008 10:43)
  3. ...bazen insana hiçbir şey hatırlamak kadar acı veremez, özellikle de mutluluğu hatırlamak kadar. unutamamak. belleğin kaçınılmaz intikamı. herhangi bir iz taşınıyorsa eğer, bu bir zamanlar bir yara açıldığındandır.
    yaşadığımız anları dondurup cümlelere dökme çabası, çiçekleri kurutup kitap yaprakları arasında ölümsüzleştirmeye benzer. hepimizin çoktan öğrendiği gibi, bir öykü, gerçekten yaşanmış da olsa, gerçekliği yansıtmaktan çok uzaktır, onun birkaç resminden, simgesinden oluşmuştur...

    ...oysa gerçekte ben, bunalımdan bir türlü kurtulamayan, hiçbir düşünceye, inanca ya da insana bağlanamayan, sürekli huzursuz, karamsar ve yapayalnız biriydim. yaşama coşkumu çoktan kaybetmiş, belki de hiç kazanamamıştım. bana kalırsa, kişisel tarihimin tek bir teması vardı; hayal kırıklığı...

    ...bir balona şekil veren hava gibi, benim de, hayatıma şekil verecek bir şeye gereksinimim var. şu anda bunun ne olabileceğini bile bilmiyorum, belki ancak sevgi diye tanımlanacak bir şey...

    ...yardım istediğimiz insanlar, nedense size bedava bir ahlak dersi vermeye de yükümlü sayarlar kendilerini...

    ...geçmişimi kusmaktan ve acılarım için başkalarından teselli beklemekten vazgeçeli uzun zaman oluyordu...

    ...her insanın, gün gelip de düşüp parçalanmaktan kendini güçlükle alıkoyduğu bir uçurumu vardır...

    ...ikiyüzlü, çok bilmişlerin dünyasında eşi bulunmaz bir duyarlılıktı onunki. ender bir inci, hiç kimsenin açmaya değer bulmadığı bir kabukta yüzyıllarca saklanmış bir inci gibi ışıldıyordu...

    ...saklanıyordum, çünkü saklanmam gereken bir şey vardı, ne olduğunu tam olarak bilemediğim, dehşet verici bir şey. ölüm değildi beni böylesine korkutan, uzun zamandır ölüme az çok hazır sayılırım; ölümü defalarca kışkırttım bugüne dek, kendimi gerekli geresiz bir yığın tehlikeye attım; ama bu, korktuğum başka şeyler olmadığı anlamına gelmiyor. ruhun karanlık vadilerinde gizlenmiş hayaletlerin sezilmesiydi bu belki de...

    ...gerçekte neyi bilip bilmediğini bilmek asıl sorun. hayatım boyunca okuduğum yüzlece kitabı, dinlediğim insanları, anlamaya çalıştığım kavramları düşündüm; fizik, edebiyat, felsefe, tarih...hepsinden geriye kalan tortu, bir avuç kumdan daha fazla değildi. yirmi beş yıl boyunca, yaşamın özüne ilişkin hiç ama hiçbir şey öğrenmemiştim. beni, kendimi, temelden ilgilendiren bir soruyla yüzleşmiş miydim gerçekten? bu çeyrek yüzyılı, tek bir ağacı sabırla izlemeye adasaydım, kesinlikle daha bilge biri olmuştum bugün...

    ...bir sevgi dalgasına binip uzaklaşmak. gerçeklik diye bellediğim, bana acıdan başka bir şey vermemiş geçmişimden, sonsuz yalnızlığımdan...

    ...dürüst olduğumu sanıyordum, ama aslında düpedüz kaba ve acımasızdım. onun bir orkide gibi eşsiz ve zarif duyarlılığını, keskin, soğuk bir orakla biçiyordum. sevilmeye her şeyden çok gereksinimim varken, bana karşılık istenmeden sunulan bu umulmadık sevgiyi reddediyordum. ele geçirdiğim her şey için savaşmış, yıpranmış, didinmiştim; hayatın bu süpriz armağanının değerini bilemeyecek denli katılaşmıştım. yüreğim nasır bağlamıştı...

