böylesine sevimsiz bir görüntüyü insanların önünde hayasızca koymaya çekinmeyen ve doğu-batı sentezinin güney kısmına yakın durmakla beraber fazlasıyla içten pazarlıklı izlemi uyandıran kişilik. bu nasıl bir görgüsüzlüktür be! araplar gibi utanmasan elle yiyeceksin lan pilavı. bu toprakların çocuğuna yakışır mı bu şekilcilik? iletişim konusunda az çok birikimi olan herkesin bilmediği ama kapalı kapılar ardında dillendirilen şöyle bir slogan vardı yakın tarihimizde: "pilav çatalla yenir." reklamlara konu olması direkten dönmüştü bir dönem. bunu çok az kişi bilir. halkı edep ve haya anlamında bilinçlendirme adına yapılacaktı.
gelelim gastronomi boyutuna... hipotetik gastrologlar şöyle der:" beyaz ya da şehriyeli fark etmez, ikisinin de çatalla yenmesi ağızdaki tat keyfini üst düzeye çıkarır. kekremsiliği, dil mayışmasını ve kızana gelmeyi önler. kaşığın baş tarafı ovalimsi ve çukurumtraktır, suyu taşıyacak, onun için hazırlanmış bir biçimde. çorba ya da hoşaf değildir ki bu, kaşıkla yenilerek nimete saygısızlık yapılsın. çünkü sulu yemeklerde içteki malzemenin ayrımı yapılamaz. hepsi birbirine karışmıştır. oysa pilav bildiğimiz gibi katı yemek statüsündedir ve tüm katı yemekler gibi özenle yenmeli, hakkı verilmeli, prinçlere su gibi gelişigüzel bir muamele yapılmamalıdır. bezelyeyi mi ki bu kaşıkla yensin? onu bile çatalla yiyip suyuna ekmek banabilirsiniz."
ayrıca "pilavdan dönenin kaşığı kırılsın" sözüne dikkat edildiğinde hiç bir anlam çıkmadığı ve derinlerinde çatala gönderme yapıldığı görülür. ne demek yahu "pilavdan dönenin kaşığı kırılsın." hiç bir manası yok.
çatalla o taneli yemekle uğraşmak istemeyen insandır. kolaycıdır, acelesi vardır, öyle yemekten zevk alıyordur. şahsım olarak sürekli içinde bulunurum bu tipin. köftemi de kaşık vasıtasıyla parçalara ayırır, aynı kaşık vasıtasıyla ikisini de mideye yollarım. çok da keyif alırım bundan. amıma koyiim lan ne pis adammışım!
ek: zamanında bilmiyoruz tabii bazılarının huylarını. sinirle yazmışız bir şeyler. nazar boncuğu olsun burada.
aynı dünya'yı paylaşmaktan utanç duyduğum, insan sıfatını onunla birlikte taşımaktan tiksindiğim, rezil rüsva adam. bu ülkeyi de sizin gibiler batıracak. yazıklar olsun. namus denen şeyden yoksun insanlar. puu size, puu sizin gibilere. oğlum başlık neydi lan bu arada?
öğrenci evinde tuhaf diye bir şey yoktur. çatallar kirliyse, pilav kaşıkla da yenir, bıçakla da. tabakla su içen, kolayla bardak çalkalayan insanlar(!) tanıyorum.
yanlış bir benzetmedir
kanımca asıl pilavı kaşıkla yemeyen insan tuhaftır. bilindiği gibi pilav pirinç tanelerinden yapılmıştır ve her pişmiş pirinç tanesi ülkemizde kullanıma sunulan çatalların dişlerinin arasındaki boşluktan daha küçüktür. işte bu boşluk ve dahi yerçekimi marifetiyle pişmiş pirinç tanelerinin çatal ile yenmesi esnasında yere veya üste başa dökülmesi yahut dökülme ihtimalinin bulunması pilav yiyen insanı huzursuz eder. işte bundan dolayı pilav tereyağlı olmalıdır ve üzerinde kuru ile kaşıkla yenmelidir gerçek tad budur. allahın gastronomu ne anlar pilav kaşıkla yenir hoşaf tasıyla içilir
ayriyeten
tavuk balık kelle
bunlar yenir elle
"sana ne?" diyecek insandır.insanlar çatalla, kaşıkla ve bıçakla yemeklerini yerler.bu onların bileceği ve seçeceği durumdur.herkes kendi önündekiyle ilgilenmelidir, rahatsızlık verecek veya abartılacak bir durum yoktur.ayrı tabakta yeme kültürünün mantığı da budur.
pilavda kaşığa laf eden, çorbada ona sarılacaktır...
- abi napıyorsun?
+ ya sözlüğe birşey yazmak istiyorum da aklıma gelmiyor
- neyse ya ben pilav yiyeceğim.
+ *kaşıkla mı?
- evet??
+ tamam baba... ka-şık-la pi-lav yi-yen tu-haf in-san.
- ana hakkaten de lan...
+ ya ya
benim de kaşıkla pilav yediğim acı bir gerçektir. bu durumda ya ben evrimimi tamamlayamadım,o yüzden çatalla yemiyorum ya da bazı arkadaşlar evrimlerini tamamlayamadı.
sistemli bir savaş ve kenetlenmiş bir orduyla yok edilmesi gereken insanlardır. hepimize çok iş düşmektedir bu savaşta. artık birileri elini taşın altına sokmalıdır. bu hareket bu toplumun altını gizli gizli oyan, çok daha büyük bir hareketin sadece suyun üzerinde görünen kısmıdır. çok büyük bir düşmanlık yatmakta ve amaca günden güne, hatta her dakika biraz daha yaklaşılmaktadır. artık toprağa gömdüğümüz kafamızı çıkarma vakti gelip geçmektedir. yarın çok geç olmadan harekete geçilmelidir. yaşasın pilavını çatalla yiyen halkların kardeşliği.
bu tuhaf insanın pilav yediği yer uzak doğuysa hep tuhaf insan olarak kalabilir.* fakat pilav yenen yer türkiye ise çok da tuhaf bir insan olmaz; pek sallanmayan bir görgü kuralını ihlâl etmiştir, o kadar.
kurufasülyeyle daha güzel olan pilavın, kaşık gibi sert bir cisimle yenmesinin dişlere zarar vereceğini bilmeyen insandır. hayır normalde kaşık zaten yenmezken kaşığı pilava çeşni yapmak niye? nohutu anlarım, bezelyeyi anlarım, kuşüzümü, fıstık tamam ama kaşık yinmez.
annesinin nefis pilav yaptığı insandır kendisi. çünkü pilav dediğin tane tane olur ve de o küçük tanelerin çatalda durması da zordur ve tabi ki kaşıkla yenir tıpkı kuskus gibi.
ancak pilav, kötü yapılmış bir pilavsa; tane tane olmaz ve böyle topak topak olur, dağılmaz; o zaman o pilavı ister çatalla ye ister çomakla ye.
bu insan sanırım anadoluda yaşamayan bir türdür. zira bu topraklarda çatalla pilav yiyen kaşıkla yiyenlere göre daha azdır. belkide şöyle olmustur: hep kaşıkla pilav yiyen kobayımıza pilav yemesi için çatal verilir . bunun üzerine kobayımız tuhaflaşır. alın size deneyini de yaptım.