osmanlı zamanında istanbul un her mahallesinde birer özel itfaiye ekibi vardı. ve bu itfaiye ekibinin başındaki adama kabadayı denirdi. her yangın çıktığında yangına en yakın iki üç bazen dört itfaiye ekibi birden yangına gider ve yangını söndürmeye çalışırdı her söndürülen yangın başına devletten ve halktan para alındığı içın itfaiye ekipleri arasında kavgalar olur ve kavgayı kazananlar bölgelerde itfaiyecilik faaliyetlerine devam ederdi. kavgalarda en önemlı rol kabadayılara düşerdi bu yüzden kabadayılar güçlü kuvvetli ve cesur olmalıydılar. zamanla itfaiye teşkilatı oluşunca bu kabadayılar mahallelerin gönüllü bekçileri haline geldiler. mahallelerde asayişi kontrol ederlerdi ve mahalleli kabadayıya bunu için bakardı zaten en temel kabadayıkülhanbeyı farkıda burada gizlidir, birini halk sever öbüründen nefret eder.
"anamı kesen ben, babamı doğrayan ben, kız kardeşimi boğazlayan ben, kedimi camdan aşağı atan ben, bakkalı dolandıran ben, kasabı masatlayan gene ben, cümle alemin taa bilmem neresine tezgah kuran zaten ben..." şeklinde varsayılan repliği bulunan kaldırım taşı gibi demirbaş ağır abiler.
yavuz turgulun çekimlerine 2006 yazında başlayacağını açıkladığı yeni filmi. kadroda her zamanki gibi şener şen başrolde, ona eşlik edecek oyuncu ise *özcan deniz. meltem cumbullu gönül yarası fiyaskosundan sonra (film fena değildi ama yavuz turgul için çok zayıftı) daha iyi bir film bekliyoruz ama özcan deniz umutlarımızın yeşermesine epey mani oluyor. "hadi yavuz hocam, patlat bir bomba daha" diyesi geliyor insanın. hatta diyorum.
edit : neler değişmiş be!.. efendim, film 2006 yazında askıya alındı, 2007 yılında çekildi. basına 'yavuz turgul ömer vargı için yazmış' şeklinde yansımasına rağmen yalan, gayet de kendisi için yazmıştı yavuz turgul ve ömer vargı'yla anlaşamamaları sonucu ömer vargı el attı, kendisi çekti. özcan deniz kadrodan çıkarıldı, kenan imirzalıoğlu girdi onun yerine (çok iyi oldu), netice itibariyle 2,5 ay sonra vizyonda. hala çekinsem de, şener şen'i perdede görmek her şeye değeceği için, sabırsızlanıyorum.
vizyona girmesini heyecanla beklediğim film. şener şen' in gene muhteşem bir performans göstereceğinden eminim. kenan imirzalıoğlu'ndan hazetmiyorum ama şener şen için katlanılabilir diye düşünüyorum
kel kafalı mafya babası rolündeki adam dışında tüm oyuncular vasatın üstünde bu filmde. o değil de kenan imirzalıoğlu her filminde kendini biraz daha geliştiyor. miroğlu zamanında çemkirdiğimiz adam bu muydu? diye soruyoruz kendimize.
senaryosunu yavuz turgul yönetmenliğini ömer vargı'nın yaptığı ,tüm oyuncuların ortalamanın üzerinde performans gösterdiği film.yazı- tura'dan sonra kenan imirzalıoğlu'nun performansı gerçekten de mükemmel.şener şen'i anlatmaya gerek yok zaten .bu yılın ve önümüzdeki zamanların akılda kalacak filmlerinden olmuş.
genellikle herkesin rolünün hakkını verdiği bir film olmuş bu. izlenir yani. genelde amerikan filmlerinde gördüğümüz filmin başındaki aktivitenin filmin sonunda daha bir önem kazanılarak yapılmasını veya filmin başında edilen bir sözün filmin sonunda da bir önem kazanmasını bu filmde de görüyoruz, iyi olmuş. tespit aktarayım derken sıçmış gibi oldum sanki, neyse.
özellikle şener şenin ve kenan imirzalıoğlunun oyuculuklarının üst seviyede olduğu, kel mafya hariç diğerlerinin ortalama bir oyunculukla katkıda bulundukları "eşkiya" tadında bir film. sadece tadında değil ayarında ve paralelinde bir film. yalnız paralellik iki doğrunun yanyana sonsuza masumca uzanmasındaki gibi doğal ve normal değildir. eğer az olan farklar çıkarılırsa film paralellikten daha doğrusu benzerlikten aynılığa dönüşür. şöyle ki:
1. her iki filmin baş kişisi kanunsuzdur. eşkiya dağların kabadayısı iken, kabadayı şehrin eşkiyasıdır.