    ...
    sadece benimdi,
    zincirlerinden boşalmış bir at gibi koşan
    beyaz okyanus,
    ve o kum tepeciklerine gömdüm, altın anahtarını
    yalnızlığımın.
    ...

    ...sonuçta alışmıştım, yalnızlığa, sevgisizliğe, yalnızca kendim için var olmya, en insani tepkilerimin anarşistlikle suçlanmasına. giderek, karşımdakilerin kafasındaki imgeye daha çok benzemeye başlamıştım. her geçen gün daha vurdumduymaz davranıyor, daha çok başkaldırıyordum, hiçbir otoriteyi önemsememeyi öğreniyordum...

    ...ikimiz de karşımızdakinin karanlığını,yabanıllığını sezmiştik demek ki. içimizdeki ortak uçurumdu bizi bağlayan ve aramızdaki bağın bu kadar güçlü oluşunun nedeni çok derinlerde, ruhun en karanlık diplerinde kurulmuş olmasıydı. okyanus dipleri kadar derin ve ulaşılmaz...

    ...ikimiz de tutunamayanlardan, ömür boyu hep ''dışarıda'' kalanlardandık...

    ...bütün ödlekler gibi, kendimden daha korkak birini bulunca gözü pek kesilmiştim...

    ...hepimiz okyanusun sonsuzluğunda kaybolmuş adacıklardık; sınırlarımızı aşıp bir başkasına dokunabilmemiz, bir yanılsamaydı yalnızca...

    ...aramızda sözcüklerin olmadığı, yeraltı nehirleri gibi derin bir konuşma geçti. birbirimizi anlamıştık...

    ...katlanılmaz olan gerçeklikti ve bir bataklıkta yavaş yavaş boğulurcasına, hayal dünyamın derinliklerine batıyordum...

    ...hayatın bizlere verip verebileceği tek ödül, tek armağan, sevgi dolu bir insandır ve biz böyle bir insanı, ilk fırsatta katlederiz. sonra da, ömür boyu, bu asla bağışlanmayan günahın lanetini sırtımızda taşırız...

    ***
    (kabuk adam, 15.01.2008 20:30 ~ 05.10.2008 15:05)
  4. hoşgelmiş 4.nesil yazarımız.iflah olmaz edebiyat tutkusu ve yalnızlığı ile sözlüğe renk katacak gibi duran muhterem.
    (bkz: önümüzdeki maçlara bakıcaz)
    (tangocu kedi, 23.01.2008 18:27 ~ 18:28)
  5. milliyetçilik duygusundan zerre nasibini almamış yazar.
    (kabuk adam, 20.03.2008 20:16)
  6. kadının özgürlük anlayışına sığ bir "cinsellik" çerçevesinden yaklaşan, umutsuz aşk buhranındaki liseli kızların beğeneceği yazar mastürbasyonu.

    (bkz: aslı erdoğan)
    (kadın giyinmiş zaman, 13.04.2008 01:05 ~ 01:21)
  7. tüm olaylara bakış açısında önce insanı algılayan, farklılıkları da dillendiren, dillendirmekten de imtina etmeyen yazar dost.

    demokrasi, insan hakları, kadın özgürlüğü, cinsellik ya da bambaşka konular; yazdıklarıyla tüm haksızlıkları ortaya serebilmekte. görmek isteyen gözler için de tüm farklıkların birarada yaşayabileceğini inatla belirtmekte. ne mutlu ki ona, vazgeçmeyi de hiç aklının köşesinden geçirmiyor.

