girince en az bir saat geçirdiğim,çıktığımda gözümün önünde morning glory karakterleri uçuşmasına sebep olan,değişik değişik stickerlar bulunduran ve hepsini hepsini istiyorum dediğim,çeşit çeşit dergilerin olduğu bir de bu aralar 2005 marilyn monroe takvimi satarak her girdiğimde iç çekmeme sebep olan(takvim 70 milyon falandı) güzel dükkan.
üst katındaki cafe pek keşfedilmemiş güzel bir mekandır. zamanınız ve mecaliniz varsa eğer pazar sabahları gazetenizi okurken çayınızı yudumlamak hoş oluyor...
çayın 1 ytl olduğu, murat abi'nin yanına solaryumlu erkek erkin abi'nin de geldiği sadece bu insanlar için gidilesi mekan. gidince ayrım yapmak için kalın olan murat, ince olan erkin beyler. ayrıca murat abi'nin direk dolma parmaklarından çıkan sandviçler de hizmete girmiştir, çok lezzetlilerdir. bir de atladığımız ahmet abi var tabii, o da aşağıya bakar, genelde en alt kattadır, çok sevecendir, hemen yardımcı olur bir kitap arayanlara.
3.5 milyonluk kalemlere 1.5 milyon diyerek bi de 4ü 3 diye sayarak bana kendi kendine kazık attırtmış ve kazıklarıyla ün saldığından tarafımca uyarılmamış kitabevi, yayınevi..
kitabevi dediğin yer öyle bir yer olmalı ki girince bir ferahlık alasın, o ferahlıkla kitapların sayfalarını kurcalayasın. fakat buraya gelince afedersiniz ama sik kadar bir girişten içeri giriyorsunuz. aradığınız kitabı bulmak bazen 1 saati bulabiliyor. dergileri deseniz öyle fırlatmışlar bir köşeye didik didik arayarak ancak istediğinizi bulabiliyorsunuz. insan biraz düzen, şekil yapar.
çok sıkışık biryer hakkaten. ticari boyutunu bilemiyorum ama o peluş oyuncaklar bölümünü kaldırsalar epeyce bir yerden tasarruf edeceklermiş gibi duruyor. aşağıdaki katta çoğu üniversite kitabını bulabilirsiniz.
sahibinin sabri kabalcı olduğu yayınevi. kendisi eski bi felsefe öğretmenidir..ilginç bi insandır kendisi..anlaşılması zor..türk yazarların kitaplarını çıkarmaz.editörü mustafa küpüşoğlu dur.bilgi,ve birikimi oldukça iyi muhabbet edilesi bi insandır,yayın evinin merkez yeri cağaloğlunda bulunur.
kitabevinden çok kafe siyle bir çok insanı bağlayan mekan. metroseksüel erkin kişisi ve çarşının bıçkın delikanlısı murat abi aynı çatı altında çay tost servisi yapar. alt kattada ders kitapları bölümünde bi ahmet abi vardır ki harbiden abidir yani abiliğin gereken bütün vasıflarını yerine getirmiş bi insandır saygı uyandırır.
yatılı okuduğum yıllarda çarşamba izinlerinde yapacak birşey bulamadığım zamanlar sıkça uğradığım kitabevi.ücretsiz kitap ve dergi okuma seanslarının sıkça düzenlendiği mekan olarak da kalbimi fethetmiştir.
indirimli kitap reyonundan neredeyse dört yıllık ders kitabı ihtiyacımı karşıladığım kitabevi-yayınevi.
benim okulum bitii o kitaplar zamlandı.. ballıymışım vesselam..*
11 senedir beşiktaşta olan biri olarak gelişimine an an tanık olduğum kitabevi.hatta bu sene dahilinde bütün binaya yayılıcaklar mı diye düşündürten,benimle beraber büyüyen mekan.cafe'nin kabalcı'da varolmasının en güzel yönlerinden biri istediğiniz kitabı seçip alıp,cafe'de okuyabilmenizdir.böylelikle bir haftada bir kitap bitirebilir,cafe ve kitabevini kütüphane gibi kullanıp ödev hazırlanabilir.yalnız fotokopi çok pahalıdır,hatta bazı şeyler gereksiz pahalıdır;ama beşiktaşa yolu düşen herhangi biri için vazgeçilmezdir.
tarafımızca tacize uğradığını iddia eden bir hatun tarafından şahsım ve pek sevgili arkadaşımın rezil edildiği (ki biz de bağyanız) ancak bu rezalete rağmen şubat tatilini cafe'sinde entel dantel geçirmekte olduğmuz, sigara kullanmayanlara cafe'sinin en güzel bölümlerinde yer verilmemesi ve bir kitap sorulduğunda mevcut olduğu halde ellerinde bulumadığını belirtebilen felaket çalışanları haricinde her şeyiyle mükkemel bir ilim irfan yuvası; kitabevinden fazlası.
bir köşesine gidin kitap okuyun kimse sizi tınlamaz. ben böyle yaparak kitap almadan kaç kitap bitirdiğimi bilirim hergün uğrardım zamanında hep yolumun üzerindeydi, yukarı çıkıosun açıosun kitabı sanki birşey araştırır gibi. hatta elemanın sesi biter yanınızda;
- ne yapıon lan kaç saatir alcaksan al kitabı işte kurcalayıp durma! diyeceğini sanırsınız ama demez,
- hanımefendi isterseniz şu sandalyede oturun yada cafemize buyrun;
- aa çok teşekkür ederim bitti zaten.
işte böyle çalışanları da çok iyidir. sonra kaldığınız sayfayı not ediorsunuz geçiyorsunuz başka kitaba, ha diğer bir gelişinizde o kitap yoksa eğer danışmaya gidiyorsunuz ve o kitabı mutlaka bulmalarını istiyosunuz. ( bu yazdıklarım pahalı kitaplar için geçerlidir(bkz: parası olmayan öğrenci modeli))
bir de şunu yazayım tam olsun nerdeyse ilkokuldan beri tüm dertlerime( ne derdim olmuşsa artık) çare olmuş, bulamadığım okul kitaplarını bana bulmuş harika güzide kitabevi.
her ay runners world dregisini okumak için uğradığım ve bahçe düzenleme sanatı veya denizcilik gibi çeşitli konulardaki dergilere de bulaşınca bir saatten evvel kendimi dışarı atamadığım kitabevi
danışmadaki adamın danışma sözcüğünün sonunda bulunan -ma ekini yapım eki değil de olumsuzluk eki olarak algılamasından olsa gerek bir türlü kendisine adam akıllı danışılamayan mekan. ayrıca alt kattaki ıvır zıvır bölümünde çalışanlardan birine kim bilir kaç elden geçmiş serçe parmağım boyundaki kalemleri ve içinde bilumum çöp ve artığı barındıran kalem açacaklarını gösterdiğimizde ürünlerini orda deneyip bırakabilme özgürlüğüne sahip olduğumuzu öğrenmemiz belirli bir süre mekanı sömürmemize sebebiyet vermişti.
şimdi ayrıntılarını tam hatırlamıyorum ama, doksanların başlarında, toktamış ateş'in imza gününde bomba konmuştu(yada sahte bir ihbar da olabilir). caddenin girişinde sizi karşılayan ve beşliktaş'la özdeşleşmiş kitabevidir.