2. elleri ne kadar kanlı olsa da iyliği ve insanı severdirler. hem eşkiya hem kabadayı çevresindekilere maddi manevi yardımlarda bulunmuşlar hatta canlarını bile feda etmişlerdir.
3. her iki kanunsuz hapiste yatmış olup biri geçmişte (kabadayı) biri ise henüz çıkmıştır.
4. olabilir bu benzerlikler canım diyenler için en önbemli temalardan biri de sevdiği kadına ulaşamadır. ve sonradan kavuşulan sevgiliyi kısa sürede kaybetmedir. hem eşkiya hem kabadayı yaşlandıktan sonra sevgililerine kavuşmuş ama kavuşmaları ile kaybetmeleri bir olmuştur.
5. her iki filmde de ihanet üstelik en yakınlardan ihanet vardır. eşkiyada eşkiyanın can dostu güzel insan hem eüşkiyayı ihbar etmiş hem mal varlığına hemde sevgilisine el koymuşken kabadayıda delikanlılıkları ile nam salmış canından yakın arkadaşlarının ihanetine uğramıştır.
6. yine oğul teması ön plandadır her iki filmde. eşkiyadaki gerçek oğul olmasa da oğul yerine konmuş bir gençken kabadayıda gerçek bir oğul vardır ve her ikisinde de oğulla buluşma yaşlılık zamanında sonradan oluyor ve çabuk kaybediliyor. aynı sevgili temasında olduğu gibi.
7. hem eşkiya hem kabadayı hastadır birinin ciğerleri iflas etmişken diğerinin beyni silinmektedir.
8. kişisel özellikleri aynıdır baş kişilerin. yukarıda da söylediğimiz gibi iyiliksever, insan sever olan kahramanlar sapına kadar delikanlıdır, robin hood gibidir. vs vs
9. ve final her ikisinde romantik bir zorlama ile aynıdır: baş kişi ölür.
sanırım yeter bu kadar benzerlik aransa dahası da bulunur. her şeye rağmen özellikle oyunculuğundan dolayı güzel diyebileceğimiz filmi manha de carnival e ben ısmarladım. iyi seyirler meraklılarına.
genel olarak oldukça başarılı bir film.. oynayıpta hakkını vermeyen yok gibi... devran * rolü gerçekten başarılı bir şekilde canlarılmış ve filmin kötü ve psikopat karakteri olmasına rağmen neşe kaynağı.. birçok komedi filminde bile insanı bu kadar güldüren sahne yoktu doğruyu söylemek gerekirse... filmle ilgili aslıda tam bir spoiler olmasa bile filmde geçen diyaloglardan...
kabadayı büyük umutlarla gidilen fakat bekleneni vermeyen bir film. gerek cast'ı gerek yapımımın kuvvetine rağmen bekleneni vermiyor bu film. her şeyden önce ticari bir amaç olan sinemanın en büyük handikabı olan yafta ve imza kaygısına düşmüş sinema severlerin elini boş döndürüyor. yavuz turgul, şener şen, kenan imirzalıoğlu, ömer vargı gibi isimlerin bir araya gelipte kötü iş çıkarması mümkün değildir elbette. senarist belli, oyuncular zaten kitleleri peşinden sürüklüyor, yönetmen kendini kanıtlamış... onlarca sponsor, onlarca reklam, film yapılıyor, çok mu zor hayır çok mu kolay yine hayır. var olan bilgi içi boş eyleme dönüşünce kendi kendimizi kandırmaktan öteye gidemiyoruz. sanat nerde? estetik kaygı nerde? gişe var mı, var! reklam var mı? var...