    bir de unutmadan; umut ki en çok yakışandır bize.
    (aglaures, 13.04.2008 14:19)
  8. kafamdaki bazı ön yargıları kırmayı başarmış birisi.
    (recai pengül, 30.05.2008 22:34)
  9. tarafını seçmiş olan yazar. bulunduğu taraftan üstü kapatılan, asla konuşulmayan, eleştirilmeyen konuların görülmesi şahsını memnun etmektedir. deve kuşu gibi kafasını kuma gömenlerden ayrıldığı bu tarafta daha mutlu ve huzurludur. ve en sevilmeyen eserleriyle, haftanın en kötü girilerine girmeye hak kazanan eserleriylede gurur duymaktadır.
    (kabuk adam, 20.10.2008 17:31 ~ 07.11.2008 18:29)
  10. meramını uzun uzun anlatsa da neticede taşı gediğine koyan yazardır.
    takipteyiz efendim.
    (emigrant, 04.11.2008 20:14)
  11. aslı erdoğan'ın neden bu kadar fazla beğenildiğini anlayamadığım ilk kitabı. kabuk adam'ın hikayasini anlatmaya koyulsa da çoğunlukla kendinden bahsetmesi ayrı bir rahatsızlık kaynağıdır. öte yandan adamımızın saf bilgeliğine dair ahım şahım bir anlatım yoktur, olsa olsa kadın karakterimizin sığlığıdır algılayabildiğimiz. bana göre sığ bir karakter olsa da, kendini diğerlerinden farklı görme tutkusu ile iyice çileden çıkarmıştır beni. üstelik tamamen teslim olmaya hazır olduğun, sana kendini yaşamdan hiçbir halt anlamadığını fark ettiren birisi ile karşılaştıktan sonra diğer insanlara karşı nasıl bu kadar ön yargılı olunur, aklım almıyor.
    (jellicle, 19.11.2008 21:39)
  12. ruh hali sarkaç misaliydi bir süredir, bir öyle, bir böyle. vurdu yine dibe bu sefer galiba çıkamıyacak. vazgeçecek ya da vazgeçilecek, kabuk adam çünkü o. tutunamamıştı hiçbir zaman ne bir yere ne kimseye. dışarıdan seyretti hep hayatı, kendini. sınırları aşabileceğini düşünmesi de bir yanılsamaydı sadece.
    katlanılmaz olan gerçeklikti ve bir bataklıkta yavaş yavaş boğulurcasına, hayal dünyasının derinliklerine batıyor şimdi gerçekliğin ağırlığıyla aheste aheste.
    (kabuk adam, 30.01.2009 17:43)
  13. görüşlerini kendime çok yakın bulduğum ve benden çok daha iyi bir üslüba sahip olduğuna inandığımdan benim için sözlüğün en değerli yazarlarından biridir. hatta bütün girilerini kucaklamak bile istiyorum, kollarım yetmiyor.

    (bkz: çok pis sevmek)
    (nvr ws a crnflk grl, 10.03.2009 21:28)
  14. bugün yazdıklarına okuyorum büyük bir zevkle, okudukça daha da bir umutlanıyorum tüm güzelliklere.

    bu kadar net, bu kadar gerçekçi ve bu kadar akıcı/ sağlam bir üslupla benim de anlatmak istediklerimi o kadar güzel anlatıyor ve dillendiriyor ki! seviyoruz kendisini mütemadiyen.
    (aglaures, 02.04.2009 16:41)
  15. sünnet olmamış erkeklere takılabilecek isimdir.
    (bkz: sex and the city)
    (kurremkamerruk, 02.04.2009 16:50)
  16. "yalnızlık içsel bir şeydir, taşkınlık da onun dışavurumlarından biridir" der ama taşamaz sonra bir ömür pişmanlığını yaşar öykü içindeki öykünün yazarı.
    (heidi, 05.04.2009 20:48)
  17. kelimelere döktükleriyle var olandır.
    tabii bu benim bakış açım, kendisini sırf uzun zaman önce çok tepki gördüğüm bir giri ve tartışılan konuda bana destek çıktığı için badi listesine eklemişliğim vardır, yani "bu adam benim kafadan (bir kere milliyetçi değil, daha ne olsun) okumam lazım" diye.

    o zamandan beri ve özellikle şu aralar gönlüme aklıma tercüman oluyor, iyi ki de yazıyor, ben kesinlikle kendisi kadar akıcı ve güzel bir türkçeyle yazamazdım.

    selam olsun.
    (leyl, 09.09.2009 12:21 ~ 12:22)
  18. sözlüğü, yoz olmaktan kurtaran yazarlardan. ayilecek beğeniyle okuyoruz. teşekkür ediyoruz hatta. bize umut aşıladığı için.
    (acil pizza sipariş hattı, 29.09.2009 15:18)
  19. belirttiği gibi gerçekten de milliyetçiliğin m'si yok. seviyorum bazı yazılarını.
    (miyawmiyawmiyaw, 08.10.2009 01:19)
  20. ''şimdi geride (!) bıraktığımız tüm kirli işleri temizlemeye uğraşanlara azıcık saygı duyalım. başka türlü yüzümüzdeki kızarıklık hiç azalmadan artacak çünkü.
    ve umalım da bizi affedebilsinler, hem ermeniler, hem kürtler ve diğer canını yaktıklarımız. mesela ben olsam asla affetmezdim.''

    tıpkı vicdan sahibi her bireyin söylediklerini dillendirmiş.
    (aglaures, 18.10.2009 16:05)
  21. ''mesela ben olsam asla affetmezdim.''

    az buçuk vicdanlıyımdır diye geçinirim. fakat ermeni soykırımından ötürü suçluyu "türk" olarak görerek, çeşitli eziyetlere tabi tutulan tüm azınlıklara empati gösterme çabasıyla edilen şu üstteki lafı vicdanlı bulmuyorum.

    taşnak tandansı bu. eğer yeni bir toplum inşa ediyorsak, birarada yaşamayı savunuyorsak kimsenin affetmeme lüksü yok. özellikle soykırımı yapan=türk eşitliğini ele alarak ermenilerin türklere karşı sonsuz bir hınçla dolmasını izlemek bize fayda getirmeyecek. çözümsüzlükten başka halta yaramayacak bu tutum.
    (zülkarneyn, 18.10.2009 16:15)
  22. ''ben olsam asla affetmezdim.''
    bu, tamamen benim olaylar karşısındaki hissiyatımdır, toplumsal olayları etkileyecek bir misyona sahip olmadığımdan ifade etmekte mahsur görmedim.
    özel hayatımda oldukça kinci bir insanımdır. eğer ki canım yanmışsa kolayına unutmam ve affetmem. bu iyi bir şey midir, hayır değildir. ve hayatım boyunca affedici olan insanlara hayran olmuşumdur lakin kendilerini anlamamışımdır.
    affetmek yüce bir gönül ister, ben ne yazık ki buna sahip değilim, affedici olamamamın sebebi bu olsa gerek.
    (kabuk adam, 18.10.2009 16:41 ~ 19.10.2009 08:24)
  23. güzel bir şey kindar olduğunu görebilmek. fakat kötü bir şey kindar olduğunu bilip bunu değiştirmemek!

    du bi hikaye anlatayım;

    başımdan geçti. geçiyor. kafam accayip bozuk. annecim işten kovulmuş. 'kira için başınızın çaresine bakın' demiş, iş aranıyorum. vermiyorlar. bi sonraki kirayı düşünüyorum. bu arada sevgilimden uzaktayım. onun da hasreti var. ardından ödevlerim gırla ve hala başlamamışım. neresinden başlayım bilmiyorum. kahrımı çeken birisi var. şimdi uzakta tabii. bunun verdiği özgüvenle ona kükremişim. darlamışım onu. her lafını tersten anlamışım. yutturmuşum gerisin geri. bir cümlenin, bir kelimenin nasıl çarpıtılabileceğinin dersini vermişim. dertlerim bitmese de hafiflemiş sanmışım. savurduğum küfürlerin biri bin para olmuş. deşarj olayım derken etrafıma elektrik yüklemişim boyuna. kırdığım kalbin haddi hesabı yokken taş kalbim körleşmiş. göremez olmuş. yaşadığım depresyonun farkına varmışım sonra. sevgilimin attığı masum mesajları nasıl kirlettiğimi anlamışım. artniyet nedir tanımışım kendimde. kusma hissi. bulantı sonrası. başağrısı. bin tane sivrisinek gibi. bir özür, bir pişmanlık telafi edecek her şeyi. bilmeme rağmen harekete geçmeyişim. eğer bir "ben" varsa hangisi? gerçeğin farkındaki mi, yediği herzenin farkına varmaksızın esip gürleyen mi? bir seçim yapmam gerekli. iki saniye derin nefes aldım, pencereden başımı uzatıp. zülko! seçim yap. sen kimsin? cevabı buldum. nikbinliğimi kenarda bıraktım, çıkardım melamet hırkamı. düştüm yola. iş buldum önce. çalışmak zor gelmez. para kazanırım. arkadaşları buldum bölümden, ders çalıştık beraber. projeyi teslim edicem gibi. bir tek eksik var. sevgilim. hala bekler mi beni?