şener şen'in her zamanki mükemmel performansı ve oyunculuğunu konuşturduğu, yanı sıra kenan imirzalioğlu, ismail hacıoğlu ve aslı tandoğan'ın da başrollerini paylaştığı ders veren ve ders alınabilecek başarılı bir film.
bazı filmleri "dvd'den izlerim, kalsın sinemaya gitmeye ne gerek var" gibi düşünürüz. lakin; şener şen'in yer aldığı bir film için bu kelimenin yersiz olduğunu düşünürüm. böyle olduğu için de dün görmeye karar verdim ve eşkıya'dan sonra yine gönlüme taht kurmayı başardı. "helal olsun ona! yine yapmış yapacağını ve mükemmel ötesi oyunculuğunu konuşturmayı başarmış" demekten kendimi geri alamadım.
tabii vizyona ilk girdiği andan itibaren yazılanları, çizilenleri araştırdım, okudum ve kenan imirzalioğlu'nun kendini aştığını okuyunca şaşırmıştım ki o da gerçekten rolünün hakkını vermiş bu filmde. gözü kara, dediği dedik ve psikopat rolünü gerçekten layığı ile yerine getirmiş. özellikle; ali osman'ın mekanına gitmesi, ali osman'ın sözleri ile onu boğması, "patronu kestim" dediği an, filmin final sahnesinde ettiği laflar bomba sahnelerdi benim gözümde.
ismail hacıoğlu annesi ve babasını saymak bile istemeyen ama çaresizliğinden babasını kabul etmek zorunda kalan asi bir genç olarak karşımıza çıkıyor ki zaten; mükemmel oyuncudur. saçlarında ki rasta da pek gerçekci olmuştu. aynı şekilde; aslı tandoğan da ismail hacıoğlu'nun sevgilisi rolünde ki performansı ile göz doldurdu.
unutmadan; rasim öztekin'in de hakkını yememek gerek. her sahnesinde "yazık" dedim. tiyatrocu ne de olsa süperdi rolü de, performansı da. ali osman'ı ele vermemiş olması ve gerçek arkadaşlarının bile ali osman'ı satmaları da kişiyi düşündürecek cinsten. bence; sözkonusu sahne ile ilgili olan replik filme damgasını vurmuştur: ali osman'ın "dördünüz bir sürmeli etmezsiniz" dediği andı ki; bu sözü ettiği vakit "vay anasını" dedim. “kelimelerin bittiği an” bu olmalı.
her zaman söylediğimi tekrar etmek de fayda var ki; şener şen’in varolduğu her film başlı başına bir yapıttır ve görülmelidir! bu açıdan görümeye değer bir film. sinema meraklılarına şiddetle tavsiye edilir.
son zamanlarda gördüğüm iyi türk filmlerinden biri.şener şen in eşkiyadan sonra neden bu kadar ara verdiği belli oluyor,kesinlikle kaçırılmaması gerekir.
filmin sonlarındaki dialoglar özellikle dikkat edilesi.
konusu itibariyle oyuncular, espriler, bazı yerlerde kullanılan vurgulu kelimeler bu kadar etkili ve iyi olmasa belki böyle güzel bi film ortaya çıkmayabilirdi. şu haliyle güzel ve ötesi diyebileceğim bi film.
filmi izledikten sonra beni en çok etkileyen ve düşündüren oyunculardır ki onlara değinmek isterim. şener şen ; her izlediğimde ayrı bi özelliğini yakaladığım, bu yaşına rağmen hiç bi zaman kendini tekrarlamayan, yaptığı her işte mükemmelliğe erişen yüce insandır. bu filmde de hakkı büyüktür, kocamandır. kenan imirzalıoğlu ; deli yürek vb. kategorilerde tam aranan isimdir. filmdeki rolü de böyle olduğu için tam rolüne oturmuş, sevenlerini yine hayran bırakmış, bu defa işin içine espritüel ruhunu da ekleyerek filme neşe saçmıştır. ismail hacıoğlu ; kuşkusuz yeni neslin en başarılı erkek oyuncularındandır ki, şu ana kadar bulunduğu her projeyi izlemiş biri olarak başaramadığı iş görmedim. bu filmde olağan dışı haliyle umut vaat eden oyuncu olduğunu ispatlamış, yapamicağım iş yok demiştir. aslı tandoğan ; kendisini daha önce hiç izlememiş biri olarak ilk görüşte anladım ki, bu filmden sonra güzelliğiyle oyunculuğunu birleştirip herkesin gönlünde taht kuracaktır. sinema filmlerinde sık sık görmek isteriz kendisini. zira dizi filmlerde çok fazla tanınma şansı olmuyor. rasim öztekin ; kendisini tiyatroda izleme şansına erişememiş biri olarak tiyatronun yanı sıra çok iyi bir sinema oyuncusudur da diyebilirim. benim için özellikle bu filmde ayrı bi önem kazanmıştır ki, filmden çıkarılacak güzel sonuçlarda kendisinin payı büyüktür.
başroldeki beş oyuncu ve diğer tüm oyuncuların, yayında ve yapımda emeği geçen herkesin yüreğine sağlık.