    insanlık dersi veremem. yanlış anlamayasın. haddim değil. ama senin de görebildiğin bir yanlış var ortada. zaten bir lafım olacaksa senin kendini nasıl gördüğüne dair gıkım çıkmaz. senin içinden gelerek samimiyetle ettiğin lafın vicdanlı adledilmesi bana koyan! bir başkasının sende gördüğü vicdanı benim yakalayamamış olmam, seni benim gözümde vicdansız da yapmaz. uzun bir yol var, olsa olsa iki adım geridesin.
    (zülkarneyn, 18.10.2009 17:11 ~ 20.10.2009 01:00)
  24. vicdan sahibi demiş aglaures, güzel baktığı için güzel görür her zaman. benim böyle bir iddiam yok. ama affedici olmamak ile vicdanlı olmanın farklı şeyler olduğu kanaatindeyim. ben mümkün mertebe başkasının acısını, kendim yaşasam ne hissederdim acaba noktasından alırım. zaman zaman, çoğu zaman, bana yapılanları nasıl affedemiyorsam, başkasına yapılanları da affedemem. ama en kötüsü daha da affedilmez olan, yapılanların inkarı, ben ne yaptım ki, ne olmuş ki, gibilerinden gayri insani tavırlardır. belki de benim karşıma hep böyleleri çıktı, belki konulara hep böyle yaklaşanlarla muhatap oldum bu yüzden katıyım, hatta bazen acımasızım. bilmiyorum. kindar olmayı yahut affetmemeyi yüceltiyor değilim. ve evet değiştirilmesi için çaba sarfedilmeli.
    bir de daha detaylı şöyle bir şey var.
    (bkz: canı yanmak/kabuk adam)
    (kabuk adam, 18.10.2009 17:45)
  25. ''şimdi geride (!) bıraktığımız tüm kirli işleri temizlemeye uğraşanlara azıcık saygı duyalım. başka türlü yüzümüzdeki kızarıklık hiç azalmadan artacak çünkü.
    ve umalım da bizi affedebilsinler, hem ermeniler, hem kürtler ve diğer canını yaktıklarımız. mesela ben olsam asla affetmezdim.''

    söylemlerine istinaden kendisini vicdanlı olarak tanımladığım yazar arkadaşımdır benim kabuk adam. zülkarneyn'i de okur severim; ama kendisi benim bu yazarı vicdanlı bulmuş olmama içerlemiş. hadi içerlemiş demek doğru tabir olmasa da; bunda bir hata olduğunu düşünmüş. olabilir.

    şimdi vicdan denen mefhum ve vicdana sahip olarak yorumlanan vicdanlı kişiler hangi kriterlere ya da hangi yaklaşımla bakılarak seçilmekte kesin hükümler veremeyeceğim. benim gördüğümü zülkarneyn görmemiş olabilir, ona da amenna. ama ben zülkarneyn'in açıklamalarından sonra hala aynı cümlelerden kabuk adam'ın vicdanlı olduğunu çıkarsayabiliyorum.

    tüm canımızı yaktıklarımızın bizi affetmesini dilemek, yapılanlardan ötürü adım atanları desteklemek benim nezdimde vicdanla ilgilidir. ha kabuk adam'ın kendi samimiyetine istinaden eklediği "mesela ben olsam asla affetmezdim" sözü önceki cümlelerin ve dahi düşüncelerin değerini göz ardı ettiremez bize.

    belki de kabuk adam'ın bunca zamandır takip ettiğim bir yazar olması; onu konumlandırdığım yer nedeniyle yorumlayışım da taraflı olabilir. tüm bu ihtimal bir tarafta duruyor iken, ben kendisinde gördüğüm vicdana hala yürekten hayranım.
    (aglaures, 18.10.2009 18:24)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil